"Büyük bir seferberlik ihtiyacımız var, çok geriye düştük ey dostlar.
Çok geriye düştük ey halkım.
Bir aldatmacayla karşı karşıyayız, uyan ey halkım.
Ayağa kalk ey halkım.
Harekete geç ey halkım.
Sesini yükselt ey halkım."
🔴 İBB Başkanı #Ekremİmamoğlu İBB Davası'nda beyanda bulunuyor:
"Türkiye kendi içinde kavga etmekten yoruldu yeter ya!
Milleti böyle böyle parçalaya parçalaya, böyle böyle çatık kaşlar, asık suratlar...
Yeter ya, 20 yıldır...25 yıldır...
Şiddeti kötüyü göstermek yeter.
Böyle millet birleşebilir mi ya?
Güleryüz istiyor insan, samimiyet istiyor, neşe istiyor, umut istiyor.
Kimliklerimizi birbirimize karşı silah haline getirmekten yoruldu.
Mahallelerimizi birbirinden ayırmaktan, yaşam tarzlarımızı yarıştırmaktan, farklılıklarımızı sürekli bir korku sebebi haline getirmekten yoruldu.
Biz bunu değiştireceğiz.
Biz bunu İstanbul'da yaptık, millet bundan memnun oldu, mutlu oldu.
Çünkü Türk'ün Kürt'ten, Kürt'ün Türk'ten şüphe etmediği bir Türkiye.
Bir korku, paranoyası var, bundan kurtulan bir Türkiye istiyoruz.
Her Kürt en az benim kadar vatanseverdir.
En az benim kadar İstanbul'u seviyor, en az benim kadar Trabzon'u seviyor, ben de en az onun kadar Diyarbakır'ı, Hakkari'yi seviyorum.
Ben Van'da eşit seveceğim o da benim köyümde o kadar eşiti sevecek topraklarında.
Sünni'nin Alevi'ye, Alevi'nin Sünni'ye kuşkuyla bakmadığı bir Türkiye'yi kimse kimseye inancını dayatamaz, öğretmeye kalkmasın ya.
Herkes inancını yaşayacak.
Bütün memleket nasıl yöneltildiğini, insanına nasıl davrandığını anlamak istiyorsanız bazen her şeyden sıyrılın, önce sofrasına bakacaksınız.
Ki kimler oturuyor o sofrada?
Ki kimler ayakta bekliyor? Kimlere kapıda bırakılmış?
Ki kimin önüne bir lokma ekmek konulmuş, kimin tabağı boş?
Ve be en önemlisi o sofrada kimin söz hakkı var?
Kim ötelemiş?
Bizim bu topraklarda sofra adabı çok kıymetlidir, değil mi? Biliyorsunuz. Çok kıymetlidir. Sofra adabı bellidir.
Kapı çalınır bir kişi daha gelir.
Ne yaparız?
Hemen yana kayarız. Ona yer açarız.
Bir bir tabak daha koyarız sofraya. Gerekirse ekmeği biraz daha ince böleriz ama paylaşırız.
Ama ama kimseye "Sana bu sofrada yer yok" demeyiz, der miyiz?
Demeyiz.
Çünkü biliriz ki kalabalık sofra bereketlidir.
Lokma paylaştıkça çoğalır.
Bu hakikati yıllarca unutturmaya çalıştılar bize, yıllarca.
Bir bir başkasına yer açarsan "Seni yerin daralır" dediler.
"Yerin çalar bile" dediler.
Biz bizim birbirimizin varlığıyla korkuttular.
Sofrayı daralttık, kapıları kapattık.
Birbirimize mesafe koyduk. Aramıza bariyerler oluşturduk.
Sonra da bu memleket neden huzur bulmuyor diye sorduk.
Sofrayı büyüteceksiniz kardeşim. Lokmayı adil böleceksiniz. Ekmeği çok üreteceksiniz, adil böleceksiniz.
🔺️Ve bu ülkenin sofrasında kimse misafir değildir, bunu unutmayın.
