Avrupa Komisyonu, gübre satın almak zorunda kalan çiftçilere yardımcı olmak amacıyla 540 milyon avroluk acil bir paket sunarak mali destek sağlamayı hedefliyor.
Avrupa Parlamentosu üyeleri, gübre maliyetlerinden etkilenen çiftçilere yardımcı olmak için Ortak Tarım Politikası'nda (CAP) değişiklikler yapılmasına oy verdi.
Avrupa Parlamentosu, gübre fiyatlarındaki artışın çiftçiler üzerindeki etkisini hafifletmeyi amaçlayan önlemleri kabul etti.
Avrupa Parlamentosu üyeleri Salı günü (7 Temmuz) yapılan oylamada, çiftçilere mali destek sağlamak ve Ortak Tarım Politikası'ndan (CAP) daha doğrudan ödemelere daha hızlı erişim imkanı sunmak için yeni önlemleri onayladı.
Avrupa Komisyonu geçen ay, gübre kriziyle mücadele eden çiftçilere yardımcı olmak için potansiyel olarak 1,5 milyar avroluk yeni bir mali yardım içeren büyük bir destek paketinin ayrıntılarını da açıkladı .
TARIM GIDA VE KADIN...
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), tarım ve gıda sistemlerindeki kadınlara ilişkin bugüne kadarki en kapsamlı veri setini yayınladı.
Kadınlar tarım ve gıda sistemlerinin her aşamasında hayati roller oynuyorlar, ancak araziye, kaynaklara, hizmetlere, teknolojilere, finansmana ve karar alma fırsatlarına erişimde giderek daha büyük engellerle karşılaşıyorlar.
Kadınlar, küresel tarım ve gıda sistemleri işgücünün yüzde 42'sini (1,37 milyar kişi) oluşturuyor.
Kadınlar, araziye, krediye, suya ve teknolojiye erişimde sürekli olarak eşitsizliklerle karşı karşıya kalmaktadır. Verilerin mevcut olduğu ülkelerin %85'inde kadınların tarım arazileri üzerindeki mülkiyet veya güvenli kullanım hakları erkeklere göre daha düşüktür.
Kadınların akıllı telefon sahipliği oranları da daha düşüktür ve bu durum dijital uçurumları vurgulamaktadır.
Temel eğitimde kadınlar ve erkekler arasındaki farklar daraldı – hatta bazı durumlarda tersine döndü – ancak eşitsizlikler daha yüksek seviyelerde ve kırsal alanlarda devam ediyor. Eğitimdeki kazanımlar, işgücü piyasasında eşit sonuçlara dönüşmedi; bu da yalnızca eğitimin yeterli olmadığını gösteriyor.
Ölçülen tüm ülkelerde kadınlar, erkeklere göre %2 ila %20 daha fazla zamanlarını ücretsiz ev işlerine harcıyor.
2024 yılında 15 yaş ve üzeri kadınlarda erkeklere göre 63,4 milyon daha fazla gıda güvensizliği yaşanmıştır.
AB’den tarihi karar: Yeni Genomik Teknikler yürürlükte! “Ata tohumları küresel şirketlerin hammaddesi olabilir” uyarısı
📍Avrupa Birliği'nin (AB) Yeni Genomik Teknikler (NGT) düzenlemesini kabul etmesi, tarım sektöründe yeni bir dönemin kapısını araladı.
📍Tarım Politikaları Uzmanı Ergin Kahveci, alınan kararın sadece biyoteknoloji alanında değil, Türkiye’nin yerel tohum varlığı ve genetik kaynakları açısından da kritik sonuçlar doğuracağını belirterek dikkat çeken uyarılarda bulundu.
Küresel Buğday Piyasası
Çin’de hasat yağmurları buğday kalitesini düşürdü, ithalatı tetikleyebilir.
Çin’in buğday kuşağında hasat başladığı dönemde etkili olan şiddetli yağışlar, bazı mahsullerin kalitesini düşürdü.
Analistlere göre bu durum, dünyanın en büyük buğday üreticisi Çin’de ithalatı artırabilir.
4,8 ila 10 milyon ton arasında buğdayın çimlenmesi nedeniyle yemlik (hayvan yemi) kalitesine düştüğü tahmin ediyor.
