SDG-YPG fesh edilmiyor!
4 tugayla Suriye Ordusunda yer alacak.
Al Majalla'daki habere göre, sınır boyunca Kürt birimleri konuşlandırılacak.
Kürtçenin resmi dil olarak tanındığına dair resmi karar yayınlanacak.
Yine söylüyorum; Suriye'yi Türkiye'ye örnek model gösterecekler!
Türk basınına kapalı yapılan Sümela ayininde konuşan Yunanistan'dan gelen bir belediye başkanı "Pontus Trabzonu ve Sümela, bizim direnişimiz ve helenizm ruhunun bir parçasıdır" demiş:
.
Van’da PKK’lı teröristler için düzenlenen taziyede, dev Apo posteri ve Türk askerine kurşun sıkan teröristlerin fotoğraflarının bulunduğu pankartlar açıldı.
Rusya-İngiltere ilşkileri pimi çekilmiş halde.Savaş hazırlığı yapıyorlar.Tarihi sebeplerle İngiltere,yeryüzündeki en çok Rus aleyhtarı ülkedir.Ukrayna Savaşında olanlar malum.
Rusya-Çin birbirine yakın değil zıddıdır.Rusya ABD ye daha yakındır.
Tarihi hesaplar masada.
“SDG FESHEDİLDİ” MANŞETİ GERÇEĞİN TAMAMINI YANSITMIYOR!
🇹🇷 Cihat Yaycı:
“Öncelikle şunu açıkça söylemek gerekir: ‘SDG feshedildi’ manşeti gerçeğin tamamını yansıtmıyor.
Çünkü teröristbaşı Mazlum Abdi, ‘SDG’nin bağımsız askeri güç olarak varlığına son verildi.’ diyor. Bu ifade, askeri gücün ortadan kaldırıldığı değil, bağımsız statüsünün sona erdirildiği anlamına geliyor.
Mazlum Abdi; ‘Silahlarımızı teslim ettik, birliklerimizi dağıttık, komuta zincirimizi ortadan kaldırdık ve bütün mensuplarımızı sivilleştirdik.’ demiyor.
Tam tersine YPG/SDG/PKK unsurlarının Suriye ordusuna tugaylar halinde entegrasyonunun tamamlandığını söylüyor. Yani örgüt, kadrolarını ve silahlı yapısını tugaylar halinde muhafaza ediyor; bulunduğu alanlardaki varlığını da koruyor.
Dolayısıyla sona erdirilen şey örgütün silahlı insan gücü, askeri kapasitesi, kadro yapısı veya siyasi hedefleri değildir. Sona erdirildiği ilan edilen şey yalnızca ‘bağımsız askeri güç’ statüsüdür.
Başka bir ifadeyle, ‘Ben YPG’yim, Suriye ordusu ayrıdır.’ demek yerine, ‘Ben YPG olarak tugaylarımla birlikte Suriye ordusuna bağlandım, oraya vidalandım; fakat kadrolarımı, silahlarımı ve bulunduğum alanlardaki varlığımı koruyorum.’ denilmektedir.
Bunun adı fesih değil; örgütün bütünlüğünü koruyarak devlet ordusunun içine yerleştirilmesi ve zırh altına alınmasıdır.”
🔗 Videonun tamamı:
https://t.co/cfeeY8Ufp9
Bakan ve Bakan Yardımcılarıyla görüşmek için Adalet Bakanlığı önüne giden Pakize Akbaba:
"Canım cicim demeye gitmiyorum ki.
Gazetecilerin huzurunda bana diyecek ki: 'PKK’yı bu sebepten affediyorum'
Ben de yakasından tutarak, 'Benim çocuğumun katilini affedemezsin' diyeceğim."
🇹🇷 Cihat Yaycı : Gazisine saygı göstermeyen, şehidinin emanetine ve ailesine sahip çıkmayan bir millet; vefasını, vicdanını ve milli hafızasını kaybeder.
Vefasını kaybeden millet ise önce onurunu, sonra geleceğini kaybeder.
11 yıl ve 3 yıl önce yaptığı iki ayrı konuşmada “Bu iktidar değişecek”diyen, 40 yıl Türk devleti ve milletine hizmet etmiş bir amiral tutuklandı.
