TİP projesinin iflasının ilk ağızdan ilan edildiği ibretlik bir röportaj. 7 Haziran sonrası CHP tabanından oy devşirme hesabıyla kurulan, vekil için KÖH’e yaslanan, seçimden seçime CHP’ye yedeklenen bir projenin; siyaset sertleşip üç ana hatta oturunca elde kalışını izliyoruz.
yaşadığımız her şey halksız siyaset yapmayla, halktan kaçmayla ilgili. halkın, halkın gücünün, halkın taleplerinin damgasını vurmadığı, normal bir rejimde yaşıyormuş gibi kürsüden, meclis'ten yapılan, sadece seçime endeksli bir siyasetin sonuçlarını yaşıyoruz hep beraber.
AKP yargısının iki buçuk yıl önceki CHP Kurultayı için aldığı mutlak butlan kararı, açıkça yargı darbesi anlamına gelmektedir. Siyasi parti kongreleriyle ilgili yasal düzenlemelerde belirtilen şekil şartlarını ve zaman aşımı sürelerini hiçe sayarak alınan bu karar, karşı-devrim iktidarının seçme-seçilme hakkını ortadan kaldırmaya ve siyasal alanı daraltmaya yönelik hamlelerinden biridir. Siyaseten güç kaybeden ve toplumu ikna kabiliyetini her geçen gün yitiren AKP, devlet kurumlarındaki hakimiyeti üzerinden ana muhalefet partisini de bizzat yöneterek iktidarda kalmaya çalışmaktadır. Güdümlü yargı eliyle rakip partileri ele geçirerek halkı teslim alma hayalinin ifadesi olan bu karar, yasal bir zemine dayanmadığı gibi siyaseten de gayrimeşrudur.
Ana muhalefet partisinin yargı darbesiyle ele geçirilmesine yönelik operasyonda ilgili partide uzun yıllar her düzeyde sorumluluk almış ve halkın önüne "umut" olarak çıkarılmış içeriden isimlerin üstlendiği rol dikkat çekicidir. Gayrimeşru "mutlak butlan" kararı ile iktidar bloku tarafından CHP'nin başına kayyum atanan Kemal Kılıçdaroğlu'nun yayımladığı videonun zamanlaması, Kılıçdaroğlu liderliğindeki kliğin açıkça AKP ile birlikte çalıştığının kanıtıdır. Halkın AKP'ye ve karşı-devrimine yönelik öfkesinin düzen içinde tutulmasına hizmet eden güçler, halkın AKP'den kurtulma umutlarına uzun yıllar boyunca ihanet etmiştir ve bu gerçek bugün apaçık ortaya serilmiştir.
Yargı darbesi, artık AKP'nin halkı ikna etme umudunun da kalmadığının göstergesidir. AKP iktidarının yegane dayanağı hizmetinde olduğu emperyalist merkezlerin ve uluslararası tekellerin himayesidir. Bu halk AKP'den mutlaka kurtulacaktır. Kurtuluş, halkın AKP'yi iktidarda tutan güçlere karşı topyekun mücadelesinin eseri olacaktır.
Türkiye Bağımsız Olacak
Daha henüz direniş başlamamışken Mustafa Kemal tarafından “Geldikleri gibi giderler” denilerek ortaya konan irade, günümüzde de gösterilmesi gereken kararlılığa işaret ediyor. Ankara'da toplanacak NATO zirvesi yaklaşırken ülkemizin bağımsızlığına kavuşması ve dünya halklarına bir kez daha umut olması için yapılacak çok şey var. Bir asır önce Kuvayı Milliye'yi yaratan Türkiye bir kez daha ayağa kalkabilir; bölgemizde ve dünyada direnen onurlu halkların yanında yerini alabilir.
#19Mayıs1919 #19Mayıs
Devrim Partisi Genel Başkanı Erçin Fırat:
“İstanbul bir işgal altında.
Bir avuç para babasının, tarikatların, çetelerin; ABD’nin, İsrail’in beslediği işbirlikçilerin işgali altında.
ABD’ye, NATO’ya, İsrail’e ve işbirlikçilerine geçit vermeyeceğiz.
Geldikleri gibi gidecekler.”
madencinin alamadığı alışveriş listesi. bu kişilere gazla müdahale ediliyor, gözaltındalar. neden? alamadıkları paralarını istiyorlar. kendilerine ait olanı.
