MIT Üniversitesi öğrencisi, öyle bir cihaz geliştirdi ki, bu cihaz düşündüğü bir sorunun cevabını Google'da buluyor ve iletiyor, tüm bu süreç ise beyin dalgaları sayesinde gerçekleşiyor...
Yeni internet tarayıcımız: BEYNİMİZ!!!
5 yaşındayken bir yıl, hayatınızın %20'sidir. 50 yaşındayken ise bir yıl, hayatınızın %2'sidir. Bu, yaşlandıkça zamanın neden hızlandığının bir açıklamasıdır.
Buna Janet Yasası denir. Bu yasa, algılanan hayatınızın yarısını yaklaşık 20 yaşında yaşadığınızı söyler. Ya da başka bir ifadeyle: Bir 5 yaşındaki çocuğun yaz tatili, 40-50 yaş arası 10 yıla eşdeğer hissettirir.
Janet Yasası kırılabilir.
Yaşlandıkça zamanın hızlanmasının daha iyi bir açıklaması, yetişkinlikte daha az yeni deneyim yaşamanızdır; beyniniz bu anıları siler. Hayatınızda yeni şeyler yapmaya devam eder ve hafızaya alınacak anılar yaratırsanız, zaman yavaşlar.
Hayatınızı otomatik pilotta yaşarsanız, 80 yaşında ölebilirsiniz ama 20 yaşında ölmüş gibi hissedersiniz.
Yeni şeyler öğrenmeye, yapmaya, yeni yerler görmeye devam ederseniz, 80 yaşında ölebilirsiniz ama 200 yaşında ölmüş gibi hissedersiniz.
Araştırma: İnsanların dikkat süresi son 20 yılda 2.5 dakikadan 40 saniyeye düştü
🧠 Uzmanlara göre bunun nedeni: Bildirimler, sosyal medya ve sürekli görev değiştirme
✅ Uzmanlardan çözüm önerileri:
🔹 Bildirimleri kapatmak
🔹 Düzenli mola vermek
🔹 Meditasyon yapmak
🔹 Tek işe odaklanmak
📌 National Geographic
ChatGPT + laptop + internet connection + 60 minutes per day = $9500 every month.
I normally sell this guide for $81, but for the next 48 hours, it’s yours 100% FREE.
To get: -
1. Follow me (So I can DM you )
2. Retweet
3. Reply " Ai "
Must follow me to get DM. Free for 48 hours
Geçen hafta "Yapay Zeka işlerimizi yutacak" dedim, ortalık karıştı. Herkes aynı soruyu sordu: "Peki biz ne yapacağız? Hangi diplomaya güveneceğiz? Bu değişime nasıl ayak uyduracağız?"
Cevap veriyorum: Hiçbirine.
WEF, OECD ve IBM'in 2025 raporlarını taradım. Diplomalarınızdaki "ezber" yeteneği artık 0 dolar ediyor.
İşte Buzdağına çarpmadan hayatta kalmanızı sağlayacak "Yeni Yetenek Seti"
#SONDAKİKA
Türkiye Yüzyılı Böyle Olacak!
Çin, kurduğu sistemle kötü ve borçlu insanlarla arkadaşlık kurmanızı engelliyor.
Çin'in dijital cüzdanı WeChat, kullanıcılarına 500 metrelik bir yarıçap içinde olup olmadıklarını, borçlu olup olmadıklarını ve Sosyal Kredi Sistemi tarafından kara listeye alınıp alınmadıklarını söyleyen yerleşik bir haritaya sahip. Bu, sosyal kredi puanınızın düşmemesi için kimlerden 'uzak durmanız' gerektiğini bildirir!
videoda alıntılanan kitabı okumuştum gelin herhangi bi şeyi nasıl normalin 3-5 katı hızda öğreneceğinizi 9 prensiple anlatıyım. hem de o 9 aşamayı güçlendirecek ek araştırmalarla. ve YZ önerileri ile:
0) ama önce nerden geldi bu prensipler
scott young diye bi adam var. üniversitede işletme okumuş. mezun olduktan sonra fark etmiş ki yanlış bölüm seçmiş.
sonra bi gün dünyanın en iyi teknik ünilerinden olan MIT'nin bilgisayar bilimleri lisansı (bizdeki bilg. mühendisliği) online kurslarını keşfetmiş. baktığında dersler, ödevler, sınavlar, hatta çözüm anahtarları bile halka açık. adam düşünmüş: "acaba üniversiteye gitmeden bu eğitimi alabilir miyim?"
