@tugcekacan Bir insanın muhtaç olmasını isteyeceğim son yer ya. Hele dert anlatmaya çalıştığım o amca emekli olmadan…. 45 dk bekleme garantili o şube ✨
Çocuğumun bezini hep pttye veriyorlar. Taşındıktan sonra ilk siparişimde şehre geldi ama asla dağıtıma çıkmadı en son gidip ben aldım. Bir dahaki siparişte yine çıkmadı gittim almaya. Ben de sizi bekliyordum geleceğinizi biliyordum dedi? NASILSA ALIRIM DİYE DAĞITIMA VERMEMİŞ
Sütlü Kavurma’ya İskenderun’da gitmiştik sessiz sedasız yedik kalktık öyle hunhar bi kalabalık falan yoktu hafta sonuna rağmen. Adamlar Antep’e açmış her gün önü bi saat sıra. Yemek denince hemşehrilerimdirrr 🙂↔️
Benim için vatanseverlik tam olarak bu. Bir sürü süslü slogan cümleler değil. Vatanın taşını, toprağını, kültürel tarihi hazinelerini korumak, o toprak üzerinde yaşayanların insanca yaşamasını istemek.
sen öleceksin.
sıradan, can sıkıcı derecede güneşli bir salı günü öğleden sonra kalp krizinden, yahut saçma sapan bir trafik kazasında gideceksin.
gideceksin ve her şey tam da korktuğun umursamazlıkla devam edecek. cüzdanında taşıdığın çok mühim kartvizitler, taksitini yeni bitirdiğin ankastre set, şuraya buraya attığın imzalar falan hepsi bitecek.
acil servisin florasan lambaları altında, üzerinde sadece beyaz bir örtüyle yatarken, yan odadaki hemşire nöbet değişiminde yiyeceği tostun kaşarlı mı yoksa karışık mı olacağını tartışıyor olacak. kasiyer kız aldığı makarnayı kasadan geçirirken, dışarıda kornalar çalmaya devam edecek. ve evren senin nefesinin kesilmesini zerre kadar umursamayacak.
birkaç saat sonra eve gelecek akrabalar. halıların üzerine alelacele serilen gazeteler, sokağın başındaki fırından alınan kıymalı pideler. senin bedenin toprağın altında yavaş yavaş soğurken, en yakın arkadaşın ayranı kafasına diktiğinde bıyığında kalan beyaz köpüğü diliyle sıyıracak.
çok acıktılar.
sabahtan beri koşturuyorlar, mezarlık yokuşuydu, defin işlemleriydi derken herkesin şekeri düştü. ekmeği koparacaklar. fırından yeni çıkmış, dumanı tüten sıcak somunu tam ortasından neşeyle bölecekler. karnı doyan bir köşeye çekilip cebinden telefonunu çıkaracak. kimse kötü niyetli değil. hayat sadece çok arsız. hayat öylesine arsız ki, senin yere göğe sığdıramadığın kibrini, benliğini, bensiz yapamazlar triplerini bir bardak açık çayın buharında saniyeler içinde havaya karıştırıyor.
senin cenazen kalkarken mahalledeki manav tezgahını sulamaya devam edecek. üst kat komşun gece yarısı tuvalete kalktığında yine sifonu çekecek, suyun borulardan aşağı inerken çıkardığı gürültü aynı umursamazlıkla yankılanacak.
sen yoksun. bitti.
bunları kime anlatıyorum. sana anlatıyorum. gece yatağa girdiğinde tavana bakarak ertesi gün söyleyeceği havalı cümlelerin provasını yapan sana. aynada kendine bakıp "ben farklıyım" diyen sana. değilsin.
hiçbirimiz değiliz.
dağ başında bir meşe ağacı nasıl çıt çıkarmadan kuruyup devriliyorsa, sen de aynı şekilde sırtüstü uzanıp toprakla kucaklaşacaksın. ertesi sabah fırıncı kepengini kaldıracak. bakkal kasaları dükkanın önüne çekecek. iki taze somun alan adam evine gidecek, bıçağı alıp sıcak hamuru neşeyle bölecek. senin soğuyan bedenin kimsenin iştahını kapatmayacak.
zaman akacak.
