BİR HAK İHLALİ DENEYİMİ: IKEA ANKARA
Dün Ege’yle uzun bir aradan sonra alışverişe çıktık.Bu,sıradan bir alışveriş değildi. Mücbir sebeplerden ertelediğimiz ihtiyaçlarını onun isteği üzerine karşılamak için titizlikle planlanmış,nokta atışı bir operasyondu.Gitmeden önce alacağımız ürünlerin her birinin mağazadaki mevcudiyet durumunu internetten kontrol edip liste yaptım. Pik saatlere denk gelmemek için sabah mağazada minimum süre,maksimum duyusal huzur hedefiyle çıktık yola.
Ancak hayat her zaman planlandığı gibi gitmiyor; hele ki engelli yakınıysanız özellikle de yolunuz ableist zihniyetle kesiştiğinde.
Kısa yolları kullansak da malum mağaza büyük. Sonlara doğruEge sıkılmaya başladı. Hızlandık. Kasa alanına geldiğimizde "Engelli Öncelikli Kasa" tabelasını görmek bizi rahatlattı.Ege’ye,"Hadi oğlum, buradan çok beklemeden çıkabiliriz," dedim.Bir yandan da olası bir kriz ihtimaline karşı acil durum ilacını hazırladım.
Önümüzde kasada işlemi devam etmekte olan bir kişi vardı ve onun arkasında sırada bekleyenler. Sırada bekleyenlere nezaketle sordum:“Engelli misiniz ya da yanınızda engelli bir birey var mı?” "Hayır" cevabını alınca durumu anlattım ve yasal öncelik hakkımızı kullanmak için işlemi devam etmekte olan kişinin arkasında sırada yerimizi aldık.
Toplumun farkındalık sınavı işte tam da burada başlıyor.
Homurdanmalar, söylenmeler, bunun neresi engelli diye birbirlerine soru sormalar, hiç anlamadım şeklinde cevaplar...Otizm görünür bir engel durumu olmadığı için bu tepkilere alışkınım ve hiç takılmadım. Ege ekolaliye başlayınca durum zaten görünür oldu. Homurtular dindi ama bu sefer başka bir şey başladı.
İşlemi zaten devam etmekte olan kadın dönüp bana “Çocuğunuzun engelli olduğunu söyleyip sırada bekleyenlerin önüne geçmeniz terbiyesizlik! ”dedi. Ege yanımda. O an vereceğim tepki sadece bana ait değil. Sakin kaldım ama pasif de değildim. "Sizin zaten başlamış olan işleminizi etkilemedik.
Bakın burası engelli öncelikli kasa. Sırada bekleyenler engelli değil. Tam olarak olmamız gereken yerdeyiz ve yasal hakkımızı kullanıyoruz. Kaba sözlerinizi de size olduğu gibi iade ediyorum." dedim.
Bu tür insanlar arsızdır. Siz net olunca ve onun istediği düzeyde kendisiyle muhatap olmadığınızda iyice coşarlar. Nitekim durmadı. Konuştu, yükseldi, suçladı. “Engelliliği avantaja çeviriyorsunuz! ” dedi.
Mesele tam olarak bu cümlede gizli.Toplumun en büyük yanılgısı; hakkı haksızlık,erişilebilirliği ise kayırma sanmasıdır. Oysa bunun adı çok nettir:Makul Uyumlulaştırma. Yani dezavantajlı bir bireyin toplumsal hayata herkesle eşit katılımını sağlamak için sunulan zorunlu destektir. Bu bir "avantaj" değil, bir haktır!
Bunu yıllar önce okulda da yaşadım. BEP hazırlanmasını, çocuğumun kendi şartlarına göre değerlendirilmesini istediğimde aynı cümle: “Engelliliği avantaja çeviriyorsunuz.”
Hayır. Avantaj değil. Hak!
Cevap vermedikçe kadın konuştu, konuştu... Son noktayı koydum:
"Lütfen susun. Oğlum yüksek sesten etkileniyor. İnternete girip 'pozitif ayrımcılık nedir' diye bakarsanız belki bugün bir şey öğrenmiş olursunuz."
Ardından asıl muhatabıma, kasiyere döndüm: “Bu süreci sizin yönetmeniz gerekiyordu.”
Çünkü mesele sadece bir bireyin fütursuzluğu değil, kurumun bu ayrımcılığa zemin hazırlayan sessizliğidir.
Sana sesleniyorum IKEA Türkiye!
@IKEA@IKEATurkiye
Hukuki Sorumluluk: Engelli bireylerin öncelik hakkını korumak sadece bir tabela asmak değil, o hakkın güvenli bir şekilde kullanılmasını sağlamaktır.
Personel Eğitimi: Personeliniz neden bir hak ihlali karşısında müdahale etmek yerine izleyici kalıyor?
Güvenlik Protokolü: Bir müşterinin, öncelik hakkını kullanan bir diğer müşteriye "terbiyesizlik" diyerek sözlü tacizde bulunmasına neden izin veriyorsunuz?
Tabela koymak vitrin süslemektir; uygulamak ise kurumsal sorumluluktur.
Engelli haklarını "terbiyesizlik" olarak niteleyen zihniyete mağazanızda alan açarsanız, bu sizin engellilik vizyonunuzun sadece tabeladan ibaret olduğunu gösterir.