2 ay araştırma yapmış. sonra başlamış. ve sonraki 10 ayda 33 dersi bitirmiş. tüm sınavları geçmiş. 4 yıllık müfredat, 1 yılda.
peki bu adam dahi mi? hayır. sadece yöntemi farklı. işte o yönteme "ultralearning" deniyo ve 9 prensipten oluşuyor:
prensip 1) harita
çoğu insan öğrenmeye başlamadan önce araştırma yapmayıp direk dalmak istiyor. bu felaket bi hata.
meta learning şu demek "öğrenmeyi öğrenmek." yani asıl konuya dalmadan önce o konunun yapısını, en iyi kaynaklarını, tuzaklarını araştırmak demek. o konuyu nasıl öğreneceğini öğrenmek
bu scott young da MIT projesine başlamadan önce 2 AY (bekle, sen 2 ay harcamayacaksın) sadece araştırma yaptı. hangi dersler gerekli? hangi kaynaklar en iyi? hangi sırada öğrenmeli? tüm bunları önceden çözdü.
peki sen ne yapacaksın? tabii ki yapay zeka kullanacaksın
ama önce kendine 3 soru sor:
1- NEDEN öğreniyorsun?
kariyer için mi öğreniyosun? o zaman git o kariyerde olan insanlarla konuş. "X becerisini öğrensem işime yarar mı?" diye sor. çünkü belki yanlış şeyi öğrenmeye çalışıyosundur. linkedine gir mesela o kariyerdeki insanlar boy boy dizer yetkinliklerini onlara odaklan neler öğrenmişler diye.
2- NE öğreneceksin?
bi kağıt al, 3 sütun çiz:
kavramlar (anlaşılması gereken şeyler)
bilgiler (ezberlenecek şeyler)
pratik edilecek şeyler
mesela dil öğreniyosan: kavramlar gramer kuralları, bilgiler kelimeler, prosedürler telaffuz ve konuşma. hangisi en zor olacak? onu altını çiz. çünkü darboğaz orası. o mahvedicek seni.
3- NASIL öğreneceksin?
"benchmarking" yapacaksın. yani insanlar bu konuyu normalde nasıl öğreniyo onu araştıracaksın. üniversite müfredatları, youtubeda insanlar, kitaplar... bunları bul. AMA bunun için günlerini harcama.
Gemini’ye gir düşünmeyi aç ve deepresearch’ı seç. sonra de ki ben şunu çalışacağım şu yüzden öğrenicem insanlar bunu nasıl öğrenmiş neler uygulamışlar youtube’da ve redditte bana (özellikle yabancı kaynakları kullan) çok derin bir araştırma yap.
sana süper bi rapor verecek onu al ve "emphasize/exclude" metodunu uygula. hedefine uygun olanları vurgula, uymayanları çıkar. mesela fransızca öğreniyosun paris'te 2 hafta geçirmek için. o zaman yazı yazmayı öğrenmeye gerek yok, konuşmaya odaklan.
ne kadar araştırma yapmalısın?
kitapta basit bi kural var: toplam öğrenme sürenin %10'u araştırma olsun der kitap. 100 saatlik bi proje mi yapıyosun? 10 saat araştır. falan ama artık yapay zeka var %5 %1 bile yeterli olur iyi kullanırsan. ve bu oran esnek, karmaşık konularda daha fazla araştırabilirsin tabii ki.
prensip 2) focus: odaklan
ultralearning'in en temel gereksinimi odaklanma. odaklanamıyosan hiçbir teknik işe yaramaz.
