Köfteci Yusuf personel ilanı açmış.
Maaş 40.000 TL.
Asgari ücretin 28 bin TL olduğu bir yerde, piyasadan %42 daha fazla maaş veriyorlar.
▫️8.500 TL bayram primi
▫️Doğum günlerinde 2.500 TL hediye çeki
▫️Her ay kasap bölümünden erzak yardımı
▫️Performansa bağlı zam
▫️Günde 2 öğün yemek
▫️Servis ya da aylık akbil ücreti
▫️Özel sağlık sigortası gibi güzellikleri de var.
Hem ucuza insanları doyuruyor hem de çalışanlarına piyasadan daha fazla maaş ödüyor.
Tempo çok yoğun ama AVM’lerde gördüğünüz o burgerciler olsun, kurumsal yerler olsun, çalışanlara asgari ücret veriyorlar. Bu kadar yan hak da çoğu yerde yok.
Bence müşteriyi mutlu ettikleri gibi çalışanlarını da mutlu ediyorlar.
Küba'dan bir çığlık yükseliyor !
DÜNYAYA AÇIK BİR MEKTUP: Küba'dan bir kadın, kimsenin görmek istemediği suçu ifşa ediyor.
--- Tüm insanlığa, dünya annelerine, Sınır Tanımayan Doktorlar'a, dürüst gazetecilere ve hâlâ adalete inanan hükümetlere sesleniyorum:
İsmim, milyonlarca diğer insanınkiyle aynı. Ünlü bir soyadım ya da yüksek bir makamım yok. Ben sıradan bir Kübalı kadınım. Bir evlat, bir kız kardeş, bir vatanseverim. Ve bunları paramparça olmuş bir ruhla, titreyen ellerle yazıyorum; çünkü halkımın bugün yaşadığı şey bir kriz değil. Bu, Washington tarafından soğukkanlılıkla gerçekleştirilen, yavaş ve hesaplanmış bir cinayet.
Ve dünya başka yöne bakıyor.
👵 BÜYÜKANNEM VE BÜYÜKBABAM İÇİN SESİMİ YÜKSELTİYORUM:
Küba'da yaşlı insanların vaktinden önce ölmesini ifşa ediyorum; çünkü abluka, kalp rahatsızlıkları, yüksek tansiyon ve diyabet ilaçlarının ülkeye girişini engelliyor. Mesele kaynak yetersizliği değil. Bu, kasıtlı bir yasak. Küba'ya satış yapmak isteyen şirketler para cezasına çarptırılıyor, baskı görüyor ve tehdit ediliyor. Kendi hükümetleri ise sessiz kalıyor. Ve bu sırada, Kübalı bir büyükbaba göğsünü tutarak bekliyor. Ölüm uyarı yapmaz; ama abluka yapar.
---
👶 ÇOCUKLARIM İÇİN SESİMİ YÜKSELTİYORUM:
Küba'da yakıt yetersizliği nedeniyle kuvözlerin kapatılmak zorunda kalmasını ifşa ediyorum. Amerika Birleşik Devletleri hükümeti hangi ülkelerin bize petrol satıp hangilerinin satamayacağına karar verirken, yenidoğan bebeklerin hayatta kalma mücadelesi vermesini... Washington'daki bir ofiste imzalanan bir emrin, kıyılarından sadece 90 mil ötedeki bir çocuğun feryadından daha önemli görülmesi yüzünden çocuklarının hayatının tehlikeye girdiğini gören Kübalı annelerin varlığını...
Uluslararası toplum nerede? Çocuk haklarını bu denli hararetle savunan örgütler nerede? Yoksa Kübalı çocuklar yaşamayı hak etmiyor mu?
🍽️ KASITLI AÇLIĞA KARŞI SESİMİ YÜKSELTİYORUM:
Ablukanın, kurgulanmış bir açlık yaratma girişimi olduğunu ifşa ediyorum. Gıda, sebepsiz yere ortadan kaybolmuş değil. Gerçek şu ki, onu satın almamız engelleniyor. Gıda taşıyan gemiler taciz ediliyor. Banka işlemleri engelleniyor. Bize tahıl, tavuk ve süt satan şirketlere yaptırım uygulanıyor.
