Aydın Barosunun ve Meslektaşlarımızın Yanındayız
Aydın Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ayşe Öğünçlü ile meslektaşlarımız Av. Eylem Asrav Akınhay, Av. Lalezar Nergiz, Av. Şahide Sezin Atmaca, Av. Kürşat Emre Sarı ve Av. Muhammed Yusuf Öz hakkında Onur Yürüyüşü’nde bulunmaları nedeniyle yürütülen soruşturma hukuki dayanaktan yoksun, siyasi bir soruşturmadır.
Meslektaşlarımız Onur Yürüyüşü’nde olası hak ihlallerini gözlemlemek, hukuki destek sunmak, kısacası avukatlık mesleğini ifa ettikleri için soruşturma ile karşı karşıya kalmışlardır.
Avukatın görevi yalnızca dava dosyalarında vekillik yapmakla sınırlı değildir. Savunma mesleği, hak ihlali iddialarının bulunduğu her yerde hukukun güvencesi olmayı; yurttaşların temel hak ve özgürlüklerinin kullanılmasını gözetmeyi ve kamu gücünün hukuk sınırları içinde hareket edip etmediğini izlemeyi de kapsar. Bu görevin yerine getirilmesi nedeniyle avukatların soruşturma tehdidiyle karşı karşıya bırakılması, bireysel olarak meslektaşlarımızı değil, savunma makamının kurumsal varlığını ve en genel bakışla yurttaşları hedef almaktadır.
Avukatların hukuki yardım sunmasının, gözlem yapmasının, hak ihlallerini belgelemesinin ya da baroların kamusal sorumluluklarını yerine getirmesinin suç şüphesi konusu haline getirilmesi kabul edilemez.
İzmir Barosu olarak; savunma görevini yerine getiren avukatların soruşturulmasını, mesleğin bağımsızlığına ve savunma hakkına yönelik bir müdahale olarak görüyoruz. Savunmanın baskı altına alınmasına, avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle kriminalize edilmesine ve baroların anayasal görevlerini yerine getirmelerinin engellenmesine sessiz kalmayacağız.
Aydın Barosu’nun ve hakkında soruşturma yürütülen tüm meslektaşlarımızın yanındayız.
Denizler Susturulamaz!
Bugün, düşüncelerini mizah yoluyla ifade eden komedyen Deniz Göktaş, sanatını icra ettiği, düşündüğü ve konuştuğu için gözaltına alınmıştır.
Demokrasiyle yönetilen ülkelerde sanatçı ve aydından beklenen; toplumun yaşadığı sorunlara dikkat çekmesi, görülmeyeni göstermesi, söylenmeyeni söylemesi, gerektiğinde eleştirmesi, düşündüklerini özgürce ifade ederek kamusal tartışmaya katkı sunmasıdır. Sanatın işlevi; en karanlık anda ışık olması ve karanlığı aydınlatmasıdır. Bu, ifade özgürlüğünü kullanan herkes için bir hak; sanatçı için ise mesleğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Elbette sanatın muhalif yönünü yok ederek aslında sanatı ortadan kaldırmak isteyen, mizah gibi güçlü bir alanı sessizleştirmek isteyenlerin yukarıda belirtilen evrensel değerleri ne kadar idrak edebildiği halen tartışmalıdır.
Uzun yıllardır karanlığa işaret eden, eleştiren, sorgulayan herkes susturulmaya çalışılmaktadır. Bir şakanın dahi yargısal müdahalenin konusu hâline gelebildiği bir ortamda, Deniz Göktaş'ın gösterisi de ilk yayımlandığı andan itibaren toplumun farklı kesimlerinde tartışılmıştır. Bunun nedeni söylenenlerin suç teşkil etmesi değil, ifade özgürlüğünün giderek daha fazla baskı altına alınması olmuştur.
Ve beklenen(!) gerçekleşmiş; Deniz, özgür bir ülkede olması gerektiği gibi düşüncelerini açıkladığı ve sanatını icra ettiği için gözaltına alınmıştır. İfade özgürlüğünün yargı eliyle bastırılmaya çalışıldığı bu uygulama yasal bir zemine oturmadığı gibi meşru da değildir.
Tek adam rejimlerinin en büyük korkusu, gülen ve güldüren toplumdur.
