Her kelimesi çok doğru. Ortalama insan ömrü uzadı. Yaygın bir sorun olmaya başlayacak bu durum. Başına gelmedikçe ne kadar zor/yıpratıcı bir süreç olduğunu anlamak mümkün değil. 2-3 tane “ihtiyarın” derdi değil bu. Beraberinde birçok sorun getiriyor. Sosyal devlet devreye girmeli
Güney Kore birkaç gündür korkunç bir olayla çalkalanıyor.
Jeju adasında Mayıs ayında ailesi tarafından kayıp olarak bildirilen genç bir kadının cesedi bulundu. ancak işin korkunç tarafı, kayıp ihbarının hemen ardından bir polisin aile ile iletişime geçerek kızlarıyla temas kurulduğunu, güvende olduğunu, onları görmek istemediğini söylemesi. böylece arama çalışmaları duruyor. yaklaşık üç ay sonra vakaya bakan başka bir polisin araştırmaları sonucu kadının cesedine ulaşılıyor, hem de 10 yıldır yaşadığı yerin sadece 1 km uzağında. vakaya bakan ilk polis sadece yalan söylemekle kalmamış tüm kamera görüntülerini de yok etmiş.
bu olayın ardından yine kayıp olarak bildirilen bir erkek cesedine ulaşılıyor ve onun vakasına da aynı polisin baktığı ortaya çıkıyor. bu polisin 200’ü aşkın kayıp olayının bu şekilde üstünü örttüğü düşünülüyor.
Jeju adasında son 3 yılda yaklaşık 3000 kayıp olduğu söyleniyor.
Pizza siparişi verirken yanlışlıkla ödeme yöntemini nakit seçmişim, kurye arkadaş kapıda söyleyince fark ettim.
Üzerimde hiç nakit olmadığı için ibana atayım dedim, yasak dedi.
Ne yapacağız o zaman diye söylendim, kurye arkadaş dedi ki abi gel motorun arkasına atla seni ATM'ye götüreyim, olur dedim ben de.
Neyse motorun arkasına atladım, Halkbank ATM'sine geldik. Nakit çekip kuryenin ödemesini yaptım.
Eee dedim eve geri götürmeyecek misin taksi mi tutayım ? Abi sana bir şey soracağım dedi, sor dedim.
Hangi partilisin diye sordu, CHP diyince gülümseyip atla abi bırakayım evine dedi.
Eve dönerken motorun arkasında sesimizi duyurmak için bağıra çağıra sohbet ediyoruz. Konu siyasete geldi.
Kemal Bey hakkında ne düşünüyorusunuz, diye sordum.
Kurye şu cevabı verdi:
"Abi biz sabahtan akşama kadar motor üstündeyiz, kar, yağmur, çamur, sıcak demeden paket atıyoruz. Bugüne kadar Özgür Özel'in bir kere bile kuryelerin hakkını savunduğunu görmedim.
Kemal Bey zamanında biz eylem yapmıştık, kendisi bize destek vermişti, belediyeye talimat verip çorba da göndermişti. Gariban adamın halinden Kılıçdaroğlu anlar." dedi.
Motordan inince kuryeye sarıldım, sarılırken çaktırmadan cebine bir şeyler de koydum. Çok şükür, milyon dolarlık linç kampanyasına rağmen vatandaş gerçekleri görüyor.
Hey allaam! Deniz “diploması sahte” falan demiyor, böyle düşünenlerle accaip dalga geçiyor! (Anlaşılan anlaşılması çok zor bir gösteri yapmış, herkese uygun değil!😀)
Dalgıçlar Deniz'i gıyabında asıyorlar. Çünkü onun "s..min dalgıçları" demesinden derin bir üzüntü duymuşlar (Evet bizim ülkemizde üzülen insanlar üzenleri asarlar)
Ben size konteksti hatırlatayım: Adam tatile gittiğini söylüyor. Denizden çıkan bütün vücutları simsiyah kıyafetle örtülü başları kapalı birilerini gördüğünü ve çok rahatsız olduğunu söylüyor.
Seyirci o anda inanılmaz geriliyor: Lan bu adam başı kapalı ve haşemayla denize gidenlere laf mı edecek diye. Öyle biri gibi durmuyor çünkü... Ve o anda bunların dalgıç olduğunu söyleyerek insanların bu beklentiye girmiş olmasını da eleştiren; aynı zamanda izleyen milyonlarca kişiyi ters köşeye yatıran bir zeka oyunu yapıyor. Seyirci gösterinin en hacimli kahkahasını atıyor.
Bu fikri derinlik içinde bizimkilerin derdi: Kimse dalgıç s..kemez...
Kanzilerin kudurması çok komik ya. Olm siz Kılıçdar’la ilgili bir şey öngörebilmiş değilsiniz. Kürtler, sosyalistler oy veriyor diye istemediniz siz onu. Onun yerine desteklediğiniz Oğan siz oy verdikten 5 gün sonra Erdoğancı oldu. Öyle bi yeteneğiniz varsa onu öngörseydiniz ya
Bütün clean girllerden özün dilerim ama ben 2000’lerde yaşadığımız hayatı çok özlüyorum. Hazırı olan hiçbir şeyin evde yapılmadığı, pizza, hamburger, birayla beslenilen, geç uyuyup geç uyanılan, kimsenin spor yapmadığı, ayva göbeğin normal kabul edildiği o serkeş hayatı çok özlüyorum. Kimsenin Dysonı yoktu, fakir zengin, çoluk çombalak hepimiz düğünlerde kuaföre gider saçımızı topuz yaptırırdık. Kafamıza sim döker, mavi pembe sedefli farlar sürerdik. Saçlarını boyatan insanlar boyattığı belli olsun isterdi, kim öyle bebek kumrala falan boyatma saçını. Koyu zeminin üstüne çizgi çizgi röfle yapılırdı, bayılırdık hepimiz. Sağlıkmış, Doğallıkmış hiçbir şey umurumda değildi, gezer tozar eglenirdik. Her yerde sigara içilirdi, bira, kola gibi her yerde satılır, herkes elinde bir aile her yerde dolaşırdı. Ben bu yeni çağın sıkıcılığından boğuluyorum. Ben sağlıklı uzun bir ömür istemiyorum, ben eğlenceli bir hayat istiyorum. Magazin izlemenin bile tadı kalmadı, birbirine laf atıyor, çok sevdiğim biri o dediyse doğrudur diyor öbürü de. Git başımdan ya, seni mi izliycem. Ben Alihan’ın Ajdar yumruklamasını izlemek istiyorum, ben Seda Sayan’ın Erol köse dövmesini izlemek istiyorum. Bilmem kim sevgilisiyle Amerika’dan dönerken havaalanında. Bana ne be. Ben havaalanında çocukları kaçırırken yakalanan Rafet Él roman tuğba altıntop kavgası izlemek istiyorum.
Şu süreci bir okuyun ya. Gülistan'a üzülmekten, muktedirin gücünü böyle korkunç bir kötülüğe kullandığını görmekten, örtbas edenlere küfür etmekten ve bu ortamı yaratanlara sövmekten başka hiçbir şey gelmiyor dilime.
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez:
"Sağcı ve aşırı sağcı kesime sesleniyorum: Dünyayı ateşe verenleri destekleyip, sonra o yangının çıkardığı dumandan şikayet edemezsiniz.
Hem pastam dursun hem karnım doysun diyemezsiniz."