Bir maç düşünün; verilmeyen penaltılar, tartışmalı kararlar ve şampiyonluk yarışına doğrudan etki eden pozisyonlar…
Türk futbol tarihinin en çok konuşulan maçlarından biri. https://t.co/gtprowZzdg
Guguk kuşu operasyonunu anlattığım için 16 yıl boyunca beni linç edenler, aslında kiralık aparatlar tarafından manipüle edildiklerini nihayet idrak etti mi… Yarın sabah 8’de YouTube adresimde
Guguk kuşu operasyonu 16 yıl sonra nihayet nihayet nihayet idrak edildi, bakalım guguk kuşu yumurtalarını tanımak ne kadar sürecek… Yarın sabah 8’de YouTube adresimde
Evet Sayın AKİT mensupları soruyorum sizlere;
İBB davasında sahte faturalarla ve kaçak dökümden gelen paraları akladığı iddia edilen, etkin pişmanlıktan yararlanan Murat Gülibrahimoğlu’nun şirketinden seçimlerden sadece 2 ay önce hangi sponsorluk için 5 Milyon 700 bin TL aldınız?
Kalemini namus bilen gazeteciler öyle miş,müş diye yalan haber yapmaz.Bak böyle ortaya belge koyar .
30.01.2024 tarihli e-faturada; “Kuzey İstanbul Modern İnşaat A.Ş.” tarafından, “AKİT TV SPONSORLUK HİZMETİ” açıklamasıyla, AKİT TV’ye 5 milyon 700 bin TL ödeme yapıldığı açıkça görülüyor.
Madem bu kadar büyük bir sponsorluk anlaşması yapıldı;
Hangi program için? Hangi organizasyon için?Hangi yayın karşılığında?
Kamuoyuna açıklayın.
Bosch yapmayın... İnsanlar kime "evladım" derse evlat odur... Bir insanın kime oğlum ve kızım diyeceğine yönetmelikler , kurumlar mı karar verecek? Benim "kızım" dediğim bir limon ağacım var mesela. Kime ne?
Tam da Cumhurbaşkanı “ben demiştim, doğurmadınız!” demişken bu reklam Aile Bakanlığını rahatsız eder tabi.
İktidarımız her şeye sınır çizip, norm belirleme “makbul vatandaş” üretme hedefinde olduğu ve kadından da ekonomik olarak maksimum fayda sağlamak için doğurtmaları ve bunun için de “makbul kadın vatana evlat üreten annedir” iletişimini parlatmaları gerektiğinden bunun dışındaki bir iletişime tahammülleri yok.
Bakanın “Annelik, bir iletişim kurgusu değildir” sözü bunu söylüyor: Bizim kurgumuz iletilebilir, onun dışındakiler uygun değil. Eyy Bosch sen kimsin yaa, biz kadına “çocuk doğur” derken sen “köpek annesi” diye mesaj veriyorsun 🙃
İnsanların görüp bi tebessüm edeceği, insan olmanın en temel kapasitesinin bağ kurmak, şefkat, emek vermek ve aidiyet geliştirmek olduğunu hatırlayacakları, anneliğin bir sevgi ve bakım verme işi olduğunu anlatan bir reklama tahammül edememişler, inceleme başlatmışlar. Neyi inceleyeceksiniz, insan doğasını mı?
Şuradan başlayın o zaman: İnsan yaşamı biyolojiye indirgenemez. İnsan sadece üreyen değil bağ kuran bir varlıktır.
Bizimki de böyle kapıya gelene seslenene kapı ziline ağzında bişeyle koşar hemen. Kapıya gelen kuryeler, kargocular, eve gelenler sevmezse çok bozuluyor. Lütfen sevin, sonra suratını biz çekiyoruz.
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu “analık” tanımlamış. İnsanın milyon yıllık evrimle şekillenmiş bağ kurma, şefkat verme, bakım verme, duygu hissetme, ilişkilenme, sevme, anlam bulma kapasitesini ve pratiğini Radyo ve Televizyon Üst Kurulu bir metinle sınırlandıracağına inanmış. Bomboş işler.
Bir insanın kedisi köpeği hayvanı için o benim yavrum, kızım, oğlum demesi, ben onun annesiyim - babasıyım demesi kişiyi “deli, anormal, psikolojik olarak rahatsız” yapmaz. Kişinin o canlıyla bir bağ, bir sevgi, şefkat, merhamet, bakım ilişkisi kurduğunu gösterir ve bu hitaplar bu ilişkinin sözlü ifadesidir.
İnsanlar zaten evlerine aldıkları, bakımını üstlendikleri canlılara böyle bir yakınlık duydukları için bunu yapıyorlar. Bu insanlar delüzyonda değil, bu hitapları bir başka canlıya bir bakım - sorumluluk ifadesi olarak söylüyorlar.
Biri ben köpek annesiyim deyince kendini köpek sanmıyor. Ya da biri sen benim çocuğum var deyince cevap olarak benim de köpeğim var deyince senin çocuğuna köpek demiş olmuyor. Benim de bir bağ - bakım verme ilişkisinde olduğum bir varlık var diyor. Bu senin çocuğunla ilişkini değersizleştirmiyor, çocukla köpeği bir hiyerarşiye koymuyor.
İnsanların çocuk yapacağı varsa yaparlar, köpekleri kedileri var diye çocuk yapmamazlık etmezler zaten. Yok ben zaten çocuk istemiyorum kedi köpekle mutluyum diyene de zorla hayır kedi köpekle olmaz diye çocuk yaptırmayın zaten?