Herkes bu memleketin eşit ve onurlu bir parçasıdır.
Ben bu sofra anlayışının en güzel, en derin karşılıklarından birini ilk tanıdığımdan itibaren Alevi canların kadim geleneğinde, kültüründe, Kırklar Meclisinde buldum.
Ben Sünni kültürüyle yetiştim, Sünni'yim ama orada buldum, yaşadım.
Kırlar Meclisinde sofra yalnızca lokmanın paylaşıldığı bir yer değildir.
Aynı zamanda bir meydandır, orada kimse inancıyla kimliğiyle bir başkasından üstün değildir.
Her can kıymetlidir.
Bu sözler benim sözlerim değil, bu toprakların sözü.
Küçük de odur, büyük de birbirine kırgın iki can varsa önce gönüller alınır.
Çünkü bilinir ki gönül kırıklığıyla birlik kurulmaz.
Birinin derdi herkesin derdi, birinin sevinci herkesin sevinci olur.
Ve ve o meydanda hep o güzel söz söylenir. "Birimiz kırkımız, kırkımız birimiz". Ben bu sözü bugüne kadar okuduğum nice demokrasi tarifinin en sade, en insani ve en derinlerinden biri olarak görüyorum.
Birimiz kırkımız, kırkımız birimiz. Bak "Sen şusun, sen busun" demiyor.
Ne olursan ol gel diyor.
İster Hacı Bektaş'a gidelim, ister Mevlana'ya gidelim. İster diğer erenlere gidelim.
İşte tam da buradan bakarsak
...
İBB Başkanı #Ekremİmamoğlu beyanının son bölümü.. (2.Kısım)
"BENİ TESLİM ALAMAZSINIZ"
"Bu süreci kurgulayan size sesleniyorum.
Evet, bugün elinizde bir devlet gücü var.
Bir avuç milisitan bürokratla ülkeyi teslim aldığınızı zannediyorsunuz.
Bir avuç danışmanla Türkiye'ye ayar verdiğinizi zannediyorsunuz, seçim tarihi belirlediğinizi zannediyorsunuz.
Ki kim olduğunu bilmediğimiz, geçmişinde hiçbir başarısı olmayan birkaç sözcünüzle bu ülkenin geleceğine karanlık mesafeler vermeye çalışıyorsunuz.
Ama ne siz, ne de o bir avuç militan bürokrat, ne de o çevrenizdeki zavallılar, bana asla boyun eğdiremeyeceksiniz!
Beni teslim alamayacaksınız!
Beni hapse atabilirsiniz, zindana tıkabilirsiniz, avukatımı yanıma sanık olarak getirebilirsiniz, sesimi, yüzümü, fotoğrafımı yasaklayabilirsiniz, kitabımı toplatabilirseniz, babamın emekli maaşına el koyabilirsiniz, oğlumun özgürlüğünü kısıtlayabilirsiniz, ailenize her türlü saldırı yapabilirsiniz...
Ama benim irademe sahip olacak kişi annesinin karnından doğmadı!
Ben milletimi temsil ediyorum!
İnandığım ülkeden, demokratik hukukun egemen olduğu, özgür ve eşit bir Türkiye inancından asla vazgeçmeyeceğim.
Baskılarınız, psikolojik operasyonlarınız, akşamdan sabaha geliştirdiğiniz stratejileriniz, daha dünden bugüne kurduğunuz mahkemelerle tutuklamaya çalıştığınız, tutukladığınız masum insanlarla yaptığınız operasyonlarla, karalamalarınız, kampanyalarınız vız gelir, tırıs gider!
Ben size çöp tenekesi muamelesi yapıyorum.
Çünkü benim iradem milletin iradesiyle birlikte hareket ediyor, benim iradem tarih şuuruyla hareket ediyor.
Eskiden beni sürekli rüyamızda görüyordunuz, adım gibi eminim.
Şimdi kabusunuz daha da büyüdü, bunu bilin.
Çünkü bana yaptığınız hırsızlık çoktan şahsımı aştı; doğrudan milletin iradesine, cumhuriyetin adalet idealine ve ilahi adalete yönelmiştir!