@tihek_kurumsal
BİZİ ŞOK EDEN ESNAF KARDEŞİMİZ BÜŞRA'YI SİZLERE ANLATMAK İSTEDİM. Önceki gece sabaha karşı vardığımız Karaburun'da gerçekleşen Nergis Festivali sahnemizden hemen sonra akşam 6-7 gibi bir saatte henüz kahvaltı dahi edemediğimiz için bişeyler atıştırabileceğimiz bir yer aradık ekip arkadaşlarımızla. Yol üzerindeki Gülbahçe'de 1 lokantaya girdik. Kendimizi kısaca anlatarak günün ilk yemeği/kahvaltı edemediğimizi basitçe hemen her dükkanda bulunabilecek peynir, zeytin, domates/salatalık, ekmek, çay gibi bir servise ihtiyaç duyduğumuzu belirttik. VEREMİYORUZ diyerek geri çeviren bir arkadaş? tan sonra girdik Karacasu Pide'ye. Güler yüzüyle ışıl ışıl bir genç kardeşimiz karşıladı bizi. Servislerinde ikram olarak yağ ve lor peyniri olduğunu, sıcacık balon ekmek verebileceğini söyleyip servise bir başladı ki sorma...Domates, salatalık, kaşarlı ekmekler, büyük bardak çaylar, çiğköfteler, lahmacunlar derken gönlümüzü pek hoş etti. Karnımızı doyururken gözümüzün ucuyla seyrediyorduk Büşra'yı. Arı gibi çalışmaya, koca salonu tek başına çevirmeye, bir yandan masalara servis yapmaya bir yandan da kasada hesap almaya yetişiyordu. Tüm bunları tek başına yaparken yüzünde gülücükler, bedeninden yayılan müthiş bir enerji ve ışıklar. O kadar içtenlikle bizi ağırladı ki, keyifle ve şükranla ayrıldık dükkanlarından. Kazandıkları para analarının ak sütü kadar helal olsun. Yolu Gülbahçe'ye düşenler Karacasu Pide'ye mutlaka uğrasın, Büşra'ya ve ailesine selamlarımızı ulaştırsın.
Sevgiler, ÇELİK.
Not: Reklam değil tavsiyedir.
Gelinimin hukuk diplomasını çalanların yargılandığı davayı takip ediyorum,16 Ocak Cuma günü duruşmaya katılmak üzere Ankara’da olacağım.Lütfen bu davayı unutmayın,duyun ve duyurun!
cinsel saldiri faili iki erkek tahliye edildi
cinsel saldiri faili iki erkek tahliye edildi
cinsel saldiri faili iki erkek tahliye edildi
cinsel saldiri faili iki erkek tahliye edildi
Beyoğlu'nda 2 şahıs, bir genç kızı köşeye sıkıştırıp taciz etti.
Tacizcilerden biri, öpmeye çalıştığı genç kızı yere düşürüp darp etti.
Yakalanan şahısların cinsel saldırı suçundan 4 kaydı olduğu öğrenildi.
https://t.co/agz6IDM7lc
biri tuvalette ,biri okulun alt katında biri sınıfta olmak üzere üç olay yaşanıyor.iki çocukta mağdurun kafasını eğip kendi cinsel organına bazı davranışlar sergilemesini istiyor.çocuk istediklerini yapmadığında buldukları fırsatlarda seninle hesap vakti diyip çocuğun cinsel organına vuruyorlar.tuvalette 4 kişi çocuğu tutup pantolonunu indirip arkasına geçip bazı şeyler yapmak istiyorlar.çocuk reddedince kafasını lavaboya vuruyorlar.tacizler 3 sefer oluyor. Çocuk teyzesine durumu anlatıyor.Aile okula şikayet dilekçesi veriyor ama ilkokulda cezai yaptırım yokmuş ,rehberlik servisininde yapabileceği en fazla çocuklara durumları sorup rapor yazabilmekmiş.onun dışında bu çocuklara hiç birşey yapılamıyormuş .yasal olarakta 12 yaş altına birşey yapılamıyormuş.Açıkcası ne yapacağımızı şaşırdık bir haftadır ne yerdeyiz ne https://t.co/89uyqEWmgpşka çocuklarada benzer şeyler yapılıyormuş.daha dün benzer olaylar yaşanmış.daha öncede uygunsuz davranışlarından dolayı rehberliğe bildirilmiş.özetle şuan yönetmelikler gereği çocuklarımız birşey yapılamadığı için bu çocuklarla aynı sınıfta okumak zorunda bırakılıyor.Cezası yok diye okul birşey yapmıyor diye çocuklarımız taciz mi edilmeli?
@etimesgutkaymakamligi @etimesgutmem @ankaramilliegitim @tcmeb
#Etimesgut
Fabrika patlamasında hayatını kaybeden kadınlar, zehirlenmeden yitip giden bir aile, kanseri yeni yenmiş emeklinin dövülerek öldürülmesi, kahve içen genç kadının yaşam savaşı veriyor olması… ölümlerden ölüm beğen bu nasıl bir ülke ya
68 yaşında emekli öğretmen Abdullah Coşkun. Türkiye'ye binlerce öğrenci, 2 tane de doktor evlat yetiştirmiş. Kanseri yenmiş daha yeni ama sevincini yaşayamamış. Çünkü trafikte önünü kesen bir katil levyeyle canına kıymış Abdullah öğretmenin. Kızı adalet arıyor, sesi olun lütfen.