Annem’e;
Türkçemizdeki en güzel sözcüğü sorsalar, hiç düşünmem “Gönül” derim. Gönül…
“Gönül” akıldan öte bir zihin durumudur, sözden de derindedir. Söz biter, akıl tükenir, yok oluş bile erir; “Gönül” kalır.
“Gönül”, Anadolu coğrafyasına aittir. Daha batıdaki dillerde tam karşılığı yoktur. “Us”u ilmek ilmek işleyen Avrupa aydınlanması; “Gönül derinliğinde” sıklıkla vurgun yemiştir.
“Gönül”, zihnin yaşamla hemhal olduğu yerdedir. Geniş zihinler, yaşamı “Gönül” ile yoğurur; biçimler, biçimlenir; anlamlar, anlamlanır.
Dedim ya; “Gönül” sözden öte, akıldan derinde, duygulardan da aşkın bir zihin durumudur.
Yaşamın anlamıyla ilgilidir!
Benim için hele, bundan da aşkındır “Gönül”.
Yaşamın taptaze sevinçli anlamını, hep baharda leylak kokusunu ilk kez depderin bir nefesle göğsüme doldurmak gibidir “Gönül”.
Gönül, annemin adıdır. “Gönül” sözü en çok anneme yakışır.
Annem, sadece “beni” değil, “gönlümü” de var edensin.
Nefessin, sevinçsin, anlamsın…
G-Ö-N-Ü-L-S-Ü-N.
Annemsin …
Her günün kutlu olsun!
“HAYATTA OLMAK” BAŞKA; “YAŞAMAK” DAHA BAŞKA ŞEYLERDİR
Duyu organlarımız, görür işitir..
Beyin öğrenir
Zihin anlar
Bilinç anlamlandırır
Bilinç; zihnin, yaşamı anlamlandırma ve yaşam tarafından anlamlandırılma sürecidir
Bilinci oluşturan, zihin ve yaşam etkileşimi, ‘yaşantılar’ üzerinden akar
Yaşantılar, yaşamın zihinler ile “anlaşma” dilidir
Bakanların bir kısmı görür
Görenlerin bir kısmı öğrenir
Öğrenenlerin bir kısmı anlar
Anlayanların bir kısmı anlamlandırır
“Yaşayanlar” bu anlamlandıranlar arasından çıkar
Hayatta olmak, ömür sürmek başka şey, “yaşamak” başka şeydir
"Her şey içinde bulunduğu ağ ile vardır ve onunla oluşur (anlamlanır) ve onu oluşturur (anlamlandırır)"
#Penceremdenİstanbul
Spinoza’mız bu bahara da erdi…
@IBBcozummerkezi Otizmli çocuklar ve aileleri için birşeyler yapmak gerekiyor. Aileler çok zor durumda. Bu yükğmailwlerin sırtında almak şart. Lütfen gündeminize alın.
6 yıl önce bugün, ağır yaralıyken evinin önüne bırak��ldı. Konuşamıyordu. Ona ne olduğunu anlatamadı. Son kez babasının elini sıktı ve 11 yaşında hayata veda etti.
Sizden ricam, bugün, bir kez daha #RabiaNazaNeOldu diye soralım.
Çünkü Rabia Naz'a ne olduğunu hâlâ bilmiyoruz.
Onu unutmadığımızı ve bu ölümün aydınlatılmasını istemekten vazgeçmeyeceğimizi gösterelim.
Polis ve savcı işini yapmadı. Önce intihar süsü verildi, sonra soruşturma dosyası kapatıldı. Kimse yargılanmadı.
Babası bir dedektif gibi çalışarak intihar olmadığını kanıtladı ama failleri araştırmak yerine düzmece bir belgeyle ve alelacele bir mahkemeyle babasını akıl hastanesine yatırmaya çalıştılar.
Dosyayı örtbas eden güç her aşamada tüm aydınlatma çabalarını bastırmayı başardı.
Bugün 6 yıl oldu. Rabia Naz hâlâ adalet arıyor.
🔴 Değerli arkadaşlarım,
Sesimi duyurmama yardım edin bende Ulusal Konut Projesini hepimiz için hayata geçireyim.
Ulusal Konut Projesi için bir umut doğdu.
Haydi şimdi tam zamanı.
Demir tabı da dövülür.
Türkiye tamamen alternatif gerçekliğin yaşandığı paralel bir evren artık... Bu şartlar altında şu ortamda hala ekonomi, siyaset, eğitim vb. konularda analiz yapanın rasyonel tek nedeni olamaz. Yapan, alışkanlığını bırakamadığı veya çaresizliğinden deşarj olmak için yapıyordur...