Bu miktar, toplam üretimin yaklaşık %7’si civarında.
Küresel Etkisi:
Çin’in buğday ithalatında ılımlı bir artış olsa bile, dünya buğday fiyatlarını yukarı yönlü etkileyebilir.
Bu yıl küresel fiyatlar zaten %20’ye yakın yükseldi.
ABD kışlık buğdayında yaşanan kuraklık,
Gelişmekte olan El Niño’nun kuraklık riski yaratması,
Avustralya'da ekilişlerin azalması,
Fransa Polonya hattında yüksek ısı, sıcaklık stresi gibi faktörler fiyatları yukarı yönlü artırıyor.
5 Haziran Dünya Çevre Günü
Gezegenimizin ve ülkemizin ekolojik kaynakları alarm verirken bizim çevresel duyarlılığımız orta/alt düzeyinde vurdumduymazlık krizinde;
Küresel Toprak Bozunumu: Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi (UNCCD) verilerine göre, dünyadaki toplam arazilerin %15,4'ü (yaklaşık 1,56 milyar hektar) insan eliyle ve iklim kriziyle bozulmuş durumda. Her yıl 100 milyon hektar sağlıklı toprak üretkenliğini kaybederken; küresel olarak kullanılabilir, verimli tarım topraklarının payı hızla daralıyor.
Dünyanın Sınırlı Su Gerçeği: Yeryüzündeki toplam su varlığının yalnızca %2,5'i tatlı su niteliğindedir. Bu tatlı suyin da neredeyse %70'i buzullarda kilitli olduğundan, insanlığın erişebildiği miktar tüm küresel suyun %1'inden bile azdır. Buna karşılık, BM verilerine göre küresel evsel ve endüstriyel atık suların %80'i arıtılmadan doğaya deşarj edilerek temiz su kaynaklarını kirletiyor.
Biyoçeşitlilik Krizi:
Son 50 yılda küresel yaban hayatı popülasyonlarında ortalama %69'luk bir çöküş yaşandı. Ekosistemlerin tahribatı yüzünden 1 milyona yakın tür yok olma tehdidiyle karşı karşıya. Bu durum, bitkisel üretimin teminatı olan doğal tozlaştırıcıların yok olması demektir.
Plastik ve Mikroplastik Tehdidi:
Her yıl okyanuslara 8 ila 12 milyon ton plastik karışıyor. Bugün denizlerdeki mikroplastik parçacık sayısı, Samanyolu Galaksisi'ndeki yıldız sayısından daha fazla. Bu kirlilik balıkların, kuşların ve nihayetinde besin zinciriyle insanın dokularına kadar işliyor.
Türkiye'nin Ekolojik Gerçekleri
WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) - Tarım Topraklarında Vasıf Kaybı ve Amaç Dışı Kullanım:
Türkiye, jeolojik yapısı gereği erozyona son derece hassas bir coğrafyadadır. Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) raporlarına göre, ülkemizdeki tarım topraklarının yaklaşık %88'inde organik madde miktarı %2'nin altına düşerek kritik seviyeye gerilemiştir. Ayrıca son 30 yılda, kentleşme, sanayileşme ve betonlaşma nedeniyle yaklaşık 4 milyon hektardan fazla verimli tarım arazisi tarım dışı amaçlara tahsis edilerek üretim zincirinden koparılmıştır.
TEMA'ya Göre Madencilik ve Orman Alanlarının Tahsisi:
Ülkemizde çevre ve biyolojik çeşitlilik açısından en büyük kırılmalardan biri orman ve korunan alan sınırlarında yaşanmaktadır. TEMA Vakfı verilerine göre, maden ruhsatlarının orman alanları, milli parklar ve sit alanları üzerindeki kapsama oranı bazı illerimizde %60 ila %70'leri bulmaktadır. Orman Kanunu kapsamında enerji, maden ve altyapı projelerine verilen tarım ve orman dışı tahsisler, ekosistem bütünlüğünü bozarak orman içi su döngüsünü ve yaban hayatını derinden sarsmaktadır.