İstanbul’da çoluk çocuk 12 kişiyi yakarak şehit eden PKK’lı ise pişman değiliz diyerek meydanlarda nutuk atıyor ve halkı kin ve düşmanlığa tahrikten tutuklanmıyor.
Bu düşman ceza hukukudur! Bu hukuk anlayışı iktidara muhalif olanları ikinci sınıf yurttaş olarak gören bir hukuk anlayışıdır. @zaferpartisi@zpgencresmi
Bu sabah Güvenpark’tan alınarak Bilkent Gazi Uyum Evi’ne götürülen gaziler, içeriden çıkamadıkları için isyan etti:
“Biz sizin gaziniz miyiz? Sizin gaziniz PKK’lılar.!”
Gazilere desteğe giden İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cenk Özatıcı, Gazilerle birlikte abluka altına alındı:
"Ben burada Öcalan posteri açsaydım abluka altında olacak mıydım? Öz yurdumuz da garip, Öz yurdumuz da parya değiliz."
Türkiye’de düzenlenen uluslararası organizasyonlarda Ankara’nın tanımadığı Güney Kıbrıs Rum yönetiminin temsil edilmesi sorunu devam ediyor.
11–17 Ağustos 2026 tarihlerinde Türk Coğrafya Kurumu ev sahipliğinde gerçekleştirilen 22. Uluslararası Coğrafya Olimpiyatı’na (iGeo 2026) Türkiye’nin tanımadığı Güney Kıbrıs Rum yönetimi katıldı.
Madalya töreninde delegasyon “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak anons edildi ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi bayrağı açıldı. Buna karşılık Türkiye’nin tanıdığı KKTC organizasyonda yer almadı.
Bu skandalın bir benzeri
2024 Ağustos ayında Tekirdağ Valiliği, Tekirdağ Yelken Kulübü ve Türkiye Yelken Federasyonu iş birliğiyle düzenlenen 7. Süleymanpaşa Optimist Kupası sırasında yaşanmıştı.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi yelken yarışlarına davet edilmiş ve sözde bayrakları açılış töreninde yer almıştı.
Bu duruma tepki göstermiştim.
Elbette uluslararası organizasyonların kendi üyelik ve katılım kuralları vardır. Ancak ev sahibi ülkenin de kendi dış politika ilkeleri ve milli hassasiyetleri vardır.
Bu hassasiyetler jeopolitik seviyededir ve her şeyin üstündedir.
Türkiye, Güney Kıbrıs Rum Yönetimini bütün Kıbrıs’ı temsil eden “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak tanımamaktadır. Diğer taraftan KKTC, Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınan bir devlettir. Dolayısıyla Türkiye’de düzenlenen uluslararası bir etkinlikte Rum tarafının bütün Kıbrıs adına temsil edilmesi ve Kıbrıs Türk gençlerinin dışarıda kalması üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir çelişkidir.
Nasıl oluyor ki tanımadığımız ve gözbebeğimiz yavru vatan KKTC ile henüz bir barış anlaşmasının bile mevcut olmadığı bir sahte devleti bu faaliyetlere davet edebiliyoruz ? Aynı şey Yunanistan’da olsa şüpheniz olmasın yer yerinden oynardı.
Tekirdağ’daki Optimist Kupası sonrasında aynı hassasiyetin iki yıl sonra tekrar gündeme gelmesi, başta Dışişleri Bakanlığı olmak üzere ilgili kurumlar arasında daha güçlü bir koordinasyona ihtiyaç olduğunu gösteriyor.
Türk Coğrafya Kurumu Türkiye’nin jeopolitik hassasiyetlerini en yakından takip etmesi gereken bir kurumdur.
Böylesi bir organizasyon öncesinde Dışişleri Bakanlığımızla bu konuyu koordine etmesi gerekirdi.
Kıbrıs Türk halkının uluslararası alanda karşı karşıya kaldığı izolasyonun azaltılması için mücadele ederken, Türkiye’de düzenlenen organizasyonlarda bu izolasyonun istemeden de olsa yeniden üretilmesine izin verilmemelidir.