Çünkü Murat batık fonlar aracılığıyla 163 milyonunu 4 ayda 2,2 milyar TL yaptı!
Çünkü Murat'ın evinden 7 milyon Dolar, 400 bin Euro çıktı!
Çünkü Murat kızkardeşine 221 milyon TL havale etti!
Çünkü Murat milleti dolandırarak kazandığı 20 milyarla yurt dışına kaçtı ve geri dönmedi!
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar,
Yarın, 28 Eylül Pazartesi, Çağlayan Adliyesi’nde saat 10:00’da duruşmam var.
88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim?
İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş.
Biraz da cezaevinden havadisler: Sınıf atlama heyecanı var Karatepe’de mahallemize 2 özel jeti olan komşu taşındı. Herkes bir gecede radikal seviyede artan refah seviyesine uygun davranmaya çalışıyor. Ben de buna uygun olarak bu tweette “zengin derdi” sayılacak bir konu seçtim: Cezaevi ve müzik.
“Müziksiz yaşayamam” tipi bir insan hiç olmadım, hatta epey de yaşarım ama “müziksiz 88 gün yaşayamam” tipi bir insanmışım meğer. Rüyalarımdan birinde; tahliye olduğumu fark edince hemen Peyk açıyordum ama Peyk olmayan bir şey çalıyordu. Radyo ve Dream Türk var ama hep Peyk olmayan bir şey çalıyor.
Şimdi övmeye çekiniyorum; TRT 2’yi övdüm, son 1 aydır yok. Radyo 3 sağolsun, Gojira çaldı 1 saat. Böyle mucizevi anlar dışında pek seçenek yok. Bu yüzden bu yaşa kadar ergen inadıyla taşıdığım Türkçe pop alerjimi aşmam gerekti. Bu hafta savunmama hazırlanırken 24 saat boyunca Dream Türk açıktı. Sadece yan komşum Haluk Levent, Mamak Türküsü ya da Haziran’da Ölmek Zor çaldığında TV’yi kapatıp avluya çıkıyorum. Kuyu tipinin tek iyi yanı akustiği olabilir.
24 saat Dream Türk izlerseniz 4 kere Ezhel’i görebiliyorsunuz, özledik. Onun dışında Türkçe pop. Girl Band, Boy Band ve Karışık Band salgını var, herkes dikkatli olsun. Kalabalık ortamlara girmeyin, aniden bir koreografinin parçası olabilirsiniz.
Favorilerim:
Eypio & Sibel Can – Kıyamam
Mabel Matiz – Umrumdışı
Hücremde Mabel Matiz’in “Ben büyüttüm boy boy” dansını yaparken infaz koruma memuruna yakalandım. Bir kere de derbi günü MasterChef izlerken yakalanmıştım, iki etti.
Savunma öncesi gündemden uzaklaşmak için seçtiğim bu yumuşak konuyu burada yazdığım bir rap ile bitireyim. Sabah 9’da ekmek dağıtımı oluyor. Haftada birkaç gün de ekmekle birlikte poğaça veriliyor ve kruvasan neşesi yaşanıyor. O günler önce koridorda servis tezgâhının tekerleğinden çıkan sesler yankılanıyor. Sonra dağıtımı yapan memur bozacı gibi bir nağmeyle bağırıyor: “Ekmek ve poğaçaaaa”
(Fuat Ergin tarzı bir flow’la)
Ekmek ve poğaça Vaktimiz bolca Cicibebe olmasa Halimiz n’olcak Menü ful carbo Ne peynir ne yarım kadeh Doluca Haluk, Cem, Özkan, ben D Blok dört yapraklı yonca
Görüşmek üzere.
Mark Zuckerberg az önce internette insan bağının ölümünü anlattı ve kimse dönüp bakmadı.
Tek bir cümle. On beş yıllık aşınma, on iki kelimeye sığdı.
Mark Zuckerberg:
“Sosyal medya başlangıçta insanların ağırlıklı olarak arkadaşlarıyla etkileşim kurduğu bir yerdi. Ve şimdi… en azından içeriğin yarısı, insanların içerik üreticileriyle etkileşim kurmasından ibaret.”
Eskiden telefonunu açtığında arkadaşlarının ne yaptığını görürdün.
Şimdi açtığında yabancıları izliyorsun.
Bunu sen seçmedin. Senin yerine algoritma seçti.
