@drfahrettinkoca 666'dan sonra 333...
Allah'ın yarattığı 666 ve 333'e karşı yarattığı 19 var bir de;)👇
Müddesir Sûresi 30 - Üzerinde ondokuz (melek) vardır+👇
Allah’ın fayda vermek için iyi kullarına ihtiyacı yok. Allah, kuluna kötülerle de yardım eder. Sebeplerle ve insanlarla ilgilenmeyin. Bir insan size iyilik yapmak istemeyebilir; fakat yaptığı kötülük sizi başka bir kapıya götürebilir. Önünüze çıkarılan engel yönünüzü değiştirebilir, kaybettiğiniz şey sizi daha büyüğüne hazırlayabilir, sizi düşürmek için kurulan bir tuzak hiç hesap edilmeyen bir sonucun başlangıcı olabilir. İnsan kendi niyetinden sorumludur; fakat niyetinin hangi sonuca varacağını bütünüyle bilemez.
Yaratılış ve evrim birbirinin düşmanı olmak zorunda değil. Allah canlılığı bir anda bugünkü biçimiyle yaratabileceği gibi, yaratılışı milyarlarca yıla yayılan aşamalı bir süreç içinde de gerçekleştirmiş olabilir. Kur’an’daki “Ol der ve olur” ifadesi Allah’ın iradesinin mutlaklığını anlatır; fakat bu, yaratılan her şeyin bizim zaman ölçümüze göre bir anda ortaya çıkması gerektiği anlamına gelmez. İnsan bile anne rahminde aşama aşama oluşuyorsa, canlılığın bütünü de çok daha büyük bir zaman ölçeğinde aşamalardan geçerek bugünkü biçimlerine ulaşmış olabilir.
Darwin’in evrim teorisini de yaratıcıya alternatif bir açıklama olarak görmek zorunda değiliz. Evrim teorisi esas olarak canlıların nesiller boyunca nasıl değiştiğini, çeşitlendiğini ve ortak atalardan nasıl farklılaştığını açıklayan biyolojik bir teoridir. Kalıtsal değişimler ve doğal seçilim gibi mekanizmalar bize sürecin nasıl işlediğini anlatır; fakat bu sürecin nihai olarak neden var olduğu sorusu bilimin başka bir düzlemindedir. Dolayısıyla “Allah yarattı” ile “canlılar evrimleşti” ifadeleri zorunlu olarak birbirini reddetmez. Biri yaratılışın nihai kaynağına, diğeri yaratılışın biyolojik olarak nasıl gerçekleşmiş olabileceğine cevap olarak düşünülebilir.
Buna dünya dışı canlılar ihtimalini eklediğimizde bile temel düşünce değişmez. Bizden milyonlarca yıl önce gelişmiş bir uygarlığın Dünya’ya yaşam taşımış veya buradaki canlıların genetik gelişimine müdahale etmiş olması ilginç bir ihtimaldir; ancak bugün bunu doğrulayan bilimsel bir kanıt yoktur. Bir gün böyle bir müdahale kanıtlansa bile uzaylılar yaratıcı konumuna gelmez. Çünkü bu defa soru yalnızca bir basamak geriye gider. Onları kim yarattı, onların yaşamı nasıl başladı, içinde yaşadıkları evren nereden geldi? Böyle bir tabloda Allah nihai yaratıcı, evrim yaratılışın biyolojik mekanizması, dünya dışı canlılar ise gerçekten müdahale etmişlerse yaratılış düzeninin içindeki sebeplerden biri olabilir.
@benfofik Allah merhamet etmiş de onun kim olduğunu erken göstermiş, ömrü de heba olabilirdi. Eski bir işyerimde, kocasının el üstünde tuttuğu bir sürü kadının, bir bile değil birden fazla erkekle aldattığını gördüm. Üstelik dışardan görseniz o kadınları, zerre ihtimal vermezsiniz.
Duanın en büyük mucizelerinden biri, istediğini elde etmek de değildir. Bir zamanlar onsuz yaşayamayacağını düşündüğün şey olmadan da huzurla yürüyebilecek hale gelmektir. Çünkü insan istediğine kavuşunca sevinir, fakat ona mahkım olmaktan kurtulunca özgürleşir. Allah bazen sana istediğini vermeden önce kalbinden onun esaretini alır.
Bazen dua ettiğin hayat hemen gelmez. Önce, o hayat hiç gelmese bile yıkılmayacak olan sen doğarsın. Sonradan anlarsın. Hep sonradan… Allah yalnızca önündeki yolu değiştirmiyormuş; o yolu yürüyebilecek olan seni de değiştiriyormuş.
