Çal��ştığım yerin tam önüne atılmış bir yavru. Güvenli sayılabilecek bir yere bıraktım ama diğer kedilerin tamamı yetişkin ve kısır olduğu için sürekli dayak yiyor. Ona yavru kedi bakımı bilen kısırlaştırma bilinci olan ömürlük yuva arıyorum. İstanbul
Tarihin en büyük hayvan katliamının yapılması için var güçleriyle çabalayan milletvekillerinin listesi. Ömür boyu bu lanetli lekeyi taşıyacaklar. O lanet üzerlerinden hiç eksik olmasın:
Acil geçici kalıcı yuva! Yer Ankara! Korumaya aldım ancak evdeki köpeğim asla istemiyor. Bu çocuk yuvasız kalmasın gördüğüm en akıllı, uysal köpeklerden biri. İletişim için DM
@nesliko@minkominkom@cansinboris99
@Badiko_ yardimci olurmusun. 4 kardeşlerdi, dun gece 2 tanesini sokak kopekleri maalesef parcalamis. B. Duzundeler ama yarin barinaga verilecekler, sagliklilar, oyuncular. Anneleri vefat etmis. Tahmini 1 aylik, yas mama yiyorlar ve kuma yapiyorlar
Meclis’te görüşüleceği söylenen yasa tasarısı için görüşümüz sorulmadı.
Veteriner hekimlere danışılmadan verilmiş kararlar gelecek günlerde hayvan sağlığı, refahı ve toplumun refahı açısından sorunlara yol açacak kararlardır.
Bilimsel yöntemler varken, ölüm çözüm değildir.
#SokaktayımYanındayım
Çok mu zordu
Pırıl pırıl hayvan yaşam merkezleri açmak?
Donanımlı veteriner hekimler gözetiminde sistemli kısırlaştırmalar yapmak?
Hayvan sahiplenip sokağa atanlara büyük, caydırıcı cezalar uygulamak?
Petshopları yasaklayıp barınaktan sahiplendirmeyi teşvik etmek,
Barınaktan sahiplenilen canları takip etmek, sahiplenenlere aşı destekleri vermek?
Geçmişe ve Geleceğe Not düşelim!
Sayın Uğur Dündar'a açık mektubumdur…
Sağdan soldan vatan evlatlarının idamlarıyla sonuçlanan 68 kuşağı fırtınasında gemisine dalga vurmamış Uğur Dündar, 1980 darbesinin "Bizim Uğur"u, TRT Genel Müdürü…
Bizim kuşağın onur abidelerinden Tarık Akan'ın yumruklaştığı, dürüst ve mücadeleci gençlik-kafalarında bitlerle işkencelerden geçerken-ayağına taş değmemiş, nezaket ziyaretlerinin müdavimi Uğur Dündar…
"Gün geçmiyor ki" cümlesiyle başladığı her haber programında, fonda gerilim müzikleriyle süslediği ve toplumun inanç noktalarına temas ederek 28 Şubat sürecinin alt yapısında emeği olan, iş başörtü sorununa geldiğinde; "İnadına mini etek, inadına dekolte" sloganlarına katkı sunan Uğur Dündar…
Sağlık skandalı haberi adı altında "Tesettür Faciası" başlığıyla, toplumdaki kutuplaşmanın her daim ekmeğini yiyen, fildişi kulelerinin tepesindeki konforlu alanını inşa edebilmek için büyük "fedakarlıklar" yapan, andıçların Uğur Dündar'ı…
Her alanda, mevcut baskıcı iktidarın, sizin de içerisinde arkadaşlarınızın olduğu (ki bence onlar öyle sanıyor) muhalifler, davalarla, hapislerle, saldırılarla mücadele edip bedel öderken, sizin çarkınız yine "şanlı şanlı" döner Uğur Bey.
Senin de bildiğin ama hiç hoşuna gitmeyecek bir sır vereyim; Biz helalleştik… Bu ülkede, Cumhuriyet Halk Partisi'ne bırakın oy vermeyi, adını duyunca besmele çeken muhafazakârlarımızla helalleştik.
1960'lardan kalma sağ sol kavgasının kötü mirasıyla yüzleştik. Bizlere inançsız ve din düşmanı gözüyle bakan sağcı kardeşlerimizle de helalleştik…
İç Anadolu ve doğusu dahil, bırakın milletvekili çıkarmayı temsilci gönderemediğimiz şehirlerimizle konuştuk, anlaştık, helalleştik…
Darbelerle, 28 Şubatlarla, faili meçhul cinayetlerle, idamlarla yüzleştik.
Geçmişte yaşadığımız bütün travmalarımızı, öfkelerimizi, intikam duygularımızı ebediyen toprağa gömdük. Bütün farklılıklarımızı kabul ettik, sevdik ve kucaklaştık. Artık buradan size ve temsil ettiğiniz kimliğe ekmek çıkmaz!
Bunu vatanperver dostlarımızla yaptık. Başta kıymetli dostum Sayın Karamollaoğlu olmak üzere 6'lı masanın liderleri ile yaptık.
Nasıl yaptığımızı da anlatayım.
Berkin Elvan'a da ağladık, Eren Bülbül'e de...
Sinan Ateş ile de vurulduk, Tahir Elçi ile de...
Deniz Gezmiş'le de sehpaya çıktık, Mustafa Pehlivanoğlu ile de…
Ergenekon kumpası mağdurlarına da destek olduk, suçsuz günahsız KHK mağdurları anaokulu öğretmenlerine de…
Yürüdük Uğur Bey. Hak için halk için yürüdük.
