2014 yıllın’da Ak Parti, Kürt siyasi hareketine mensup tek bir Belediye Eşbaşkanı ve siyasetçiyi transfer edemedi. Kürt siyasetçiler suçsuz günahsız yıllardır hapis ve sürgünlerde. Kürt siyasi geleneğinden gelen siyasetçiler onurlarını ve davalarını özgürlüklerine tercih etmediler! Örnek sayın Bekir Kaya,Nazmi Gür ,Demirtaş ,Figen başkanlarımız ve hepimiz onurumuzla direndik Eş genel başkanlarımız hukuksuzca 10’ larca yıl ceza aldılar. bizleri güçlü kılan büyük değerlerimizdir.
Yaşar Kemal’in eserlerinin, kendi ana dili olan Kürtçede okurlarla buluşması kıymetli bir edebiyat hizmetidir.
“Ağrı Dağı Efsanesi”, “Yılanı Öldürseler” ve “Tek Kanatlı Bir Kuş” eserlerini Kürtçeye kazandıran yazar ve çevirmen Salih Kevirbirî’yi gönülden kutluyoruz.
Kürtçe Gönüllüleri Birliği olarak, dilimizin edebiyatını zenginleştiren her emeği değerli buluyoruz. Kürtçenin yaşaması; yazılması, çevrilmesi, okunması ve yeni nesillere aktarılmasıyla mümkündür.
Kaleminize, emeğinize sağlık!
Fevzi Bulgan
DILKURD Genel Koordinatörü
Başkan Barzani:
Biz kendimize sahip çıkmazsak Amerika, Avrupa veya dünyadaki hiçbir güç bizi korumaz.
Biz varız, Amerika ve Avrupa gelmeden önce de buradaydık.
İki yıl aradan sonra bugün yeniden Van’a geldim. Kime sorsam kiminle konuşsam aynı isim: Bekir Kaya.
Bir insan,aradan yıllar geçmesine rağmen halkın gönlünde bu kadar mı yaşar?
Demek ki bazı insanlar makamlarıyla değil, insanların yüreğinde bıraktıkları izlerle hatırlanıyor.
Vartinis Katliamı’nın üzerinden 33 yıl geçti.
3 Ekim 1993’te 7 çocuk, anne, karnındaki doğmamış bebek ve baba, bir evin içinde diri diri yakılarak katledildi.
Vartinis unutulmayacak.
Çünkü bazı acılar toprağa gömülmez; adalet arayışında yaşamaya devam eder.
Sömürgecilerin Hedefi, Federal Kürdistan!
Ortadoğu zaten halklar-inançlar için Kurtlar sofrası yapılmıştı!
Dört Sömürgeci Ulus devlet bugün bu kurtlar sofrasında Kürtleri Devletsiz hatta statüsüzlük kıskacına alarak nefesiz bırakmayı hedefliyor!
Sömürgeciler bununla da yetinmiyor Kürt milletinin bu devletlerin Anayasasında resmen tanınmaması için bile her şeyi yapıyorlar. Suriye ve Türkiye bunun tipik örneği.
Sömürgeciler planında Kuzey Kıbrıs, Filistin dahil her kes devlet kurabilir, Özerk-Federal statü sahibi olabilir, Kürtler hariç! Bu hedefte önce Rojava’da Özerklik tasfiye edildi. Rojhilat Kürdistan’ında Kürtlerin statü elde etmemesi için ittifakla davrandılar, davranıyorlar.
Aynı sömürgeci dayanışma şimdi Federal Kürdistan Bölgesi’ni hedef tahtasına koymuşlar.
“Devlet dışı aktörler silah bırakıp Irak Ordusuna katılsın” perdesi altında önce Peşmergenin tasfiye edilmesi başarılırsa sonra bunu savunmasız kalan Federal yapının tasfiyesi izleyecek. Bu plana ulaşmak için ekonomik, siyasi, askeri, diplomatik her yol deneniyor. Habur ticaret kapısına alternatif başta Ortaköy Sınır kapısı olmak üzere yeni kapılar açılıyor. Ticari-enerji hattı olarak Kalkınma Yolu projesi yapılıyor. Kısacası Hewler, ticari, siyasi, askeri ve enerji alanında kuşatılarak adım adım etki alanları daraltılmak isteniyor fakat bunu başarmaları çok zor hatta mümkün değil.
Çünkü;
*Tarih 20. Yy değil 21. Yy ve Kürt halkı hem eskisi gibi örgütsüz değil hem de uluslararası dostları var.
*Öncelikle Peşmerge, devlet dışı aktör değil, Irak Federal Devletinin Anayasası ile kabul edilmiş resmi güçtür.
*Parti Peşmergesinin birleşmesi sömürgecileri askeri alanda Kürtler arası iç sorun ve çelişkilerine oynamalarının önüne önemli bir bariyer örmüştür. Şimdi ortak hükümetin yeniden kurularak Parlamentonun çalışması ile bu bariyerin siyasi ayağını da güçlendirecektir.
