Deniz Göktaş hakkında tahliye kararı verildi.
Bununla birlikte suç ve suçluyu övmekten beraat, dini değerleri aşağılamak iddiasından 7 ay 15 gün, CB’ye hakaret iddiasından 11 ay 20 gün hapis cezası verildi.
Hukuksuz cezalara rağmen geçmiş olsun Deniz!
Deniz Göktaş:
“Erdoğan bu ülkedeki her şeyden sorumludur. Hakkında yapılan şakalara ve eleştirilere olgunlukla katlanmak zorundadır.
Ben çıkınca eleştirilerimi aynı dille anlatmaya devam edeceğim. “Utangaç diktatör” sözüyle ilgili suçlamadan beraatimi istiyorum."
Deniz Göktaş savunmasını şu sözlerle bitirdi: Kaçma şüphem yok, yurt dışından kendim geldim. Delilleri karartamam gösteri zaten ortada. Tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum.
Deniz Göktaş: CİMER’e yapılan bir şikayet şöyle, “İdam cezası olan bir ülkede idam edilmesini talep ediyorum, teşekkürler.” Benim bu kişiyi kin ve düşmanlığa tahrik ettiğim iddia ediliyor. Bu kişide öyle bir kin var ki tüm Ortadoğu’ya yeter. Benim tahrik etmeme gerek yok. Adam idam inovasyonu öneriyor. Elde idamlık bir komedyen var ve bunu idam cezası uygulayan ama elinde idamlık komedyen olmayan ülkeye ihraç etmeyi teklif ediyor. CİMER de altına “Talebiniz alınmıştır” diye yazmış. Umarım kabul edilmez. İdam edilecek komedyen benim diye duygusal mı yaklaşıyorum, bilmiyorum.
Deniz Göktaş: Halkın gösteriyle ilgili bir şikayeti yok. Şikayetlerin hiçbiri organik değil. Yapay bir kampanya ile CİMER’e şikayet edildim. Sadece 185 cimer şikayeti gelmiş. Savcılık bunu nasıl ciddiye aldı anlamadım. Teletabiler’e daha çok şikayet gelirdi.
Deniz Göktaş: “Utangaç bir diktatör” tanımlaması cumhurbaşkanına hakaret sayılmış. Diktatör ifadesi hakaret değil siyasi bir nitelemedir. Başka bir komedyen “demokrat” diyebilir ve benden daha çok güldürebilir!
Deniz Göktaş: Bugün Nasreddin Hoca yaşasa ve gösteri yapsa tamamen Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili olurdu. Erdoğan bu ülkedeki her şeyden sorumludur. Hakkında yapılan şakalara ve eleştirilere olgunlukla katlanmak zorundadır.
Emre Tezmen dahil tüm tokatçıların sosyal medya hesapları hala açık.
Biz kamu güvenliğine tehdit olanların kapalı.
Dertleri hırsızlık yapanlar değil, hırsızlığı anlatanlar...
Deniz
Icerde olman cok can yakici..hic aklimizdan cikmadin bir gun bile. Ve biz de hapisiz..bir sey yapamamanin utancina!
Surekli haber alsak da iyi olduguna dair, uzuntumuz azalmadi hic. Keske ziyaret etmek mumkun olsaydi…
Cikinca en kotu sakalarina bile yarilarak gulucez
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar,
Yarın, 28 Eylül Pazartesi, Çağlayan Adliyesi’nde saat 10:00’da duruşmam var.
88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim?
İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş.
Biraz da cezaevinden havadisler: Sınıf atlama heyecanı var Karatepe’de mahallemize 2 özel jeti olan komşu taşındı. Herkes bir gecede radikal seviyede artan refah seviyesine uygun davranmaya çalışıyor. Ben de buna uygun olarak bu tweette “zengin derdi” sayılacak bir konu seçtim: Cezaevi ve müzik.
