Türkiye'nin en önemli gündemi bu ve işçi çocuklar olmalı. Geçen gün 10 yaşında bir çocuk daha ölmüş. Biliyoruz, ama bir şekilde hayatımıza devam ediyoruz. Bence bu iktidarın sonunu bir şey getirecekse bu insanların ahı getirecek. Keşke muhafazakarlar başka bir sebeple iktidarı kaybetseydi, ne bileyim meselâ ideolojik nedenlerle, dış müdahale ile. Ama gelir eşitsizliğinin ve toplumsal çürümenin muhafazakar bir iktidarın sonunu getirecek olmasından daha büyük bir kara leke olur mu bizim için bilmiyorum. Çünkü İslam'ın en büyük mücadelesi bu iki meseleyle oldu ilk andan itibaren. Mekke'nin müstekbir tefecilerine karşı mustazafları himaye eden, dini güzel ahlâk şeklinde özetleyen Peygamber'in ümmeti olarak geldiğimiz nokta.
Bakın, bu fotoğraf aslında tek bir şeyi kanıtlıyor: Canlılar için "geçen zaman" değil, "yaşanılan koşullar" belirleyicidir.
İki ağaç kütüğü de tam 17 yaşında. Ama aralarında uçurum var. Bunun sebebi ne genetik ne de şans. Tamamen imkanlarla alakalı.
Büyük olan ağaç, muhtemelen etrafı açık, ferah bir yerdeydi. Güneşi tepeden doya doya aldı, topraktaki suya ve besine tek başına sahip oldu. Enerjisini hayatta kalmaya değil, doğrudan büyümeye harcadı. Sonuç ortada; kocaman, sağlıklı bir gövde.
Küçük olan ise baskı altında büyüdü. Sık bir ormanın içinde, dip dibe girdiği diğer ağaçlarla bir damla su ve birazcık ışık için 17 yıl boyunca boğuştu. Tüm enerjisi sadece o yılı ölmeden atlatmaya gitti, bu yüzden güdük kaldı.
İşte ormancılıkta "bakım" ve "kesim" işleri tam da bu yüzden yapılıyor. Ormanı geleceğe taşımak..
Dışarıdan bakınca ağaç kesmek kötü bir şey gibi görünür ama orman mühendisleri bu işi bilimsel bir zorunlulukla yapar. Eğer ormanı kendi haline bırakırsanız, ağaçların çoğu o küçük kütük gibi cılız ve zayıf kalır. Çünkü kaynaklar hepsine yetmez.
Ormancılar, belirli aralıklarla ormana girer ve zayıf, gelecek vaat etmeyen ağaçları aradan çıkarır (buna "seyreltme" denir). Böylece su ve ışık, geride kalan o kaliteli ağaçlara kalır. Yani aslında birkaç ağacı feda ederek, ormanın genelini o büyük kütük gibi güçlü ve sağlıklı hale getirirler.
Bu fotoğraf; "Doğayı tamamen kendi haline bırakmak her zaman en iyi sonucu vermez, bazen doğru müdahale hayat verir" gerçeğinin en net kanıtı niteliği taşıyor. Bu bağlamda doğru ve zamanında yapılacak olan Silvikültürel(Orman yetiştirme) müdahale ormanı geleceğe taşıyarak sağlıklı olmasına vesile olur.
Geçinemediği için Ankara'da soğuk betonlar arasında hayatta kalmaya çalışan emekliyle Alperen'e yaşatılanlar aynı. Muhtaçlık, yokluk ve açlık. Tüm bunlar zenginliğin sermayesidir. Yazık bu halka, çocuklara, gençlere, emekliye. Yitip giden bir hayat daha. Hâlâ masal anlatıyorlar.
"Aile Yılı" kutlu olsun!
Çocuklar, gençler, kadınlar, emekliler, yaşlılar herkes ama herkes yoksul. Muktedir ve yandaşları hariç.
Son aylarda gördüğüm en kötü haberlerden biri bu. Bütün hayatı boyunca çalışmış, yaşlı insanlara reva görülen hayat bu olamaz.