"Bir ayda unutulur." dediniz. 16-19 ay geçti, 600 gün bitti!
Bu millet, yapılan kötülükleri, yaptığınız zalimleri unutmadı, unutmayacak.
Bu millet her zaman zalimin karşısında durmuş, mazlumun yanında olmuştur.
Silivri'nin duvarları yüksek, ama duvarların ardına bakınca ben bu ülkeyi o kadar net görüyorum ki...
Ve acıyorum, size acıyorum!
Ey kişi, sana acıyorum!
Ama o duvarların ardına baktığımda gördüğüm milletime inanamadığımın, bilemediğimin, hayatta kalamayacağım kadar çok güveniyor ve inanıyorum.
Bir koğuşta, bir görüş kabininin camının arkasında, bir cezaevi aracının penceresinde ben milletin yüzünü görüyorum.
O yüz yorgun ama teslim olmamış, o yüz öfkeli ama umudunu kaybetmemiş, o yüz düşünceli ama kararlı, o yüz canı sıkkın ama yapacağını biliyor.
Ben buradayım!
Ben o yüzlerin, o 87 milyon milletin biriciğiburadayım ve bir adım geri atmıyorum, bir milim geri atmıyorum!
Bu ülkede demokrasiye inanan herkesi göreve çağırıyorum!
Cumhuriyete, bu ülkenin geleceğine inanan herkesi göreve çağırıyorum!
Bugün burada özgürlük bekleyen insanlar var, nasıl tutulacak insanlar burada?
Hangi kararla, hangi hükümle, hangi delille, neyle?
Tutsanız ne olur, tutmasanız ne olur!
Bu ülkenin bütün muhalefet düşüncesine sesleniyorum.
Bu ülkenin bütün muhalefetine, muhalefet siyasi partilerine sesleniyorum.
Bu ülkenin en az yüzde 80'ine sesleniyorum.
O yüzde 20 de benim sesimi duyuyor, eminim; belki aldatılıyorlar, belki aramızdaki bir duvar var, aramızdaki sesi, nefesi hissedemiyorlar.
Yüzde 80'i yetmedi, yüzde 90'ı, 95'i medyayı ele geçirmek için uğraşıyorlar, aramızdaki bağ kopuk olabilir, ama eminim size de sesiniz gelecek.
Ama bugün en az yüzde 80'ine sesleniyorum.
Farklılıklarımızı unutalım demiyorum; o farkılıklar bu milletin zenginliğidir.
Ama o farklılıkları ortak evrimizi yapmak isteyenlere fırsata çevirmeyelim.
Onların fırsatına yol vermeyelim!
Bugün kendi partimize değil,
Türkiye'ye sahip çıkmalıyız.
..
“Ya sen ne büyüksün Mehmet Akif ya! Sen neyi gördün de İstiklal Marşı’nı “Korkma!” diye başlattın? Sana kurban olurum Mehmet Akif!
Hani Kur’an-ı Kerim “İkra” diye başlamış ya, “Oku!” demiş ya. O kadar önemli, biliyor musunuz, bu millete emanet olan o İstiklal Marşı’nda Mehmet Akif’in “Korkma!” diyerek başlaması.
“Korkma!” demiş bize. Bunu hisseden var mı içinde? Ben hissediyorum. Diyorum ya, o dörtlüğü sanki benim için yazmış diye. “Korkma”yı da benim için yazmış diyorum ya.
87 milyon insan da bunu diyecek: “Benim için yazmış ‘Korkma!’”
Ekrem İmamoğlu
📍Silivri
Seninle gurur duyuyorum. ♥️
Ekrem başkandan bir rica. Paylaşım desteği istiyor.
*EKREM BAŞKANIMIZIN TALEBİDİR, AŞAĞIDAKİ METNİ FACEBOOK VE WHATSAPPTAN PAYLAŞMANIZI İSTİYOR.*
Ekrem İmamoğlu:
Aziz milletim, sizden istirhamımdır. Lütfen bunları görün ve paylaşın.
