#Strike_for_Gaza
Filistine Yardım Etmek İstiyorum
Ama Elimden
Bir Şey Gelmiyor Diyorsan Bugün Küresel Olarak
Sadece
Vicdan Merhamet
Sahibi
İnsanl����ğını Kaybetmemiş Onların Katılacağı Greve Katıl
Boykot Et
Duyarlı Olmaz
Bana Ne Dersen
Yarın Sıra Sana Gelirse
Nerde Bu İnsanlar Deme.
Bazı kardiyologlar tanıyorum, 1.5 porsiyon Adana yiyip ardından 1 adet kolesterol düşürücü alıyorlar.
Kafa hep aynı basıyor. Yani hiç basmıyor.
Damarlarımızı tıkayan kolesterol yiyeceklerle aldığımız değil bizzat vücudumuzun sentezlediği kolesteroldür. Zira gıdalardaki kolesterol yok denecek kadar azdır.
Peki vücudumuzunun kolesterol sentezini “statinlerle” bloke etmek doğru mu?
Yanlış!!
Çünkü damarımızın tıkanmasına yol açan “enflamasyonu” durdurmalıyız. Enflamasyonu (iltihabı) söndürmek için vücudumuz o bölgeye kolesterol yığar. Burada sebep enflamasyon, sonuç kolesterol yığılmasıdır. Sonucu değil sebebi tedavi etmeliyiz.
Bu kolesterol düşürücülerle değil ancak “anti-inflamatuar yaşama tarzı” ile olur.
Yine de sen bilirsini. Hayat senin.
İMANI BOĞAN BİR DİN!
"Dindar nesil yetiştireceğiz" diye açıklama yapıldığı gün, "ahlak üretim merkezleri" kapandı ve yerine "din üretim merkezleri" kuruldu. Her yer din kesti, her yerden din fışkırdı; ama bu defa ortada ne ahlak kaldı ne iman!
Sadece kurumlarda değil, sadece sosyal alanda değil, sadece siyasette değil, sadece tarikat yuvalarında değil, sadece diyanette değil, sadece Hayrettin Karaman ve cübbeli Ahmet değil; kendini muhafazakâr/dindar/müslüman diye tanımlayan bir kitle, hayatlarındaki ahlak-etik merkezlerini kapatıp din üretim merkezleri kurdu!
Eli kalem tutan gazeteci kılıklı soytarılar, ağzı laf yapan özel tutulmuş troller, koca koca din uzmanları, devletin “dindar nesil yetiştireceğiz” çağrısına uyarak “din işine” girdiler.
Ve şimdi:
Her yere din doldurduğumuz için, dini yaşayacağımız alan bulamıyoruz.
Her yer dine kesti!
Herkes din kesildi!
Her taraf din kokuyor!
Hocalar din anlatmıyor; din kusuyor!
Ekranlardan, gazete köşelerinden, sosyal medya hesaplarından, saraylardan, salonlardan, kürsülerden, silahlı ve silahsız kuvvetlerden, kamusal ve özel alanlardan, statlardan, yol ve köprü ihalelerinden, aile şirketlerinden, diplomasiden, siyasetten, büyük millet meclisinden, taşradan, merkezden, fabrika bacalarından, beytülmâldan, kamu personeli ve kamu işi alımlarından, kamu malı satımlarından, devletin mahrem yerlerinden, iktidar muhiplerinin özel hayatlarından, muhalefetten, her yerden, her şeyden din çağlıyor!
Pavyon şarkıcıları, kadın pazarlayan p...venkler ve hatta Maocular bile din işine girdiler!
Yüksek yerlerde alçak tanıdıkları olanlar devlete yamanmış, iktidar gücüne tapmış "başörtülü bacılarımızın" abartılı makyajlarından, tavırlarından, hayvan gibi jiplerinden, instagram hesaplarından; sünneti seniyyeye uygun sakallı ağabeylerimizin ışıltılı hayatlarından din fışkırıyor!
Uhrevi tavırlar ve ilişkiler, üzerine din sıvanmış koltuklar, makamlar, eşyalar..!
Öyle ki; estetik, sanat, emek, bilim, tevazu, ahlak, adalet, merhamet ve hatta iman bile dine boğduruldu!
Din, hayatı bloke etti, kilitledi!
Ve hayat tıkandı!
Din borsaları maneviyatı, duyguları, aklı, merhameti ve insanı katletti!
Ç��nkü bahsedilen din Allah��ın dini değildi. Allah’ın diniyle bu kadar tahribat yapmak, bu kadar zulmetmek, insanlıktan bu kadar uzaklaşarak “dindarlaşmak” mümkün değildir.
Ahlakı, adaleti, merhameti, meşvereti, aklı, iradeyi, ibadeti, emeği, boğan din; imanı katlederek yapmıştı bu katliamları! Zaten başka türlüsü mümkün değildir.
Ve bütün bu katliamları yapan din asla ve asla Allah’ın dini değildir. Bundan zerre kadar şüpheniz olmasın.
Bütün bunların sorumluluğunu sadece iktidar gücüne yüklemek de adil olamaz. Böyle bir halk yalakalığını ben yapmam-yapamam.
Bizim fıkhımızda, bizim geleneğimizde, bizim mezheblerimizde, bizim atalarımızda, bizim coğrafi ve kavmi genlerimizde, bizim din ve hayat tasavvurumuzu belirleyen zihinsel kodlarımızda, şarklı oluşumuzun temel yapı taşlarında maalesef böyle bir şey var.
Bu da normal sayılabilir çünkü bireyler eğilimleri, eksik - aksak yanları ve zaaflarıyla imtihan edildikleri gibi, toplumlar da coğrafi, tarihi, kavmi, toplumsal eğilim, eksik- aksak yanları, genleri ve zaaflarıyla imtihan edilirler.
Ve itiraf edelim ki, biz bu imtihanı kaybettik.
Ama yeniden başlayabiliriz. Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır.
İnsanlığımızı, ahlakımızı, adalet duygumuzu, merhametimizi, empati yeteneğimizi, şefkatimizi, aklımızı ve en önemlisi imanımızı boğan dinden Allah’ın dinine sığınarak başlayabiliriz.
Günah da bizim içindir tevbe ve istiğfar da… Hadi tevbe ve istiğfar edelim…
Hayatın her yerine doldurduğumuz “dinleri” temizleyip Allah’a kulluk edeceğimiz alanlar açalım.
Ramazan Yaman