Özetle: Toprak erozyonla, su kirlilikle, ormanlar ve tarım toprakları ise amaç dışı tahsislerle erirken; doğayı korumak bir lütuf değil, hayatta kalma stratejisidir. Gelecek, ürettiği kadar tüketen toplumların olacaktır.
5 Haziran Dünya Çevre Günü'nde toprağımıza, suyumuza ve geleceğimize sahip çıkalım!
Kutlu olsun.
Buğday Fiyatı
Sabahtan beri takip ediyorum.
Herkes bir laf etti.
Ne yazık ki; teknik olan STK'lar bile bu "laf eyleme beri gelme" düzenine uymuş.
Siyasi açıklamalar ise fecaat.
Hamaset
Algı
Propaganda ön planda.
Her söz yerinde ağırdır.
Sonuç olarak herkes konunun bir yerinden tutmuş.
İşine geldiğince,
Bildiğince.
Diyecek bir sözüm yok.
Samimi iseler saygı duyarım.
Saygı duymak ile kabul etmek aynı şeyler değil elbette.
Öncelikle oturulur teknik ölçütler ile Tarım Ekonomisi bilimine göre bir maliyet hesabı çıkarılır.
O hesap bir derneğin yaptığı gibi bakkal hesabı ile olmaz.
Onlarca veri onlarca bilgi onlarca maliyet unsuru üzerinden yapılır.
Sonra tam maliyet üzerine enflasyon değil çiftçi karı eklenir. Çünkü zaten enflasyon maliyet hesabında giderilmiş olur/olmalıdır.
Sonra piyasa ihtiyacı ile rekolte üzerinden ürün akış döneminin simülasyonu çalışılır. Açılış stokları belirlenir. Arz ve talebi toplam tüketim talebi üzerinden yönetecek şekilde stok ya da stoktan çıkma stratejileri belirlenir.
Sonra
Küresel piyasalardaki talep ya da arz açığı ile fiyatları kontrol ederseniz. Bakarsınız mesela başat ülkelere. Referans ülkeler seçersiniz. O ülkelerdeki maliyet, çiftçi karı, piyasa fiyatı ve ticaret değeri fiyatlarını görürsünüz.
Muhtemel davranışları tahmin edersiniz.
Muhtemelen ticari fiyatların bazı vergi ve yöntemler ile dengelendiğini ve çoğunlukla çiftlik kapısı fiyatları ile uyumsuz olduğunu görürsünüz. Yani küresel ticaret fiyatlarının sizin fiyatınız için referans olamayacağını görürsünüz. Ayrıca mali ve para politikası sonucunda aslında kur/TL makasının gerçekçi olmadığını da göreceksiniz. Yani dünyada şu fiyat argümanlarına set çekmeniz gerektiğini anlayacaksınız.
Sonra bir "Eşik Fiyatı" belirleyip açıklayacaksınız.
Dahası var da var.
İş zaten bundan sonra başlar.
Sonra mı?
O da bize kalsın.
Son söz:
10 Yıldır anlatıyorum.
Ne ÇAYKUR
Ne TMO
Ne de ESK satın alma kurumu değil.
Hem kurumlar
Hem siyaset
Hem basın
Hem de çiftçiler bu kurumları satın alma kurumu olarak görmeye devam ederse bugünleri aramaya az kaldı demektir.
Kimse gerçekliğin peşinde değil.
Maalesef.
Ben ise tahammülsüzlük sınırları içinde anlatmadan, laf edenlerden olmaya devam ediyorum.
Kendime kızıyorum.
Sadece bir adımdı atılan.
Binlerce adımı ardında bırakan.
38 Yaşında, üçte biri ana kucağında kalanı peygamber ocağında geçen binlerce adımın son adımı.
Sevdasına cesaret ve inançla atılan.
Ulus meydanında vatan, Çankaya'da ülke olan.
Hep o adımda gözümüz.
Kutlu olsun.
Sadece bir adımdı atılan.
Binlerce adımı ardında bırakan.
38 Yaşında, üçte biri ana kucağında kalanı peygamber ocağında geçen binlerce adımın son adımı.
Sevdasına cesaret ve inançla atılan.
Ulus meydanında vatan, Çankaya'da ülke olan.
Hep o adımda gözümüz.
Kutlu olsun.
