Bin yıllık harddiskimi ve fotoğraf arşivimi buldum. 18-20’ler, koşulların arkadaşlıkları beslediği, golden retriever bir ergenlik ve gençlik. Çok kalabalık, çok insan, çok bağ ya da adı her ne ise. Harika ve iyi ki ya da sen ne alakaydın ve bok gibi arkadaşlıklar. Memnunum.
Ya tacizin ne demek olduğunu kesinlikle bilmiyorlar ya da bildiklerine uyan bir versiyonda ise, tüm sektörlerde tüm tacizciler işlerine devam ediyor zaten. “Şimdi ne oldu da bu adam işinden oldu.” “bu olanlar hayatı kaydırabilecek şeyler miydi ki??” şaşkınlığı.
Hayatına değmiş olduğu herkes, “abisi” olduğunu hissettiği bir hikaye anlatıyor ardından. Okudukça yalnızca bir insana temas ediyorsun, ünvanlarından bağımsız. İnsan hikaye anlatan bir hayvandır. Seni, yalnız kaldıklarında hatırladıkları o güvenli ses olarak anlatacaklar.
odtü lgbti dayanışma bu stickerı yaptığında sırrı abi'ye de bir tane götürmüştüm, çok mutlu olup gömleğinin cebine koymuştu. meclis lokantasında insanlara 'bak odtülüler ne yapmış' diye göstermişti. herkesin abisi olmak zor, iyi ki böyle bir zamanda sana denk geldik sırrı abi.
O abiler ablalar memur oldu, kurumsalda kayboldu. Hepsinin borcu taksidi var, kiminin denetimli serbestliği var geziden. O abiler ablalar yalnızca şirketlerinin özel gün önemli durum paylaşımlarını repost edebiliyor. Ya da tuttuğu takımın. Sesi yok o abiler ablaların
Korkularımızı da yadsımayalım. Ali İsmail öldürüldüğünde aynı yaştaydık. Bugün ne kadar küçük oluşunu aklım almıyor.
"bir kişi daha eksilmenin korkusuyla, ama buna yaşam diyebilmek için ya hep beraber ya hiçbirimiz.”