Holdingleri koruyorlar!
Ankara Valiliği ve Ankara Emniyeti holdingleri koruyor. Genel Başkanımız Gökay Çakır ve Başaran Aksu bu sebeple gözaltına alındı.
Madencileri durduramayacaksınız!
#HakkımıVerDorukMadencilik
Doruk Madencilik işçileri ile Kurtuluş Parkı'ndayız.
Hakları için direnen madencilerin yanındayız.
Zafer Direnen Madencilerin Olacak!
#MadencininEliniTut
Büyük Ekim Devrimi'nin önderi ve Sovyetler Birliği'nin kurucusu Vladimir İlyiç Lenin'i 156. yaş gününde saygıyla anıyoruz.
#Lenin156Yaşında, Lenin hala genç!
Yusuf Tekin İstifa
Önceki gün Urfa Siverek’te, dün ise Maraş’ta gerçekleşen saldırılar, AKP’nin 25 yıla yaklaşan iktidarının ve onun eğitim anlayışının bilançosudur.
Yaşananlar anlık olaylar olarak görülemez. Sorun alelade bir güvenlik sorunu değildir.
Çocukları canavarca katliamların faillerine dönüştüren karanlık, adım adım ve bile isteye örgütlenmiştir.
AKP iktidarında toplumsal çürüme en yüksek boyutlarına ulaştırılırken, her yıl eğitim kalitesinin daha da kötüleşmiş, öğretmenler güvencesizleştirilmiş ve itibarsızlaştırılmış, bireycilik toplumsal ihtiyaçların yerini almış, gerici ajandalar ana belirleyen haline gelmiştir.
Özellikle mevcut bakan Yusuf Tekin döneminde ifrada varan uygulamalar, okulları okul olmaktan çıkarmış, öğrencileri başta çeteler ve tarikatlar olmak üzere sömürü altına itmiştir.
MESEM ile öğrenciler, eğitim alan değil neredeyse bedavaya emek gücüne el konan çocuk kölelere dönüştürülmüştür.
Bakan Tekin’in sivil toplum örgütü diye adlandırdığı gerici tarikatlarla ve cemaatlerle yapılan protokoller çocukların zihin dünyasını altüst etmiş, laiklikten arındırılan eğitim süreci modern niteliğini tamamen yitirmiştir.
Başta Ülkü Ocakları olmak üzere, mafya ve çete bağlantılı kişilerin okullarda faaliyet yürütmesi teşvik edilmiş, bunlar öğrencilere “rol model” olarak sunulmuştur.
Eğer bir an önce müdahale edilmezse gelecekte çok daha büyük sorunlarla karşılacağımız kesindir.
Türkiye’nin bu karanlıktan bir an önce kurtulması şarttır.
Çocukların güvenle okula gidebileceği, topluma faydalı olacak şekilde gelişimlerini sürdürebilecekleri nitelikli bir eğitim alması ülkenin varlığını sürdürmesinin de ön koşuludur.
Gidişatı tersine çevirmenin ilk adımı ise sorumluların hesap vermesidir.
Yusuf Tekin derhal görevinden ayrılmalıdır.
Eğitim sistemi bir bütün olarak en baştan ele alınmalı; toplumsal gelişimi önceleyen, laik, bilimsel bir eğitim herkese parasız olarak sağlanmalıdır.
https://t.co/a0NsAw65vT
ALNIM AÇIK, BAŞIM DİK!
Bugün Esra'mızı avukatları, baro yönetimleri ve annesi Nejla ziyaret etti. Morali çok yüksek. Aklı Akbelen'de, köyünde, mücadelede ve dostlarında. Herkese çok selamı var.
Mektubunda da söylediği gibi:
VAZGEÇMEYECEĞİZ!
Milas 1 şirketten büyüktür!
Ülkemiz fiili bir işgal altında.
İktisadi, siyasal ve askeri bağımsızlığımız ortadan kalkmış durumda.
Ülkemizin tüm bölgelerinde en az bir tane üs, emperyalist devletlere güvenlik hizmeti sunuyor. Aynı üsler, emperyalist baskıdan kurtulursak bizi yeniden emir altında sokmak için de hazır bekliyor.
Topraklarımız bölgemizdeki kardeş halklara karşı saldırılarda istihbarat sağlamak ve lojistik destek vermek için kullanılıyor. Gerektiğinde ise doğrudan saldırılara merkez olmamız için baskı altına alınıyoruz.
