Ben Necmettin Erbakan Akyüz
Madalyaların en güzelini aldım
Mazlumların sesi olmak adına yaptığım hareketten dolayı Avrupa Federasyonu soruşturma açtı
Yaptıklarımdan dolayı pişman değilim, verilecek kararlarım nezdimde hiçbir kıymeti yoktur.
NEHİRDEN DENİZE ÖZGÜR FİLİSTİN 🇵🇸.
Biz o barikatları, bugün birileri sosyal medya lağımında üç kuruşluk etkileşime meze yapsın diye yıkmadık!
Dün üniversite kapılarında ödenen bedelleri bugün dijital pazarda satanlara sessiz kalmak, o şerefli direnişe ihanettir.
Kutsallarımızı sosyal medya lağımına meze yaptırtmayacak, bu değer suistimalinin hesabını soracağız!
Bir zamanlar uğruna ağır bedeller ödenen başörtüsü…
Üniversite kapılarında bekletilen genç kızlar, eğitim hakkından mahrum bırakılan öğrenciler, inancı nedeniyle ötekileştirilen binlerce insan…
Bugün ise aynı başörtüsü, sosyal medyada bambaşka bir tartışmanın merkezinde.
Bazı hesaplar; başörtüsünü inanç ve mahremiyet anlayışıyla bağdaşmadığı yönünde eleştirilen içeriklerle birlikte kullanıyor.
Kamuoyunda tepki çeken bazı isimlerin, başörtüsüyle yetişkinlere yönelik (+18) içerikler üretmesi büyük rahatsızlık oluşturuyor.
Bir dönem savunulması için mücadele verilen bir değerin, bugün etkileşim ve kazanç uğruna tartışmalı içeriklerin parçası hâline gelmesi; toplumun önemli bir kesiminde milli ve manevi değerlerimizin aşındırıldığı endişesini büyütüyor.
Milli ve manevi değerlerimizin sosyal medya uğruna tartışmalı biçimde kullanılmasına karşı artık daha ciddi adımların atılması gerektiğini düşünenlerin sayısı her geçen gün artıyor.
İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi’yi, Dünya Şampiyonu Milli Sporcumuz Necmettin Erbakan Akyüz ile birlikte makamında ziyaret ederek yeni görevinde başarılar diledik.
Anadolu’nun bağrından gelen asil, güçlü karakteriyle ülkemize ve milletimize en iyi hizmetleri hakkıyla yapacağına inandığımız Sayın Bakanımıza bu yeni görevinde başarılar diliyoruz.
ALLAH (cc) yardımcınız olsun, kıymetli Bakanımız.
@mustafaciftcitr@TC_icisleri@neakyuz
Okul koridorlarında yükselen bu vahşetler, sadece bir güvenlik zafiyeti değil, toplumsal bir omurga kırılmasıdır. Çocukların eline o silahları veren; ekranlardaki zorba güzellemeleri, aile disiplinini “baskı” sanıp terk etmesi ve en önemlisi hukukun “yaş” zırhı ardına saklanan cezasızlık kültürüdür.
Bir cana kasteden, kendi dokunulmazlığını o an kaybetmiş demektir. Caydırıcılık; suçluyu topluma kazandırma masallarıyla değil, işlenen suçun ağırlığına denk gelen mutlak bir kısas ve sarsıcı bir bedel ile sağlanır. Adalet, suçluya acıyarak değil, masumu koruyup zalimi sindirerek tecelli eder.
Suçun yaşına değil, açtığı yaranın derinliğine bakılır. Masumu korumayan merhamet, zalimin en sadık suç ortağıdır.
Bana göre de antisemitizm suçtur, Müslümanların suçudur.
Dünyayı bu tanıma ihtiyaç duyulmayacak kadar 'temiz' bir hale getiremeyen 2 milyarlık Müslüman aleminin suçu :)
Gerçeklerle yüzleşelim, İran Köşeye Sıkıştı, İran’ın eski hükmü kalmadı, çaresizlikten ve nefes almak için haklı olarak saldırıyor.
İran’daki milyonlarca Sünni kardeşimizi mezhep körlüğüyle bir kalemde silip atmak stratejik bir aptallıktır. Ortak düşman Siyonizm’dir; mezhep kavgası ise bu büyük oyunun sadece teferruatıdır.
Namluların bir sonraki durağının burası olacağını görmemek için kör olmak lazım.
Kukla yönetim kapıda, mevcut yapı çöktüğünde yerine “özgürlük” değil, itaat ettiği yeri ağlama duvarı önünde göstermekten çekinmeyen, atacağı her adımın iznini Tel Aviv’den alan Pehlevi artığı bir kukla gelecek.
Düşmanımızın her düşmanı dostumuz değildir!
Akıllı olun, bu bayat oyuna gelmeyin!