3 tane odaklanma problemi var:
problem 1: başlayamamak
bunu o kadar iyi anlattım ki önceki threadda burada 2-3 cümleye sığdırmaya içim el vermedi.. bu tarz bi problemin varsa mutlaka ona bak
problem 2: dikkat dağılması
dikkat dağılmasının 3 kaynağı var: çevre, görev ve zihin.
çevre için çevre tasarımını uygula. telefonu başka odaya koy. "çalışma modu" oluştur. her zaman aynı yerde çalış ki beyin o yeri "odaklanma yeri" olarak kodlasın.
görev için ne yapacaksın? çok kolaysa mutlaka zorlaştır zor olması akılda kalıcılığı arttırır, çok zorsa da parçala. küçük küçük parçaları bitir büyük parça zamanla tamamlanır.
zihin için ne yapacaksın? UCLA'dan araştırmacılar diyo ki dikkati dağıtan düşünceleri bastırmak yerine "fark et, not et, bırak" yapınca daha etkili oluyor. YZ’a sor açıklasın..
problem 3: yanlış odaklanma türü
bak şimdi farklı görevler farklı odaklanma türü istiyor.
basit görevler için yüksek enerji ve dar odak lazım. tekrar, ezber falan bunlar. karmaşık görevler için düşük enerji ve geniş odak lazım. problem çözme, yaratıcılık falan bunlar.
bi deney var: uykusuz insanlar bilişsel görevde kötü performans göstermiş. ama arka planda gürültü çalınca performansları artmış. dinlenmiş insanlarda ise gürültü performansı düşürmüş.
neden böyle? gürültü enerji seviyesini artırıyor. uykusuz olanlar için bu iyi, dinlenmişler için kötü.
prensip 3) direkt öğren
bu prensip ultralearning'in belkemiği. ve çoğu insanın yaptığı en büyük hatayı düzeltiyor.
hata şu: insanlar bi beceriyi öğrenmek için o becerinin "etrafında" dönen şeyler yapıyor. asıl şeyi yapmıyor.
mesela ing konuşmak istiyosun ama kitaptan gramer çalışıyorsun. kod yazmak istiyosun ama tutorial izliyosun.
bak şimdi eğitim psikolojisinin kirli bi sırrı var. adı "transfer problemi."
psikolog robert haskell diyo ki: "90 yılı aşkın araştırma açıkça gösteriyo ki bireyler ve eğitim kurumları olarak öğrenme transferi konusunda anlamlı bir başarı sağlayamadık. bu bir eğitim skandalı."
ne demek bu? sınıfta öğrendiğin şeyleri gerçek hayatta kullanamıyosun demek. üniversitede 4 yıl mimarlık okuyosun, iş bulamıyosun çünkü portfolyon gerçek iş dünyasıyla alakasız.
çözüm: direkt öğrenmek
dil öğrenmek istiyosan ilk günden itibaren konuşacaksın. kod yazmak istiyosan ilk günden proje yapacaksın.
scott young MIT projesinde ne yaptı biliyo musun? ders videolarını izlemek yerine direkt problem setlerini çözdü. çünkü sınavda test edilecek olan buydu.
eric barone denen adam var. tek başına bi video oyunu yaptı: ne o oyun biliyo musun milyonlarca satan stardew valley. 5 yılda pixel art, müzik, programlama, hikaye yazarlığı öğrendi. nasıl? hepsini oyunu YAPARKEN öğrendi. kurs almadı, kitap okumadı. direkt yaptı. çünkü o da bu kitabı okumuştu..
peki direkt yapamıyorsan ne olacak?
bazen gerçek ortam elde değil. o zaman simülasyon yap ama mümkün olduğunca gerçeğe yakın tut.
vatsal jaiswal denen mimar var, iş bulamıyordu. ne yaptı? hedeflediği firmaların kullandığı yazılımları öğrendi, onların tarzında portfolyo oluşturdu. yani gerçek işe en yakın şeyi yaptı. ve işe alındı.