14 Mayıs Çiftçiler Günü Kutlu Olsun!
Toprağın, suyun, ormanın ve hayvanın bereketini koruyarak üretimin her alanında emek veren tüm çiftçilerimizin günü kutlu olsun.
Üretimin gücü, emeğin değeri, geleceğin umudu sizsiniz.
Çiftçi Asıl Aktördür.
Çünkü:
Çiftçi varsa Tarım,
Tarım varsa Gıda,
Gıda varsa Yaşam vardır.
EFSA (Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi) 2024 Pestisit Kalıntıları Raporunda Türkiye ayrıntısı...
AB+EFTA ülkeleri Pestisit riski açısından sıfıra yakın bir risk ile yaşıyor.
Gıda Güvenliği konusundaki hassasiyetler Avrupa’da gıdaların sağlıklı tüketimini sağlıyor.
Elbette bu hassasiyetler sadece denetim/kontrol içerikli değil.
Üretimden rafa kadar bir eğitim, anlayış, maliyet ve kazanç anlayışının ürünü.
EFSA, AB + Norveç + İzlanda’da toplam 135.724 gıda örneği analiz etti (5 Mayıs 2026 raporu).
AB Koordineli Program (9.842 örnek):
%98,8 uygun; MRL=Yasal Maksimum Kalıntı Limitine uyumlu.
%43,1 hiçbir ölçülebilir kalıntı yok.
%54,5 kalıntı var ama limitlerin altında.
Sadece %1,2 uyumsuz (non-compliant).
Ulusal Kontrol Programları (MANCP – 86.449 örnek):
%98,2 uygun
%58,4 kalıntısız
%1,8 uyumsuz (non-compliant)
İthalat Güçlendirilmiş Kontroller (AB dışı /39.433 örnek):
%94,5 uygun
%3,6 uyumsuz (non-compliant)
Bu partiler AB’ye girişte engellendi.
AB Dışı Ülkelerden: 18.184 örnek (%21).
Yani ulusal programlarda incelenen 86.449 örneğin %21’i ithal ürünlere ait örnekler(Türkiye, diğer üçüncü ülkeler vb.).
Türkiye (TR) Verileri:
Türkiye menşeli ürünlerde uyumsuz (non-compliant) oranı %14,8 (AB içi ürünlere göre 3-4 kat daha yüksek).
En sorunlu ürünler: Nar, limon, domates.
Bir biber örneğinde 17 farklı pestisit tespit edildi (rapordaki en yüksek çoklu kalıntı örneği).
EFSA Sonucu: İnsan sağlığı için risk düşük kalıyor.
Kontroller etkili çalışıyor.
Kontroller devam etmeli, gereksiz pestisit kullanımı azaltılmalı.
Panik yok veri var.
İran krizinde gerilim azaldıkça İran menşeyli Üre referans fiyatları da hızla geriliyor.
Bu hafta zirve referans fiyat 705 dolardan 585-630 bandına geriledi.
Düşüş 65 dolar civarında.
İrandaki Üre tesisi kısmen çalışıyor olsa bile arz tarafında rahatlama var.
Gelecek hafta (4-10 Mayıs) beklentisi:
570-620 $/ton aralığında.
Jeopolitik riskler hâlâ canlı.
Çiftçi ve tüccar takipte kalsın!
#Üre #GübreFiyatları #Tarım #Hurmuz
25 Nisan Dünya Veteriner Hekimler Günü Kutlu Olsun.
Veteriner Hekimler:
Gıda Güvenliğinin ve Toplum Sağlığının Görünmez Kahramanları!
Sadece can dostlarımızın değil; tarladan sofraya gıda güvenliğinin, sürdürülebilir hayvancılığın ve "Tek Sağlık" yaklaşımıyla tüm insanlığın koruyucusu olan tüm veteriner hekimlerimizin 25 Nisan Dünya Veteriner Hekimler Günü kutlu olsun.
Toprakla hayvanın, hayvanla insanın sağlığının birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğunu biliyor; bu kutsal mesleği büyük bir özveriyle icra eden tüm hekimlerimize teşekkür ediyoruz.
@TurkTarimPltfrm
"Köy Enstitüleri: Bir Dünya Projesinin Doğuşu" 💡🌱
Bugün 17 Nisan.
