Ben artık bilerek sessiz ve kayıtsız kalındığını, yatırımcının sinir uçlarıyla kasten oynandığını düşünüyorum. Bir insan bu kadar tepkisiz kalamaz. Bence sosyal medyada kendisine yöneltilen tepkilere karşı olarak yatırımcıyı cezalandırıyor ve kasıtlı yapıyorlar #sasa
#SASA 2026/06
Zarar yanıltmasın. 1,36 mlr TL net zararın kaynağı 7,1 mlr TL'lik ertelenmiş vergi gideri. Bu etki hariç 5,8 mlr TL net kar.
Hasılat 21,5 mlr TL (+%27,3)
FAVÖK 5,63 mlr TL, beklenti 3,77 mlr
FAVÖK marjı %26,2
PD/DD 0,70
Pusula Yatırım: Olumlu
#sasa 2026’nın ilk 7 ayında satış tarafında oldukça güçlü bir tablo var. Şirket 1Ç26’da 358 milyon $, 2Ç26’da 515,7 milyon $ satış geliri elde ederken Temmuz ayında da 178 milyon $ ciro açıkladı. Böylece Ocak–Temmuz dönemindeki toplam satış geliri 1,05 milyar $’ı aştı. Temmuz cirosunun geçen yılın aynı ayındaki 111 milyon $ seviyesine göre %60 artması özellikle dikkat çekici; yani büyüme yalnızca çeyreklik bazda değil, yıllık karşılaştırmada da devam ediyor. Temmuz satışlarının 49,5 milyon $’ı ihracattan gelirken yaklaşık 128,5 milyon $’lık kısmı iç pazardan oluşmuş. Haziran’daki 200 milyon $ seviyesine göre Temmuz’da aylık bazda bir miktar geri çekilme var ancak geçen yıla göre %60 büyüme, 3. çeyreğe oldukça güçlü bir başlangıç yapıldığını gösteriyor. Temmuz ayına ilişkin satış miktarı ve birim fiyat verileri de açıklandığında büyümenin hacimden mı yoksa fiyat artışından mı geldiğini çok daha net okuyabiliriz. Şimdilik satış tarafındaki momentumun korunduğunu ve ilk 7 aylık performansın güçlü seyrettiğini söylemek mümkün.
Ey Türk turizmcisi, bir konuşalım mı?
Yıllarca Türk misafirine şöyle baktın:
“Ne uğraşacağım bunlarla? Bodrum zaten dolu, Marmaris taşıyor, Datça desen efsane… Yabancı turist gelsin, biz avroyu alalım!”
Sonra ne oldu?
Bir Türk ailesi beş günlük tatil yapmak istediğinde önüne 250 bin liralık hesap koydun. Bir ailenin bütün yıl kurduğu tatil hayalini:
“Otelde yer kalmadı ama beş kişi için üç gece 180 bin liraya yardımcı olabiliriz.”
diyerek yıktın.
Derken Türk turist uyandı.
Yunan adalarına geçti.
Balkanları gezmeye başladı.
Mısır’da 70 bin liraya uçak, otel ve her şey dâhil tatil yaptı.
Güzelce yedi, içti, denize girdi; üzerine bir de “Yavaş yavaş, Hasan Şaş!” diye neşeyle karşılandı.
Sen ne yaptın?
Burada bir tabak kalamara 50 avro isterken, Türk turistin Halkidiki’de aynı kalamarı 10 avroya yediğini görünce suratın düştü.
Balkanlarda 50 bin liraya hem gezip hem de krallar gibi ağırlandığını görünce içinden:
“Bu Türkler de çok nankör!”
dedin.
Ama dur ve biraz düşün…
Yıllarca Türk turiste:
“Halk plajı şurada. Su 30 lira ama dışarıdan içecek getiremezsiniz.”
diyen sen değil miydin?
“Yabancı turist başımızın tacı, Türkler zaten mecburen geliyor.”
diye diye kendi insanını küstürmedin mi?
Şimdi neden Rus turist gelmiyor, Alman turist başka ülkelere gidiyor, Hollandalı rotasını değiştiriyor diye düşünüyorsun.
Çünkü turizm yalnızca oda satmak değildir.
Turizm; biraz vicdan, biraz kaliteli hizmet, biraz makul fiyat ve her şeyden önce insanlık meselesidir.
Türk turistin kıymetini şimdi mi anladın?
Biraz geç kaldın be turizmci…
Ama olsun.
Şezlonglar boş, sinekler çok, düşünmek için vaktin bol.