Küba'daki açlık bir tesadüf değil. Bu, ABD hükümetinin bir devlet politikasıdır; 60 yıl boyunca geliştirilmiş, her yönetim tarafından güncellenmiş, Donald Trump tarafından şiddetlendirilmiş ve Marco Rubio tarafından acımasızca uygulanmıştır.
Buna "ekonomik baskı" diyorlar. Bense buna açlığa mahkûm etme terörü diyorum.
ÜLKEMİN DOKTORLARI İÇİN BİR ÇAĞRI:
Tüm dünya çökerken pandemi sırasında hayat kurtaran doktorlarımızın bugün şırınga, anestezi ve röntgen ekipmanından yoksun bırakılmasını kınıyorum. Bunları nasıl üreteceğimizi bilmediğimiz için değil; yetenekten yoksun olduğumuz için de değil. Aksine, abluka yüzünden malzeme, yedek parça ve teknolojiye erişimimiz engellendiği için.
Bilim insanlarımız beş COVID-19 aşısı geliştirdi. Beş tane. Kimsenin yardımı olmadan. Tüm zorluklara rağmen. Ablukaya ve yalanlara rağmen. Yine de imparatorluk, bunu başardığımız için bizi cezalandırıyor.
🌍 DÜNYAYA SESLENİYORUM:
Küba sadaka dilenmiyor.
Küba asker istemiyor.
Küba sevginizi istemiyor.
Küba adalet istiyor. Ne fazlasını, ne de azını.
Halkımın çektiği acıları normalleştirmeyi bırakmanızı istiyorum.
Ablukayı gerçek adıyla, yani İNSANLIĞA KARŞI BİR SUÇ olarak adlandırmanızı istiyorum.
Biz boğulurken "diyalog" ve "demokrasi" masallarıyla kandırılmamanızı istiyorum.
Hayırseverlik istemiyoruz. Sadece yaşamamıza izin verilmesini istiyoruz.
Sessiz kalarak buna ortak olan hükümetlere:
Tarih sizden hesap soracak.
Yalan söyleyen medyaya:
Gerçek her zaman bir yolunu bulup ortaya çıkar.
Yaptırımlara imza atan cellatlara:
Küba halkı unutmaz ve affetmez.
Kalbinde hâlâ insanlık taşıyanlara:
Küba'ya bakın. Ona neler yapıldığına bakın. Ve kendinize sorun: Tarihin hangi tarafında yer almak istiyorum?
---
Bu küçük adadan, devasa bir halkın içinden; pes etmeyi reddeden sıradan bir Kübalı kadından...
Ikay Romay
Eğer bu yazı içinizde derin bir his uyandırdıysa, paylaşın.
İster 10 arkadaşınız olsun ister 10.000 takipçiniz; fark etmez.
Profilinizin herkese açık ya da gizli olması; fark etmez.
Normalde hiç paylaşım yapmıyor olmanız; fark etmez.
Ama bu farklı.
Bu, bir gün batımı fotoğrafı değil.
Bu, bir dedikodu değil.
Bu, sadece bir fikir beyanı değil.
Bu bir HAYKIRIŞ. Ve haykırışlar kendine saklanmaz. Onlar DUYULUR. Onlar TEKRARLANIR. Onlar KOCAMAN BİR KALABALIĞA DÖNÜŞÜR.
Bugün sizden bir "beğeni" istemiyorum.
Sizden, başparmaklarınızı sadece ekranda gezinmekten çok daha büyük bir amaç için kullanmanızı istiyorum.
PAYLAŞIN.
Ki dünya, Küba'da yaşananların sadece bir kriz olmadığını bilsin.
Bu bir SUÇ.
Ki başka ülkelerdeki anneler bilsin; burada çocuklar, abluka yüzünden elektriği kesilen kuvözlerde hayatta kalma mücadelesi veriyor.
Ki başka diyarlardaki büyükanneler ve büyükbabalar bilsin; burada yaşlılar, Washington'ın ülkeye girişine izin vermediği ilaçları beklerken can veriyor.
Ki bu duruma ortak olan hükümetler utanç duysun.
Ki yalan haber yayan medya organlarının saklanacak yeri kalmasın.
Ki sorumlular, SESSİZ KALMAYACAĞIMIZI bilsin.