Türkiye’nin aydınlanma meşalesinin en güçlü yakıldığı, UNESCO tarafından dünyaya örnek gösterilen Köy Enstitüleri’nin kuruluş yıl dönümü.
Köy Enstitüleri sadece okuma-yazma öğretmeyi değil, tam anlamıyla bir "yaşam inşasını" hedefliyordu.
John Dewey’in de hayranlıkla belirttiği üzere, bu okulların temelinde şu devrimsel ilkeler yatıyordu:
🏗️ Yaparak ve Yaşayarak Öğrenme: Eğitim dört duvar arasından çıkıp hayatın içine, tarlaya, atölyeye ve hayata karıştı.
🏛️ Okul Küçük Bir Toplumdur: Okullar, demokrasinin sadece kitaplarda okunmadığı, bizzat yaşandığı ve deneyimlendiği sosyal kurumlar haline geldi.
🤝 Fırsat Eşitliği: Din, dil, etnik köken veya gelir farkı gözetmeksizin, her bireyin en kaliteli eğitime ulaşabildiği demokratik bir yapı kuruldu.
🧭 Rehber Öğretmen: Öğretmen bir otorite figürü değil; öğrenciyle omuz omuza çalışan, ona yol gösteren bir rehberdi.
Atatürk'ün vizyonu ve bu topraklardan çıkan bu eşsiz eğitim modeli için John Dewey şöyle demiştir:
“Benim düşlediğim okullar, Türkiye’de Köy Enstitüleri olarak kurulmuştur. Tüm dünyanın bu okulları görüp kendi sistemlerini yeniden yapılandırması isabet olacaktır.”
Bugünkü entelektüel birikimimizin kökleri olan bu büyük projeyi ve emeği geçen tüm eğitimcilerimizi saygı ve özlemle anıyoruz. 🌸
#17Nisan #KöyEnstitüleri #EğitimDevrimi #Atatürk #JohnDewey #Aydınlanma #EğitimPsikolojisi
@TurkTarimPltfrm
HOBİ KONDU MU?
Hobi
Kondu
Mu?
Hobi nedir?
Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre:
"Görev ve meslek çalışması dışında, boş zamanlarda eğlenmek ve oyalanmak amacıyla yapılan, düşkünlük derecesine varan uğraş, merak."
Kısaca "uğraş ve merak".
Peki, Tarım Nedir?
TDK'ye göre tarım; bitkisel ürünleri yetiştirmek, hayvan beslemek ve bu yolla ürün elde etmek amacıyla yapılan çalışmaların bütünüdür.
Genel tanımıyla; toprağı işleyerek, ekerek ve dikerek bitkisel ürünler elde etmeyi, ayrıca hayvansal üretim ve ormancılık faaliyetlerini kapsayan ekonomik bir süreçtir.
Tarım Arazisi nedir?
Tarım arazisi, toprak yapısı, iklim ve topoğrafik özellikleri bakımından üzerinde bitkisel üretim yapmaya uygun olan ve/veya tarımsal faaliyetler için kullanılan veya kullanılmaya elverişli olan alanlardır.
5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na göre tarım arazileri kullanım kabiliyetlerine göre şu sınıflara ayrılır:
Mutlak Tarım Arazileri: Tarımsal üretimde verimliliği yüksek olan alanlar.
Özel Ürün Arazileri: Sadece belirli bitkilerin yetişebildiği alanlar (Örn: Çay veya zeytinlikler).
Dikili Tarım Arazileri: Çok yıllık bitkilerin (meyve ağaçları vb.) bulunduğu alanlar.
Marjinal Tarım Arazileri: Verimliliği düşük olan ve özel ıslah gerektiren alanlar.
Peki, Hobi/merak/uğraş bu işin neresinde var?
Hiçbir yerinde.
O halde;
Madde 1-Hobi bahçeleri, tarımsal bir faaliyet değildir.
Yürümek
Gezmek
Seyehat etmek
Örgü örmek vb bir merak ve boş zamanlardaki uğraşı işidir.
Ekonomik olarak da bir ticari değeri yoktur.
Esnaf
Çiftçi
Sanayi
İşçi
Memur da değildir.