Ülke ülke değil ki, koca bir darülaceze. Normal bir ülkede bu para ne bileyim okulun teknik donanımına, çocukların eğlenmesine falan harcanır, bizde bakkal borcu kapatıyorlar. Hafta sonları da evlere temizliğe gönderin aq.
Denizli'de ortaokul öğrencileri, 2 bakkalın veresiye defterindeki 120 bin TL'lik borcu kapattı.
• Öğrenciler geliri okulda düzenledikleri kermes ile sağladı.
Ankara Ulus’taki ucuz otellerin hepsi yaşlı emeklilerle dolu. Odaların günlüğü 200 ila 400 lira arasında. Aylık 6 bin lira ödeyen de var, 12 bin lira ödeyen de... 6 bin lira ödeyenlerin odalarında tuvalet ve banyo yok! Bir otel köşesinde yalnız başlarına yaşıyorlar. Çoğunun maaşı en düşüğünden 16 bin 881 lira, başka çareleri yok. Ne evleri var, ne çoluk çocukları... En az 25 yıl çalışıp çabalamışlar ve karşılığı bu olmuş, bir otel köşesi...
Mine Şenocaklı'nın haberi bugün Oksijen’de.
https://t.co/UynYXwi3Qg
Çok iyi bir haber, konuşulmayan, siyasetin yok saydığı bir gerçeklik..
Sokakta yaşamaya bir adımı kalmış emeklinin dramı.
Sorunun kaynağı iktidar ama çözümszülüğün nedeni de bir yaşlı/sosyal devlet politikası olmayan belediyecilik.
Akademisyenler artık bana titanik batarken keman çalmaya devam eden adamı hatırlatıyor. Dışarıda çok hayati problemler var, onlar ise gözlerini kapatmış çığlıklar arasında performanslarina devam ediyorlar.
1. Uluslararası Yazma Eser Sempozyumu’nun 22. Oturumu Gerçekleştirildi
📍 Sempozyum, 11–12 Aralık tarihlerinde Rami Kütüphanesi’nde devam eden oturumlarla; uluslararası koleksiyonlardaki Osmanlı ve İslam el yazmalarını, kataloglama ve dijital erişim çalışmalarını, koruma–konservasyon alanındaki güncel yaklaşımları katılımcılarla buluşturmaya devam ediyor.
İstanbul’daki köpek parklarının sayısını artırıyoruz. Sadece insanların değil tüm canlıların yaşam koşullarını iyileştirmek için projeler geliştiriyoruz.
Akademide maddi (çoğu zaman manevi de) karşılığı ve tanımı olmayan işler görünür yüklerden kat be kat fazladır.
Görünen yükün karşılığı (maaş/ücret) ise artık akademisyenin geçinmesine yetmiyor.
Akademisyen yoksullaştı!
#akademikzam
"Akademi"nin doğasına dair tartışmalar son sürat devam ediyor.
Bence bu kadar tartışılmasının bazı sebepleri şunlar:
- Akademisyenlerin alım gücünün düşmesi,
- Yeterince ehil ve layık olmayan insanların sayısının artması,
- Az sayıda kadro için çok sayıda mücadele olması,
- Akademisyenlerin "teknikleşmesi" ve bu yüzden eski usul âlim ve entelektüel akademisyen profilinin artık pek çıkmaması.
Elbette akademisyenlik de işlerden bir iştir ama bu işin stres yükünü azaltmak için akademisyenin kendi başına "işlerden bir iş" olarak görmesi yetersizdir.
Akademik zammın gelmemesi, doçent olana kadar kadro garantisinin olmaması, üniversitelerin ve YÖK'ün dayattığı gerçekçi olmayan ve ilmin doğasına aykırı atama yükseltme kriterleri... Stresin asıl kaynağı bunlar, akademisyenin kendini nasıl tanımlayıp gördüğü bu bütünün ancak ufak bir parçasıdır.
Şimşek programı gerçekten emekliyi sefil etti.
SGK'ya ilk 3 çeyrekte bütçeden yapılan transferlerin oranı tarihi düşük seviyelerde - yüzde 3,27.
Emekli boşuna sebze-meyve için akşam pazarlarını; et için Kurban Bayramlarını beklemiyor
Ekonomik soykırım programı çalışıyor