Benim yolumsa sana doğru
Dolandı durdu
Çıkmaz bir sokakmış meğer
Dönülmez oldu
Dik yokuşlar, uçurumlar
Anlaşmazlıklar pusu kurmuş önümde
"Kurtar" desem de, sen vazgeçsen de
Dönüp gitsem de sevgi mahkûm elinde
Sahadan bildiriyorum; Avrupa'yı da çok iyi biliyorum, Türkiye'yi de. Avrupa insanının büyük bir kısmı dümdüz mal; ne insani ilişkilerden anlıyorlar ne de içlerinde gerçek bir nezaket ya da fedakarlık var. Bu yüzden o toz pembe görüntünün altında aslında ruhsuz, katı, sıkıcı ve çekilemez bir hayat yatıyor.
Bazılarında sürekli Avrupa'yı övme, göklere çıkarma alışkanlığı oluşmuş. Sanki oradaki herkes medeni, sofistike, kültürlü ve nazikmiş gibi bir rüya, bir hayal satıp duruyorlar. Bunun aksine, Türkiye'yi her yönüyle berbat, her Türk insanını dünyanın en cahiliymiş gibi gösteren ciddi bir algı manipülasyonu yürütülüyor. Oysa Avrupa ve Amerika gibi gelişmiş görünen ülkelerin kendi insanı asıl ciddi bir mallığa batmış durumda.
Avrupalılar kendi kendine takılan, moronlaşmış, başka insanlar umurunda olmayan ve eğlenmeyi bilmeyen mekanik varlıklara dönüşmüşler. Çünkü orası insanları işten eve giden, ortak standartlarda ve temel standartlarda yaşayan canlılar olarak yetiştiren bir sanayi bölgesi gibi. Düzenin mantığı gereği, hiçbiri zengin olmadıkları ve olamayacakları için kuruşun hesabını yapıyorlar; bir kuruş ucuz diye market market gezen, parasının bir kuruş üstünü alamadı diye olay çıkaran insanlarla dolu orası. Bu insanların kimseyle gerçek bir bağ kurması, paylaşım yapması, ikram etmesi, cömertlik yapması mümkün değil.
Ortak bir standart garanti görüldüğü için hedefleri, amaçları ve gayeleri tükenmiş, çaba gösterip ilerleme motivasyonu kimsede kalmamış. Eğer bizim gibi heves sahibi ülkelerden beyin göçü ve iş gücü transfer etmeseler, kendi pisliklerinde boğulacaklar. Bugün yetişmiş doktorlarımızı biz gönderiyoruz; bizim gibi ülkelerden giden başarılı beyinler sayesinde medeniyetlerini devam ettiriyorlar. NASA'da çalışanların kaçı Amerikalı? Avrupa'da bilimle uğraşan ve nitelikli sahalarda çalışanların ne kadarı gerçekten tamamen oralı?
Gelelim ülkemize... Evet, bariz ve ciddi sorunlarımız var, ekonomik ve sosyal krizlerle boğuşuyoruz. Ama bu ülkede yaşamak gerçekten keyifli. Çünkü burada kötülerin yanında gerçek manada fedakar, paylaşımcı ve elinden geldiğince samimi bağlar kuran insanlar var. Bizde hayat doğal akıyor; aileler, dostlar, iş arkadaşları birbirini gerçekten benimsiyor ve sahipleniyor. Türk insanını ikram etmek, cömertlik yapmak ve paylaşmak mutlu ediyor. Emin olun, Türkiye'deki cahil oranı ne Avrupa'dan ne de Amerika'dan daha fazla.
Güvenlik meselesine gelirsek; Türkiye'nin büyük şehirleri Avrupa'nın büyük şehirlerinden daha güvenli ve sağlıklı. Avrupa'nın küçük şehirleri güvenli, sakin ve huzurlu olabilir ama köyde yaşamak istemiyorsanız gayet sıkıcı ve zevksiz; dışarıda ne bir insan görebilirsiniz ne de sosyalleşebilirsiniz. Büyük şehirleri ise tam bir kaos ve pislik içinde. Gasp, hırsızlık, taciz gibi adi suçlar emin olun bizim ülkemizden çok daha fazla.
Dünya son 20-30 yılda çok değişti ve eski kıyaslamalar artık geçerli değil. Onlar 80'lerdeki, 90'lardaki seviyelerinin üzerine pek bir şey koyamadılar. Bizim ülkemiz ise her türlü sıkıntıya rağmen çok hızlı ilerleyen, değişen ve dinamik bir ülke. Ülkemizi ve değerlerimizi siyasi ayrışmalarla ve algı manipülasyonlarıyla yerin dibine batırmak hiç adil değil.
Bu ülkenin dinamizmi, coşkusu, insanının dostluğu ve desteği Avrupa ile kıyaslanamaz. Yapmamız gereken, kötülemek yerine el birliğiyle ülkemizi daha iyiye götürmek için gayret etmektir...
İrlanda’da 33 yaşındaki bir adam, bel ağrısını geçirmek için 18 ay boyunca kendi spermini koluna enjekte etti.
Hastaneye şiddetli bel ağrısıyla başvuran adamın kolundaki şişlik dikkat çekti.
Yapılan incelemede, son dönemde defalarca sperm enjekte ettiği ve kolunda ciddi enfeksiyon geliştiği ortaya çıktı.
Olayın ardından hastaneye kaldırılan adam tedavi altına alındı.
Doktorlar ise bu yöntemin hiçbir tıbbi faydası olmadığını açıkladı.
hic aramıyorken bile karşıma guzel seyler çıksın istiyorum hatta o kadar guzel seyler çıksın ki tek kaygım ya yeteri kadar sukretmiyorsam olsun, merhaba haziran.