Madde 2-Ekonomik tarımsal faaliyet işletme tipine göre ise çiftlik olarak değişik standartlar olsa da, AB'de 500 €/yıl, ABD'de 1.000 $/yıl altındaki gelir içeren üretim faaliyetleri çiftlik statüsü kazanmaz.
O halde;
Tarım değil
Tarım arazisi değil
Ekonomik çiftlik değil
Meslek değil
O zaman ne işi var Tarım toprağında?
Değerli dostlar;
Başka söze gerek var mı?
Arif olan buradaki kavramları okuyarak konuya yeterince vakıf olur.
Tarım Bakanlığının ifade ettiği 11 bin Hobi bahçesi bana göre buradaki kavramları içeren hobi bahçeleri. Oysa "hobi bahçelerinin" dışında;
Konteyner kondu,
Mobil,
Çelik konstrüksiyon,
Taşınabilir ahşap,
Sabit sundurma/tamamlama ve yurdum insanının yaratıcılığı ile ürettiği parsel parsel Tarım dışı kondu yapılar var.
Yapı Kooperatiflerinin, yapı yani sabit yapıları değil hobi bahçeleri yapıp bunların bulunduğu yeri bozmadan bıraktığını düşünmek olsa olsa şakadır demelisiniz. Ama değil!
Yol
Su
Elektrik
Arazi kaybı
Arazi bütünlüklerinin bozulması
Toprak kirliliği
Çevre kirliliği bir tarafa size bir haberim var:
Bir bakın bakalım bu kondu kondular en çok kaçıncı sınıf Tarım Arazileri üzerinde?
Türkiye'nin sadece %6,5'u 1. sınıf arazi.
%8,6'sı 2.
%9,4'ü 3.
%9,5'u 4. sınıf Tarım arazisi.
Eğer siz tarımsal açıdan gelişmiş bir ülkenin 1. ve 2. sınıf arazilerinde kondu yapacağım izin verin derseniz, size tuhaf tuhaf bakarlar.
Yol geçireceğim bile diyebilmeniz için çok kapıyı, en stratejik yasama kararlarını geçmek zorundasınız.
Çünkü orada liberal mantık çalışmaz.
Ya biz de?
Konduk bir kere.
Sadece bir kere af edelim.
Sadece bu sefer bırakalım kalsınlar, milli servet.
Siyasetin bedeli çok olur.
Size ne oluyor (bugün çok ileri zekalı birisi şimdi benim yazdıklarımı yazanlara dediği gibi) geri zekalılar, parasını vermiş tapusunu almış istediğini yapar.
Kızılay meydanındaki dükkana nalbant dükkanı açabiliyor ya arkadaş?🤣☺️
Bakın dostlar;
Toprak bu, bozulunca öyle denildiği gibi ıslah vs geri gelmez.
Çünkü toprak, canlı ve dinamik bir varlıktır.
Nasıl ki sizin kolunuzu kesip yerine protez takarsak ve o protez ne kadar o kolun yerine geçerse bozulan toprağı da ıslah etmek o kadar zordur.
Hobi'lerinizi başka türlü ikna edebilirsiniz ancak toprağı hobilerinize araç etmemelisiniz.
Neden mi?
O meşhur Hollanda var ya sizin bırakalım toprak kaybetme tercihinizi, gemilerle taşıyıp arazi yaptı?
Bizim tartıştığımız şeye bakın.
Akıl tutulması.
ATA TOHUMU NEDİR?
Teknik olarak nereden bakmalıyız?
Politika olarak ne yapmalıyız?
Siyasetin rolü nedir?
Bu soruları ve gerçeklikleri analitik olarak okumadan,
Teknik süreçleri anlamadan,
Kavramları bilmeden,
Ve en önemlisi kendi değerlerimizi koruyup kollayacak bir politika geliştirmeden şov'a, magazine, politika cahilliğine, para-reyting-imaj kazanmaya yönelik bütün pozisyon almalar, sadece, küresel tohum egemenliğine hizmet ediyor.
Kaldı ki;
Sorun sadece bitkisel tohum/tohumculuk konusu da değildir.
