Mansur Yavaş Güvenpark’tan Kılıçdaroğlu’na sesleniyor:
“Bu durum doğrudan doğruya Cumhuriyet rejimine müdahaledir.
Benim duruşum başından beri demokrasiden yanadır. Bu nedenle CHP en kısa zamanda kurultaya gitmelidir. Gelin durumu ortak akılla yönetelim. Bırakın parti içinde bölünmeyi.”
#TurkeyWatch 🇹🇷: Just 4 days after Pres. Erdoğan shut down Istanbul Bilgi University, he rescinded his shutdown order.
Just more confirmation of Hanke's Schoolboy Theory of History: It's just one damn thing after another.
⭕️CHP’li Trabzon Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık’tan Kemal Kılıçdaroğlu’na :
⭕️ “Kemal Kılıçdaroğlu’na hain diyenlerin partiden ihraç edileceğine dair bir haber okudum.
⭕️Bu vesileyle Kemal Kılıçdaroğlu’na yalnızca hain demeyi yeterli bulmadığımı belirtmek istiyorum.
⭕️Çünkü kendisi yalnızca hain değil aynı zamanda işbirlikçi, işgalci ve operasyoncu birisidir.”
Canım sıkıldığında mırıldandığım Aşık Hüseyin'e ait bir dörtlük var. Bugün ihtiyaç duyanlar olabilir diye paylaşıyorum.
Hüseyin beyhude ah etme naçar
Bir kapı örterse birini açar
Buna dünya derler hepisi geçer
Hangi günü gördün akşam olmamış.
Bu nasıl kin?
Bu nasıl nefret?
Acımasız bir saldırı.
Biber gazı,jop ve hainlik hepsi bir olmuş.
Özgür Özel ve bizler DİRENİYORUZ.
DİRENE DİRENE KAZANACAĞIZ.
Ali Mahir Başarır:
Küfür ediyorlar, silah gösteriyorlar.
3 yıl bekle Saray'dan aldığın mazbatayı polisle şurayı teslim almaya gel. Bu millet sana izin verir mi? Seni sokağa çıkartır mı? Utanmıyor musun? Bir parça şeref diyorum...
Biber gazı,joplar ve sokak çeteleleriyle CHP Genel Merkezine girdiler.
Genç,yaşlı kimi görürlerse insafsızca jopluyorlar.
CHP liyim diyen bu zulmü reva görüyor.
Kemal Kılıçdaroğlu senle yürüyen namerttir.
Özgür Özel ile yürümek onurdur.
Hukukçu Afşin Hatipoğlu:
“Kılıçdaroğlu son derece kararlı ve hesaplı gelmiştir. ‘Ekrem İmamoğlu’nu bize ver, CHP’yi sana vereceğiz’ demişlerdir ve bunu kabul etmiştir Kılıçdaroğlu.”
Kadına o dönem etmedikleri hakaret kalmadı…
Kadınlığından vurdular, hain ilan ettiler, ekranlarda resmen doğradılar.
Ama bugün dönüp bakınca kim haklıymış ortaya çıktı.
Eğer o gün Meral Akşener’in dediği olsa, Mansur Yavaş aday gösterilseydi bugün bunların hiçbiri yaşanmayacaktı.
Şimdi ne oldu?
Sağ fobisiyle hareket edenler, bugün kendi "pirolarının" enkazının altında kaldı.
Peki şimdi söyleyin…
Meral Akşener mi sattı, yoksa siz mi gerçeği görmek istemediniz?
#MeralAkşenerHaklıydı
@meral_aksener
Şimdi YSK’ya TARİHİ görev düşüyor.
YSK Anayasamıza sahip çıkmalı;
Siyasi Parti seçimleriyle ilgili sadece YSK yetkilidir.
Yoksa herhangi 1 Asliye Hukuk Mahkemesi bundan sonra istediği siyasi parti liderliğini değiştirebilecek mi?
YSK kendi Anayasal yetkisine
SAHİP ÇIKMALI!
Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir.
Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur… Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen “seçime hile karıştırıldığı” yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez.
Anayasa’nın 79. maddesi açıktır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir.
Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz.
Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı hâline de getirilemez.
Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir.
Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer.
Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir.
Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız.
Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir.
Bu Yahudi Haham’ı
“Mesih geldiğinde, her Yahudi'nin 2800 Yahudi olmayan kölesi olacak”
diyor.
Senelerce bu yeryüzü iblislerinin şeriatı değil de Müslümanların şeriatı gündem edildi.
Türkiye’de şeriat karşıtı olduğunu ifade eden kaç kişi yıkıcı, yok edici, insanlık dışı Yahudi şeriatına karşı olduğunu haykırmış?
Sıfır!
Oysa dünya Yahudi şeriatına göre şekilleniyordu.