İran’ı, şiileri hiç sevmediğimi hatta Hz.Ayşe annemize, Hz.Ömer’e hakaret edenlere nasıl muamele yapmamız gerektiğiyle alakalı düşüncelerimi beni takip edenler çok iyi bilir, verdiğim röportajlarda bile anlattığım olaylar var (spor tahkim mahkemesinde aleyhime ifade veren 2 ülkeden biri İran, diğeri Amerika, 0 şaka).
Ancak mesele kişisel beğenilerimiz değil; mesele, “rejim çöksün de kim gelirse gelsin” demenin israilin ekmeğine bizzat yağ sürmek olduğu gerçeğidir.
Yıllardır süren karşılıklı beslenme senaryosu artık son demlerinde: İran, Şii hilalini (Hizbullah-Husiler) tahkim edip destekleyerek kendi direnişini diri tuttu; israil ise bu “İran tehdidi” üzerinden trilyonlarca dolarlık bir cephaneliğe dönüştü. Evet sahada israile gerçek anlamda zarar verenler bu yapılardır (Hamas sünni olsa da verilen desteğin çoğunluğu İran’dandır)
Şunu kafamıza kazımalıyız: İran, Türkiye gibi devasa bir askeri gücü ve komşusunu asla bile isteye karşısına almaz, böyle bir intihara girişmez.
Eğer yarın bir gün İncirlik veya Kürecik üslerine İran topraklarından bir saldırı gerçekleşirse, bu İran’ın stratejik kararı değil, israilin iki ülkeyi birbirine kırdırmak için kurguladığı o meşhur “sahte bayrak” operasyonudur.
Bu saldırının amacı İran’ı savunmak değil, Türkiye’yi meşru müdafaa hattına çekerek bölgedeki son büyük dengeyi de yerle bir etmektir. Kendi ellerimizle, israilin önündeki en büyük engel olan direniş hattını ve bölgesel bütünlüğü yıkmamızı istiyorlar. Mezhepçilik ya da rejim nefretiyle gözü körleşenler, atılan füzelerin adresine değil, o füzeleri kimin kurguladığına bakmalıdır.
Oyunun sonu belli: Türkiye ve İran savaşırsa, tek kazanan israil ve onun Pehlevi hayalleri olur.
İran’a sempati duymak ya da politikalarını onaylamak zorunda değiliz; ama gerçeği görmemek körlüktür. Bugün İran’ın düşmesi için bastıranlar, aslında Türkiye ile İran’ı birbirine kırdırıp bölgede dikensiz bir gül bahçesi yaratmak istiyor.
Bizi mezhep kavgalarıyla meşgul ederken, bölgenin asıl direniş hatlarını (Hamas, Hizbullah, Husiler) tek tek budayıp İsrail’in önündeki tüm engelleri kaldırmayı hedefliyorlar. Pehlevi artığı bir yapının Tahran’a yerleşmesi, bölgenin anahtarını doğrudan Tel Aviv’e teslim etmektir.
Bizim için mesele bir rejim güzellemesi değil, "sıranın bize gelmemesi" ve coğrafyanın tamamen bir garnizon devlete dönüşmemesidir. Ortak düşman bu kadar netken, aradaki ideolojik farklar teferruattır. Denge bozulursa, faturayı hepimiz öderiz.
Zibilyon tane şiddet videosuna kör olanlar, mukaddesatımızı savunmamıza sansür memuru kesiliyor! Kutsalımıza sövenlerin önünü açan bu sosyal ağlara devletimiz artık ‘dur’ demelidir. Biz oradaydık, kapısındaydık; korkak ininden çıkamadı ama hesabımız mahşere kalmadı. Videomuzu silebilirsiniz ama davamızı asla!
Bütün değerlerimize, kutsalımıza dil uzatanların videoları değil benim videom kaldırılıyor he?
@iletisim umarım ki bu duruma sessiz kalmazsınız!
@tcbestepe@adalet_bakanlik
Fıtrata savaş açıp kutsala sövenin sonu birdir, lût kavmine hüküm 'yüksekten bırakma' vaktidir.
Zirveden dibe çakılmak, alçaklığın tek bedelidir, bu necasetin temizliği, ancak o sert zemindedir.
Rabbim'in izniyle islam yer yüzüne hakim
olduğunda, Çamlıca kulesinin en tepesine çıkışları sadece bunlara tarife uygulamak üzere kullanmak lazım.
Bana radikal diyenlere; Ben radikal değilim, siz fazla ılıksınız.
⚫️ Fitness videolarıyla tanınan Cenk Hoca isimli fenomenin KKTC’de İslam ve Hz. Muhammed hakkında nefret söylemlerinin ardından, Kung-fu dalında Dünya Şampiyonu olan milli sporcu, şahsın KKTC’deki evinin önüne gelip beklemeye başladı.
@siyahsancakx Kutsala uzanan dilin diyeti ağır olur. Mukaddesimize dil uzatanların kaçtığı o deniz sonları, sustuğun yer mezarları olacak. Hepsinin ensesindeyiz, uykularını kaçırsınlar!