kendine sürekli şu soruyu sor: "bu aktivite, hedeflediğim beceriyi kullanacağım ortama ne kadar benziyo?"
prensip 4) drill: en zayıf noktana saldır
tamam direkt öğren dedik. ama bazen bi becerinin içindeki spesifik bi parça seni engelliyor. işte o zaman drill devreye giriyor. drill şu, zayıf noktanı izole et ve onu acımasızca çalış.
benjamin franklin hikayesini biliyosundur belki. amerika'nın kurucu babalarından, mükemmel bi yazar olarak geçer. ama iyi yazmayı nasıl öğrenmiş?
genç franklin "the spectator" dergisindeki makaleleri beğeniyormuş. ne yapmış bak: bi makaleyi okumuş, her cümlenin ana fikrini not etmiş, birkaç gün beklemiş, sonra sadece notlardan makaleyi yeniden yazmaya çalışmış, orijinalle karşılaştırmış.
bu şekilde "argüman sıralaması" becerisini izole edip çalışmış.
sonra başka bi drill yapmış: şiir yazmış. neden? kelime haznesi için. şiir yazınca kafiye bulmak zorunda kalıyosun, bu da seni farklı kelimeler aramaya zorluyor.
ben de biyolojide yapmıştım, YKS zamanı bi türlü netlerim artmamıştı biyolojide kırdım kafayı 1 haftada tüm biyolojiyi izledim sonraki haftalarda da bolca bio denemesi çözdüm 4ün altında net gelmedi bi daha 5-6ydı hep.
drill neden işe yarıyo?
karmaşık bi beceri pratik ederken beynin kaynakları birçok şeye dağılıyor. dikkat, hafıza, çaba hepsi bölünüyor. tek bi parçayı izole edersen tüm kaynakları oraya yönlendirebilirsin.
direct-then-drill döngüsü şöyle:
direkt pratik yap
darboğazı tespit et. hangi parça seni engelliyo?
o parçayı izole edip drill yap
tekrar direkt pratiğe dön, entegre et
bu döngüyü sürekli tekrarla.
drill türleri:
time slicing: becerinin bi anını izole et. müzisyenler zor pasajları ayırıp sadece orayı çalışır mesela.
cognitive components: zihinsel bileşenleri ayır. satranç oyuncuları sadece açılışları çalışır, sadece oyun sonlarını çalışır.
copycat drill: ustanın yaptığını kopyala. franklin bunu yaptı. ressamlar da büyük ustaların tablolarını kopyalayarak öğrenir.
magnifying glass: bi parçayı abartılı şekilde çalış. telaffuz mu zayıf? sadece telaffuza odaklı saatler geçir.
prerequisite chaining: geriye doğru git. X yapamıyosun çünkü Y'yi bilmiyosun. Y'yi yapamıyosun çünkü Z'yi bilmiyosun. o zaman Z'den başla. (tıpta ders çalışırken en çok kullandığım şey bu en temeline gidiyorum sürekli çünkü o olmayınca havaya inşaat etmekten farkı kalmıyo)
ve drill yapmak rahatsız edici. çünkü en kötü olduğun şeyle yüzleşiyosun. ama bu yüzden işe yarıyo zaten.
prensip 5) hatırlamak için kendini zorla
bu prensip öğrenme biliminin en sağlam bulgularından biri. ve çoğu insan tam tersini yapıyor: okuyor. tekrar okuyor. notlarına bakıyor. tekrar bakıyor. buna "pasif gözden geçirme" deniyor.
araştırmalar ne diyo biliyo musun? test olmak öğrenmekten daha etkili.
evet doğru duydun. bi konuyu çalışmak yerine o konudan test olmak daha çok öğrenme sağlıyor. buna "testing effect" deniyor.
neden işe yarıyo?
