Bol bol YENİ Parti'yi paylaşın.
Özgür Özel mesajlarını paylaşın.
Parazitleri, aparatları, trolleri, tetikçileri görünür kılmayın.
Yeni Halk hareketi sizin eseriniz.
Gücünüzü gösterin.
#yeniparti#özgürözel
ÇUVALIN ANLAMI
23 yıl önce bugün (4 Temmuz 2003) Süleymaniye’de ABD askerleri 11 Türk askerini kahpece yaptıkları baskınla gözaltına alıp başlarına çuval geçirerek yaklaşık 60 saat alıkoydu. Olay, Türkiye-ABD ilişkilerinde derin onanmaz bir kırılma yarattı. Halk büyük bir infial göstermesine rağmen dönemin hükümeti istenen tepkiyi vermedi.
Esasında bu olay; ABD’nin her istediğini yapmaya çalışan ama Türkiye Cumhuriyeti’nin asker dahil denge ve kontrol mekanizmalarını patlatmak ve etkisiz hale getirmek için yapılan bir dizi itibarsızlaştırma ve hukuk görümümlü (Ergenekon, Balyoz vb) kumpasın işaret fişeği idi. Cemaat ve iktidar bu operasyonlarda birlikte ve eşgüdüm içinde çalıştılar 17-25 Aralık 2013’e kadar.
Bugün ise Trump’ın söylemi ile “ben ne istersem yapıyorlar” durumuna geldik. Yapılanlar ise Türkiye’nin çıkarları, güvenliği ve bekasıyla çelişmekte ama alınan destek ve meşruiyetle iktidar ömrünü uzatmaktadır.
@szctelevizyonu@halktvcomtr yorumlarda hep tedbiren atanan kayyum heyetinin partiyi kongre'ye götürmesinden bahsediyorlar bu yanlış!Çünkü kayyum tedbiren atanmış olup davanın esasını yok edecek şekilde yeni bir kongre ancak mahkeme kararı kesinleştikten sonra yapabilir.
ABD’nin Türkiye Büyükelçiliği, sosyal medya hesabından Atatürksüz ve Türk bayraksız 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı mesajı paylaştı.
-Çok normal. Çünkü Büyükelçi Osmanlı’ya dönüşü ve monarşiyi istiyor. Atatürk’ü sevmez…
Ölmek var, dönmek yok! Ankara'nın soğuğunda oturma eylemine başladık!
180 kilometre yol yürüyerek 13 gündür direniyoruz. Açlık grevimizin 5. günündeyiz. Önümüze defalarca engel çıkardınız. Bizi çocuklarımızla birlikte yağmurun altında bıraktınız.
Şimdi tüm halkımıza soruyoruz.
Bu reva mıdır?
#HakkımıVerDorukMadencilik
Cem Toker: (Yüksek Mahkeme duruşmasında) Trump'a hiçbir yargıç merhaba falan demedi. Yani Amerikan Devlet Başkanı Cumhurbaşkanı aramıza katıldı, hoş geldiniz falan filan öyle bir şey olmadı bile.
Ama bunu Türkiye'deki durumla Erdoğan'ın bir iki cümlesiyle karşılaştırmak isterim.Bunlardan bir tanesi Erdoğan'ın meşhur cümlesidir; 'Yargıya gereğini söyledik, onlar da gerekeni yapacaklar.' Saray yapılırken 'yargının gücü yetiyorsa gelsin de sarayın inşaatını durdursun' demiş bir başbakandır Erdoğan.
12 sene önce Cemil Çiçek, 'Anayasanın 138. maddesi ölmüştür' , yani yargı bağımsızlığını garanti altına alan madde ölmüştür dedi. Sokaktaki adam değil. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek söyledi bu cümleyi.
Yine bir AKP'li milletvekili Ensarioğlu, Burhan Kuzu'yla beraber CNN'de bir programda 'yasama bizde, yargı bizde, yürütme bizde, her şey bizde' demiş adam.
Türk Yargı Sisteminin Röntgenini Çeken Savunma!
⚖️25 Mart 2026 tarihinde Büyük Daire’de duruşması yapılan Kavala/Türkiye (No.2) davasında, kamuoyu Hükümet avukatının çok tartışılan "tuzlu poğaça" savunmasına odaklanmışken; Osman Kavala’nın avukatı Prof. Dr. Philip Leach, siyasi yönü ağır basan tüm davaların adeta röntgenini çeken tarihi bir savunma yapmış ve şu hususlara yer vermiştir:
📍17 farklı uluslararası müdahil, bu davanın hukuki bir süreçten ziyade sistematik bir baskı aracı olduğunu tescil etmiştir.
📍Muhalifler, gazeteciler ve hak savunucuları, sadece fikirlerinden dolayı hukuki ve idari bir kuşatma altına alınarak sistematik bir kriminalizasyon süreciyle tasfiye edilmektedir.
