#HemşireliğeHemşireDekan@erolozvar@DokuzE , 20 hemşire profesörün olduğu bir fakülteden bir hemşire dekan bulamadı, fakülte dışında alan dışında dekan vekili atadı. Atanan Profesör de bunu kabul etti… Yazık..
Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi’ne vekil dekan olarak hemşirelik dışı bir profesörün atanmasını kınıyoruz. 21:00'da tüm mesleki örgütler, hemşireler ve hemşirelik öğrencileri olarak X’teyiz!
Gündem etiketi ilgili saatte paylaşılacaktır.
“Kızları Kurtarma Planı!”
Bolu Kartalkaya’da 78 kişinin yaşamını yitirdiği büyük yangın davasında dikkat çeken bir “kurtarma planı” devrede.
Gözlemlerime göre sanık Halit Ergül ve ailesi, verdikleri ifadelerle adeta organize bir senaryonun parçaları gibi hareket ediyor.
🔹 Halit Ergül – Otelin sahibi
🔹 Emir Aras – Otelin genel müdürü, Halit Ergül’ün damadı
🔹 Elif Aras – Yönetim kurulu üyesi, Halit Ergül’ün kızı
🔹 Ceyda Hacıbekiroğlu – Yönetim kurulu üyesi, Halit Ergül’ün kızı
🔹 Emine Mürtezaoğlu – Yönetim kurulu başkan yardımcısı, Halit Ergül’ün eşi
Bu beş sanığın savunmaları birbirini tamamlar nitelikteydi:
“Biz sadece çocuk büyüttük. Otel yönetimiyle ilgimiz yok. Tüm kararları Halit Ergül verdi.”
Ve ardından Halit Ergül şu ifadeyi kullandı:
“Evet, tek yetkili benim. Diğerlerinin yönetime müdahalesi yok. Yangındaki ihmal personelin sorumluluğunda.”
Bu ifadeler, aile içindeki bir stratejiyi açıkça ortaya koyuyor:
1.Önce ailedeki kadınlar tutuksuz yargılansın.
2.Ardından Halit Ergül suçu üzerine alsın.
3.Son olarak damat Emir Aras en olası kastla değil, bilinçli taksitle yani daha az cezayla kurtulsun.
Duruşmalar boyunca bu plan adım adım işletildi. Ancak bu kurgu mahkeme salonunda çatlamaya başladı.
Çünkü “yetkimiz yok” diyen yönetim kurulu üyelerinin huzur hakkı aldıkları ve otelin işleyişinde aktif söz sahibi oldukları belgelerle sabitlendi.
Hatta bazı otel çalışanlarının ifadesine göre, hem Elif Aras hem de Ceyda Hacıbekiroğlu, oteli ve personeli diledikleri şekilde denetleyebiliyorlardı.
Otellerin pazarlanmasında da kızlar aktif çalışıyordu.
Örneğin:
Ceyda Hacıbekiroğlu, yurt dışında turizm eğitimi almış bir isim. Yangından hemen önce çocuğunun okul grubuna WhatsApp’tan indirim kampanyası gönderdi. Bu mesajla otele gelen Doğan ailesi 2 çocukları ile birlikte yangında hayatını kaybetti.
Şimdi mahkemede diyor ki:
“Ben sadece ev hanımıyım. Sorumluluğum yok.”
Aynı şekilde Elif Aras da sosyal medyadan otelin tanıtımını yaparak hem Grand Kartal Otel’in hem de diğer dahini oldukları şirket Gazelle Otel’in pazarlamasını üstlenmişti. İndirim kampanyalarıyla müşterileri otele çeken kişi, savunmasında “çocuk büyüttüm, otelden haberim yok” diyordu.
Bu durum şu soruları gündeme getiriyor. Keşke mahkeme de cevap verseler;
📌 “Kampanya mesajınızla gelen Doğan ailesi o yangında hayatını kaybetti. Yani o baba, anne ve iki çocukların ölümünden hiç mi sorumluluğunuz yok?”
📌 “Ve yangın nedeniyle psikolojileri bozulan çocuklarınıza, ‘Arkadaşlarınız bizim oteldeki ihmaller yüzünden öldü’ diyebildiniz mi?”
Bu dava artık sadece bir yangının değil, organize bir aile stratejisinin de yargılandığı bir süreçtir.
🔹 Aile üyelerinin tek tek sıyrılmaya çalıştığı bu kurgu mu kazanacak?
🔹 Yoksa 78 canın anısına gerçek adalet mi yerini bulacak?
Bu dava, Türkiye’de vicdanın terazisidir.
Memleketin deprem açısından en riskli şehirinin İstanbul’un başta Büyükşehir belediye başkanı bu konuda çalışan bürokratlarıyla beraber hapiste tutmak. Sadece demokrasiye, hukuka, seçmen tercihine aykırı değil aynı zamanda şehirdekilerin yaşam hakkına da açık bir tehdit…
Yolumuz uzun, heyecanımız yüksek, gençliğimiz var. Biz adalete susamış, demokrasiye inancı tam, Türk gençliğiyiz. Ve de asla vazgeçmeyeceğiz!
#HerŞeyÇokGüzelOlacak
Marmara Depreminde neler yaşanacağını hayal edebiliyor musunuz? Size kimse yardıma gelemeyecek. Kendi kendinize kurtulmak zorundasınız. Sevdikleriniz için İlk yardım öğrenin.