İyi sezonlar!
Dr. Erkan Uzunoğlu
Siz bu görüşlere katılıyor musunuz?
Bir trader olarak Borsa İstanbul’dan para kazanıyorum
Ama uzun vadeli yatırımcı için burası giderek daha zor bir piyasa hâline geliyor
Her gün “Acaba bugün param ne kadar eriyecek?” diye düşünerek yatırım yapılır mı?
Pandemi sonrası sermaye piyasamıza milyonlarca yeni yatırımcı geldi. Bu tarihi fırsatı maalesef doğru yönetemedik
Güven çok zor kazanılır, çok kolay kaybedilir. Ve ne yazık ki Borsa İstanbul her geçen gün biraz daha güven kaybediyor
BORSA İSTANBUL'UN AĞIR ABİSİ...
Şimdi size Türkiye’den çıkıp Avrupa’nın en büyük altyapı şirketlerinden biri haline gelen ve önünde yıllarca sürecek devasa bir iş potansiyeli bulunan şirketi anlatacağım.
Bazılarınız hakan sal artık bizi diyor ama okumak isteyenler devam etsin :)
Şirketin güncel piyasa değeri 53 milyar TL, net borcu ise yalnızca 2 milyar TL. Yani firma değeri yaklaşık 55 milyar TL.
Peki bu 55 milyar TL firma değerine karşılık şirketin elinde ne var?
Tam 251,5 milyar TL’lik bakiye sipariş, yani backlog bulunuyor.
Başka bir ifadeyle şirketin henüz hasılata dönüşmemiş imzalı işleri, güncel piyasa değerinin yaklaşık 4,7 katı büyüklüğünde.
Bu işlerin:
%69,7’si metro, hafif raylı sistem ve tramvay
%22,8’i demiryolu
%4,1’i otoyol
%3,4’ü diğer projelerden oluşuyor.
Yani backlog’un %92,5’i şirketin asıl uzmanlık alanı olan raylı sistem ve demiryolu projelerinden geliyor.
Burada şirketi sıradan bir taahhüt şirketinden ayırmamız gerekiyor.
Şirket ENR’nin 2025 listesine göre toplu ulaşım ve raylı sistemler alanında dünyada 9’uncu, Avrupa’da 5’inci, Türkiye’de ise 1’inci sırada.
Bugüne kadar 100’ün üzerinde proje tamamlamış ve 1.500 kilometreden fazla hat inşa etmiş durumda.
Türkiye’de metro yapan sıradan bir taahhüt şirketinden değil, Avrupa’nın en büyük ve en karmaşık altyapı ihalelerini kazanabilen global bir mühendislik şirketinden bahsediyoruz.
Coğrafi dağılım da bunu net şekilde gösteriyor.
2026 yılının ilk çeyreğinde şirket gelirlerinin:
%55,1’i Polonya’dan
%19,5’i Romanya, Hindistan, Filipinler ve Kuzey Makedonya gibi ülkelerden
%25,4’ü Türkiye’den geldi.
Toplam gelirlerin %74,6’sı yurt dışı operasyonlardan elde ediliyor.
Bu neden önemli?
Şirketin gelirlerinin büyük kısmı döviz bazlı, projelerin önemli bölümü ise AB fonları, EIB ve EBRD gibi uluslararası kuruluşlar tarafından finanse ediliyor.
Bu yapı hem tahsilat riskini azaltıyor hem de uzun vadeli gelir görünürlüğü sağlıyor.Adamlar sırtını devlete yaslamış yani memur gibi :)
251,5 milyar TL’lik backlog’un coğrafi dağılımına baktığımızda ise Romanya tek başına %42,3, Türkiye %33,9, Polonya %15,5 pay alıyor.
Özellikle Romanya’daki dev metro projeleri önümüzdeki dönemde cironun ana taşıyıcılarından biri olacak. Romanlar sayemizde metro ile tanışıyorlar :)
Avrupa tarafındaki asıl büyük hikâye ise önümüzdeki yıllarda başlayacak devasa demiryolu yatırım dalgası.
Avrupa Birliği’nde TEN-T koridorlarının modernizasyonu ve yeni demiryolu hatlarının inşası için 2040 yılına kadar yaklaşık 845 milyar EUR yatırım yapılması gerekiyor.
Bunun yanında Avrupa’daki karayolu tıkanıklığının ekonomiye yıllık maliyeti yaklaşık 230 milyar EUR seviyesinde.