* Yokluğumu fırsat bilip "Kanal İstanbul" denen rant ve talan projesi uğruna Avrupa Yakası’nın en önemli su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı’nın etrafında 24 bin konutun inşaatını başlattılar.
* Bu kez alelacele TOKİ'yi devreye almışlar. Dozer ve iş makinelerini mutlak koruma alanının içine, suyun dibine kadar sokmuşlar.
* İBB’nin ve İSKİ’nin resmi uyarılarını dikkate almadıkları gibi Cumhurbaşkanlığı kararıyla Sazlıdere Barajı’nın içme suyu kullanım oranını %100’den %0’a indirmişler.
* Bunu hiç utanmadan kamuoyundan saklayıp, İSKİ’ye bile bildirmemişler.
* Şunu herkes anlasın ki, bizim gözbebeğimiz İstanbulumuz’da feda edilecek bir tek damla su kaynağımız yok.
* Bu haksız, hukuksuz ve fırsatçı yaklaşımla mücadeleyi asla bırakmayacağız.
* Sizin iklim değişikliği ve çevre koruma konusunda zerre kadar samimiyetiniz olsaydı, İstanbul’un su kaynaklarına böylesine saldırmazdınız.
* Hukuka, ekonomiye, demokrasiye verdiğiniz zararın yanına çevreye, İstanbul'un su kaynaklarına verdiğiniz zararı ekliyorsunuz.
* Tüm dünyanın cebelleştiği, yeni yol ve yöntemler aradığı iklim krizine bir kriz de siz ekliyorsunuz.
* Hemen vazgeçin bu rant ve talan projesinden.
* Millet sizi zaten gönderecek bari gitmeden toprağa, suya, havaya daha fazla zarar vermeyin.
*Lütfen paylaşabildiğiniz kadar paylaşın!*
Ekrem İmamoğlu:
Aziz milletim, sizden istirhamımdır. Lütfen bunları görün ve paylaşın.
* Yokluğumu fırsat bilip "Kanal İstanbul" denen rant ve talan projesi uğruna Avrupa Yakası’nın en önemli su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı’nın etrafında 24 bin konutun inşaatını başlattılar.
* Bu kez alelacele TOKİ'yi devreye almışlar. Dozer ve iş makinelerini mutlak koruma alanının içine, suyun dibine kadar sokmuşlar.
* İBB’nin ve İSKİ’nin resmi uyarılarını dikkate almadıkları gibi Cumhurbaşkanlığı kararıyla Sazlıdere Barajı’nın içme suyu kullanım oranını %100’den %0’a indirmişler.
* Bunu hiç utanmadan kamuoyundan saklayıp, İSKİ’ye bile bildirmemişler.
* Şunu herkes anlasın ki, bizim gözbebeğimiz İstanbulumuz’da feda edilecek bir tek damla su kaynağımız yok.
* Bu haksız, hukuksuz ve fırsatçı yaklaşımla mücadeleyi asla bırakmayacağız.
* Sizin iklim değişikliği ve çevre koruma konusunda zerre kadar samimiyetiniz olsaydı, İstanbul’un su kaynaklarına böylesine saldırmazdınız.
* Hukuka, ekonomiye, demokrasiye verdiğiniz zararın yanına çevreye, İstanbul'un su kaynaklarına verdiğiniz zararı ekliyorsunuz.
* Tüm dünyanın cebelleştiği, yeni yol ve yöntemler aradığı iklim krizine bir kriz de siz ekliyorsunuz.
* Hemen vazgeçin bu rant ve talan projesinden.
* Millet sizi zaten gönderecek bari gitmeden toprağa, suya, havaya daha fazla zarar vermeyin.
Lütfen paylaşabildiğiniz kadar paylaşın! @CA_iletisim #Ekremİmamoğlu @yenipartiyiz
GAZETECİ İSMAİL SAYMAZ'DAN CEMİL TUGAY'A SERT TEPKİ: "O SÖZLERİ NASIL SİLDİN, ATATÜRK'Ü NİYE ALET EDİYORSUN!"