İzmir Barosu olarak toplumu susturmaya ve yıldırmaya yönelik bu politikaları asla kabul etmiyoruz. Mizah başta olmak üzere sanatın her dalı ülkenin, toplumun ilerlemesi için zorunlu alanlardır. Deniz Göktaş derhal serbest bırakılmalı; ifade özgürlüğü üzerindeki yargısal baskıya son verilmelidir. Espriden suç unsuru cımbızlamaya çalışmanın yine en başta mizah konusu olacağı açıktır.
“Umarım renklerimizi çoğaltmaya, daha çok rüzgar, daha çok kanat olmaya fırsat yaratır.”
Av. Özkan Yücel
Başka bir avukatlığın mümkün olduğu inancı ve heyecanıyla ülkenin dört bir yanında avukatlık pratiğini paylaşan, meslektaşlarıyla dayanışan bir geleneğin ürünü olan CMK El Kitabının 3. basısı çıktı.
Aşağıdaki linkten ulaşılabilir.
https://t.co/4Cj3tOCBtc
Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek: Hoşça Kal Özkan Ağabey!
"Ver elini,
Aşılmaz değil engeller
Korkarsan, susarsan yok oluruz
Ver elini,
Kurdukları bariyerlerin tozu değemez cübbemize
Ver elini,
Bir olmadan olmaz, çok olmadan olmaz, sen olmadan olmaz..."
Çağdaş Avukatlar Grubu’nun neşesi, inadı, direnci; her barikatta en önde yürüyen o harika kanadı; her birimizin ağabeyi, kardeşi, dostu ve yoldaşı, önceki dönem İzmir Barosu Başkanımız Av. Özkan Yücel’i sonsuzluğa uğurlamanın tarif edilemez acısı içindeyiz.
Güle Güle Özkan Başkan, Güle Güle Özkan Ağabey... Mücadelen asla yarım kalmayacak!
Ver elini,
Aşılmaz değil engeller
Korkarsan, susarsan yok oluruz
Ver elini,
Kurdukları bariyerlerin tozu değemez cübbemize
Ver elini,
Uykusuz gecelerinin, emeğinin düşmanı var biliyoruz
Ver elini,
Bir olmadan olmaz, çok olmadan olmaz, sen olmadan olmaz
Ver elini!
…
Bu şiiri 2018 yılında Çag yürütmesindeyken senin avukatlığını düşünerek yazmıştım. Sen senin için yazdığımı bilmeden çok beğenmiştin. Daha sonra Ver Elini ve Sensiz Olmaz senin başkan adaylığında seçim sloganımız olmuştu bu şiirle.
Dün sana fiziken veda ederken inanır mısın abi herkes birbirinin elini tuttu, sarıldı. Kimse birbirine kırgın değil artık. Bunu sadece sen başarabilirdin, sen yapabilirdin, bir şekilde yapabilirdin ve yaptın. Keşke bu şekilde olmasaydı. Sana seni sevdiğini daha çok söyleyemeyenler de pişman, en duygusuzlarımızdan inanılmaz cümleler çıktı. Giderayak herkesi şair yaptın üstelik; şiir sevmiyoruz artık yeter okuma dedikçe.
Sana tıpatıp benzeyen Mehmet Abi, yeğenin ismail ve biriciğin Ozan seni öyle güzel uğurladılar ki sahneden. Ailen de senin gibi tertemiz abi, bizleri teselli ettiler. Dün ardından bizimkilerden Sefa Abi, Ercan Abi, Deman, Baran, Sinan Abi, Perihan ve Yakup Abi konuştu. Hangisinde en çok ağladım bilmiyorum halimiz de kalmadı ağlamaktan zaten iyice kız bize. Hepimizin hissettiği bir kimsesizlik haliydi. Sözler verdik Yakup Abi söyledi:” Kuş ölür sen uçuşu hatırla!” Şimdi senin ardından biz nereye uçacağımızı bilememe halindeyiz. Nereye uçarsak uçalım elimizi tutacağız birbirimizin; kimse dile getirmedi ama herkes gözleriyle konuştu birbirinden af diledi söz verdi senin için. Nereye gideriz bilmiyorum gösterdiğin şekilde gideceğiz ve kazanacağız güneşi. Hoşça kal güzel abim. Hoşça kal Avukat Özkan YÜCEL.