ilk başta yastığında kalan birkaç tel saç için ağlayanlar, birinci yılın sonunda adını sadece bayram ziyaretlerinde yutkunarak anacak. beş yıl sonra yüzündeki detaylar bulanıklaşacak. on yıl sonra mezar taşına düşen yaprakları temizlemeye gelenlerin sayısı iyice seyreltecek. elli yıl sonra, yeryüzünde senin sesini hatırlayan tek bir canlı bile kalmayacak. sesin yok oldu. gülüşün yok oldu. öfken, banka şubesinde çıkardığın olaylı kavga. hepsi boşlukta eridi. hiçbir yere kaydedilmedi. kimse hatırlamıyor.
sana kalkıp da her şeyi bırak, ormana yerleş demiyorum. zaten yapsan da ağaçların umurunda olmayacaksın. evdeki musluk damlatıyor diye stresten midene kramplar girdiğini biliyorum sadece. iş yerinde duyduğun iğneleyici lafın günlerdir uykularını böldüğünü de biliyorum. ama bütün bunların senin varlığınla beraber bir nefeslik ömrü olduğunu hatırla istiyorum.
bu gece yatağa uzandığında, yorganı çenene kadar çek. karanlık odayı dinle. alt katın televizyonundan gelen boğuk uğultuyu duy. gözlerini kapat ve bir daha uyanmayacağını düşün. herkesin hayatına nasıl da arsızca, nasıl da pürüzsüzce devam edeceğini hayal et. kendi acizliğinin, muazzam hiçliğinin tadını çıkar. kendine bir iyilik yap ve yastığa başını koyduğunda sadece şu cümleyi mırıldan: ben yoksam eksilmeyecekler, o halde bu yükü sırtımda taşımaya mecbur değilim de. bu benim hikayem de ben kendi hikayemi silip baştan yazabilirim de.
bırak dünya sen olmadan dönmenin provasını yapsın. zaten yapıyor. sen sadece izle.
ezgi akgül
20 temmuz 2026 / ankara
Şikayet eden kişi bizim asansörün önünü görse sinir krizi geçirir ben her gördüğümde geçiriyorum. Bisiklet, bebek arabası, başka araba karşı komşu herrrr şeyi yığmış bir şey de diyemiyorum ama iğğreenç bi görüntü sen de çekiver abla yani savunuyo bi de
Kapısının önüne bebek arabası koyduğu için site yönetimine şikayet edilen kadın, sitem etti;
🔹 "Komşum bebek arabamı istemiyormuş..."
🔹 "Önce şunu söyleyeyim; kapılarımız karşılıklı bile değil, daireler çapraz."
🔹 "Bebek arabam ne kimsenin kapısının önünü kapatıyor ne de geçişini engelliyor."
🔹 "Bebek arabasını evimin içinde koyabileceğim uygun bir alanım yok, bu yüzden kapının önünde kimseye zarar vermeyecek bir şekilde duruyor."
🔹 "Ama belli ki bundan birileri rahatsız olmuş."
🔹 "O kadar rahatsız olmuş ki yönetimi aramış ve beni şikayet etmiş."
🔹 "Hayır, gerçekten merak ediyorum; hayatta insanın uğraşacağı başka bir şey kalmayınca sıra bebek arabasına mı geliyor?"
🔹 "Apartmanda aynı şekilde duran bebek arabaları var, neredeyse her katta."
🔹 "Çünkü çocuk sahibi olan insanlar biliyor ki kucağında bebekle, poşetle, arabayla birlikte çıkmak evden çok zor."
🔹 "Her seferinde bebek arabasını katlayıp eve sokmak çok zor."
🔹 "Empati gerçekten bu kadar zor mu?"
🔹 "Bir anneye kolaylık sağlayan, kimseye zararı olmayan bir şeye tahammül edemiyorlar."
🔹 "Yönetimin de zaten beni bu şekilde araması ayrıca komik."
🔹 "Yani siz bu konuda ne düşünüyorsunuz çok merak ediyorum."
Kocan iyi çıkarsa hayat üniversitede kankinle eve çıkmışsın tadı veriyor ya. Sağlam goygoy, saçmalardan seçmeler, karikatür, sigara,dizi, çekirdek kola
Türkiye'ye tatile gelen gurbetçiler:
- Mecburiyetten yurt dışındayız. Bilerek, isteyerek gitmedik.
- Geçtiğimiz yolları, aldığımız riskleri görseniz var ya… Allah esirgiyor gelirken.