Bu mesajı paylaşan tek bir kişi dünyayı değiştirmez.
Ama binlercesi, milyonlarcası—işte onlar değiştirir.
@kilicdarogluk Keşke siz de Rahmetli Altan Abiyi örnek alsaydınız. Size verilen O'na verilse , öyle bir demeçle reddederdi ki, sizin aklınızdan bile geçmez.
Yazık çok yazık bu ülkeye. Nasuh Mahruki’yi tutukladılar. Kendileri gibi düşünmeyen herkesi hapsedebilecekleri bir hukuksuzluk düzeni inşa ettiler. Nasuh Mahruki FETÖ ile mücadele ederken siyasal iktidar Fetöcülere ne isteseler veriyordu. Şimdi 15 Temmuz Tweeti nedeniyle Mahruki’yi tutuklattılar.
@HaberReport Kasa bunda değil mi?
PM yok, PM yetki almış MYK yok. Bunlar yetkisiz para harcıyor. Gün gelecek hepsi Zimmetten yargılanacak diyen hukukçular ve seçilmiş CHP liler var .
Nasuh Mahruki'nin ifadesi ortaya çıktı: (Cumhuriyet)
• Bu paylaşımda 15 Temmuz'un daha önceden fark edilmiş olduğu Devletin Resmi kayıtlarında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturmada o zamanki adıyla gülen cemaatinin ordu içerisinde bir hazırlık içinde olduğuna dair bilgiler geçiyordu, bir binbaşının girişimden 40 gün önce bu yönde hazırlık yapıldığı ihbarı vardı.
• Aynı zamanda Rus istihbaratının da bu konu hakkında uyardığı bilinmekteydi.
• Daha yakın zamanda dönemin MİT müsteşarı Hakan Fidan'ın kendisini dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın bizzat uyardığı yönünde beyanı vardır, orduyu içerde tutmasıyla alakalı dolayısı ile devletin ilgili birimleri gülen cemaatinin YAŞ kararları öncesinde tasfiye edileceğini bildiği için böyle bir kalkışmayı öne almak zorunda kaldılar, nitekim onlarında elleri ayaklarına dolandı bu süreçten.
• Sayın. Cumhurbaşkanı bu kalkışmayı olay başladıktan sonra eniştesinden öğrendiğini söyledi, dolayısı ile devletin ilgili birimleri bu kalkışmadan birden fazla kaynaktan haberdar oldukları halde gecikerek müdahale edilmiştir.
• Bu yüzden 251 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Polis Özel Harekat Başkanlığı uçaklarla bombalanarak çok sayıda şehit vermiştir.
• Bu gecikmenin çok ağır bedeli her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi benim de canımı çok yakmıştır. En önce eleştirdiğim konu budur, bu gecikme neden yaşandı.
• Eğer zamanında müdahale edilseydi 251 şehidi vermezdik.
• 15 Temmuz sonrasında ise bu kalkışmanın sonuçlarından birisi de Atatürk’ün emaneti parlamenter demokratik rejimimiz kuvvetler ayrılığına dayalı Cumhuriyetimiz sona ermiş ve ABD'nin ve ABD'li eski orta doğu şefi Paul Henze'nin Türkiye için söylediği Cumhuriyeti kuranlar işi sıkı tutmuşlar, sağlam temellere dayandırmışlar, hükümeti ikna ediyoruz Meclis çıkıyor karşımıza, Meclis'i ikna ediyoruz yargı çıkıyor karşımıza, yargıyı ikna ediyoruz ordu çıkıyor karşımıza, ABD çıkarları için Türkiye'de tek adam rejimi kurulması gerekmektedir söylemi, ABD büyük elçisi Tom Barrack sürekli orta doğu ülkeleri için uygun olduğunu söylediği şekilde rejimimiz kuvvetlerin birleştirildiği başkanlık sistemine geçmiştir.
• Bu işin planlayıcısı ABD'dir.
• Ben burada satranç oyunundaki taşlara benzetme yapmaya çalıştım.