Arkadaşlarını, optimize edilmiş yabancılarla karşılaştırdı.
Arkadaşların kaybetti. Her seferinde.
Daha iyi ışığı olan, daha iyi zamanlaması olan ve daha iyi “kanca”ya sahip bir yabancı, seni seni seven birinden üç saniye daha uzun tuttu.
Ve algoritma, en yakın arkadaşının düğün fotoğraflarını, hiç tanımadığın Dubai’deki birinin yemek videosunun altına gömdü.
Sen de o yemek videosunu izledin.
İlk değişim buydu. Arkadaşlar, yabancılarla yer değiştirdi. Neredeyse fark etmedin.
İkincisi ise çoktan başladı.
Eğer algoritma zaten yabancıların gerçek ilişkilerinden daha iyi performans gösterdiğini kanıtladıysa ve yapay zekâ artık yaşayan herhangi bir insandan daha ilgi çekici bir “yabancı” üretebiliyorsa, geriye kalan hesap kendini tamamlar.
Yapay zekânın kötü haftası yoktur. Dikkatsiz bir şey paylaşıp algoritmanın gözünden düşmez. Tükenmez.
Her kelime ayarlanmış.
Her kare optimize edilmiş.
Her duraksama, parmağını kaydırmaman için tam doğru aralıkta yerleştirilmiş.
Bununla rekabet eden bir insan içerik üreticisi, matbaanın icat edildiği bir dünyada taş tabletlere yazı kazıyan biri gibidir.
Ekonomi zaten eşit değil.
Bir insanın kiraya, uykuya ve motivasyona ihtiyacı vardır.
Makinenin ihtiyacı olan tek şey elektriktir.
Mükemmel içerik üretmenin maliyeti sıfıra yaklaştığında, akışın içi var olmayan yüzlerle dolacak.
Tanıdık gelen seslerle.
Sana güven hissi verecek kadar sana benzeyen fikirlerle.
Sanki yıllardır tanıyormuşsun gibi hissettiren, sıfırdan inşa edilmiş kişiliklerle.
Geçişin ne zaman olduğunu fark etmeyeceksin.
Zaten mesele bu.
Akış, dikkatini çeken şeyin bir nabzı olup olmadığını umursamaz. Orada kalıp kalmadığını umursar.
Ve seni senden daha iyi tanıyan bir makine, seni her zaman bir insandan daha uzun süre tutacaktır.
Bu bir uyarı değil. Yarısı zaten gerçekleşti.
Arkadaşlarını yabancılara kaptırdın ve fark etmedin.
Yabancıları da makinelere kaptıracaksın ve onlara “arkadaş” diyeceksin.
Başka bir uygulamada, başka bir sekmede, şu anda bulunduğun odada, seni gerçekten tanıyan biri bir an yaşıyor.
Senin asla göremeyeceğin bir an.
Paylaşmayı bıraktıkları için değil.
Sen artık orada olmadığın için.
Ayşen sadece günün en iyi yazısını yazmamış, aynı zamanda sorulması gereken en ağır soruyu da sormuş...
Eline, aklına sağlık @temcikterelelli
Korkmayın, okurken gözünüzden akacak yaşlar da içinizi kaplayacak öfke de insan olduğunuz için...
https://t.co/PxlwzOFlE9
Genel Başkanımız Özgür Özel:
“Kendisi ile çalışmayı bırakan başkanların ismini veriyor Aziz İhsan Aktaş. Bir suç örgütü düşünün, lideri itirafçı olmuş. Kendisi evde, iftira attıkları hapiste…
Ama aynı adam, AK Partili başkana süper lüks araba hediye etmiş, ilgilenen bir savcı yok!”
Bu ülkede çocuklar yangında yurtlarda öldü.
Trende yolculuk ederken öldü.
Depremde güvensiz binalarda uyurken öldü.
Doğdukları hastanede yaşama tutunmaya çalışırken öldü,
Bolu’da tatil yaparken yangında öldü.
Okula giderken öldü.
Okuldan dönerken öldü.
Okulda öldü.
Pazarda öldü.
Bisiklete binerken öldü.
Staj yaparken öldü.
Sokakta dövülerek öldü.
Kafasından vurularak öldü.
Nasıl öldüğü bilinmeyen bir şekilde öldü.
Koca bir gençlik öldü!
Şimdi de yakasından, paçasından tutup gençleri hapise attılar.
