@biremreoz arkadaşım özelde işverenin zorla tutabileceğini mi sanıyorsun. Dr un özeli devlet memuru olmaz savaşta afetten her zaman ön safda olur.Kısacası dr un mesai merhuma olmaz ve klasik memur olarak düşünülemez.
Melih Gökçek ifadeye çağrıldı. İdris Naim Şahin de ifadeye davet edilmişti. Peki halk, muhalif siyasetçiler şafak operasyonuyla gözaltına alınırken onlar neden ifadeye davet ediliyor diye sormaz mı?
"AKP'ye geçeceğime paşa paşa yatarım" diyen tutuklu İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet'in mütevazi evi paylaşıldı.
Milyonluk rüşvet iddialarıyla Silivri Cezaevi'nde bulunan Hürriyet'in, İzmit'te kayınpederine ait 30 yıllık eski bir aile apartmanında yaşadığı ileri sürüldü.
Üzerine kayıtlı hiçbir gayrimenkulü bulunmayan başkanın gösterişten uzak evi sosyal medyada gündem oldu.
Timur Soykan: “230 tane belediye başkanı CHP’den ayrılıyor ve yeni partiye geçecekler. Bakın, tam o gün sabaha karşı Üsküdar Belediyesi’ne operasyon yapılıyor.
Sinem Dedetaş’ı sabaha karşı evinden götürüyorlar. Bunu çekiyor, kaydediyor ve medyaya servis ediyorlar.
Niye bu kadar prodüksiyon yapıyorlar biliyor musunuz? Herkese mesaj veriyorlar. Belediye başkanlarına diyorlar ki: ‘Bakın, tutuklanırsınız. Böyle olursunuz.’
Tam o gün olması rastlantı değil. Sinem Dedetaş’ın, Üsküdar’ın hedef alınması rastlantı değil.
“Üsküdar’ı yıllar sonra ilk defa sosyal demokrat bir belediye başkanı kazandı. Üsküdar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul’daki ikametinin olduğu bölge. Erdoğan İstanbul’u kaybetti, bir de Üsküdar’ı kaybetti. AKP’liler çok kızgındı ve şimdi bu operasyon yapıldı.”
Makas atan maganda araçtan indi, şoföre tokat attı.
D-100 Karayolu üzerinde makas atmaya çalışan kişiler, yol vermediği gerekçesiyle sıkıştırdıkları araç sahibine saldırarak tokat attı.
Gebelik tarama testlerini reddeden hastaya 77 milyon TL’yi aşan tazminat verilmesi gündem oldu.
Bu olaya atıfla çekilen “Yarın 77 milyon TL’nin sahibi olabilirsin” adıyla @TEKsendika üyesi meslektaşımız tarafından videolaştırıldı.
Talih kuşunu bekleme !
https://t.co/ZKoXXHFqeO
Bölge kaynıyor… İsrail, Yunanistan ve GKRY, askeri ve ekonomik anlaşmalara imza atıp burnumuzun dibinde tatbikat üzerine tatbikat yaparken, ülkemizin başkentine kadar sızan insansız hava araçları ve Rusların karadenizde vurduğu 4 ticaret gemimizin görüntüleri, grup seks magazinleri arasında kendine yer bulmaya çabalıyor. Tüm bu hengame arasında, Türk askerinin Libya’daki görev süresinin uzatılmasından saatler sonra, Libya heyetini taşıyan uçak ülkemizin kalbinde, yani Ankara’da düşüyor. Kaza mı, bela mı henüz bilinmezken, Yunan tarafı düşen uçakla ilgili alaycı başlıklar atıp ülkemizi aşağılamaya yelteniyor, İsrail basını da “daha bu ne ki” dercesine tehdit dolu yayınlar yapıyor. İşin özü, dünya yarın için pozisyon alıp farklı dillerde aynı cümleleri kurarken, biz haaala dün ile boğuşuyoruz. Ülkeler yarın için başka ülkelerle dostluk pekiştirirken, biz bizimle bile yan yana durmayı beceremiyoruz. En yakın zamanda, bu vatanın sadece senden ya da şahsen benden ibaret olmadığını hatırlamamız dileğiyle… Zira batının efeleri, kuzeyin uşakları, güneyin yörükleri, bozkırın yiğitleri, doğunun beyleridir Türkiye.
Seni beni bırakıp, artık “biz” olabilmek ümidiyle…
TİP Genel Başkanı Erkan Baş'tan kurşun gibi sözler:
-Haftada 4 gün çalışıp 6 bin kazanan çocuklar -85 çocuk- ölmesin diye MEB'in MESEM projesine karşı çıkan 16 arkadaşımız hakkında tutuklama verilmiş
-Onlar bu yoksul halkın çocukları.
-Okumak için çalışan 16 genci tutukladınız.