• Fil ABD'nin beslediği herkesçe bilinen gülen cemaatidir, vezir Parlamenter sisteme dayanan kuvvetler ayrılığı ilkesinin bulunduğu Cumhuriyetimizdir, şah dediğim Cumhurbaşkanının yetkilerinin yeni dönemde kuvvetler birliğine dönüşmesidir, mat dediğim ise Türk Milletinin parlamenter sistemi kuvvetler ayrılığı ilkesini kaybetmesidir.
• Paylaşım hakkında üzerime atılı olan Halkı Kin Nefret ve düşmanlığa Sürükleme veya Aşağılama suçunu işlemedim, bu üzerime atılı olan suçlamayı bu paylaşımı nasıl çıkardığımı anlamadım.
• Böyle bir niyetle bu paylaşımı yapmadım, asıl eleştirdiğim ABD ve Gülen cemaatinin darbeye kalkışacağını önceden bildiği halde, bunca acının yaşanmasına sebep olan gecikerek müdahale eden ilgili devlet birimleridir, bu darbenin kazananı ABD'dir.
• Üzerime atılı olan suçlamayı işlemediğim için serbest bırakılmayı talep ediyorum.
@muslimsarichp Sn Sarı, şaşırıp beni de tedbirli olarak disipline sevketmeyin sakın. Ben üye değil, sadece seçmenim ve butlan ürünü kk'nun CHP'ne kesinlikle oy vermeyeceğim.
Yeni video
Kılıçdaroğlu’na sorular
1) Aday olduğunuz CB seçimi kampanyasında TL, USD ve EURO hesaplarınıza ne kadar bağış topladınız?
2) Bunun ne kadarı harcandı, ne kadarı Hazineye devredildi?
3) Nafer Çapar CB Aday hesabına ne kadarlık fatura kesti?
4) Nafer Çapar’la akrabalık ilişkiniz nedir?
5) Neden başka hiç kimseden teklif almadan 10 yıl boyunca CHP’nin bütün kampanyalarını Nafer Çapar’a yaptırdınız?
6) Nafer Çapar neden sizin ofis, araç, koruma ve diğer masraflarınızı karşıladı?
https://t.co/g4evinJGPE…
Timur Soykan, Menzil Tarikatı’nın 50 milyar TL’lik servetinin soruşturulması çağrısında bulundu:
• Tarikatları da soruşturun.
• Menzil Tarikatı’nın 50 milyar TL’lik mal varlığı var.
• Babaları öldükten sonra paylaşamıyorlar o müritlerin parasını.
• Birbirlerini suçluyorlar. Vakıfların mallarını tek tek üzerlerine almışlar.
• Bunları da araştırın. Bir dava açılmıyor. Güçleri yetmiyor mu yani?
• Menzil’de müritlerin paralarıyla, bağışlarla o mal varlıklarını yapmışlar.
• O binaları almış, o şirketleri kurmuş, o hastaneleri kurmuşlar.
• Onlar neden soruşturulmuyor?
Çankaya Belediye Başkanımız Hüseyin Can Güner tutuklandı.
Oysa gözaltı kararı verildiği anda yurt dışındayken hemen Türkiye’ye dönen, çağrıldığı her an gidip ifadesini verecek, görevinin başında olan bir belediye başkanından söz ediyoruz. Evinde yapılacak aramalar için yedek anahtarını dahi teslim edecek kadar sürece açık ve şeffaf davrandı…
Soruyorum; kaçma şüphesi nerede? Delilleri karartma ihtimali nerede?
Deliller ortada. Belgeler ortada. Hiçbiri bir yere kaçmıyor.
Tutuksuz yargılama mümkünken neden kişi özgürlüğünü ortadan kaldıran en ağır tedbire başvuruluyor?
Unutulmaması gereken temel ilke şudur:
Tutukluluk bir tedbirdir ve cezaya dönmemelidir.
Yalnızca başka hiçbir tedbirin yeterli olmayacağı zorunlu hâllerde başvurulabilecek son çaredir.
Bugün ise ne yazık ki son çare olması gereken tutuklama, ilk tercih hâline getiriliyor.
Oysa tutuklulukta geçen tek bir saatin bile telafisi yoktur. Kaybedilen zamanı hiçbir mahkeme kararı geri getiremez. Ailelerin yaşadığı acıyı hiçbir gerekçe ortadan kaldıramaz.
