ilgilenilmeyen şeyler zamanla kaybolur. ertelenen her adım, mesafeyi biraz daha büyütür. söylenmeyen sözler içte kalır, gidilmeyen yollar zamanla birikir. bazı şeyler, vaktinde olunca gerçekten daha anlamlı.
Hayat bize hiçbir şeyin sözünü vermiyor. Sevdiklerimizi kaybediyor, planlarımızın dağılışını seyrediyor, kendi faniliğimizle yüzleşiyoruz. İnsan bazen bu yüzden hayata içerliyor; sanki dünya ona bir şey borçluymuş gibi. Fakat bu kırgınlığın altında, hayatın başka türlü olmasını isteyen derin bir arzu var: Kaybetmemek, incinmemek, kalıcı olmak gibi.
Zamanla insan, hayatı kendi arzusuna uydurmak yerine onunla olduğu hâliyle bağ kurmayı öğreniyor. Razı olmak, rıza hali. Hayatı geçici, kırılgan ve yine de hayret verici olduğu için seviyoruz.
Minnet biraz da budur: Hiçbir şeyin kalıcı olmadığını bilirken, geçip gidene küsmek yerine ona bütün kalbimizle eşlik edebilmek.
dünya sen durduğunda bile dönmeye, su sen bakmasan da akmaya devam ediyor. her şeyin bizsiz de yolunda olduğunu görmek, omuzlarımızdaki hayali yükü toprağa bırakmak demek. akışa müdahale etmeyi bıraktığında, sadece şahitlik etmenin verdiği o derin hafiflik kalır. özgürsün.