İBB muhalefete geçince Hamidiye suyu kamu kurumlarına yasakladılar. Hastane kantinlerini Beltur'un elinden aldılar.
ABB muhalefete geçince meclise Ankara Halk Ekmek'ten ekmek almayı bıraktılar.
Yıllarca görüşlerini beğenmedikleri sanatçılara TRT ambargosu uyguladılar.
Pırıl pırıl gençleri kendi eşine dostuna yer açmak için mülakatlarla elediler.
Konserleri, festivalleri üç beş tarikatçı öyle istiyor diye yasakladılar. Gençleri eğlencesinden, sektör çalışanlarını ekmeğinden ettiler.
Yıllardır kamu gücüyle milleti boykot ediyorlar.
Şimdi insanlar kendi iradeleriyle boykot yapıyor diye 'hain, milli ekonomiye darbe, işçiye zarar' lafları havada uçuşuyor. Soruşturmalar açılıyor, açıklama üzerine açıklama yapılıyor.
İkiyüzlülük ötesi bir durum.
I have decided not to play in Istanbul this October.
I was so looking forward to playing for you, but unfortunately, this is not the right time.
I dream of playing for you as soon as possible.
I stand by you. In Peace and Love❤️
Yazmayayım, ailelerin moralini bozmayayım diyorum ama yazacağım, olmaz çünkü böyle:
1- Metris’te vezne kapalı. Maddi destek ağımız var ama çocuklara para gönderemiyoruz. Tatil sonrası açılacak diyorlar.
Çocuklar günde 1 öğün kahvaltıyla -1 yumurta 1 ekmek- duruyorlar (o da gece veriliyor).
2- Hem Silivri’de hem Metris’te kantinlerin kapalı olması sorunu var. Sağolsun Chp’li vekillerimiz uğraşıyor ama sorun devam ediyor özellikle Silivri’de. Vekiller cezaevini ziyarete geldiğinde açıyorlar veya ara ara kısa süreli açıyorlar fakat açtıklarından kimsenin haberi olmuyor. Kimi zaman da kantin açılıyor ama personel olmuyor.
Dolayısıyla çocukların suyu bile azalmış durumda şu anda. Cezaevi tarafından verilen yemekle yetiniyorlar. İç çamaşırı vs alamıyorlar. Günlerdir aynı kıyafetlerle duruyorlar. Hijyen sorunu had safhada.
3- 5 arkadaşımız cinayet hükümlüleriyle aynı koğuşta kalıyor. Koğuşta 57 kişiler. Mahkumlar baskı uyguluyor. Gece başımıza bir şey gelir diye tuvalete gidemiyoruz, diyorlar. Arkadaşlarının olduğu koğuşta yerde yatmaya bile razılar.
4- Sınavları var, en çok ona endişe ediyorlar. Bir yandan meslektaşlarım çocuklara sınav notu toplamaya çalışıyor.
Kitap bile almıyorlar içeri, kitapları yok.
Bu çocukları haksız yere bayram vakti oraya hapsettiniz, bari insanca yaşam koşulları sunun. Bütün bunlar “kötü muamele” kapsamına girer. Sizler şeker yiyip bayramlaşırken -kabul etmeseniz de- bu pırıl pırıl gençler aç susuz, korku ve endişe içinde, dört duvar arasında nefes almaya çalışıyor.
Hukuk kuralları dururken vebal, günah, vicdan gibi kavramlardan bahsetmeyi hep zul saydım. Ama artık bu kavramlarla konuşuyoruz. Ayıptır, günahtır! Vebali büyüktür!
Korkunun ecele faydası yok!
Öyle de yenileceksin! Böyle de yenileceksin.
Haklılığımıza, cesaretimize, tevazumuza, güler yüzümüze yenileceksin!
Aziz Milletim;
Asla üzülmeyin, mahzun olmayın, umudunuzu yitirmeyin.
Demokrasimize yapılan bu darbeyi, bu kara lekeyi el birliğiyle söküp atacağız.
Bu süreci yöneten insanların, hem bu dünyada hem de ahirette yüce Yaradan huzurunda hesap vereceği günler yakındır.
86 milyon vatandaşımı sandığa koşmaya, demokrasi ve adalet mücadelesini tüm dünyaya duyurmaya davet ediyorum.
Dimdik ayaktayım, asla eğilmeyeceğim.
Her şey çok güzel olacak…
Bugün Türkiye’nin en büyük sorunu barınma. Öğrencisinden emeklisine…
Bu utanmaz bakanlara, siyasetçilere karşı arkadaşlarımızın yanında olmalıyız. KYK yurtlarındaki rezillikleri bir bir ortaya çıkarıyorlar.
ankara'da olup, yardım göndermek isteyip, "benim bu yardımları bir yere ulaştırabilecek aracım yok" diyenler kişiler için yarın 2 arabayla sokakta olacağız. arabaların alabildiği kadar yardımı abb'nin dağıtım merkezine ulaştıracağız. ilgilenenler dm'den bana yürüyebilir. sevgiler