Adalet; özgürlüğü kolayca elinden almak değil, hukuk devletinin güvencesi altında adil yargılamayı sağlamaktır.
Hüseyin Başkanın yanındayız.
-Butlan CHP seçim kazanmayacağını biliyor.
-CHP’yi böldüğünü ve seçimi altın tepsiyle sunduğunu biliyor.
-ALTI OK’la ve Atatürk’ün ilkeleriyle yakından uzaktan ilgisi olmadığını biliyor.
-CHP tabanında destek bulmadığını biliyor.
-Atanarak geldiğini biliyor.
-Dokunulmazlıkların kaldırılmasında destek vereceğini biliyor.
-Anayasa değişikliğine destek vereceğini biliyor.
-Terörsüz Türkiye sürecini desteklediğini biliyor.
-Atatürk’e ve Cumhuriyet’e en büyük darbeyi vurduğunu biliyor.
Soru şu: Tarihe nasıl yazılacağını biliyor mu?
Anıtkabir’e halkla birlikte gidemeyeceğini biliyor mu?
Cumhuriyet Halk Partisi kurultay delegelerinden 833’ü, parti içi demokratik meşruiyetin yeniden tesis edilmesi ve partinin en yüksek karar organı olan Kurultayın toplanması amacıyla, ortak gündemli ve noter onaylı olağanüstü kurultay talebinde bulunmuştur.
Kurultay üye tam sayısının üçte ikisinden fazlasını temsil eden delegelerin imzaları, Cumhuriyet Halk Partisi Tüzüğü’nde öngörülen on beş günlük süre içerisinde toplanmış ve 17 Haziran 2026 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığına teslim edilmiştir.
Ancak 17 Haziran 2026 tarihinden bugüne kadar olağanüstü kurultay çağrısı yapılmamış, kurultay delegelerinin açık, ortak ve bağlayıcı iradesi sonuçsuz bırakılmıştır.
Türk Medeni Kanunu’nun 75. maddesine göre, yönetim organı tarafından genel kurulun toplantıya çağrılmaması halinde, üyelerden birinin başvurusu üzerine sulh hukuk hakimi üç üyeyi genel kurulu toplantıya çağırmakla görevlendirir.
Bu nedenle, Türk Medeni Kanunu’nun 75. maddesi uyarınca Ankara Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açılmıştır.
Dava dilekçesinde, isimleri daha sonra bildirilecek üç kurultay delegesinin Cumhuriyet Halk Partisi Olağanüstü Kurultayını toplantıya çağırmak üzere çağrı heyeti olarak görevlendirilmesi talep edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında da yeterli sayıda delegenin olağanüstü kurultay isteminin parti yönetiminin takdirine bağlı olmadığı; bu iradenin muhatabına ulaşmasıyla birlikte hukuki sonuç doğurduğu ve parti yönetimini bağladığı açıkça kabul edilmektedir.
Açılan dava, 833 kurultay delegesinin kanundan ve Cumhuriyet Halk Partisi Tüzüğünden doğan haklarının kullanılmasını, parti içi demokratik işleyişin sağlanmasını ve Cumhuriyet Halk Partisinin en yüksek karar organı olan Kurultayın toplanmasını amaçlamaktadır.
Olağanüstü kurultayın toplanması, parti yönetiminin tercihine bırakılabilecek siyasi bir takdir konusu değil; kanunun, parti tüzüğünün ve kurultay delegelerinin bağlayıcı iradesinin gereğidir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
@muslimsarichp Sizin hangi açığınızı yakaladılar?
Hangi dosyayı önünüze koyup teslim aldılar? Bugün öğrenemiyoruz. Gün gelir onlar gün ışığına çıkar inşallah. Her paylaşımızda ağzınızı tıkıyorlar, hala konuşabiliyorsunuz. kk başta olmak üzere hepiniz ne kadar hazimlisiniz maşallah
@gurseltekin34 Sizin hangi açığınızı yakaladılar?
Hangi dosyayı önünüze koyup teslim aldılar? Bugün öğrenemiyoruz. Gün gelir onlar gün ışığına çıkar inşallah. Her paylaşımızda ağzınızı tıkıyorlar, hala konuşabiliyorsunuz. kk başta olmak üzere hepiniz ne kadar hazimlisiniz maşallah