Sözcü TV canlı yayınında Gazeteci İsmail Saymaz, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılım törenindeki açıklamalarını ve "Cumhurbaşkanı Erdoğan Atatürk’ün mirasını taşıyor" yönündeki ifadelerini sert bir dille eleştirdi.
— Cemil Tugay’ın geçmişte yaptığı konuşma gündem oldu: “Milyonda bir bile olsa benim AKP’ye geçme ihtimalim yok! Ben o kadar ilkesiz, onursuz biri miyim?”
📍Bundan sonra ne olacak?
👉PYD/YPG silah bırakmayacak.
➖Suriye'nin kuzeyinde uzun zamandır sürdürdüğü (terör ordusu) faaliyetlerine hız verecek.
➖Bunları daha da açık, daha da rahat yapacak ve ABD'nin desteği artarak devam edecek.
👉Türkiye'de cezaevlerinde bulunan 4 binden fazla PKK'lı terörist;
➖Özgürlüğüne kavuşacak, aramıza karışacak
➖Diledikleri zaman Suriye'ye, Irak'a geçecekler.
👉PKK, Irak’ın kuzeyinde;
➖Aktif kullanmadığı birkaç mağarayı boşaltacak.
➖Bazı mühimmatları ya teslim edecek ya da tahrip edecek.
📍Böylelikle çanakta "KELEŞ yakma tiyatrosunun" ikinci perdesi tamamlanacak.
👉Türkiye'de bunun PR ve propaganda çalışmaları tam gaz sürerken,
👉KÖK yasanın GÖVDESİ, DALLARI ve YAPRAKLARI için faaliyetlere hız verilecek.
👉Anayasa, Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve İnfaz Kanunu değişiklikleri için Meclis çalışmaları başlayacak.
👉Cumhur İttifakı'nın yeni ortağı DEM Parti ile, "iktidarın siyasal raf ömrünün uzatılması için" pazarlıklar ve ortaklık çalışmaları da hız kazanacak.
👉Bu arada kendini feshettiği söylenen PKK başta ABD ve AB ülkeleri olmak üzere pek çok ülkenin terör listesinden çıkarılacak.
👉Ve ABD, İran'a karşı Kürtleri silahlandırıyoruz diyerek, Irak'ın kuzeyine her türlü silahı gönderecek.
👉Hem Irak'ın hem de Suriye'nin kuzeyinde profesyonel orduya dönüşmüş PKK, "düğmelerine basılacak zamanı" bekleyecek!
👉Aynı dönemde ise içeride, yıllarca dağlarda katliam yapmak için eğitim almış, her türlü silahı kullanmayı bilen 4 binden fazla terörist özgürce dolaşıyor olacak.
👉Düğmeye bastıkları zaman;
➖"Ne istediler de vermedik" ya da
➖"Allah da affetsin, Millet de affetsin" demenizin hiçbir karşılığı olmayacak.