BAŞKANIMIZ AVUKAT ÖZKAN YÜCEL’İN CENAZE PROGRAMI
Önceki dönem başkanlarımızdan Av. Özkan Yücel’in cenazesi; 20 Haziran 2026 Cumartesi günü saat 15.00’te İzmir Barosu Merkez Binası önünde gerçekleşecek törenin ardından Alsancak Hocazade Camii’nden İkindi Namazını takiben Narlıdere Yukarı Mezarlığına defnedilecektir.
Özkan Abimizi Yitirdik
2018-2022 dönemi İzmir Barosu Başkanı, omuz omuza yürüdüğümüz yol arkadaşımız, her zaman sırtımızı dayadığımız kıymetli Özkan abimiz, Av. Özkan Yücel’i kaybettik.
Hukukun üstünlüğü uğruna verdiği tavizsiz mücadele ve bizlere öğrettikleri yolumuzu aydınlatmaya devam edecek. Cesaretini, samimiyetini ve o eksik etmediği abiliğini asla unutmayacağız.
Başta ailesi olmak üzere, tüm sevenlerinin ve meslektaşlarımızın başı sağ olsun.
İzmir Barosu 2018-2022 Dönemi Başkanı Avukat Özkan Yücel’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Dileyen dostlarımız ve meslektaşlarımız, 19 Haziran 2026 Cuma günü saat 09.00’dan itibaren Alsancak’ta bulunan İzmir Barosu Merkez Binasında taziyede bulunabilirler.
Saygılarımızla.
Önceki dönem Baro Başkanımız, yoldaşımız Av. Özkan Yücel’i bugün kaybettik.
Acımızı tarif edemiyoruz.
Ailesinin, sevenlerinin, tüm meslektaşlarımızın başı sağ olsun.
Cenaze programı daha sonra paylaşılacaktır.
Çağdaş Avukatlar Grubu Ön Seçimini Tamamladı!
İzmir Barosu Çağdaş Avukatlar Grubu, 22 adliye ve 24 sandıkta gerçekleştirilen ve toplamda 1479 oyun kullanıldığı ön seçim şöleni ile ekim ayında yapılacak olan Seçimli Olağan Genel Kurul'da grubumuzu baro kurullarında temsil edecek adaylarını belirledi.
Öncelikle seçimde aday olan, oy veren, çalışmalarımıza katkıda bulunan tüm meslektaşlarımıza sonsuz teşekkürler eder, seçilen meslektaşlarımıza başarılar dileriz.
Seçimlerin hep olduğu gibi bugün de dayanışma kültürümüzü ve birlikteliğimizi artıracağından hiçbir şüphe duymuyoruz.
48 yıllık Çağdaş Avukatlar Grubu geleneği ve tarihten aldığımız sorumluluk ile şimdi hep birlikte çalışma zamanıdır.
YİNE, YENİDEN HEP BİRLİKTE!
"hayatı pekiştiren kökümüz var,
dünyayı emeğe kazandırmak için..."
ÇAG Yürütme Kurulu
#çagolmadanolmaz
#senolmadanolmaz
İzmir Barosu Yalnız Değildir!
İzmir Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri hakkında, Avukatlık Kanunu’nun kendilerine yüklediği görev ve sorumlulukları yerine getirdikleri için fezleke düzenlenmiş ve soruşturma başlatılmıştır.
Başlatılan soruşturma;
1) 19 Mart olaylarının ardından tutuklanan ve kapatıldıkları Menemen Cezaevi’nde darp edildikleri yönünde beyanlarda bulunan gençlerin durumunu raporlaması ve bu konuda kamuoyunu bilgilendirmesi nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla,
2) Kırıklar Cezaevi’ndeki hak ihlallerini raporlayıp kamuoyuyla paylaşması nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla,
3) 19 Mart olayları sonrasında demokratik ve anayasal haklarını kullanarak gerçekleştirilen yürüyüşlere katılmaları nedeniyle 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet ettikleri iddiasıyla
yürütülmektedir.
Barolara Avukatlık Kanunu tarafından verilen insan haklarını koruma ve savunma yükümlülüğünün suç ve ceza konusu haline getirilmesinin hukuki ve vicdani herhangi bir dayanağı bulunmamaktadır.
Baroların hak ihlallerini raporlayamadığı, kamuoyunu bilgilendiremediği, hukuka aykırılıkları görünür kılamadığı, demokratik ve anayasal haklarını kullanarak barışçıl toplantı ve gösterilere dahi katılamadığı bir düzenin adı, hukuk devleti değil ancak otoriter bir yönetim anlayışı olabilir.