Yani AB’nin ulaşım yükünü karayolundan demiryoluna kaydırması artık bir tercihten çok zorunluluk haline geliyor.
Demiryolu ve metro projelerine odaklanan, Avrupa’da güçlü referanslara sahip şirket için bu devasa yatırım dalgası uzun yıllar sürecek yeni iş fırsatları yaratabilir.
Adamlar çeşmenin başına oturmuş yani anlayacağınız.
Şirketin özellikle Polonya ve Romanya’da daha önce tamamladığı projeler ve devam eden işleri, açılacak yeni ihalelerde ciddi bir referans avantajı sağlıyor.
Buradaki hikaye yalnızca mevcut 251,5 milyar TL’lik backlog değil, Avrupa’nın önümüzdeki 15 yıl boyunca oluşturacağı yeni iş havuzundan şirketin ne kadar pay alacağı.
Finansallara geçelim:
Şirket 2026 yılının ilk çeyreğinde 9,66 milyar TL hasılat elde etti. Hasılat yıllık bazda %8 arttı.
FAVÖK 1,47 milyar TL, FAVÖK marjı ise %15,2 olarak gerçekleşti.
Esas faaliyet kazancı 637 milyon TL’den 1 milyar TL’ye çıkarak yaklaşık %58 büyüdü.
Net kar ise 1,51 milyar TL’den 610 milyon TL’ye geriledi.
İlk bakışta kötü görünen yer burası ancak operasyonel tarafta bozulma yok. Tam tersine esas faaliyet kazancı ciddi şekilde büyüyor. Net kardaki düşüşün önemli bölümü finansman, vergi ve parasal pozisyon kalemlerinden kaynaklanıyor.
Bizim için ana takip noktası şirketin backlog’u ne kadar hızlı hasılata çevirebildiği ve bunu hangi marjla yaptığı olacak.
İlk çeyrek FAVÖK’ünü basit şekilde yıllıklandırdığımızda yaklaşık 5,9 milyar TL’ye ulaşıyoruz. 55 milyar TL firma değeri üzerinden şirket yaklaşık 9,4 FD/FAVÖK ile fiyatlanıyor.
Ancak burada asıl hikâye yalnızca mevcut kâr değil, 251,5 milyar TL’lik imzalı işlerin önümüzdeki yıllarda peyderpey bilançoya girecek olması.
Üstelik yeni iş kazanımları devam ediyor.
Şirket Polonya’da demiryolu modernizasyon projeleri ve Varşova metro işleri, Romanya’da Cluj ve Bükreş metro projeleri, Sırbistan’da Belgrad-Niş demiryolu, Türkiye’de ise yeni metro ve demiryolu projeleriyle büyümeye devam ediyor.
Polonya ve Romanya’nın önümüzdeki yıllarda demiryolu ve raylı sistemlere ayıracağı devasa bütçeler düşünüldüğünde şirketin mevcut backlog’unu koruması, hatta daha da büyütmesi mümkün görünüyor.
Şirketin ikinci hikayesi ise enerji tarafı.
Şirket yalnızca taahhüt işiyle kalmak istemiyor, düzenli gelir üreten bir yenilenebilir enerji portföyü oluşturuyor.
Almanya’da yaklaşık 91 MW gücünde tarımsal güneş enerjisi projesi satın aldı. Bunun yanında İskoçya’da 49,9 MW kapasiteli enerji depolama yatırımı bulunuyor.
Şirketin uzun vadeli hedefi 300 MW kurulu güce ulaşmak.
Taahhüt tarafında kazanılan nakdin düzenli gelir üreten enerji yatırımlarına yönlendirilmesi, ilerleyen yıllarda şirketin değerleme şeklini tamamen değiştirebilir.
Bizim sanayici para kazanınca gider kiralık dükkan alır adamlar Avrupa'da yenilenebilir enerji santralleri kuruyorlar,vizyon işte :)
Bilanço tarafında şirketin net borcu yalnızca 2 milyar TL. 53 milyar TL piyasa değerine ve 251,5 milyar TL backlog’a sahip bir şirket için oldukça yönetilebilir bir seviye.
Özetle elimizde:
Dünya raylı sistem sektöründe ilk 10’da bulunan
Gelirlerinin yaklaşık %75’ini yurt dışından elde eden
251,5 milyar TL imzalı işe sahip olan
İlk çeyrekte 1,47 milyar TL FAVÖK üreten
Net borcu yalnızca 2 milyar TL olan
Avrupa’daki devasa altyapı yatırım dalgasından doğrudan faydalanabilecek
Bir yandan da yenilenebilir enerji portföyü kuran bir şirket var.
