Benim tek üzüntüm, Tanrı veya tanrıcılara inanan herkesin aptal, cahil, saf, ahmak oldugumuzu veya fikirsel olarak zayıf oldugumuz için sadece psikolojik bir destek için inandığımız düşünen üstelik bu kadar basitçe düşünüp kendini de aydın sanan insanlara..
Bir akvaryumun içine 2 balık koyarsan,onlar birbirleriyle sevgili olmak zorunda kalırlar.Orada artık bir seçim yoktur, kader vardır.Fakat koca okyanusun içinde 2 balık birbirlerini seçerlerse, işte onun ismi AŞK olur. zorunluluklar veya şartların yarattığı bir mecburiyet yoktur
Dışa odaklı bir toplum olduğumuz için. İçimizi öfkeyle, kederle, sigara dumanıyla ve zehirle doldururken; saçlarımıza, kıyafetimize ve tenimize özen ve hassasiyet gösteriyoruz. İçsel bir gerçeğe değil, dışsal bir yanılsamaya yatırım yapıyoruz.
Her üzüntü ve mutluluk bir gün mutlaka biter.
Ama ben geçmişin acılarında ya da geleceğin varsayımlarında yaşarken, şu anın içindeki mutluluğu kaçırıyorum.
Geçmiş artık yok. Gelecek henüz yok.
Hayat ise tam burada, şimdi.
Manipüle edilmeyen insan karizması diye bir şey var. Gerçeğin farkında, kendi değerinden emin; dedikodu, kaos ve yapay kalabalık görüntülerinden etkilenmeyen; korkuyla yönlendirilmeyen, utançla yönetilemeyen insan gücü. Kitaplarda yazmaz ama sahibine çok büyük bir iktidar verir.