İzmir Barosu; tarihin en kritik dönemlerinde her zaman hukukun, demokrasinin ve özgürlüklerin yanında durarak biat etmemiş bir barodur. Bugün ise yurttaşın en temel haklarını savunduğu için soruşturulmakta ve sanık sandalyesine oturtulmak istenmektedir.
Bu girişim yalnızca İzmir Barosu’na değil tüm barolara, tüm avukatlara, savunma mesleğine ve hukuk devletine yöneltilmiş bir girişimdir.
Bizler bu hukuksuzluğa ve adaletsizliğe karşı tüm gücümüz ve desteğimizle İzmir Barosu’nun yanında olduğumuzu duyuruyor, savunmanın ve avukatlık mesleğinin onurunun hiçbir koşulda teslim alınamayacağını bir kez daha vurguluyoruz.
İZMİR BAROSUNUN YANINDAYIZ!
İzmir Barosu tarafından yapılan yazılı açıklamada; İzmir Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri hakkında; 19 Mart sürecindeki hak temelli açıklamaları ve gerçekleştirilen eylemlere katılımları nedeniyle soruşturma başlatıldığı öğrenilmiştir.
Kanunların ve tarihsel geçmişin barolara, avukatlara yüklediği temel hak ve özgürlükleri koruma sorumluluğu kapsamında kalan faaliyetlerin soruşturmaya konu edilmesi, sadece İzmir Barosuna değil, baroların bağımsızlığına ve savunma mesleğine yönelmektedir.İZMİR BAROSUNUN YANINDAYIZ!
İzmir Barosu tarafından yapılan yazılı açıklamada; İzmir Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri hakkında; 19 Mart protestoları sürecindeki hak temelli açıklamaları ve gerçekleştirilen eylemlere katılımları nedeniyle soruşturma başlatıldığı öğrenilmiştir.
Kanunların ve tarihsel geçmişin barolara, avukatlara yüklediği temel hak ve özgürlükleri koruma sorumluluğu kapsamında kalan faaliyetlerin soruşturmaya konu edilmesi, sadece İzmir Barosuna değil, baroların bağımsızlığına ve savunma mesleğine yönelmektedir.
Ankara Barosu olarak, İzmir Barosuyla dayanışma içinde, barolara ve avukatlık mesleğine yönelik adli ve idari soruşturmaların karşısında olacağımızı bildiririz.
Meslektaşlarımıza ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Ankara Barosu olarak, İzmir Barosuyla dayanışma içinde, barolara ve avukatlık mesleğine yönelik adli ve idari soruşturmaların karşısında olacağımızı bildiririz.
Meslektaşlarımıza ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.
İZMİR BAROSUNUN YANINDAYIZ!
@izmir_barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri hakkında başlatılan soruşturma, yalnızca İzmir Barosuna değil; savunma mesleğine, baroların bağımsızlığına ve hukukun üstünlüğüne yönelmiştir.
Baroların cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini raporlaması, işkence ve kötü muamele iddialarını kamuoyuna duyurması, temel hak ve özgürlükleri savunması ve toplumsal olaylara ilişkin hak temelli görüş açıklaması suç değil, Avukatlık Kanunu’ndan kaynaklanan görev ve sorumluluğudur.
İzmir Barosu, 118 yıllık tarihi boyunca hukukun, insan haklarının ve demokratik değerlerin yanında durmuş; baskılara karşı geri adım atmamıştır. Bugün de aynı nedenle hedef alınmaktadır.
İzmir Barosu yalnız değildir. Savunma makamı birdir; dayanışması da mücadelesi de ortaktır. Çünkü mesele tek bir baro değildir. Mesele, baroların bağımsızlığına, savunmanın kamusal rolüne, insan haklarına ve hukuk devletine sahip çıkmaktır. Bir baroya yönelen müdahale, tüm barolara yönelmiştir.
İstanbul Barosuna yönelik müdahaleler karşısında nasıl geri adım atmadıysak, bugün de İzmir Barosunun yanında aynı kararlılıkla duruyoruz. Savunmayı soruşturmalarla baskı altına alma ve baroları görevlerini yerine getirmekten alıkoyma girişimleri dün sonuç vermedi, bugün de vermeyecektir.
Fikir, dayanışma ve eylem birliği ile İzmir Barosunun yanındayız.