Risk tarafında ise proje gecikmeleri, maliyet artışları, yeni ihale kazanımlarının yavaşlaması, kamu yatırımlarındaki ertelemeler ve backlog’un beklenenden düşük marjlarla hasılata dönüşmesi takip edilmeli.
Benim burada en fazla dikkatimi çeken nokta şu:
53 milyar TL piyasa değerine karşılık şirketin elinde yaklaşık 252 milyar TL’lik imzalı iş bulunuyor.
Şirket bu işleri zamanında ve mevcut %14-15 FAVÖK marjını koruyarak hasılata çevirebilirse önümüzdeki birkaç yılın büyüme hikâyesi şimdiden büyük ölçüde hazır.
Üzerine Avrupa Birliği’nin 2040 yılına kadar gerçekleştirmesi gereken 845 milyar EUR’luk demiryolu yatırımı düşünüldüğünde, şirketin büyüme potansiyeli yalnızca mevcut backlog ile sınırlı değil.
Şirket artık yalnızca Türkiye’de proje yapan bir taahhüt şirketi değil, Avrupa’nın altyapı yatırımlarından pay alan global bir mühendislik şirketi.
Bundan sonrası mevcut backlog’un ne kadar hızlı ve ne kadar karlı şekilde bilançoya gireceğinde ve Avrupa’daki yeni iş havuzundan ne kadar pay alınacağında.
Takibe değer buluyorum.Ben size şirketi anlattım dilim döndüğünce,Mutlaka kendiniz gözden geçirip öyle değerlendirin.
Okuduğunuz için teşekkür ederim.
#GLRMK
Sasa da 2.60-2.70 üzerinde hem hacimli taramalara tekrar geliyor hem de pdt dönüşümünden paylar Hsbc üzerinden geri şirkete gelince dolaşım tekrar azaldı tekrar bir tip dönüşüm olmayacaksa 2.70 üzerinde geçen bilanço döneminde dönüş emareleri göstermişti. Yakın zamana kadar 80 civarından aksen taşıyordum burayla değiştirdim ama aksende biraz daha bekleyebilirmişim. (kendime öz eleştiri)
Nisan ayında 173 mio usd
Mayıs ayında 137 mio usd
Haziran ayında 200 mio usd
Toplam 510 mio usd satış yaklaşık 23.5 milyar tl ciro
Diğer şirketlerle birlikte 30 milyar desek
İlk çeyrek 16 milyar
Yani 2026/6 aylık 46 milyar tl 1 milyar dolar ciro diyelim
#sasa
#sasa
2025/6 aylım ciro 22 milyar / 2026/6 aylık ciro beklentisi 45-50 milyar arası
2025/6 aylık favök 2.6 milyar / 2026/6 aylık beklenti 7-8 milyar civarı
2025/6 net borc 117 milyar tl / 2026/6 aylık net borç 95-110 milyar arası gibi gelir mi bakacağız
🔴#sasa SASA Polyester’in başvurusu üzerine Ticaret Bakanlığı önemli bir karar aldı!
3907.61 GTİP kapsamındaki PET Resin ithalatına ton başına **120 USD** korunma önlemi getirildi.
19 Temmuz 2026’dan itibaren 3 yıl süreyle uygulanacak karar (120 → 115 → 110 USD), özellikle Çin kaynaklı düşük fiyatlı ithalata karşı yerli üretimi koruyacak.
SASA için büyük avantaj:
• İç pazarda rekabet gücü artıyor
• Fiyat baskısı azalıyor
• Dev yatırımlarına güçlü destek
Yerli üreticiden yana atılmış kritik bir adım. 🇹🇷
#sasa 'nın faaliyet gösterdiği ana ürün grubu doğrudan koruma altına alındı. Zaten 2025 sonunda başlayan geçici sürecin 3 yıl boyunca kalıcı hale getirilmesi, şirketin önünü görmesini sağlayacak ve orta vadeli bilançolarına pozitif yansıyacaktır diye düşünüyorum.
#MSCI raporunu okudum özetle şöyle demiş . Açığa satış neden yasak . Ülkeniz güvenli borsa yeri değil patronlar hisse üzerinde etkili . Şeffaflık uok . İnsiderr bilgi çok fazla . Küçük yatırımcı eşşek durumuna düşürülmüş ve para kazanılmaz bir sistem yapılmış . Bu yüzden yabancı para akışı yok demişler benim anlamama göre #bist #bist100