yine… bi kaç önceki thread'de miyelin konusunu anlattım ona da bi bakabilirsin.. beyin bi bağlantıyı ne kadar çok kullanırsa o bağlantı miyelin dediğimiz bi maddeyle kaplanıyo ve güçleniyor. hatırlamak için zorlandığında işte tam da bu oluyor. beyin "bu bilgi önemli, güçlendirelim" diyo ve miyelin katmanı ekliyor.
pasif okumada bu olmuyor. çünkü beyin zorlanmıyor.
jeffrey karpicke'nin bi araştırması var: öğrenciler metni 4 kez okuyunca "çok iyi öğrendik" demişler. tek sefer okuyup test olanlar "az öğrendik" demişler. ama gerçek sınavda ne olmuş? test ile çalışanlar %50 daha iyi performans göstermiş.
bu "biliyorum" yanılsaması. bi şeyi okuyunca "hah anladım" diyosun. ama test olunca gerçeği görüyosun yanlışsan daha da derin kazınıyor kafana o bilgiler hatta..
nasıl uygulayacaksın?
flash kartlar: gir geminiye at konularını pdflerini seç canvas modunu sana flashcardlar oluştursun
free recall: bi konuyu çalıştıktan sonra kitabı kapat, bi kağıda hatırladığın her şeyi yaz. sonra karşılaştır.
soru oluştur: okuduğun şeyden kendine sorular yaz. veya yine geminiden sana oluşturmasını iste, ardından cevaplamaya çalış.
açıkla: bi konuyu git yapay zekaya açıkla. sana bol bol soru sorsun bilmeyen biri olarak. sen de cevaplarken nerde takılıyosan orayı bilmiyosundur. tekrar et.
"zor hatırlama" = "güçlü öğrenme"
hatırlaması kolay geliyosa o kadar da öğrenmiyosundur. biraz zorlanman lazım. buna "desirable difficulty" yani istenen zorluk deniyor.
prensip 6) geri bildirim al
insanlar geri bildirimden kaçınıyor. ego koruması. "ya kötüysem" korkusu.
ama geri bildirimsiz öğrenme karanlıkta ok atmak gibi. isabet edip etmediğini bilmiyosun.
3 tür geri bildirim var:
outcome feedback: sadece "doğru mu yanlış mı?" diyor. en basit ama en az bilgi veriyor.
informational feedback: "yanlış yaptın ve şu yüzden yanlış" diyor. daha değerli.
corrective feedback: "yanlış yaptın, sebebi şu, ve doğrusu böyle yapılır" diyor. en değerli olan bu.
nasıl daha fazla geri bildirim alırsın?
projeleri halka aç. blog yaz, youtube'a video at, github'a kod koy. mentor bul. ya da en azından senden iyi birinden düzenli geri bildirim al. kendi kendine test et. hatalarını kaydet, analiz et.
ve YAPAY ZEKADAN İSTE de ki "beni asla övme, sen aşırı sert ve açıksözlü bi X konusunda uzmanlaşmış bir profesörsün. benim yaptıklarım bunlar, projem şu vs vs... eksilerimi yüzüme vur." vursun.
geri bildirim paradoksu:
çok erken çok fazla geri bildirim zararlı olabilir. yeni başlarken her hatanın düzeltilmesi motivasyonu öldürebilir.
kural şu: başlangıçta daha az ve daha genel geri bildirim. ilerledikçe daha fazla ve daha spesifik. tamamız herhalde.
prensip 7) delik kovayı doldur
öğrendiğin şeylerin çoğunu unutuyosun. hermann ebbinghaus'un unutma eğrisi var: öğrendiklerin
1 gün sonra: %60'a düşüyo
1 hafta sonra: %30'a düşüyo
1 ay sonra: neredeyse sıfır
neden böyle? çünkü beyin enerji tasarrufu manyağı. kullanılmayan bağlantıları buduyo, siliyor.
kova delik. sürekli doldurmak zorundasın.