İzmir Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri Hakkında Yeni Bir Soruşturma Daha Açıldı
2024-2026 dönemi İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz ve İzmir Barosu Yönetim Kurulu üyeleri hakkında yeni bir soruşturma başlatıldı. Söz konusu soruşturma, Baronun 19 Mart protestoları süreci boyunca hak temelli açıklamalarını suç unsuru gibi gösteren ve Adalet Bakanlığından soruşturma izni talep edilen bir fezlekeye dayanmaktadır.
İzmir Barosunun Kırıklar Ceza İnfaz Kurumundaki hak ihlallerini raporlaştırarak kamuoyuyla paylaşması, Menemen Ceza İnfaz Kurumunda 19 Mart protestoları kapsamında tutuklanan gençlere yönelik gerçekleşen işkenceyi raporlayarak kamuoyuna duyurması ve İzmir Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu'nun 19 Mart sürecinde eylemlere katılarak yapılan eylemlerin meşruiyetine vurgu yapması gerekçeleriyle verilmiş olan soruşturma izni vesilesiyle bir kez daha söyleyelim:
İzmir Barosu 118 yıllık tarihi boyunca hiçbir baskıya boyun eğmeden her zaman hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, yurttaşların temel hak ve özgürlüklerini savunmuştur. Bunu yaparken kurduğu her cümle, yazdığı her satır Avukatlık Kanunu’nun baro yönetim kurullarına yüklediği sorumluluk gereğidir.
Baroların mesleki ve yasal sorumlulukları kapsamında yürüttüğü faaliyetlerin soruşturma konusu yapılması, savunma mesleğinin kamusal niteliğini ve hukuk devletinin temel ilkelerini tartışmaya açmaya çalışmaktır. Ancak bilinmelidir ki İzmir Barosu, dün olduğu gibi bugün de hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve demokratik değerleri savunmaktan geri durmayacaktır.
Savunma susmadı, susmayacak!
Açlık Grevinin 127. Gününde Olan Tuğçenur Özbay’ın Durumuna İlişkin İzmir Barosu Tarafından Bir Basın Toplantısı Düzenlendi
İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevinde yaşanan hukuka ve usule aykırı uygulamalar nedeniyle süresiz açlık grevine başlayan ve bugün açlık grevinin 127. Gününde olan Tuğçenur Özbay’ın durumuna ilişkin İzmir Barosu tarafından bir basın toplantısı düzenlendi.
İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz'ın değerlendirmeleri üzerine İzmir Barosu Cezaevi Komisyonu Sorumlu Yönetim Kurulu üyesi Av. Ceren Şen Tosun tarafından açıklama yapıldı.
Av. Sefa Yılmaz değerlendirmelerinde, “Konu yaşam hakkıyla ilgili olduğu için bu konuda hızlı hareket etmek gerekiyor aslında. İzmir Barosu aylardan beri, özellikle ilgili kişinin, açlık grevinde olan Tuğçenur'un da avukatları ve yakınlarıyla yaptığımız görüşmelerde, bu grevin sonlandırılması için ilgili makamları harekete geçirmeye çalıştı gerçekten. Ama ne yazık ki yani sadece yönergede düzenlenmesine rağmen ve taşınmaması halinde disiplin cezasıyla karşılık bulması gereken bir düzenlemeyi, kişinin hayatını tehlikeye atacak, hatta son verecek aşamaya getirecek kadar dayatmak hukuka açıkça aykırı, insan haklarına aykırı, yaşam hakkına aykırı. Hani hep söylüyoruz ya, kutsal olan yaşamdır; kutsal olan yaşamdır ama kutsal olan işte adil bir yaşamdır, kutsal olan adaletli bir yaşamdır, kutsal olan geleceği olan bir yaşamdır. Siz bu uygulamayı devam ettirirseniz o Anayasa'da yer alan yaşam hakkı ya da sağlıklı yaşam hakkını zaten ortadan kaldırmış olursunuz. O yüzden bütün mücadele bununla ilgili.
Başkan Yılmaz'ın ardından söz alan Av. Ceren Şen Tosun "127 gündür bu konuyu protesto ederek açlık grevine devam eden Tuğçenur'un gerçekten hayati fonksiyonlarında azalma meydana geldi, denge kayıpları başladı, vücudunda yaralar, ellerinde morluklar oluşmaya başladı. Daha önceki açlık grevlerinden biliyoruz ki bu süreçten sonra bile dönülmüş olsa vücudunda ciddi, kalıcı hasarların da meydana geleceğini, meydana geldiğini biliyoruz. Ancak ne yazık ki cezaevi idaresi ve ilgili makamlar bu hukuka aykırı durumu gidermek adına hiçbir adım atmıyor."
