Küçücük çocuklarını,20'li yaşlardaki dağ gibi evlatlarını,henüz muhtaç oldukları anne-babalarını kaybedenlerin yanında "ben de 80 yaşındaki annemi kaybettim" demeye utandım çoğu zaman.Ama içim çok yandı,hâlâ yanıyor.Bugün bir yıl oluyor.Nasıl taşıdın üstündeki 8 katın betonunu?
1990’dan beri sektördeyim.
Tatlıcı olsaydım, bugün dükkanının tabelasına “tarihi tatlıcı” yazdırabilirdim.
Tabi sakallı resmimle beraber!
Neylersin ki, tatlıcı değil filmciyiz!
Hiçbir filmin, dizinin telif hakları bana ait değil.
Biri hariç!
2016 yılında, bütün maddi birikimimi ortaya koydum!
Yaşamak Güzel Şey filmini çektim.
Ve battım!
Çünkü biz filmin gösterime gireceği günü belirledikten sonra
ülkede aynı gün “başkanlık referandumu”yapılmasına karar verildi!
O gün tüm sinemalar kapandı!
Filmin hafta sonu gişe rakamları iyi gelmedi tabi!
Bunu bahane eden sinema işletmecileri filmi hızla gösterimden kaldırdılar!
Fena battım!
O günlerde tanıştığımız Ferdi Eğilmez;
“Ne oldu senin film?” Diye sordu!
“Sorma, film battı Abi!” Dedim.
“Film batmaz oğlum, Yapımcı batar” dedi:
“Sen battınsa yine çıkarsın; Aslan gibi Filmin orda duruyor!
Evet ben batmıştım ama filmim aslan gibi duruyordu!
Venedik-Altın Aslan gibi büyük festivallere gönderemedim ama bazı ödüller aldım!
Yunanistan Symi Adası Festivalinde Jüri Onur Ödülü aldım!
Törene davet etmeye bile gerek duymadılar.
Ödülü postayla gönderdiler!
Ödülü postacının elinden aldım!
Rusya’da bir festivale kabul edilip davet edildim!
Masraflarımı da festival komitesi karşılayacaktı.
Rusya bana vize vermedi!
O günlerde Rusya İle aramız bozuktu!
Şu “uçak düşürme” mevzusu yüzünden!
Sanki uçağa ben sapan taşı attım!
Neyse…
Hollywood’da kabul görmedim ama Bollywood’da kabul gördüm!
Hindistan’da bir festivale davet edildim.
Uçak bileti almaya param kalmadığı için,
Ben gidemedim,
filmim gitti!
Büyük övgüler aldı!
Eleştirmenler övgü dolu videolar çekti!
Daha daha da iyisi oldu;
Bir yapımcı filmi Hindistan’da tekrar çekmek istedi!
Daha önce yurt dışında dizilerimiz tekrar çekilmişti.
Ancak sanırım ilk defa bir sinema filmimiz yurtdışında tekrar çekilecekti!
Heyecanlandım.
İyi de bir para teklif ettiler.
Daha çok heyecanlandım!
İngilizce hukuki sözleşme öyle zart diye hazırlanmıyor!
Zaman aldı ama oldu!
İş imzaya kaldı!
İmzayı atacağız! Parayı alacağız! Hindistan’da filmimiz çekilecek!
Daha çekeceklerimiz bitmemiş.
Küt! Pendemi patladı!
Sözleşme elimizde patladı!
Sokağa çıkma yasaklarıydı falandı filandı!
Yapımcılarla irtibatımız koptu.
Öldüler mi kaldılar mı bilmiyorum!
Neyse ki filmin Tv Ratingleri kanalın yüzünü güldürdü.
Beni de güldürdü ama Mona Lisa kadar. Yarım.
Çünkü filmi çekebilmek için, filmin Tv gösterim ücretini önceden almıştım.
Ve onu da çoktan batırmıştım!
En çok bilinen filmim Mandıra Filozofu.
En Çok IMDB puanı olan filmim Yaşamak Güzel Şey! 7.6!
Bunla övünmüyorum, avunuyorum!
Şimdi yeni bir denemeye başlıyorum!
Yaşamak Güzel Şey’in on dakikasına yapay zeka ile İngilizce dublaj yaptırdım!
Şimdi?
İngilizce konuşan, arkadaşlarınız ve takipçileriniz varsa, duyursanız sevinirim.
Tabi filmi izleyip sevdiyseniz.
Aşağıda paylaşmayı kolaylaştırmak için bir gönderi paylaşacağım.
Her şey bir yana, yapay zeka ile dublaj yapılan bir filmimizin ( belki de ilk filmimizin) bu deneyimine şahit olmak, deneyimin bir parçası olmak da ilgi çekici.
Beckett’in dediği gibi.
Hep denedim, hep yenildim.
Yine deneyeceğim, belki, yine yenileceğim.
Ama daha güzel yenileceğim!
Pes etmek konformistlerin işidir!
Bizim gibiler için lüxtür.
Bizim gibiler için,
Denemek ve direnmek mecburiyettir!
Desteklemeyen de sağolsun; destekleyen bin yaşasın!
Eyvallah.
Çapa Tıp Fakültesi mezuniyet töreninde Hekimlik Andı okunurken cinsel yönelim ifadesini dekan sansürledi. Tıp öğrencisi sıra arkadaşlarımız sansüre geçit vermedi, andı eksiksiz biçimde okudu.
Hekimlik andı üzerinde ayrımcılığa yol açabilecek her değişiklik etik ihlal ve suçtur!
Ne korka korka sınırlardan geçip gelene ne birden fazla eş hayali kurana ne de baskıcı rejime asla boyun eğmeyeceğiz.
Canım kızkardeşim ‘gece karanlıktan korkarsan senin için bu şehri yakarız’ bunu sakın unutma ve asla korkma!
Anneciğimin içine o kadar oturmuş ki ilk söylediği şey ‘beni kimse sahiplendiremez öldürürüm onları kalan ömrümü de gider yatarım’ demek oldu. Bu kadınların sizden alacağı bir hayat var. Bu kadınlar sizi büyük bir nefretle ve mide bulantılarıyla hatırlayacak.
Etrafımda çok fazla endişeli kadın görüyorum. Ne olacak diye sorgulayan, kendini nasıl koruyacağını düşünen birçok kadın…
Kimse unutmasın! Bu boktan düzen bozulana kadar burdayız. Biz bu toprakların ataları güçlü kadınlarıyız.