Ekonomi tamamen sömürü üzerine inşa edilmiş. Emeğiyle geçinenler yoksullukla, işsizlikle, güvencesizlikle boğuşuyor. Bir avuç zengin servetlerine servet katıyor.
Koçlar, Sabancılar, Kaçak Saray’a ve çevresine çöreklenmiş yandaşlar; bir yandan kendi ceplerini dolduruyorlar, bir yandan da emperyalist efendilere akan kaynaklara bekçilik ediyorlar.
Yurttaşlık haklarımızın tamamı askıda. Ülkenin geleceği karşılığında emperyalist merkezlerle anlaşan siyasi iktidar, seçme ve seçilme hakkını gasbetmekten çekinmiyor.
Halkımız kafasını kaldırıp sorgulamasın, bir araya gelip bu karanlığı dağıtmasın diye her türlü oyun oynanıyor. Çeteler sokaklara salınıyor. Tarikatlar kreşlere kadar sokuluyor. Yetmediğinde yargı ve kolluk kuvvetleri bizzat halka karşı birer silah olarak kullanılıyor.
Başta bölgemiz olmak üzere tüm dünyaya kirden ve kandan başka hiçbir şey getirmeyen NATO’nun 2026 yılı toplantısı için adres olarak ise ülkemiz belirlendi.
Emperyalistler bu yılın Temmuz ayında daha fazla can almak ve daha fazla sömürmek üzere uğursuz planlarını Türkiye’de yapacaklar.
Her şey çok açık: Türkiye’de iktidar Amerikancıların, İsrailcilerin, padişahlık meraklılarının, paraya tapan yobazların elindedir.
Türkiye adeta bir savaş kaybetmiş bir ülke gibi yeniden ayağa kalkmayı, yeniden ayağa kaldırılmayı beklemektedir.
Bazı sözler ise yeniden söylenmelidir:
“Geldikleri gibi giderler”.
Tıpkı 1918 yılının sonlarında işgalcilerin donanması İstanbul Boğazı’nı geçerken görüldüğünde genç Mustafa Kemal’in söylediği ve elbette gerçeğe dönüşmesine öncülük ettiği gibi…
Emperyalizme karşı mücadele ve bağımsızlık bayrağını yeniden göndere çeken Denizler ve Mahirlerin 6. Filo’ya boğazları dar ettiği, Vietnam Kasabı Komer’e hak ettiği yanıtı verdiği gibi…
2003 yılında Irak’a yönelik Amerikan işgali için ülkemizi üs haline getirmek isteyen AKP iktidarına karşı sokakları dolduran kitlelerin ülkemizi savaşa sokmak için gelenleri eli boş gönderdiği gibi…
İnanıyor ve biliyoruz. Halkımız Pentagon’dan, Epstein adalarından kendileri için çizilen kadere razı gelmeyeceğini tüm dünyaya gösterecektir.
Türkiye iktisadi, siyasi ve askeri bağımsızlığını kazanmak için yeniden devrim rotasına yerleşecektir.
Ancak bu kendi kendine gerçekleşmez. Bize uzaklardan bir kurtarıcı gelmez. Kendi gücümüzle, kendi örgütlülüğümüzle, kendi mücadelemizle kazanmak zorundayız hakkımız olanı.
Sana, bana, bize, hepimize büyük görevler düşüyor.
Devrim Partisi, tüm yurttaşlarımızı bu görevleri birlikte sırtlanmaya çağırıyor.
Sen de bu mücadeleye katıl. Katıl ki göğsümüzü gere gere bir kez daha hep bir ağızdan söyleyelim.
Geldikleri gibi giderler!
https://t.co/J5EQ0RlNxn
Çanakkale tarikatların, evliyaların, işbirlikçilerin, memleketi satıp kaçan padişahın değil emperyalist işgale karşı direnen halkın zaferidir.
#18Mart1915#18MartÇanakkaleZaferi
ülkesinin içerisine bile isteye sokulduğu karanlığa bir kere bile itiraz etmemiş, o karanlığın mimarlarıyla mütemadiyen dirsek teması içerisinde olmuş, o mimarlar tarafından da taltif edilmiş, el üstünde tutulmuş birine dünyanın hiçbir yerinde aydın ya da entelektüel denmez.