*Ayrıca dört sömürgeci devletin Kürt kazanımlarına karşı ortak davranmalarının zeminleri birden fazla nedenle kaygandır. Kürt karşıtı ittifakları yine birden fazla nedenle kalıcı sürdüremezler.
*Ve Federal Kürdistan’a muhtemel bir ortak saldırıyı Dünya’da da güçlü tepkilerle karşılaşacaktır.
Kısacası Hewler ile Bağdat arasında başta bütçe, petrol ve Kerkük gibi Kürdistan dışı bırakılan bölgeler olmak üzere gerilim alanları var. Ancak Hewlêr ve Bağdat bunları çatışmaya dönüştürmeden çözmeyi hedefleyecekleri deneyimlere sahipler. Muhtemel bir çatışmanın pusuda bekleyen İŞİD’ı yeniden iki başkente yönlendirecek potansiyeli barındırdığını biliyor. Ayrıca bugün iktidar olan Şiiler 2003’te Saddam rejiminin yıkılması sonucunda Kürtler birlikte iktidara gelebildiklerinin bilincinde olmaları lazım.
Sonuç olarak; dün Özerk Rojava statüsünü savunan dört parça Kürdistan halkı bugün “Kürdistan Federal Bölgesinin statüsü kırmızı çizgimizdir” diyen ulusal kurtuluş bilinciyle davranmaları gerekiyor. Peşmergenin birleştirilmesinin yanı sıra yeni ortak hükümetin kurulması durumunda dört parçada Kürdistan halkının Federal Kürdistan’a sahip çıkmasını güçlendirecektir.
01.10.2026
Barzan bölgesinde bir aile, “Kendimizi her türlü ihtimale karşı hazırlıyoruz” mesajı verdi. Aile, mesajın yer aldığı videoyu PKK müziği eşliğinde paylaştı.
Osmanlı’da şehzadeler hata yaptığında lalaları onlara vuramazdı. Rivayete göre ceza, yanlarında bulunan başka bir çocuğa verilirdi. Yani “Şamar Oğlanı" haksız yere sürekli azarlanan, suçlanan, başkalarının öfkesini ve hıncını üzerine çeken, sesini çıkaramayan zavallı kimseydi.
Helikopterden atıldıktan sonra linç edilerek katledilen Servet Turgut’un ölümüne dair ATK raporu 6 yıl sonra ortaya çıktı.
İşkencenin boyutunun gözler önüne serildiği raporda, Turgut’un vücudunda neredeyse kırılmadık kemiğin bırakılmadığı kaydedildi.
Raporda, Turgut’un vücudunda kafa, yüz, kaburga dahil neredeyse tüm kemiklerin kırıldığı, beyin kanaması geçirdiği, akciğer sönmesi, doku ölümleri ile bunların yol açtığı organ yetmezlikleri sonucu hayatını kaybettiği belirtildi. https://t.co/HHFWEF1hnr
MAHKEMEDEKİ KONUŞMA
Devleti ve yargısını tanımıyorum, dediğim için hakkımda açılan davanın bugünkü duruşmasında yaptığım konuşma aşağıdadır.
Sesli olarak dinlemek isterseniz lütfen videoyu tıklayın.
DEVLETİ, TARİHİN ADALET DİVANI ÖNÜNDE SUÇLUYORUM
Hukuk ve demokrasi yalanını dilinden düşürmeyen devlet, zorla getirme kararı ile bu sabah bir defa daha kapıma dayandı ve beni polislerin nezaretinde mahkemenize getirdi. Şu an, şu dakika düşünce özgürlüğü sanık sandalyesindedir. Bu da T.C. devletine pek yakışıyor.
“Devleti ve mahkemelerini tanımıyorum,” dediğim için cezalandırılmak isteniyorum.
Devlet, BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 19/1. maddesine aykırı olarak, “Beni tanı, yoksa seni hapse atarım,” diyor.
Hani, “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır ya,” devletin yaptığı tam da budur.
Kargaları bile güldürecek bir komedya ile karşı karşıyayız. Birkaç gün önce açılan okullarda milyonlarca çocuk, bir asır önceki gibi yine kendi dillerini konuşamıyor, yazamıyor, okuyamıyorlar. Çocuklara dahi dillerini yasaklayan bir devletin, “Beni tanı ve meşruluğumu kabul et,” demesi tam bir yüzsüzlüktür.
Altmış sekiz yıl önceki ilkokul günlerim tüm dehşetiyle gözlerimin önündedir. Dilimiz o zaman da yasaktı. Altı yaşındaydım. Türkçeyi, üstümüzde kırılan cetveller ve sopalar altında öğreniyorduk. Kız ya da erkek bazı çocuklar, dayaktan ve kapıldıkları dehşetten altına işer, sonradan arkadaşları arasında alay konusu olurlardı.
