Hiçbir ülke bir gecede parçalanmaz..!
Yavaş yavaş alıştırılır.
Devletler de toplumlar da adım adım çözülür; önce haklarınız törpülenir, sonra sesiniz kısılır, ardından olan biten yeni "normal"iniz olur.
Önce tarihinize dokunurlar, kahramanlarınızı karalarlar; ardından dilinize, bayrağınıza, marşınıza, sembollerinize...
Vatan savunmasını "faşizm", millî birlik çağrısını "nefret söylemi" ilan ederler.
Medya, akademi, sokak aynı nakaratı tekrarlar: "Hiçbir şey olmaz, bu kadar paranoya da fazla, abartıyorsunuz."
Gün gelir, kendi şehrinde azınlık olduğunu fark edersin ama artık sesin çıkmaz; çünkü "çoğunlukçu olmak" da suç sayılır. Gün gelir, haritada "ülken" diye gösterilen yerde senin adın bile geçmez.
Yugoslavya halkı da böyle alıştırıldı. 1980'lerde "kardeşlik ve birlik" diye diye izlediler televizyondan kendi ülkelerinin yavaş yavaş eriyişini...
1990'larda bir sabah uyandıklarında yedi ayrı devletin vatandaşı olmuşlardı; hem de alkışlayarak...
Ve gün gelir, Yugoslavya halkının televizyondan izlediği o parçalanışı gibi, siz de kendi toprağınızın elinizden kayıp gittiğini fark edersiniz.
Unutmayın:
Parçalanan sadece toprak değildir.
Önce ruhun parçalanır, sonra harita sadece bunu resmîleştirir.
Türkiye bir ulus devlettir.
Ve ulus devletler, ancak millet uyanık olduğu sürece ayakta kalabilir.
Uyanık olmayanlar, bir gün televizyondan kendi cenaze namazlarını izler. Vatanı yaşatmak ise ancak uyanık kalmayı bilenlerin işidir.
Üç ay önce, "MİT Müsteşarlığım döneminde beni zehirlediler" iddiasıyla duygu sömürüsü yapmaya çalışırken, sadece yönettiği kurumun değil, devletin itibarını da zedeleyen Hakan Fidan, tutarsız açıklamalarıyla Dışişleri Bakanlığı’nı yönetecek beceriye sahip olmadığını gösteriyor.
Önce Türkiye, Filistin'in haklarını korumak için bir araya gelen Lahey Grubu'nun Bogota'da yaptığı toplantıda, İsrail'e yönelik yaptırım kararlarına imza atmıyor. Bu duruma her kesimden tepkiler yükselince atanmış Bakan, kendini savunmak için skandal açıklamalar yapıyor.
İlk olarak, "Biz İsrail'e zaten yaptırım uyguluyoruz, bunun ne önemi var?" deniyor ama tutmuyor. Sonra Hakan Fidan, konuyla hiç ilgisi olmayan 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'ni (UNCLOS) bahane ederek, "biz bildiriye imza atsaydık Yunanistan'ın Ege tezleri güçlenecekti" gibi manasız bir açıklama daha yapıyor.
İşin aslında, sadece serin salonlarda İsrail ile kayıkçı kavgası yaptıklarını, cayır cayır devam eden ticareti kesmeye cesaret edemediklerini herkes biliyor.
Yükselen tepkilerin ardından, Hakan Fidan’ın açıklamalarından birkaç gün sonra, Bakan Yardımcısı Nuh Yılmaz, New York’ta, imzalamadıkları Bogota bildirisine katılma kararı aldıklarını açıklıyor.
Şimdi, bize laf yetiştirmeye çalışan bu atanmış dışişleri sekreterine sesleniyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi, ülkemizin nerede menfaati varsa, Eurofighter meselesinde de Filistin meselesinde de Türkiye’nin ve mazlumların hakkını cesaretle savunan partidir. “Bildiriye imza atsaydık Yunan tezlerini desteklerdik. CHP, Yunan tezlerini mi destekliyor?” deyip, şerh koyup imza atılmasını önerdiğimizde, “bir bilene sorsunlar” deyip, bugün bildiriye imza atan Hakan Fidan, CHP’nin kurumsal kimliğinden özür dilemelidir.
Öyle kameralara kaş göz işareti yaparak, Kurtlar Vadisi temalarıyla TikTok’ta videolar paylaştırarak, kendini “gizemli derin devlet adamı” gibi şekillere sokarak bakanlık yapılmaz.
Türk Cumhuriyetleri Güney Kıbrıs’ı, senin bakanlığında tanıdı.
Trump, “Gazze’yi boşaltacağım oraya oteller yapacağım” dedi.
Ayşenur Ezgi Eygi kızımız Filistin’de öldürüldü, Rümeysa Öztürk kızımız Filistin’i savunduğu için ABD’de hapsedildi.
Trump’ın Ankara elçisi, Türkiye’nin Osmanlı millet sistemine geçmesini önerdi.
Türkiye’nin Avrupa Birliği ile mesafesinin açılmasından, Trump-Putin Ukrayna barışı için Türkiye’ye gelecek hayallerine kadar….
Bunların hiçbirine tık yok, varsa yoksa TikTok.
Tarih gösteriyor ki; bıkmadan, üşenmeden, usanmadan sorgulayanlar kazanıyor; düşünceyi baskılayanlar değil…
Yaşamda en ufak bir değişikliğin beklenmedik/ öngörülemez büyük sonuçları oluyor. Buna “kelebek etkisi” deniyor.
Kelebeğin kanat çırpmasını küçümsemeyin… Bir emekli kadının veya bir üniversite öğrencisinin mücadelesini hafife almayın.
Değerli hocam Alev Alatlı’nın daima yazdığı kadim bir söz var:
Bir mıh bir nal kurtarır,
Bir nal bir at kurtarır,
Bir at bir atlı kurtarır,
Bir atlı bir savaş kurtarır,
Bir savaş bir vatan kurtarır.