İzmir Barosu olarak; böyle bir durum devam eder ise ve sonuçları ne yazık ki farklı bir şekilde sonlanır ise hukuka aykırılıkları devam ettiren, buna göz yuman, bununla ilgili gerekli tedbirleri almayan her birim, her kişi, her kurumla ilgili ısrarlı takibimiz ve yasal mücadelemiz başlayacak ve devam edecektir.
İzmir Barosu Avukatları Adalet Zincirinde Buluştu
İzmir Barosu, hukukun üstünlüğüne, yargı bağımsızlığına ve demokratik değerlere sahip çıkmak amacıyla 4 Haziran 2026 Perşembe günü İzmir Adliyesi önünde “Adalet Zinciri” oluşturdu.
İzmir Barosunun çağrısıyla gerçekleşen eylem öncesi konuşan İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz ülkenin içinden geçtiği sürecin hukuksuzluğun, adaletsizliğin ve güvencesizliğin olağanlaştırılmaya çalışıldığı bir dönem olarak tarihe geçtiğini belirterek, İzmir Barosunun tarihinin hiçbir döneminde hukuksuzluklara ve antidemokratik uygulamalara sessiz kalmadığını vurguladı. İzmir Barosunun daha önce de benzer süreçlerde hukukun üstünlüğünü savunmak için mücadele verdiğini hatırlatan Yılmaz, bugün gerçekleştirilen Adalet Zinciri eyleminin de aynı kararlılığın ve direncin bir sonucu olduğunu ifade etti.
Yılmaz, yargının siyasal bir aparata dönüştürülmesinin toplumun tamamını etkileyen ağır sonuçlar doğurduğunu belirterek, hukuki güvenliğin ortadan kalktığı, cezaevlerinin hukuka aykırı tutuklamalarla dolduğu ve yurttaşların geleceğe ilişkin ciddi kaygılar taşıdığı bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu söyledi. Anayasa ve Anayasa Mahkemesi kararlarının dahi uygulanmadığı bir ortamda adalet, hukuk ve vicdandan söz etmenin mümkün olmadığını dile getiren Yılmaz adaletin olmadığı bir yerde ne temel hak ve özgürlüklerin ne de demokratik yaşamın güvence altında olabileceğine dikkat çekerek, hukukun üstünlüğünün sağlanmasının toplumun tüm kesimleri için yaşamsal önem taşıdığını vurgulandı.
Açıklamasında Adalet Zinciri'nin yalnızca sembolik bir eylem olmadığını ifade eden Av. Sefa Yılmaz, “Bu zincir; hukuka bağlı yurttaşların, demokratik değerlere sahip çıkanların ve adalet talebinden vazgeçmeyenlerin ortak iradesidir. El ele vererek kurduğumuz bu halka, hukukun üstünlüğüne, tarafsız ve bağımsız bir yargıya, adil yargılanma hakkına ve adalete sahip çıkma kararlılığımızın somut ifadesidir.” dedi.
Basın açıklamasının ardından meslektaşlarımız adliye önünde el ele tutuşarak Adalet Zinciri oluşturdular.
İzmir Barosu olarak ülkemizin bu karanlık dönemden çıkacağına olan kesin inancımızla hukukun, adaletin ve demokrasinin galip geleceği günler için mücadelemizi sürdüreceğimizi bir kez daha vurguluyoruz.
Adalet Zincirinde Anayasa Mahkemesinin süresiz nafakayı iptal kararına da değinen İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz şunları söyledi:
“Bakın bu yılı aile yılı ilan ettiler. Ama az önce ne oldu Anayasa Mahkemesi süresiz nafaka kararını İptal etti. Kadını bir kez daha yalnızlaştıran, yoksullaştıran, sosyal statüsünü biraz daha aşağıya çeken, kadına “evin dışına çıkma, çalışma, kazanma” diyen,” sosyal yaşamını, ekonomik yaşamını, ekonomik özgürlüğünü kazanma” diyen bir anlayış bugün aile yılı ilan etti. Kadını yoksullaştıran bu kararın göreceksiniz yakın zamanda ne kadar olumsuz etkilerinin yaşanmaya başlandığını.”