Hayvancılıkta,
Peyzaj'da
Botanik'te
Biyolojik sermayemizde
Velhasıl bilumum biyoçeşitliliğimizde de bu kapsamda ciddi sorunlarımız var.
Biyoçeşitliliğimiz bütünlüğü, Ata tohumu dahil, diğer genetik kaynaklarımız ise parçaları ve parçaların sinerjini oluşturur.
Hayvancılıkta kendi gen kaynaklarımızı korumalıyız diyen Tarım Bakanını dün taşlayanlar, dalga geçenler, bugün aynı niyetle reyting uğruna ata tohumcu yani yerel çeşitçi kesildiler.
Bir susun ve bilgi insanlarına kulak verin.
Sanırım birçoğunuz bizim kadar Türkiye tarımı için emek verip bedel ödemiş değilsiniz?
Sonra da, Rusya'nın Tohumculuk Operasyonunu niye bir Türk, T.C. vatandaşı yönetiyor diye sorar durursunuz.
Arkadaşlar
Dostlar;
Yerel çeşitler bizim evlatlarımızdır.
Bizim evladımız bizim kıymetlimizdir.
Sizin evladınız sizinle ana baba adı aynı olan birinin evladı değildir.
Yani Eskişehir'e ait bir yerel çeşit Eskişehir'in evladıdır.
Oraya aittir.
Orada değerlidir.
Orada kıymetli olur.
Kars'daki yerel çeşit yani ata tohumu, Kars agroekolojisine, yani o coğrafi ekosisteme aittir.
Doğu Anadolu Kırmızı Sığırı, o bölgeye aittir.
Alıp Edirne'de,
Münih'te yetişmez, olmaz, verimsiz ya da o genetik özellikleri içeren kapasitede olmaz.
Kenya'lılar ile Kafkasya'ların aynı maraton gücüne sahip olmadığı gibi.
Kısacası, bu konular hepsi ayrı ayrı birer uzmanlık konusudur.
Eğer bir iyilik yapmak istiyorsanız bu ülkeye, elinizdeki bitki hayvan ne ise onun önce gerçekten yerel çeşit olup olmadığını teknik olarak öğrenin.
Kayıt ettirin.
Zaten yasanın istediği de bu.
Ortada yasak bir şey varsa o da GDO'lu olanlardır.
Sonra ister kendiniz ekin biçin, isterseniz, Türkiye Tohum Bankasında bir örnek saklanması için verin.
Lütfen eklediğim bilgiseli okuyun.
Sonra eklediğim linkteki yazıyı da okuyun.
Dostlar;
Sorunumuz genetik kaynaklarımıza sahip çıkamamak sorunu.
Ancak bu sürekli gündem yapılan, sürekli ısıtılıp ısıtılıp sahaya sürülen, bildiğiniz bilgiler gibi değil.
Bunun ilk yolu konuyu teknik boyutta olmasa bile genel yeterli bilgi boyutunda öğrenmek.
Oturup düşünün lütfen.
Bizim gerçekten çok değerli bitki ıslah ve genetikçilerimiz neden yurtdışında çalışmak zorunda kalıyor?
Yurtiçinde ve yurtdışında üretilen sertifikalı tohumların ne kadarı bizim genetik kaynaklarımız kullanılarak tescil edilmiş.
Yani kullanım hakları nasıl küresel sermayenin olmuş?
Nasıl olmuş da bizim topraklarımız bu arkadaşların tohum üretim merkezleri olmuş?
Neden olmuş?
Genetik kaynakları aldıkları agroekolojik bölgelerde daha verimli üretim yaptıkları için olabilir mi?
Yanıt evet ise o halde nedir bu takas şenlikleri?
Nedir bu gürültü?
Yoksa bu şirketler bize ters algı politikası üzerinden oyun mu oynuyor?
Biz de buna alet mi oluyoruz?
Ez cümle:
Lütfen en azından genel bilgi sahibi olduktan sonra;
Teknik ve biyoteknolojik olarak,
Politika olarak,
Siyasi olarak,
Medya ve
İletişim dili olarak yerimizi belirleyelim.
İster inanın ister inanmayın bu tartışmalar ve uygulamalar en çok o arkadaşlara yarıyor?
https://t.co/4zaTVBIhAW