Ben evdeki kedime köpeğime oğlum - kızım demesem, müdür desem ne yapacaksınız çalışma bakanlığından inceleme mi başlatacaksınız o müdür değil, müdürse nerde iş kontratı diye. İdrak seviyemizi 7 yaş üstüne çıkarmaya gayret edelim. İnsanları rahat bırakalım.
İnsanlar “evcil hayvanımı ben doğurdum” dediklerinde gerçekten evcil hayvanlarını doğurduklarına inanmazlar.
Bu mübalağa tekniği ile yapılan bir iletişim şekli, yani bir durumu gerçekte olduğundan çok daha büyük, dramatik ya da uç bir şekilde anlatarak bazen mizahi bazan sanatsal amaçlı bir ifade biçimidir.
Mesela: “Kurt gibi acıktım, o kadar açım ki seni bile yiyebilirim” dersek kendimizi kurt mu sanıyoruz, karşımızdaki kişiyi öldürmek ya da yemek mi istiyoruz? Hayır.
Aynı şekilde “Kedimi köpeğimi ben doğurdum.” diyen kişi de kendini gerçekten kedi köpek doğurmuş sanmaz, kedisini köpeğini sevdiğini, önemsediğini gerçek olamayacak abartıda uç bir şekilde ifade ederek mizahi bir dil kullanır. Nitekim örnek videoda bunu diyen kişi gülmüş, sunucu da espriyi anlamış o da gülmüş.
Tipik olarak insan 7 yaş civarında mecazları, sembolik anlatımı, metaforları, mizahı anlamaya başlar. Bu kapasitenin 13 yaş civarında olgunlaşmasını bekleriz. Eğer 13 yaşından büyükseniz ve insanların “köpeğimi - kedimi ben doğurdum” demesini gerçek sanıyorsanız “ruh hastasına bak kedi köpek doğurduğunu düşünüyor” diye şaşırıyorsanız sorun bunu diyen kişiyle değil, sizin bilişsel becerilerinizle ilgilidir.
Bu vesileyle çocuklara “annem, ablam, teyzem” demekte de bir sıkıntı yok. Buna inverted kinship addressing deniyor.
Yani ilişkiyi biyolojik gerçeklik üzerinden değil, duygusal yakınlık ve bağ üzerinden isimlendirme. Kültürün dili eğip bükerek yakınlık kurma, sevgi ve güvenlik sinyalleme hali.
Türkçede çok yaygın:
—— Düz kinship addressing (akrabalık diliyle hitap etme):
“Ne vereyim abime, ablama?” diyen garsonun abisi ablası değiliz. Ama burada “bendensin, güven bana” diyen bir sosyal sinyal var. İki yabancı arasındaki mesafeyi kısaltma çabası.
Buna karşılık müşteri de bazen “eyvallah şefim, patron, sağ ol abicim” gibi ifadelerle cevap verir. Bu da ilişkiyi eşitleme sinyalidir: “Ben senden üstün değilim.” Ama herkes yine de sınırını bilir.
—— Inverted kinship addressing (tersine çevrilmiş akrabalık dili):
Çocuğuna “hoş geldin, aç mısın annem” diyen anne ise sevgiyi büyüterek verir. Bu bir dil oyunu ve aynı zamanda güçlü bir şefkat ritüelidir.
Rol tersine çevrilir ve amaç yatıştırmak, bağ kurmak, güven vermektir. Anne aslında şunu söyler: “Ben senin annenim, ve sana bu kelimeyi söyleyerek hatırlatıyorum ki burası güvenli, ihtiyaçların karşılanacak.”
Kimsenin aklı bunlarla karışmaz, bu yozlaşma da değil, dilin insan zihni, duygu ve düşünce derinliğini, sinir sisteminin hallerini ifade edebilmesi için sanat gibi kullanılması, nefis bir zenginlik.
“Doğru bulmuyoruz” dediğiniz cümledeki “biz” kim Mahinur Hanım @MahinurOzdemir
İmar barışı yapıp binlerce aileyi çürük çarık binalarda ölüme yollayan iktidarınız mı?
Kartalkayada aileleri ölüme yollayan düzeni kuran, Turizm Bakanınızın da içinde olduğu iktidarınız mı?
“Bana ve kızıma tecavüz ettiler” diyen Fatma Nur ve kızı Hifa İkra’yı korumayan ama Ayhan Şengüler’i koruyan iktidarınız mı?
Siz kimsiniz ki kadınların doğurma, doğurmama, sevme ve bağ kurma kapasitesine sınır çiziyor, kadınlara neyi doğru bulduğunuzu buyuruyorsunuz?
Milyon yıllık insanlık tarihinde 25 senelik bir toz zerresi bile etmeyecek iktidarınızla kadınların rahmine, kalbine ve zihnine ipotek koyma cüretini nereden buluyorsunuz Mahinur Hanım?
“Biz” kim?
Her kadın anneliğin kendisi için ne olduğunu, ne olmadığını ve nasıl yaşayacağını kendisi bilir. Kadınlar size ya da başkasına “neyi doğru buluyorsunuz” diye sormuyor. Her kadın kendi karar veriyor.
Kısa süre sonra…
Normalde bugün yayın yok ama bu önemli bir istisna!
ÖNCE YENİ FAİLLER ORTAYA ÇIKMASIN DİYE UĞRAŞIN! #tecavüzcülerdışarıda#i... https://t.co/4QWy7WI1Og @YouTube aracılığıyla