İşte Padişah Vahdettin’in İstanbul’u İngiliz Komutana teslim ettiği an…! Sen müfredattan kaldırsan bile biz bu ihanet görüntülerini gündemden düşürmeyeceğiz..! @Yusuf__Tekin
Yetkisiz bir mahkemenin hukuksuz kararı ve polis marifetiyle oturtulduğunuz koltukta “GENEL BAŞKAN” sıfatını kullanacaksınız,
Kaybettiğiniz ve süresi içinde itiraz etmediğiniz 3 yıl önceki kurultayda delegelerin satın alınarak ahlaksızlık yapıldığını tek bir somut delil sunmadan söyleyip 1300 delegeye ve binlerce partiliye hakaret edeceksiniz,
Oylarını sattıklarını iddia ettiğiniz delegelerin 900’ünün verdiği kurultay imzalarını yok sayacaksınız,
Tüzük gereği düşmüş PM’yi toplayıp kararlar (!) alacaksınız,
Hukuken oluşmamış, oluştuysa da düşmüş MYK’nın tüzüğe aykırı kararı ile milletvekillerini ihraç etmeye kalkacaksınız,
Yanınızdaki bazılarının cemaziyüevvellerine bakmadan 15 aydır zindanda tutulan henüz ifadeleri bile alınmamış 13 yıl beraber yürüdüğünüz insanları yargısız infaz edip “arınılması gereken kir” olarak yaftalayacaksınız,
Seçilmiş Meclis Grup Başkan Vekillerini görevden alıp yerlerine tüzüğe aykırı olarak atama yapmaya yelteneceksiniz,
111’i kurultay istemiş 138 kişilik meclis grubunun toplantısına başkanlık etmeye hevesleneceksiniz,
Partiyi mahkemeye düşürenlerden (!) hesap sormaktan söz edip istifa eden PM üyelerine mahkemeyi adres göstereceksiniz,
Zaten iktidara yürüyen partiye çelme taktığınızın, sözlerinizle emperyal planlara ortak olduğunuzun, her yaptığınızla iktidarın değirmenine su taşıdığınızın görülmediği zannıyla herkesi kör alemi sersem sanarak “Arınıp iktidara yürüyeceğiz” diyeceksiniz,
Partinin binasını, parasını, sosyal medya hesaplarını, araçlarını, çalışanlarını, iletişim olanaklarını kullanacaksınız…
Ama;
Belediye Başkanınız göz altına alındığında kılınızı kıpırdatmayacaksınız,
Ağız dolusu laf saydıran iktidar partisi liderine tek söz etmeyeceksiniz,
Sokağa çıkmayacak,
meydanlarda olmayacaksınız…
Sonra da “SARAYIN ADAMI” denildiğinde üzüleceksiniz!!!
Hadi canım…
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@ozgurozeliletsm
@CAOIletisim1
Milli Takım futbolcularına villa verilecekmiş…
Neredeymiş bu villalar?
Habere göre Bargilya Sulak Alanı’nda… 197 kuş türünün olduğu yerde… Çevre mühendisleri “aman ha yapmayın” diye uyarırken…
İş yargıdaymış, yargı süreci hala sürerken…
Kuraklık gelecek yılların en büyük sorunuyken…
Muğla Su İnisiyatifi yaptığı yazılı açıklamada şunları söylemiş:
“Bu proje TFF’nin kurumsal bir girişimi değil, İbrahim Hacıosmanoğlu’nun şahsi yatırımıdır. Yıllardır yargı ve kamuoyu engeline takılan Ali Ağaoğlu projesini satın alarak devam ettirmek istiyor. Milli takım zaferini bahane ederek, Milas’ın son sulak alanını yok etmeye çalışıyor.”
Mesele, kamusal bir değerin özel bir kazanca dönüştürülmesi gibi görünmüyor mu?
Yani bu alan hepimizin, halkın…
197 kuş türünün de…
Milli Takım, bizim…
Milli takım, primle oynayan bir kulüp takımı değil…
Göğsünde ay, yıldız taşıyan futbolcular var.
Bu formanın değeri ne villayla ölçülür ne tapuyla…
Çünkü bazı şeylerin fiyatı olmaz.
Milli forma…
Vatan duygusu…
Doğa…
Bunlar parayla, tapuyla ölçülemez…
Bir ülke kazanırken doğasını kaybetmez… Kaybetmemeli!