Hasta muayene, tanı ve tedavisi bir bütündür.
Bu işlemleri T.C. Yasalarına göre:
Hekimler yapar (1219/1)
Anayasa 17/2’ye göre kişinin rızası gerekir.
Endikasyon şarttır.
Güncel Tıbbi Standartlar kaçınılmazdır.
Eğer bunlardan birisi eksikse yaptığınız iş hukuka uygun değildir . Güncel standartlara uymuyorsanız sebebini yine bilimsel kurallar içinde anlatırsınız. Ben güncel tıbbı beğenmiyorum, kafama göre iş yaparım diyemezsiniz.
Hekimlik bazılarının düşündüğünden çok daha ciddi bir iştir. Ben tüm tıp otoritelerine karşıyım, ben otoriteyim diyemezsiniz. Buluş yaptı iseniz kanıtınızı getirin, o da bilimsel olmak zorundadır.
Açıklama bekleyenlere :)
Bahsedilen derginin yayınevi ile yapılmış bir şef editörlük sözleşmem yok. Bir önceki şef editörle yayınevi yollarını ayırdıktan sonra (sebebini tahmin edersiniz) teklif edildi. Ama sözleşmede uzlaşılamadı. Resmi olarak şef editör değilim.
Profilimde mail adresim var. Mail atsalardı da durumu öğrenirlerdi. Ama demek ki her bilim insanının yöntemi aynı olmuyor. Böyle durumlarda iletişim kuracağınız kişiye mail atar sorarsınız, fakat twitter üzerinden etiketlemeyi tercih edenler de var. Sanırım alışkanlık meselesi.
Gazze'de yaşayan film yapımcısı Bisan Owda;
"Daha önce Filistin'i ele geçirmişlerdi,şimdi de Gazze'yi ele geçirmek istiyorlar.Dünyaya İsrail'i anlatın!”
——
Maaş Zammı Melike Şahin #ElKassamTugayları Özgür Özel Türkiye'den İsrail Meteorolojik Uyarı
Eğitim sistemi, tüketen insandan üreten insana dönüşmezse gelecek gelemeyecek.
Git gide durum şu atasözünü hatırlatıyor bana “sen ağa ben ağa bu ineği kim sağa?”
Çağımızın vebası: Akran Zorbalığı!
Bu günün başlığını bir anne attı. Mesajı kısaydı:
"Artık bu mevzu okullarda eğitimin dahi önüne geçmiş durumda. İlk fiziksel durumları ile alay etme ve aşağılama olarak başlıyor. Peşinden dışlama, duygusal ve fiziksel şiddet geliyor. Çocuğunuzun sesi gürse şanslısınız. Bu çağın vebası da akran zorbalığı. Düzgün çocuk yetiştirirken yeni tanımıyla EZİK çocuk yetiştirmiş oluyorsunuz!"
Dün sizlerden başınızdan geçen zorbalık örneklerini istedim. İnanın binlerce yanıt geldi. Bunlardan yüzlercesini okudum, onlarca not aldım. Fiziksel özellikleri, konuşması, kıyafeti, yemeği, suluğu, saçı, notları, kiminle arkadaş olduğu, sosyal medyasının olup olmaması, oynadığı oyunlar, dinlediği müzikler, gittiği kurs, evinin muhiti bile zorbalık konusu...
Alay etme, dışlama, arkasından konuşma, geçerken laf atma, üstüne su dökme, suluğuna çok tehlikeli maddeler koyma, 3-5 kişiyle sıkıştırıp dövme, tuvalette fotoğrafını çekme, pantolonunu indirme, bıçaklama, boğazlama, palto taşıtma, ayakkabı bağlatma, harçlığını alma, çantasına eşya atıp hırsız gibi gösterme, korkutma, ölümle tehdit etme, yemeğine el koyma, kantine gönderip yemek aldırtma, babasının mesleğinden güç alarak tehdit etme, oyunlara dahil etmeme, öğretmene hakkında yalan suçlamalarda bulunma, yüksek not alanları tehdit ederek düşük not almaya zorlama, hediye vererek başkasına kötülük yapmasını isteme, zorla öpüşme, çantasına ölüm notları koyma...
Bu kadar yetti diyorsanız, bir de çocuğunuzun halini düşünün... Eğer saygılı, kurallara uymasını bilen, ekran ve içerik konusunda dikkatli, beslenmesine, giyimine özen gösterdiğiniz, notları iyi ve merhametli bir çocuk yetiştirdiyseniz yandınız!