Yolumuza kurşunlar bırakıldı yürüdük…
Pislikler döküldü yürüdük...
Terör örgütleri kuşun sıktı, linçlendik, içerisinde bulunduğumuz ev için "Yakın o evi" dediler, defalarca ölüm tehditleri ve suikastlara karşı yürüdük.
Cumhuriyet Halk Partisi çok değişti Uğur Bey. Artık toplumun büyük bölümünü öcü gibi gördüğü bir parti değil. Bakın TV programında değerli kardeşim Cemal Enginyurt, size karşı millet ittifakını ve helalleşmemizi nasıl savunuyor, siz ise nasıl da inkar ediyorsunuz.
Siz hiç değişmemişsiniz! Hala 1970’lerde, 80’lerde, 90’larda yaptığınızı yapmaya çalışıyorsunuz. Bu sefer olmaz!
Toplumun inanç ve değerleri ile siz ve temsil ettiğiniz kimliğiniz, mıknatısın iki ayrı kutbu gibisiniz. Siz Cumhuriyet Halk Partisi'ne ve toplumsal barışa yaklaştıkça seçimlerde broşürlerimizi dağıtan başörtülü kardeşlerimiz, bütün kırgınlıklarını unutan Kürt kardeşlerimiz, vatanperverlik çatısı altında bütünleştiğimiz sağcı kardeşlerimiz, kısacası bu ülkenin ötekileri bizden uzaklaşıyor. Buna müsaade edemeyiz.
Belki biraz kırıcı oldu ama kusura bakmayın Uğur Bey bunlar gerçekler. Bana, canlı yayınlarda Dış devletlerin ajanı olup olmadığımı soracak kadar dengenizi yitirdiniz, ses çıkarmadım.
Şahsıma dilediğiniz kadar saldırabilirsiniz ama kardeşliğimizi dinamitlemenize müsaade etmem.
Kendi adaylığımı dayatmak için siyasi rüşvet dağıttım iddialarınıza susarım ama 6'lı masa bileşenlerine "siyasi rüşvet aldınız" imasına susmam, bu birlikteliği bozdurmam!
Dünya Hayvanları Koruma Derneği sözcüsü Elizabeth Sharpe:
“Bir şehirdeki anlık tepkiler sorunu çözmeyecek. Farklı topluluklarda da ötanazi fikrinin ani tepkilerden ortaya çıktığını gördük. Nüfus yönetimi için resmileştirilmiş, uzun vadeli bir çözüm olmadan bahsedilen problemler çözülmeyecek” dedi.
Sorunun çözümü sokakta yaşayan hayvanları öldürmek değil. Sorunun çözümü kısırlaştırma ve aşılama yapmayan belediyelerin işini yapmalarını sağlamak. Yasanın uygulanmasını sağlamak.
#Sokakhayvanlarisahipsizdeğil #hayvanaşiddetsuçtur #HayvanHaklarıAnayasaya
Yargı tarihimizde görülmemiş bir yargı darbesi yaşıyoruz!
Yargıtay, Milletvekili Can Atalay hakkında AYM nin verdiği “hak ihlali” ve “tahliye” kararına uyulmamasına ve imza atan Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.
AY md. 153 gereği AYM kararları kesindir, yasama yürütme yargı organlarını bağlar, uyulması zorunludur.
AY md. 6 gereği hiçbir organ anayasadan kaynaklanmayan bir devlet yetkisi kullanamaz.
AYM kararının yerine getirilmesi, kararda da belirtildiği gibi, Yargıtay’ın değil 13. ACM nin zorunlu görevidir.
AYM kararlarını
değerlendirmek,uyulup uyulmamasına karar vermek,
AYM nin görev sınırlarını belirlemek, Yargıtay’a verilmiş anayasal bir yetki değildir.
İlk derece mahkemelerinin Yargıtay kararlarına “yetkilerini aştıkları gerekçesi” ile uymama gibi bir yetkileri olmadığı gibi Yargıtay’ın da AYM kararlarına karşı böyle bir yetkisi yoktur. Aksi kabul, her mahkemenin ve hatta herbir bireyin yargı kararlarına uyulup uyulmayacağı hususunda geniş bir takdir alanı kazanacakları anlamına gelir ki bu kamu düzenini altüst eden bir kaos ortamı ve kabile devletinin bizzat Yargıtay eliyle inşası demektir.
Anayasadan kaynaklanmayan bir yetkiyi kendi kendine metazori olarak yaratıp, üstelik 13ncü ACM nin yerine geçip anayasayı ilga ederek yetki ve görev gaspında bulunan Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin bu hukuka aykırı kararı YOK hükmünde olup ilgili kararı veren üyeler suç işlemektedir.
Bir de yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmaları hukuki bir garabet olduğu kadar hukukun üstünlüğüne dayalı hukuk devletinin Yargıtay eliyle temelden yok edilmesidir.
Dün Anıtkabir'e, öncesinde ve sonrasında gördüklerimi derli toplu anlatayım biraz... Benim beklentilerimi aşan ve şaşırtan bir haftasonu oldu zira... Az kafa ütüleyeceğim sabah sabah affola...
90 küsur sene önce, tenis maçı izlerken fotoğrafı var. Yüzerken fotoğrafı var, sahilde kumda otururken, kürek çekerken, at binerken, konser izlerken, zeybek oynarken, dans ederken, heykel incelerken fotoğrafı var.
Salıncakta çocuk gibi gülerek sallanırken bile fotoğrafı var. ++