Eğer bir galibiyetin bedeli;
toprağın, suyun, ekosistemin zarar görmesiyse…
O galibiyetin tadı kaçar…
Halkın önemli kısmının asgari ücretle çalıştığı, işsizliğin yoğun olduğu, en düşük emekli aylığının asgari ücretin bile altında kaldığı, deprem bölgesinde insanların hala konteynerde yaşadığı günümüzde milyonlarca euro kazanan futbolculara düşen “Biz bu formayı villa için değil, bu ülke için giyiyoruz.” demesi ve villaları reddetmesidir…
Bazı kavramlar vardır…
Bu kavramlar fiyat, villa, arsa, araba vs. ile yan yana geldiği zaman değeri düşer…
Ve milli forma bu kavramların başında gelir…
Üzerinde bayrağımız vardır…
Ve bir milli maçı kazandığımızda stadyumda şu şarkı çalar👇
“Havasına suyuna taşına toprağına
Bin can feda bir tek dostuma
Her köşesi cennetim ezilir yanar içim
Bir başkadır benim memleketim”
Sadece şarkıda kalmasın…
Memleketin havasını, suyunu, taşını, toprağını korumak hepimizin görevi…
Futbolcuların da…
https://t.co/Da0nuolKeU
📍AKP ve Erdoğan’ı defalarca yendiği için cezaevinde tutulan Ekrem İmamoğlu’nun bugünki duruşmada söylediği tarihe geçen cümleleri sizler için özetledim:
— Benim helal bir diplomam var, gösteremeyeceğim bir üniversite arkadaşım yok!
— Ben üniversite arkadaşlarımla stadyum doldururum başkası tavla oynanacak birini bile bulamaz!
— Öfkem çok büyük sayın hakim. Öfkem artık saklanamaz bir vaziyette!
— Bir tane AK Partili belediyeyle ilgili hiç mi soruşturma olmaz?
— Bu ülkede artık adalet, 'istediğimizi vermezsen seni aylarca tutuklu yargılarız' şeklinde yapılıyor!
— Size soruyorum. Biz mi suç örgütüyüz, yoksa her davayı aynı bilirkişi ve aynı savcılarla kurgulayıp, sonra o isimleri ödüllendiren sistem mi suç işliyor?
— 1.5 milyar TL bir duruşuma salonu için harcanmış. Buna bu para harcanır mı? Bunu ancak gayrimenkule meraklı bir yargı mensubu akıl edebilir!
— Savcı sorguda bana 'Ekrem Başkan, kusura bakmayın, yarın siz Cumhurbaşkanı olursunuz. O zaman da siz bizi yargılarsınız' dedi.
— Ben de kendisine çok net bir şekilde şu cevabı verdim: 'Neden yargılanacağınızı düşünüyorsunuz? Suç mu işliyorsunuz? Siz kim, biz kim? Neyin tarafıyız? Biz bu ülkeye adalet gelsin diye mücadele ediyoruz. Bu düşünce bile başlı başına bir sorun! Ülkeye artık adalet gelmeli!
Sadece okuyup geçmeyin, bizler için bedel ödeyen bu insanın her cümlesini her yerde paylaşın.
EKREM İMAMOĞLU’NA ÖZGÜRLÜK!
Fatih Altaylı:
“Sokaklarımız kuralsızlık cennetine dönmüş, eli silahlı, sopalı zorbalar yol kesip adam döverken biz şimdi plaka ve müzik sistemleri ile uğraşıyoruz.
Her şeyimiz tam olduğu için, şu anda en önemli mevzumuz ‘Plakalarda yazan harfler ince mi, kalın mı? Müzik sisteminin hoparlörleri büyük mü, küçük mü?’"
TÜRKİYE CEHALETE TESLİM OLMUŞ!.
AZ DEĞİl...
15 milyon kara cahil göçmen
60 MİLYON "KARA CAHİL " KOCA ULKEYİ SALLİYOR!.
Kadın doğum uzmanı Prof Dr Eray Çalışkan hocamızın yazısı ibret dolu.
....
Uzaylı!!!.
İstanbul Sözleşmesi imzalanırken okumadın mı?.
O gün okudun anlamadın mı, yoksa klasik takiyye mi?.
Meclis’te okunup oy birliği ile kabul edilirken oy verenler, yarı ağlamaklı savunanlar, fesih olunca da aynı coşku ile fesih edilmesini nasıl savunuyor, bu hangi psikoloji, nasıl bir nörobiyoloji?.
.
Nasıl ilkel ve barbar bir kafa?.
....
Bugüne kadar 200 binden fazla kadın hasta muayenesi yaptım kimse safsatalarını bana anlatmasın.
..
- Tecavüz muayenesi maalesef çok yaptım...
