Erzincan'ın Kemaliye ilçesinde yaşayan emekli öğretmen Mustafa Özer, 80 binin üzerinde meyve fidanıyla atıl arazileri üretime kazandırdı
— 'Bulunduğumuz bölgede yaklaşık 370 dönümlük alana dört yıl önce diktiğimiz 15 binin üzerindeki badem fidanı arazinin görünümünü tamamen değiştirdi'
@egitimvemotivas@moviegolds Çok lüzumsuz duyar kasmış! Yokluk bilinciyle olayı değerlendirmekte ve ısrarla bunun doğruluğunu kabul ettirmeye çalışmakta. Toplumsal kaliteye bakınca, kimin doğru yaptığını tartışmak da komik olurdu herhalde 🧐
@onedio Fotoğraf çekmek yerine birisi musluğu açıp su içmemi sağlasa diyor bu kedi. Siz de romantik bir başlık atıp olayı sevimli hale getirmeye çalışmışsınız 👏👏👏👏#sokakhayvanlarınasuver
Gazetecilik suç değildir, Umut Taştan madencilerin dostudur!
Özşen direnişimizi 2 gündür alandan takip eden gazeteci dostumuz Umut Taştan, kendini yeraltına kapatıp açlık grevine başlayan madencilerle röportaj yapmak için yeraltına inmesi üzerine hakkında soruşturma başlatıldı. Patron Bekir Kiremitçi'nin yeraltı ile haber olanaklarını kesmesi üzerine değerli bir gazetecilik pratiği sergileyen ve madencilerin sesi olmaya çalışan Umut'un yanındayız.
Madencinin sesi olan basını susturamazsınız!
"Korkaklar izliyor, cesurlar Trakya havzasında tarih yazıyor."
Memleketin dört bir yanında haksızlığa uğrayan işçi kardeşlerimiz, korkmayın bir adım öne çıkın!
Emperyalizmin sömürge politikalarına karşı, Tam Bağımsız Türkiye’yi savunan, bu yolda katledilen üç cesur ve güzel yürek, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’a saygı ve de sevgiyle…
#6mayıs1972
"Devlet Sanatçısı.." teklifi almadınız mı..?
- Devlet benim ödülümü sıkıyönetim dönemlerinde tırnaklarımı çekerek verdi...!
- Kaç yıl yattınız..?
- Peyder pey beş yılın üstünde
- Çok işkence gördünüz mü peki..?
- Çook. Benim mesela gördüğüm iskenceden dolayı on tırnağımın onu da düştü...
- Çektiler mi?
- Falakalardan, tabanlarıma vurdukları o sert cisimle tümden uldu..!
- Uldu mu..?
- Uldu tabir ederiz,
Çürüdü tırnaklarım, çekmek zorunda kaldılar...
- Başka..?
- Ayağımdan asılmalar, cereyan vermeler, gözü bağlı olarak her türlü hakaretlere maruz kaldım. Ama bir gün ben kalkıp o sopadan bahsetmedim...
- Neden..?
- Çünkü o bahsetmem gereken sopa, devletin kendi sistemiydi...
- Daha sonra türkülerinizden etkilenip, özür dileyen işkenceci oldu mu..?
- Hayır.
- Aksine o kadar işkence çekmeme rağmen özür dilemesi gerekenler, benim devletten özür dilemem gerektiğini söylediler..!
- Pişmanlık duydunuz mu hiç..?
- Eğer pişmanlık duysaydım, Aşık Mahzuni Şerif olmazdım.
- Ne soruyorlardı..?
- En çok Alevilerin hangi örgüte bağlı olduklarını soruyorlardı. Alevi oluşum, suçumu daha çok arttırıyordu benim. Bir de Deniz Gezmiş'lerin dönemindeki yürüyüşlere sazımla katılmama bozuluyorlardı...
- Peki bunca acı, işkence, dışlanma, korku sizi "uslandırma"dı mı..?
- Aksine daha da bileyledi...
Çünkü eğer gerçekten halk ozanıysanız yasadığınız toplumsal gerçeklere dikkat çekmek ve o acıları paylaşmak zorundasınız...
Aşık Mahzuni Şerif,
Saygı ile...
İnanılır gibi değil...
Allah aşkına böyle bir şey nasıl reddedilir?
Neyi kimden saklıyorsunuz?
Müslüman bir ülkede, pedofili sapıkların araştırılması nasıl reddedilir?
Benim aklım almıyor. Sizin alıyor mu?
Ankara’ya yüzlerce kilometre yürüdüler; Kurtuluş Parkı’nda günlerce aç, üstü çıplak, betonun üzerinde direndiler. Bir kez daha Türkiye’nin yolunu aydınlattılar!
Zafer en az direnen madenciler kadar, onları yalnız bırakmayan halkımızın eseridir!