“Ne mutlu Türk’üm diyene”, “Bir Türk dünyaya bedeldir”, “Varlığım Türk varlığına armağan olsun” gibi ırkçı sözler kafamıza çivi gibi çakılarak psikolojimizle oynanıyor, dilimizden ve ulusal kimliğimizden korkar hâle getiriliyorduk.
Okullar bir eğitim kurumu değil, fiziki ve psikolojik şiddetin her türünün uygulandığı esir kamplarıydı. Babalar öğretmenlere, “Eti senin kemiği benim,” diyerek çocuklarını okula götürürlerdi.
Bir insanlık suçu olan o asimilasyon mengenesi bugün de devam etmektedir.
Devlet, benim, bizim devletimiz olsaydı, bilmediğimiz bir dili kafa göz kırarak bize öğretmeye kalkışmazdı.
Çok basit bir örnekle empati kuracak olursak; devlet, bugün Türk çocuklara tek dil olarak Ermeniceyi dayakla zoruyla öğretecek olursa, acaba hangi Türk, “Bu devlet bizim devletimizdir,” der.
İşte bunun içindir ki, bu devlet bizim devletimiz değildir.
Devletin kanlı imzasıyla tarihte yerini alan Pontus, Koçgiri, Ağrı, Gelîyê Zîlan, Dersim ve yakın tarihte Kürdistan’da gerçekleştirilen katliamları burada tekrarlamaya gerek görmüyorum.
Açıktır ki devlet, sadece sömürge Kürdistan’da değil, Türkiye’de de yüz yıldır ÇAĞA UYGUN BİR BASTIRMA VE YILDIRMA siyaseti yürütmektedir.
Bu, çağa uyarlanmış yeni tip bir esirliktir.
Ben de bu YENİ TİP (MODERN) ESİRLİK STATÜSÜNDE tutulan bir esirim.
Devletle aramdaki “vatandaşlık” bağı da iradi – gönüllü – bir bağ değildir. Zora dayanmaktadır. Tarihte dedelerimiz iradeleri yok sayılarak vatandaş yapıldılar. Zora dayalı o ilişki şimdi bizimle devam ediyor.
İmkân olsa devletin vatandaşlık kimliğini bir saniye bile taşımam. Ama tilkilere bile papucunu ters giydirecek öyle cin bir sistem kurulmuş ki, kimlik olmadan bir adım dahi atılamıyor.
Buradan dünyaya bir kez daha ilân ediyorum: Biz siviller, Kürdistan ve Türkiye’de yeni tip (modern) esirleriz. Devlet bizim devletimiz değil; elitlerin, yüksek bürokrasinin ve büyük burjuvaların devletidir.
Bu nedenle devletin yargısı ve kanunları bir esir olarak, benim için geçersizdir, yok hükmündedir.
Esir statüsünde olduğum için konulacağım hapishane de esir kampı statüsünde olacaktır. Örneğin Kars Esir Kampı, Şırnak Esir Kampı gibi.
Suçlamaya karşı savunma yapmıyorum. Bu sözlerim gelecek kuşaklara bir mesaj ve selamdır.
Bekir Kaya bugün fiziksel olarak aramızda olmasada halkın yararına bıraktığı her eser, omuz verdiği her sokak ve inşa ettiği hizmet anlayışı Tuşba’da ve tüm Van’da yaşamaya devam ediyor. Teşekkürler Bekir Kaya!
Lice katliamı sonrası gittiğimizde bana ‘Kürtsen niye Kürtçe konuşmuyorsun’diye sorunca ‘Kürtçe bilmiyorum çünkü’ dediğimde ‘o sihirli kelimeleri de mi bilmiyorsun’ deyip nedir o dediğimde ‘berxwedan jiyane’ diyen çocuk. Yunus ☺️
Dersim'de Seyit Rıza Meydanı'nda Zazaca türküler söyleyerek geçimini sağlayan sanatçı Musa Oktay'ın meydanda müzik yapması yasaklandı
Oktay, Munzur Nehri'ne giderek orada türkü söylüyor
📹Ali Haydar Gözlü-Rûdaw
1990'lı yıllarda köyü yakıldı, babası işkenceyle katledildi, 'kayıp' kardeşini ararken 12 cenaze buldu:
Davut Altunkaynak 12, Seyhan Doğan 13 yaşındaydı.
Bu çocuklar nasıl 'terörist' oluyor?
Barış için bu ölüm kuyularının aydınlatılması gerekir.
“De Lêxe Amedspor” şarkısı sonrası hesabı kapatılan Rohan Sefo’nun daha önce söylediği “Tu Bajare Min Bu” parçası sosyal medyada büyük beğeni toplamaya devam ediyor.