- Küçük kıza, erkeğe taciz tecavüz muayenesi yaptım
- Gebe olduğu halde doktora gitmesine izin verilmeyen evde doğurup ölü getirilen gördüm
- Kocası tarafından doğum kontrolü kullandırılmayıp 21 yaşında üç doğum dört düşük sonrası gebe kaldığı İçin ölen gördüm
- Gebe iken çocuğu düşsün diye tekmelenen kadınLAR gördüm
- Gidecek başka yerim yok diye vajinasına şişe sokan adam ile hastaneden çıkan kadın gördüm
- Erkek doktorum diye acil hastaya müdahale etmemi engellemeye çalışan kocaLAR gördüm
- Hastanelerde erkek var diye karısı evde ölene kadar sağlık hizmeti almasını engelleyen gördüm
- Karısını anal ilişkiye zorlayıp bir sürü bahane eden gördüm
- kendi ağacımızın meyvesini tatmayacağız mı diyen ensesti savunan tarikatçıyım diyen gördüm
- karısı istemediği halde anüsüne soktuğu şişeyi , vajinasına soktuğu parfüm şişesinin kapağını geri alamayınca acile gelen gördüm
- sağlık hakkını geciktirdiği karısı çocuğu kaybedince Allah böyle yazmış bahanesi uyduranları gördüm
- gebeliğin adetten sonra oluştuğunu bilmeyen çocuk benden değil mi diye çocuğunun annesini dövenler gördüm
- Bir muayenede vücudunda gördüğüm izleri sorguladığımda eşi tarafından 20 yıldır vücudunda sigara söndürülen gördüm
- yanımda gebesin diye birşey yapmıyorum doğurunca ağzını burnunu kıracağım diyenleri gördüm
- Gebe kalamıyor bunlar diye üçüncü eşi aldıktan sonra doktora gidip spermi olmadığını öğrenen erkekler gördüm
- çocuğu olmuyor diye kadın döven erkekler, kötü davranan kayınana ve erkeğin kızkardeşleri gördüm,
- gelin gittiği ailede aynı aileden birçok erkeğin tecavüzüne uğrayan ve bunu normal sanan kadın gördüm
- gebe kaldığı İçin öldürülmeye kalkan onlarca genç kız gördüm bunların bir kısmı evden dışarı çıkarılmayan kadınlara yapılmış aile içi tecavüz ile amca, kuzen vb gebelikleri
- Gelinin spiralini çektiren kayınana, kayınbaba gördüm
- prezervatifleri bilerek delen ve eşi altıncıya gebe kalınca kürtaj günah vb diye imza vermeyen gördüm
- hayati tehlikesi olan eşinin gebeliğinin sonlandırılmasına izin vermeyen erkek eş, görümce, kayınana, aile konseyleri gördüm,
....
Erkek doğuramıyor diye horlanan
Düşük yapıyor diye dövülen, horlanan
Çocuk gelinler
Çocuk anneler
Köle gibi kullanılan yetim kız ve kadınlar
Üzerine bin bir bahane ile kuma getirilenler
.....
Daha nice örnek var buraya sığmaz
....
....
- kadının evli diye kendi bedeni üzerinde, tüp bağlatma, sorunlu, anormal gebelikleri sonlandırma hakkını, boşanma davası açsa bile mahkeme kararı çıkmadan kürtaj hakkını erkek eşin imzası olmadan HALEN KULLANAMADIĞI bir ülkede yaşıyorum. Prof.Dr.Eray Çalışkan.
.....
Bu korkunç cahilliklerle SAVASMAK HEPİMİZİN GÖREVİ!.
LÜTFEN İKAZ EDELİM...YAZALİM.ANLATALİM.
KARA CEHALETE TESLİM OLMAYALİM!.
.
Mesut Kaptan
@uysallardanemel @AliYerlikaya Haklısınız, aslında bence verilecek cezaya ek olarak; ambulanstaki hasta ölür veya sakat kalırsa bu şoföre bu duruma göre de bir ceza verilmeli ayrıca.