Gürsel Bey, size net bir teklifte bulunacağım. Korumalarınız olmadan, Pazartesi günü ya da istediğiniz bir gün Ankara'da Güvenpark'ta ya da Tunalı'da birlikte yürüyelim mi? Bakalım halk ne diyecek? Halka soralım, ona göre karar verelim. Ne dersiniz?
Kılıçdar’a en iyi zamanında, pragmatist kaygılarla memleketin yarısı olarak arkasında hizalandığımız günlerde de kimse bayılmazdı, kafası pek basmayan, basiretsiz biriydi hep ama genelde bir siyasetçiye göre “iyi adam” da sayılırdı. En tiksinen insan bile gezegen tarihinin en büyük çiyanı, iblisi çıkacağını tahmin edemezdi sanırım. Boktan biri olmakla şu an bu adam olmak arasında dağlar denizler kadar fark var çünkü. Yani benim kafada böyle bir şey olsa da 1 yıl içinde olmazdı. Internet ile birlikte zamanın hızlanması ve iktidar araçlarının bu hızı nasıl eğip bükebildiginin en keskin pratiği bu oldu. İhanet, ajanlık, ihtiras artık her ne sikimse bunun saiki, ben kendi hafızamda buna denk bir aşağılıklaşma bulamıyorum.
Bu bir “educated guess” (bilinçli, eğitimli bir tahmin) ama yine de söylenmesi gerekiyor.
Söylemleri belli ki AKP ile hizalanmış, adeta dikte ediliyor, hepimiz farkındayız, ama Kılıçdaroğlu bunları kendisi de yürekten benimsemiş, vicdanı ve zihni son derece rahat, mutlu bence.
Dolayısıyla bizim söylediklerimizden etkilenmez, hain, butlan vs. dendiğinde de anlamaz, kendi doğruluğuna o kadar gömülmüş ki dışarıdan gelen hiçbir eleştiriyi de göremez. Gerçekten haklı olduğuna da, tarihi bir misyona hizmet ettiğine de inanıyor. Çıkar rasyoneldir, pazarlığa açıktır. İnanç ise her şeyi daha katı ve iki uçlu okur, durdurulması çok daha zordur. Sorgusuz, dogmatik, kendinden emin bir zihin ve tutum. Onu tehlikeli yapan da bu.
Bu yüzden Kılıçdaroğlu’na dair daha fazla “neden, niçin” sorup durmamak, anlamaya çalışmayı bırakıp ilerlemek lazım. Tepkimizi gösterip ona geçit vermemek ama neden sorusunu da bırakmak lazım.
Özetle neden böyle davranıyor, çünkü o Kemal Kılıçdaroğlu. Değişmez.
Bizi partiden atacaklarmış.
Ah, ahhh…
Ne cehalet yahu.
Biz TBMM üyesiyiz.
Milletvekillerini MYK kararı ile disipline veremezsiniz.
Parti Meclisi kararı gerekir.
İtirafçı olup "Pavyonda para dağıttım" diyen Veysi Uyanık'ın oğlunu Genel Başkan Yardımcısı olarak atayan Kılıçdaroğlu:
"Kim pavyon köşelerinde para aldıysa onlara güle güle diyeceğiz."
Bu sözlerin benzerini ABD Büyükelçisi Barrack da söylemişti. Barrack “Türkiye için en iyi sistem Osmanlı millet sistemidir” demişti.
Bir başka açıklamasında da demokrasinin işe yaramadığını söylemişti.
İşte bütün motivasyonları bu!
En büyük korkuları bu: “topyekun halk ayaklanması”
Aman müesses nizam zarar görmesin!
Aman bu baskı, sömürü, yağma, zulüm, savaş ve kayyum düzenine zeval gelmesin!
Halk ayaklanır, bu saray ve tek adam diktatörlüğü yıkılır diye ödleri kopuyor.
Korkusu sarayla aynı!
Dili sarayla aynı!
45 gün içinde olağanüstü kurultaya gitme kararı almayanın tek hedefi toplumsal tepkiyi dindirmek ve CHP’yi birinci parti yapan ekibi tasfiye etmek, çöken İBB davası üzerinden İmamoğlu’nu betona gömmektir.
Olağan kurultay niyetinin amacı yazıda.
https://t.co/u4k6BNkdnd