5 YIL OLDU.
Beş yıldır anlatıyorum.
Nasıl bir şeytani düzenle karşı karşıya olduğumuzu hâlâ anlamayanlar var.
Anlamak istemeyenler var.
Bir de bu düzenin değirmenine su taşıyanlar var.
Sonra yorumlara aynı şeyler:
“Hocam ürün söyle.”
“Markayı açık yaz.”
“Ne alalım?”
“Şunu mu kullanalım, bunu mu?”
Yahu mesele zaten bu!
Sizi sürekli bir şey almaya, yutmaya, tüketmeye şartlandıran düzeni anlatıyorum; siz hâlâ benden alışveriş listesi istiyorsunuz.
Ben size ürün pazarlamıyorum.
Marka temsilciliği yapmıyorum.
Kimsenin satış elemanı değilim.
Ben size sorgulamayı anlatıyorum.
Kanıtı anlatıyorum.
Riski anlatıyorum.
Kimin, neden, neyi size pazarladığını sorgulayın diyorum.
Ama hâlâ:
“Hocam ürün söyle…”
5 yılda hâlâ buradaysak, benim daha açık anlatmam değil, bazılarının artık anlamaya niyet etmesi gerekiyor.
Sıkıldım bunlardan!
NEDEN ABONELİK?
Sayın takipçilerim,
Yaklaşık 5 yıldır buradayım; abonelik sistemini ise yaklaşık bir yıl önce açtım.
Bugün geldiğimiz noktada, hakkımda henüz bana açık, somut ve denetlenebilir bir gerekçe tebliğ edilmiş değil. Buna rağmen “hastane ile sözleşme yapmasının uygun olmadığı” yönünde bir karar bulunduğunu öğrendim.
Gerekçe ne?
“Akademik kurul kararı.”
Daha ilginci şu: Benim de üyesi olduğum bir kurul, benim talebim hakkında karar almış; fakat benim o toplantıdan, görüşmeden ve karardan haberim olmamış. Kararı aylar sonra öğrenmişim.
Elbette bunun hukuki karşılığını soracağım ve bütün haklarımı hukuk içinde arayacağım.
Bunu size başka bir nedenle anlatıyorum:
Beş yıldır burada yalnızca fikirlerimi değil, bir bilim insanının doğruları söylemenin bedelini nasıl ödediğini de canlı canlı izliyorsunuz.
Üzerimde ciddi bir idari ve mesleki baskı hissediyorum. Buna rağmen son derece rahatım. Çünkü söylediğim her sözün arkasında durabilecek bilimsel ve vicdani zemine sahip olduğuma inanıyorum.
Abonelik çağrımın asıl anlamı da burada.
Mesele para değil. Mesele, ekonomik imkânları daraltılarak bağımsızlığı zayıflatılmak istenen bir hekimin ve akademisyenin, doğrudan okurlarının desteğiyle sözünü söylemeye devam edebilmesidir.
Bu nedenle imkânı olanlardan ABONE olarak elimi güçlendirmelerini istiyorum.
İmkânı olmayanların ise canı sağ olsun. Bir paylaşımınız, bir okumanız, haklı bulduğunuz yerde ses vermeniz de benim için kıymetlidir.
Sizlere belki de sıra dışı bir şeye tanıklık ettirdim:
Bir bilim insanının baskılanma sürecini, sonradan yazılmış hatıralardan değil; belgeleri ortaya çıktıkça, canlı canlı izlediniz.
Ben buradayım.
Söyleyecek sözüm de bitmedi.
@Hastalikogrenn Karanfili diş ağrısında kullandım.Anestezik etkisiyle ağrıyı geçirip iltihabı da azaltıyor ancak uygulanan dokuları aşırı yumuşatıyor.Yani burda tam tersine saçlar daha fazla dökülmesin.Her bitkinin bir faydası var ama yerinde kullanılırsa.Badem yağı saç konusunda hala tek bence
Şimdiye kadar üretilmiş en ayrıntılı insan hücresi 3D rekonstrüksiyonlarından biri...
Bu görsel, X-ışını tomografisi, nükleer manyetik rezonans (NMR) ve kriyo-elektron mikroskopisi verilerini birleştirerek, tek bir ökaryotik hücrenin içinde sıkışmış olan şaşırtıcı moleküler karmaşıklığı ortaya koyuyor.
Dışarıdan basit görünen şey, aslında moleküler makineler, zarlar, proteinler ve organellerin hepsinin birlikte çalıştığı inanılmaz derecede yoğun bir dünyanın ta kendisidir.