Mansur Yavaş:
“Gürcistanlı masözü belediyeden maaşını vererek evinizde çalıştırıyorsunuz. Bunu Allah’tan korkan birisi, kendi hizmetinde kullandığı birisine belediyenin parasını ödettirir mi Allah aşkına!”
Gaziantep'te yaşanan ve ülke genelinde hekim meslektaşlarımız arasında büyük endişe yaratan tonsillektomi ameliyatı davasını yakından takip etmekteyiz.
Bu dava, bir çocuğun bademcik ameliyatı sonrası gelişen komplikasyon nedeniyle açılmış ve tazminat miktarı faiz ve enflasyon etkileriyle 108 milyon 790 bin TL'ye ulaşmıştır.
Bu karar, yalnızca tek bir hekimin değil, tüm sağlık camiasının geleceğini tehdit eden bir emsal teşkil etmektedir.
Ülkemizde hekimlere yönelik tazminat davaları, giderek astronomik boyutlara ulaşmakta ve meslektaşlarımızı derin bir çaresizliğe sürüklemektedir. Bir hekimin ömür boyu çalışmasıyla bile karşılayamayacağı bu tür yüksek tazminat miktarları defansif tıbbı teşvik etmekte ve hastaların kaliteli bakım hakkını dahi riske atmaktadır.
Hekimler, her gün binlerce hayat kurtarmak için yoğun tempoda çalışırken, en ufak bir komplikasyon karşısında bireysel olarak sorumlu tutulmakta ve tüm kazançlarını kaybetme korkusuyla yaşamaktadır.
Ayrıca, hekimlerin karşı karşıya kaldığı ağır çalışma koşulları, bu hukuki baskılarla birleşince tam bir umutsuzluk yaratmaktadır.
İnsan üstü nöbetler, personel eksikliği, yetersiz altyapı ve artan hasta yükü altında ezilen hekimlerimiz, tükenmişlik sendromu yaşamaktadır. Buna bir de maddi ve hukuki güvencesizlik eklenince, tablo iyice karanlıklaşmaktadır.
İdare hekimleri savunmasız bırakmakta; sigorta mekanizmaları yetersiz kalmakta ve devlet güvencesi eksikliği, meslektaşlarımızı yargı sistemine karşı adeta tek başına bırakmaktadır. Oysa ki, tıbbi hatalar nadiren bireysel ihmallerden kaynaklanmakta; çoğu zaman organizasyon eksiklikleri, sistemik sorunlar, yetersiz kaynaklar ve öngörülemez komplikasyonlar rol oynamaktadır.
Hukukçu Hekimler Enstitüsü olarak, bu dava özelinde ve genel olarak hekim hakları konusunda acil adımlar atılması gerektiğini vurgulamaktayız.
Hekim ve sağlık çalışanları, toplumun değerli ancak en çok şiddete uğrayan, en savunmasız bırakılan meslek gruplarıdır. Hekim ve sağlık çalışanlarını korumak, hepimizin ortak sorumluluğudur.
Kamuoyundan, yetkili makamlardan ve meslek örgütlerinden bu çağrımıza kulak vermelerini rica ediyoruz. Birlikte, adil ve sürdürülebilir bir sağlık sistemi için çalışmaya davet ediyoruz.
@drmugeoz "Pof. Dr. Mehmet Haberal'ın açtığı davada Ergenekon davasında görevli 9 hakim 1500'er tl tazminata mahkum oldu 16.10.2010) ve Hakimler isyan etti. Bir gecede yasa değişti artık hiç bir şekilde tazminat ödemiyorlar. Ama aynı Hakimler bize 119 milyon cezayı hak görebiliyorlar.
Değerli meslektaşlarım,
119 MİLYON liranız var mı? Benim yok. Eşimle, 35 yıllık meslek hayatımızda edindiğimiz her şeyi satsak da yok.
O zaman tonsillektomi (bedemcik ameliyatı) yapmak için iki kere düşünün.
Dün bir meslektaşımızın, tonsillektomi sonrası kanama ve takip eden hipoksik beyin nedeniyle 119 MİLYON TL tazminat ödemesine hükmedildi.
Zarar gören çocuk ve ailesi için çok üzgünüm. Yaşadıkları dünyanın bütün parasıyla bile azaltılamayacak kadar acı.
Ancak tonsillektominin en iyi bilinen komplikasyonu için hükmedilen tazminat, bir hekimin hayat boyu kazanabileceği paranın kat kat üstünde olamaz.
Şimdi hekimler ne yapsın? Ameliyat yapmayı mı bırakalım? Mesleği mi?
Türk KBB BBC Derneği ve Türk Tabipleri Birliğini bu kararı değerlendirmeye davet ediyorum. Hem hekimler, hem de hastalar için.
@ttborgtr