Kendine sosyal bir çevre edinmesini, gülüp eğlenebileceği, birlikte oyunlar oynayabileceği, ders çalışıp, laflayabileceği arkadaşları olmasını unutun.. Eve sadece mutsuz geldiyse şanslısınız. Yok şiddet veya daha kötüsüne uğrarsa bir de derdinizi onun anne babasına, okula ve resmi mercilere anlatmak gibi imkansız bir görev bekler sizi.
En anlayışlısı bile çocuğunun sizin çocuğunuza yaptıkları için içten içe hoşlanır, gizli bir küçümseme ifadesiyle, yüzünüze "konuşacağım, bir daha olmaz" der. Böyle olursa ne mutlu, bir de çemkirenler var. (Çocuğundan anlaşılacağı üzere) sizin de zorbalık görmeniz, sinirlerinizin ayağa kalkması ve çaresizlik içinde kalmanız daha olası...
Sonuçta yediği yemek, giydiği ayakkabı, kullandığı telefon, aldığı notlar ve teşekkür etmesiyle bile dalga geçilen, dışlanan mutsuz çocuğunuz ve onun için tasalanan sizden başka kimse olmadığı gerçeğiyle yüz yüze kalıverirsiniz. Dünyanın hassas kalpler için bir cehennem olduğu gerçeğiyle...
Ne olur yılmayın! Çocuğunuzun öbür tarafa geçerse daha mutlu olacağı yanılgısına kapılmayın. Asıl mutsuz olan çocuklar onlar.. Çocuklarımız için güzel bir dünya bırakacağız ya, işte o dünya merhametli yetişmiş ��ocukların elleriyle kurulacak.
Artan akran zorbalığının sebebini uzmanlar daha iyi bilir desek de çorbada bir tuzum olsun, belki bir farkındalık yaratırım diye yazmak istedim.
Çocukların yaşlarına uygun olmayan zorbalık dolu diziler izlemesi, oynadıkları oyunlarda, izledikleri videolarda zorbalığın binbir çeşidini görüyor olmaları, anne babanın mutsuzluğu, aile içi şiddet, anne veya babanın iş yaşamlarında gördüğü zorbalıklar, çevre etkileri, adaletsizlik, eşitsizlik... Bir sürü etken var!
Şu bir gerçek, çocuklarımız öfke dolu. Daha önce Dr. Gabor Maté'den alıntı yaptığım, "hayal kırıklığı öfkenin yakıtıdır" sözünü hatırlayalım. Çocuklarımızı hayal kırıklığına uğratan şey bizlerle bağ kurma çabalarına karşılık vermiyor/veremiyor oluşumuz.
Onlarla güçlü bağlar kurma becerilerimiz hala var olsa da zaman ayırma becerimiz buharlaşıp gidiyor...
Zamanımızı neyin çaldığını iyi analiz edelim ve en değerlilerimizi bizden almasına izin vermeyelim. 👨👩👦
-Eksi netle üniversiteye giren öğrenciler konusunda ne düşünüyorsunuz?
Bu sorulara artık bir eğitimci olarak yanıt vermiyorum. Çünkü bu sorunun yanıtı bir güzellik salonu sahibinin bir sanayiciden daha çok para kazanıyor olmasında saklı.
#YaAdaletYaSefalet
ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN!
En etkileri kalıcı “ameliyatları” yapan beyin cerrahları öğretmenlerdir.
Beyin ameliyatı sadece neşterle yapılmaz; esas, “eğitim” denen iki tarafı keskin zihin neşteriyle yapılır.
Tüm iyi öğretmenlerimizin günü kutlu olsun!
Adana’ya döndüm. Eşim sağ olsun hep olduğu gibi beni karşıladı. Mutlu bir kongre geçirdim. Yolculuk güzeldi, eski dostlarımı gördüm, yeni insanlarla tanıştım. Keyfim çok yerindeydi.
Eşim markete uğrayayım, ekmek de alır gelirim dedi.Ekmeği ben alayım dedim.Adamın biri dışardaki
bütün ekmekleri mıncıklıyordu, sakin ol dedim kendime. Sıra var fırında. Baktım fırıncı ekmeği elliyor, burnunu elliyor, parayı elliyor. Beyefendi para elleyip ekmek ellememelisiniz dedim. Çok kalabalık ne yapalım dedi. Demek herkes razı dedim. Adamın biri sosyal mesaj verme