O gençlerin hepsi bu saydıklarımı yaşayarak büyüdü iktidarınızda.
Elbette haklarını arayacaklar.
Koyun değil pırıl pırıl gençler.
#GenclerimiziSerbestBırakın
The İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı “soruşturma” başlattığına göre doğru yoldayız demektir.
Aynen devam.
#BOYKOT
📌Ne yapıyoruz?
Yarın hiçbir şey satın almıyoruz.
📌Ayrıca genel olarak doğrudan ya da dolaylı beslediğimiz örtülü/açık ne kadar yandaş varsa hortumlarını bir bir kesiyoruz.
Bu kadar basit. Hiç zor değil aslında.
Misal İstanbul’un göbeğindeki milyonluk eylemlerde “haber değeri” göremeyecek kadar yandaş ya da korkak olanların da hala bunları haber kanalı sayıp konuk diye çıkanların da yandaş yayınına reklam verip para kazandıranların da hayatımızda da yeri olmaz, olmamalı. @ntv@Haberturk@cnnturk
Biz satın aldıkça Saray yandaşı bir sermaye grubu daha bizler sayesinde zenginliğine zenginlik katıyor ve halkın parasıyla halkın egemenliğine göz dikenlere el pençe divan hizmet etmeye devam ediyorlar.
Durdurmak elimizde.
Yarın, 2 Nisan Çarşamba.
Satın alma.
#Boykot
Tayyip Erdoğan’a helal olan millete haram olamaz!
Boykot demokratik haktır.
2008’de medya boykotu başlatan Erdoğan’ın ta kendisidir.
Bugün boykotu kötüleyen şuursuzlar baş kötünün müritleridir.
Tutarsızlıktan utanmayanlar, yalandan medet umanlar yine rezil oldunuz.
Hadi buyrun…
İzmir’de irade ve hak gasbına karşı yapılan protestolara katıldığı gerekçesiyle gözaltına alınan Emek Partisi İzmir İl Yöneticisi Emre Gökmen tutuklandı
https://t.co/EQDNdh59ia
Boğaziçi Üniversitesi ÖTK Başkanı, arkadaşımız Yağmur M. Taylan dün şafak vakti gerçekleştirilen bir baskınla gözaltına alınmış ve bugün tutuklanmıştır.
Üniversitenin özerkliğine, öğrencilerin ifade özgürlüğüne ve demokratik değerlere yönelik bu müdahale kabul edilemezdir!
🔴Son Dakika
Boğaziçi Üniversitesi Öğrenci Temsilciliği Kurulu Başkanı Yağmur Taylan tutuklandı. Tutuklama sebebi olarak 25 Mart Salı günü yaptığı basın açıklaması gösterildi.
Hakkında tutuklama kararı verilen Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencisi Sema Uğuz
🗣"Tutuklandım arkadaşlar. Çok ağlarım, çok üzülürüm diye bekliyordum fakat mücadelenin ruhundan dolayı muhtemelen, çok güçlü hissediyorum. Sizleri çok seviyorum"
Benim kıymetli vatandaşlarım,
Milyonlar oldunuz, sandıklara koştunuz. Bana çok güçlü bir yol haritası çizdiniz. Şimdi bayram arifesinde, Türkiye'nin ikinci yüzyılı yolculuğunun arifesinde hep birlikte yola çıkacağız.
Çocuklarımızla, gençlerimizle, kadınlar, erkekler, hep birlikte İstanbul'un ve Türkiye'nin muhafızları olacağız. Ben sizleri Silivri'den izleyeceğim ama tüm kalbimle, düşüncelerimle ve cümlelerimle sizlerle olacağım.
İstanbul'un en büyük buluşmasında özgürlük, demokrasi, adalet için birlikte olalım. Millet büyüktür.
“Dağ başını duman almış, yürüyelim arkadaşlar,
güneş ufaktan şimdi doğar, yürüyelim arkadaşlar.”
Sizi çok seviyorum. Her şey çok güzel olacak.
Büyük Buluşma;
29 Mart Cumartesi 12.00’de
Maltepe Sahil Miting Alanı’nda
Ankara’da üniversite öğrencileri, "Büyük Üniversite Buluşması" gerçekleştiriyor. Öğrenciler hep bir ağızdan 'Gündoğdu Marşı'nı söyledi
https://t.co/HyyyV8ZClK