“Müziksiz yaşayamam” tipi bir insan hiç olmadım, hatta epey de yaşarım ama “müziksiz 88 gün yaşayamam” tipi bir insanmışım meğer. Rüyalarımdan birinde; tahliye olduğumu fark edince hemen Peyk açıyordum ama Peyk olmayan bir şey çalıyordu. Radyo ve Dream Türk var ama hep Peyk olmayan bir şey çalıyor.
Şimdi övmeye çekiniyorum; TRT 2’yi övdüm, son 1 aydır yok. Radyo 3 sağolsun, Gojira çaldı 1 saat. Böyle mucizevi anlar dışında pek seçenek yok. Bu yüzden bu yaşa kadar ergen inadıyla taşıdığım Türkçe pop alerjimi aşmam gerekti. Bu hafta savunmama hazırlanırken 24 saat boyunca Dream Türk açıktı. Sadece yan komşum Haluk Levent, Mamak Türküsü ya da Haziran’da Ölmek Zor çaldığında TV’yi kapatıp avluya çıkıyorum. Kuyu tipinin tek iyi yanı akustiği olabilir.
24 saat Dream Türk izlerseniz 4 kere Ezhel’i görebiliyorsunuz, özledik. Onun dışında Türkçe pop. Girl Band, Boy Band ve Karışık Band salgını var, herkes dikkatli olsun. Kalabalık ortamlara girmeyin, aniden bir koreografinin parçası olabilirsiniz.
Favorilerim:
Eypio & Sibel Can – Kıyamam
Mabel Matiz – Umrumdışı
Hücremde Mabel Matiz’in “Ben büyüttüm boy boy” dansını yaparken infaz koruma memuruna yakalandım. Bir kere de derbi günü MasterChef izlerken yakalanmıştım, iki etti.
Savunma öncesi gündemden uzaklaşmak için seçtiğim bu yumuşak konuyu burada yazdığım bir rap ile bitireyim. Sabah 9’da ekmek dağıtımı oluyor. Haftada birkaç gün de ekmekle birlikte poğaça veriliyor ve kruvasan neşesi yaşanıyor. O günler önce koridorda servis tezgâhının tekerleğinden çıkan sesler yankılanıyor. Sonra dağıtımı yapan memur bozacı gibi bir nağmeyle bağırıyor: “Ekmek ve poğaçaaaa”
(Fuat Ergin tarzı bir flow’la)
Ekmek ve poğaça Vaktimiz bolca Cicibebe olmasa Halimiz n’olcak Menü ful carbo Ne peynir ne yarım kadeh Doluca Haluk, Cem, Özkan, ben D Blok dört yapraklı yonca
Görüşmek üzere.
İmama, Göktaş soruşturması
Diyanet, tutuklu komedyen Deniz Göktaş’ın gözaltına alınmasına tepki gösteren ve dayanışma mesajı gönderen imam Yusuf Kılıç’a soruşturma açtı. “Bir imam olarak yanındayım Deniz kardeşim” diyen Kılıç savunmasını verdi
https://t.co/lhSiaeoYXI
Mehmet Şimşek'ten Yabancı Yatırımcılara Türkiye Sunumu: ''Devlet güvencesinde Ponzi kurup paranızı kısa sürede 500'e katlayabilirsiniz…''
https://t.co/o5d4eedn4j
Herkes ah vah etti ama yuva olmak isteyen kimse çıkmadı. Olay tedavisini yaptırmak değil. O en kolayı. Önemli olan bu can tedavi olduktan sonra gidecek bir yeri var mı? Yok .
tokyo’nun en iyi üniversitesi yıllardır kız öğrencilerin sınav sonuçlarını değiştirip üniversiteye girmelerini engelliyormuş. biz fırsat eşitsizliğinden bahsedince beyler sene 2026 diye ağlıyor, al sana sene 2026
"Sonunda beklenen oldu. Az çok borsa ile ilgilenenler aylardır fonların yarattığı balonu konuşuyordu. Nihayetinde Pusula Portföy bombanın pimini çekti.
Peki olay sadece bir ‘kötü finansal yönetim’ sorunu mu?"
✒️ Bahadır Özgür (@bahadir_ozgr) yazdı...
https://t.co/VjPVyJNrIi