Bu sadece bir hücre. Ve vücudumuzda tahminen bunun gibi 30 trilyon hücre var.
Bütün hücreler birbiriyle haberleşiyor, beraber çalışıyor.
Gel de Yaradan'a inanma.
Size Türkiye'de hiçbir doktorun söylemediği bir şeyi anlatacağım.
İtiraz eden doktor yazdığını gösterir ben de afedersin derim.
2020 den bugüne oldu ya sağın solun şişiyor, eklemlerin kızarıyor, derinde anlamsız kızarıklıklar çıkıyor doktorlar ne olduğunu bulamıyor ama ölmüyorsun sürünüyorsun. Kanser misin vaskülit misin alerji misin ne olduğu belli değil!
2020 de bir hastalık tanımlandı muhteremler
VEXAS sendromu!
Bu vücutta fazladan biriken proteinleri parçalayan adı zor olan ubikinasyon diye bilin siz sistemde mutasyon olması ile ilgili bir durum.
Peki bu ne yaptı?
Bingo Spike protein!
Size gen transferi yapıp hasta edip bilinmezliklere düçar edenlere şöyle demeniz gerekir.
Efendi Sen Ferhat hocanın üstünü çizemezsin. Tarih sizin üstünüze çizer.
Bir medeniyeti yok etmek için kitaplarını yakmak gerekmez. O medeniyetin insanını, kendi iç dünyasına ayıracak vakti kalmayacak kadar meşgul etmek yeterlidir.
Atlantis’in asıl hatası çok ileri gitmesi değildi. İçeride olgunlaşmadan dışarıda büyümesiydi. Çünkü insanın elindeki güç, karakterinden daha hızlı geliştiğinde, sahip olduğu her yeni imkan aynı zamanda yeni bir felakete dönüşebilir; her şey onun sonunu getirebilirdi. Bu nedenle büyük medeniyetlerin sonunu anlamak için yıkıldıkları güne değil, kendilerine hakim olmayı bıraktıkları güne bakmak gerekir.
Bilgi hikmetten, güç ahlaktan ayrıldığı anda medeniyet yükselmeye devam etse bile insan çökmeye başlar. Atlantis’i deniz değil, önce kendi içindeki çöküş yuttu. Çünkü hiçbir medeniyet dışarıdan gelen felaketle bir anda yok olmaz. Önce sahip olduğu kudreti taşıyabilecek bilinci kaybeder. Sonra elindeki bilgi onu yükselten bir ışık olmaktan çıkar, kendi sonunu hazırlayan bir güce dönüşür. Atlantis’in hikayesi bu yüzden geçmişe bakmaz. Bu hikaye geleceğe bırakılmış bir uyarıdır. İnsanlığın ulaşacağı güç, onu kullanacak bilgelikten daha hızlı büyürse her medeniyet bir gün kendi Atlantis’ini yaratır.
POLİSİMİZE KAHPE SALDIRIYI KAHRAMAN TAKSİCİ ÖNLEDİ ❤️👇
Taksici Ramazan Yıldırım, canını hiçe sayarak saldırganın silahına müdahale etti, polislerimize yönelik daha büyük bir faciayı önledi.
Cesareti ve soğukkanlılığı sayesinde belki de birçok hayat kurtuldu.
Böyle vatandaşlar bu ülkenin gerçek gururudur. 👏🇹🇷
İnsan, en büyük hesaplaşmasını tek başınayken verir. Kimsenin görmediği anlarda gösterdiği sabır, yaptığı ibadet ve koruduğu dürüstlük onu olgunlaştırır. Çünkü insanı büyüten, insanların önünde sergilediği hali değil; yalnızken kim olduğudur.
Bu adam 7 yıl tanı alamamış
Sarkoidoz denmiş
Tüberküloz denmiş
Lenfoma denmiş
Sonunda ne çıkmış?
Leishmania infantum
Ne bulaştırır?
Kum sineği
Nereden alır?
Kusura bakmayın sapasağlam köpeklerden
Durum bu.
Kurt, yalnızca gücü temsil etmez. En zor kışta bile yolunu kaybetmeyen iradeyi temsil eder. Sürüye karışmadan yaşayabilmeyi, gerektiğinde yalnız yürüyebilmeyi anlatır. Atatürk'ün öne çıkan özelliklerinden biri de buydu.
Gencin kalbi duruyor, yanına gelen kişi yardım etmek yerine cebindeki parasını alıp gidiyor. İnsanlığın bu kadar insanlıktan çıktığı durumlarda 3 günlük milli yas ilan edilmeli, sorumluya ibreti alemlik cezalar verilmeli, hem insan hem insanlık ölmemeli