4 strateji var:
1. spaced repetition (aralıklı tekrar)
bilgiyi tam unutmak üzereyken hatırla. çünkü her hatırlamada aralık uzuyo unuturken yaparsan beyin bu bilgiyi zorlanarak hatırladığı için "bu bilgi önemli, güçlendirelim" diyo ve miyelin katmanı ekliyor. anki gibi uygulamalar bunu otomatik yapıyor. gemini flashcardlar yapınca git anki benzeri bi uygulamaya aktar. veya telefonuna hatırlatıcı kur
2. prosedürel hale getir
bilgiyi beceriye dönüştür. bi şeyi yeterince pratik edersen bilinçsiz hale geliyor. bisiklet sürmek gibi. bir kere öğrendin mi unutmak çok zor.
dil öğreniyosan gramer kuralını "bilmek" yerine o kalıbı o kadar çok kullan ki otomatik çıksın.
3. overlearning (fazla öğrenme)
"yeterince biliyorum" dedikten sonra da devam et. araştırmalar diyo ki overlearning unutmayı yavaşlatıyor.
4. beslenme (evet)
miyelin yani hafıza için B12 ve omega-3 gerekiyor bunlar olmadan beyin fiziksel olarak öğrenmekte zorlanıyor. ayrıca güneş ışığı al spor yap hepsi hafıza için faydalı.
prensip 8) sezgi geliştir
richard feynman dünyanın en iyi fizikçilerinden biriydi. ama en dikkat çekici özelliği problemleri "görme" yeteneğiydi.
peki sezgi nasıl gelişir?
1. kuralları ezberlemeden önce ANLA
çoğu insan formülü ezberliyo, ne anlama geldiğini bilmiyor. bu sezgi üretmez.
feynman tekniği bunu çözüyo:
konuyu seç
bi kağıda 12 yaşındaki birine açıklıyormuş gibi yaz
nerde takıldıysan orası anlamadığın yer
geri dön, anla, tekrar yaz
eğer basit kelimelerle açıklayamıyosan gerçekten anlamamışsındır.
2. somut örnekler üret
soyut kavramları somutlaştır. her kavram için en az 3 farklı örnek düşün.
3. "neden" sorusunu sor
her şey için "neden böyle?" diye sor. buna "elaborative interrogation" deniyor. araştırmalar gösteriyo ki "neden" sorusu öğrenmeyi derinleştiriyor.
4. zorlan
cevabı hemen aramak yerine bi süre kendin düşün. yanlış cevap versen bile düşünme süreci sezgiyi geliştiriyor.
mücadele öğrenmenin parçası. hemen yapay zekaya koşma.
prensip 9) deney yap
son prensip. ve belki de en önemlisi.
van gogh'u düşün. başlangıçta çok farklı bi tarz denedi. koyu renkler, kasvetli konular. işe yaramadı. sonra empresyonizmle tanıştı. sonra japonya baskılarıyla. sürekli denedi, değiştirdi, evrildi. ve van gogh oldu.
ultralearning'de platoya ulaştığında yani gelişme durduğunda deney yapman lazım.
3 tür deney var:
1. öğrenme kaynakları deneyi
farklı kitaplar, kurslar, öğretmenler dene. belki şu anki kaynak sana uymuyor.
2. teknik deneyi
aynı beceriyi farklı yöntemlerle öğrenmeyi dene. mesela dil öğreniyosan bi dönem sadece dinleme ağırlıklı, bi dönem sadece konuşma ağırlıklı, bi dönem sadece okuma ağırlıklı dene.
3. stil/kimlik deneyi
platodaysan belki kimliğini değiştirmen lazım. "öğrenci" kimliğinden "usta" kimliğine geçmek mesela.
carol dweck'in araştırması var: yeteneklerin sabit olduğuna inanırsan gelişemezsin. değişebileceğine inanırsan gelişirsin.
deney yapmak "hala gelişebilirim" demek. deney yapmayı bırakmak "bu kadar işte" demek.
bu çokkk uzun bi thread olsa da yine de inan yüzeyseldi yakında youtube’da öğrenmenin daha da derinlerine ineceğiz.. yani takip et ki kaçırma.
ayrıca beğen ki daha çok daha çabuk bunları anlatmam için aklımı çel.. soruların varsa yaz. hepimize iyi öğrenmeler...
