“ Bayrakla alay edemezsin. Milli tarihle eğlenemezsin. Kuran'ı mizah konusu yapamazsın. Aile namusunu hiçe sayamazsin.
Bunlar milli mukaddesattandır. Milli mukaddesatı olmayan millet, millet değil hayvan sürüsüdür. ”
- Nihal Atsız
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Kurtuluş Savaşı ile neyden kurtulduğumuzu sormuş…
Osmanlı’dan geriye kalana bakıp öyle sorsaymış keşke…
İspanyol, İngiliz, İrlandalı ve daha pek çok etnik grubun 250 yıl önce bir arada toplandığı memlekete "Tek ulus" diyorlar ama sömürge valisi kılıklı büyükelçileri 2000 yıllık devlet geleneği için "ulus devlet kötü" tanımı yapıyor.
Ağız açan tek kravatlı yok.
Milli Mücadele sırasında çıkan isyanlar. Bunların çoğu saray tarafından desteklendi ve pek çok askerin şehit olmasına sebep oldu.
Yani saltanat yıkılırken Türk askerinin kanını döktü ve kurtuluşu en az bir yıl geciktirdi.
Yunan askerleri 3 yıl 3 ay 25 gün süreyle Anadolu'yu işgal ettiler.
Öldürdükleri bir Türk köylüsü ve çektirdikleri fotoğraf.
Yunan Ordusu katliamlar yaptı, köyleri, şehirleri yaktı, Türk kadınına her türlü vahşeti sergiledi.
-İnsan bu vatanda yaşar da Atatürk'ü sevmez mi?
Bir sabah uyanmışsın, eli sopalı işgalci
anneni, eşini, kızını oynatıyor.
Oynarken fotoğrafını çekiyor.
Sonra bir başkomutan
aileni, vatanını kurtarıyor.
Tarla toprak veriyor.
Sana okuma yazma öğretiyor.
Memur, mühendis yapıyor ve 100 yıl sonra torunun ona dinsiz, ajan diyor.
Prof. Dr. Halil İnalcık:
“Tanzimat'tan sonra Türk aydınları, azınlık liderlerine yalvarırdı:
‘Gelin; Ermeni, Kürt, Rum, Arnavut yerine Osmanlıyız diyelim.’
Kabul ettiremediler. Türkler hariç, hepsi etnikçilik yaptı.
Ne zaman ki Cumhuriyet kuruldu ve Atatürk, ‘Büyük Türk Milleti’ diye ortaya çıktı; hepsi ağız değiştirip Osmanlıcı kesildi.”
Araştırmacı gazeteci Murat Bardakçı'nın "Dedelerimizin mezar taşını okuyamıyoruz" diyenlere verdiği yanıt:
🔶 Osmanlıca diye bir dil yoktur. Bunu bir kere kafanıza sokun. O, Arap ve Fars alfabesiyle yazılmış bildiğimiz Türkçedir.
🔶 Efendim neymiş, "Bir gecede cahil bırakıldık, dedelerimizin mezar taşını bile okuyamıyoruz" diyorlar.
🔶 Yahu senin deden sadrazam mıydı? Şeyhülislam mıydı, vezir miydi senin deden?
🔶 Anadolu'daki sıradan adamın, senin o köydeki gariban dedenin işlemeli, yazılı bir mezar taşı falan yoktu!
🔶 Başucuna bir tane tahta parçası ya da şekilsiz, yuvarlak bir taş koyarlardı.
🔶 O da zaten yağmurdan, çamurdan yıllar içinde çürüdü, kayboldu gitti.
🔶 O okuyamadığın, sanat eseri gibi mermerden oyulmuş, üstünde hat sanatı olan o kavuklu mezar taşları paşalara, üst düzey devlet adamlarına ait.
🔶 Senin dedene değil!