📍Siyasi açıdan hassas davalarda görev yapan hakim ve savcılar, bizzat Cumhurbaşkanı ve bakanların kamuoyu önündeki açık talimatları ve doğrudan baskıları nedeniyle bağımsız karar alma yetilerini tamamen kaybetmiştir.
📍Hakimler ve Savcılar Kurulu üzerindeki mutlak hükümet kontrolü, yargı mekanizmasını iktidara sadık isimlerin kilit rollere getirildiği bir ödüllendirme ve cezalandırma sistemine dönüştürmüştür.
📍Alt mahkemeler ve Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesi kararlarını açıkça hiçe sayması, Türkiye’de anayasal güvencelerin ve hukuk hiyerarşisinin fiilen ortadan kaldırıldığının en somut kanıtıdır.
📍Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, hükümet yetkililerinin açık direniş çağrıları ve 'kararı tanımıyoruz' minvalindeki açıklamalarıyla sistematik olarak baypas edilmektedir.
📍Sağlam bir hukuki temelden yoksun, somut suç unsuru içermeyen ve sadece demokratik faaliyetleri hedef alan aşırı uzun iddianamelerle yargı süreci bir cezalandırma yöntemine dönüştürülmüştür.
📍Mahkemelerce verilen tahliye kararlarının, eş zamanlı olarak çıkarılan yeni ve içi boş tutuklama emirleriyle boşa çıkarılması, ceza adaleti sisteminin bariz ve kasıtlı bir istismarıdır.
📍Anayasa Mahkemesi artık bu davada etkili bir yol değildir; çünkü verdiği kararlar alt mahkemelerce defalarca reddedilmiş ve AYM'nin kendi kurumsal otoritesi sarsılmıştır.
Yargıtay’ın, Anayasa'yı uygulayan dokuz AYM üyesi hakkında suç duyurusunda bulunması, yüksek yargı organları arasındaki hukuksal bağın koptuğunu ve sistemin tamamen tıkandığını göstermektedir.
📍Karara bağlanmayan başvurular ve açıklanamayan aşırı gecikmelerle Anayasa Mahkemesi, hak ihlallerini durdurmak yerine bu ihlallerin sürdüğü bir bekleme odası haline gelmiştir.
📍Hükümetin 2013 yılındaki eski kararlara sığınması beyhudedir; 2018 anayasa reformları sonrası ortaya çıkan otoriter yargı pratiği, eski içtihatları bu dava için tamamen geçersiz kılmaktadır.👇👇👇
İsmail Arı;
''Akp'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katıldığı Adıyaman Deprem konutu kurasında Menzili yöneten kendilerini şeyh olarak nitelendiren isimlerin hepsine kuradan ev çıkmış.
Evet yanlış duymadınız o kadar şanslılar ki hepsine birden kuradan ev çıkmış.
Menzil Holding'in sahipleri bu deprem konutlarına muhtaçmıydı?
Hangi evleri yıkıldı,hangi evleri ağır hasar aldı da bu kuraya katılmaya hak kazandılar.''
#TürkiyeUyanSeçimeDayan
Gözaltına alınan muhabirimiz İsmail Arı'dan kamuoyuna mesaj:
"Üç ay önceki bir video nedeniyle gözaltına alındım. Bayram ziyaretinden akşam alınıp 450 km kat edip Ankara'ya getirildim. Dosyama yeni tweetler ve eski videolarım eklenmeye devam ediyor. Sanıyorum ki tutuklanmam için dosya şişirilmek isteniyor. Zaten son bir yıldır beni tutuklamak için bahane arıyorlardı. Tek suçum bu ülkede gazetecilik yapmak. Gazetecilik suç değildir! Gazetecilerin yanında olun. Sevgiler..."
https://t.co/sguqE5IowK
Çok başarılı bulduğum genç muhabir İsmail Arı, bayram nedeniyle ailesini ziyaret için gittiği Tokat’ta gözaltına alındı.
Gerekçe yalan bilgiyi alenen yaymak.
İsmail’in son yazılarına baktım.
Açık kaynaklardan, bazı dava dosyalarını yazmış.
Dosyalarda yazanlar yalan değilse, ortada yalan bilgiyi yaymak diye bir şey yok.
Dosyalardaki bilgiler yalan ya da yanlışsa onları yazan da İsmail değil.
Hakkındaki gözaltı kararını görmediğim için başka bir yazısından ya da haberinden dolayı gözaltına alındı ise bilmiyorum.
Ama yine de eğer yanlış ya da doğru olmayan bir şey yazdı ise doğrusunu söylersin, açıklarsın o da yazar, düzeltir, konu kapanır.
Gözaltı neyin nesi!
Ancak en az gözaltına alınması kadar vahim olan bir başka şey bayramda, anne babasının evinde, baba ocağında gözaltına alınması.
Bekleyemiyor muydunuz iki gün daha.
Bayram bitsin, anasını babasının elini öpüp İstanbul’a dönsün ne yapacaksanız o zaman yapın.
Ayıp değil mi bayram günü bu yaptığınız