Kitap: Ultralearning (türkçeye "aşkınöğrenme" olarak çevirilmiş.)
📉 Hazır giyim sektörü 35 yıllık kazanımını 2 yılda kaybetti!
🔹 Türkiye’nin dünya hazır giyim ticaretindeki payı 35 yıl sonra ilk kez %3’ün altına indi
🔹 AB pazarındaki payı da 30 yıl sonra %5’in altına düştü
🔹 2025’in ilk yarısında Türkiye’nin ihracatı %6,5 gerilerken, dünya ihracatı %5,7 arttı
🔹 Bu yıl hazır giyimde 1 milyar $, ithalatta 1 milyar $ artış bekleniyor → Toplam 2 milyar $ üretim kaybı demek
👉🏻 Yılın ilk yarısında:
▪️ 55.840 kişi işini kaybetti
▪️ 3.023 şirket kapandı
🔹 Yıl sonunda 100 bin kişilik istihdam kaybı öngörülüyor
🔹 Sektör iki yıldır zararına üretim yapıyor; maliyetler %25 arttı, fiyatlar sadece %9 yükseldi
🔹 Müşteriler üreticilere: “Yurtdışında üretim yapın” baskısı yapıyor
💬 TGSD Başkanı Toygar Narbay:
“Taleplerimiz karşılanmadığı takdirde yurtdışına taşınmalar artacak. Kaybeden ülkemiz olacak.”
💬 TGSD Başkanı Dr. Ümit Özüren:
“Faiz politikası ilaç değil, zehre dönüştü. Destek gelmezse her yıl 2-3 milyar $ kayıp yaşanır.”
👉🏻 Sektörün 10 acil talebi:
1️⃣ Kur enflasyonla uyumlu olmalı. Net ihracatın yüzde 10’u kadar destek verilmeli
2️⃣ Sermaye açığı, düşük faizli uzun vadeli krediyle kapatılmalı
3️⃣ 2.500 TL işçi desteği tüm firmalara verilmeli. Asgari ücret desteği bölgesel artırılmalı
4️⃣ Eximbank destekleri yüzde 16’ya çıkarılmalı, vadeler uzatılmalı, KGF teminat sağlamalı
5️⃣ GES yatırımlarındaki ruhsat sorunları çözülmeli
6️⃣ Ölçek büyütme teşvik edilmeli, büyük firmalar desteklenmeli
7️⃣ Mikro ihracat, KDV iade ve lojistik maliyetleri kolaylaştırılmalı
8️⃣ EYT sonrası iş gücü geri kazanılmalı, emekli çalışanlardan SGK primi alınmamalı
9️⃣ Ev kadınlarının SGK primi 3 yıl alınmamalı
🔟 Kreş yatırımları yaygınlaştırılmalı
Madagaskar'da Starlink süpermarketlerde satılıyor.
Türkiye’de starlink’e hâla lisans verilmedi çünkü Starlink ülkeye girdiği anda vergi dahi vermeyen, en ufak sarsıntıda şebeke sorunları yaşatan, en dandik interneti en pahalı fiyattan satan 3 telekom şirketi de iflas bayrağını çekecek.
Dünyayı geriden takip etmekten yorulduk artık.
Bir kadının sevgilisinin elini tutması beyinlerini senkronize ederek daha az ağrı hissetmesini sağlıyor.
Bu beyin eşleşmesinin seviyesi ne kadar yüksekse, kadının hissettiği ağrı o kadar az oluyor. Yani, beyinler ne kadar "aynı dili konuşursa" ağrı o kadar hafifliyor.
Microsoft yeni bir çalışmasını yayınladı. Bu çalışmaya göre yapay zekanın gelişmesiyle yok olma riski en çok olan 40 meslek ve en az olan 40 meslek yayınlandı. Liste çok tedirgin edici ancak unutmayın işinde iyi olan ve iyi yapan kimseler değiştirilebilir değiller.
1.Liste riski yüksek olan