Kalp cerrahisinde yeni yöntemler dünya literatürüne kazandırılmıştır. Ülkemiz için gurur verici. Rahmetli sevgili anneciğim Türkiye’de kapak bulunamadığı için 1982 yılında Paris’ten rahmetli dayımın gönderdiği 1 tane kapak ile ameliyata alınmış (normalde 6 boy kapakla ameliyata girilir ve hangisi uyarsa o takılır) ve ameliyat yaklaşık 10 saat sürmüştü. Ben o zaman ortaokulda idim. Annem tam 7-8 sene bir kaç ayda bir inr testi için Trabzon’dan Ankara’ya gidiyordu. Son zamanlarında Trabzon Farabi hastanesine inr testinin artık yapıldığını öğrendiğinde çok sevinmişti. Annem benim kalp cerrahı olduğumu, hatta doktor olduğumu da göremedi. 1990 yılında emboli sonucu vefat etti. Ben o zaman tıp fakültesi 3. Sınıftaydım. O yokluk dönemlerinden geçen bir ülkeydik. Şimdi dünya literatürüne giren ilkleri ortaya koyan bir ülkeyiz. Bu vesile ile sevgili anneciğime Allah’tan (cc) rahmet diliyorum. Şimdi olsaydın gurur günü senindi. Mekanın cennet olsun.
Neden tohum yağlarını bu kadar konuşmuyoruz? Statinleri doktor reçete edince sadece bir kesim kullanıyor, ancak tohum yağlarıyla defalarca kızartılmış yiyecekleri çoluk çocuk bütün toplum her gün, her saat yiyoruz. Sahi tohum yağlarını Statinler kadar neden konuşmuyoruz?
Şişmanlık neden hiçbir sebepe bağlı olmaksızın tek başına ölüme sebebiyet veren bir durumdur. Kısaca Şişmanlar neden erken ölür? Yazımı okumanızı öneririm
Bu mikro-plastikler bilin bakalım başka ne yapıyor? Testosteron seviyenizi de düşürüyor. Erkeklerde Testosteron düşünce ne oluyor? Kalp ve damar hastalıkları riskiniz artıyor. Peki kadında ne oluyor? Kadınlık hormonu olan östrojen testosterondan üretildiği için kadınlık hormonu da düşüyor. Peki testosteron seviyenizi nasıl arttıracaksınız ve neler testosteronu azaltır yakında bir video ile anlatacağım. Hatta Adem ile Havva’ya kadar gideceğiz
Stent mi, sistem mi tıkalı?
Kalp ve Damar Cerrahı olarak ameliyat masasında gördüğüm büyük gerçek
Kalbin damarını açıyoruz… ama toplumun damarları giderek daha fazla tıkanıyor.
Bir kalp cerrahı olarak yıllardır aynı manzarayı görüyorum: Tıkalı damarlar, daralmış hayatlar, gecikmiş farkındalıklar. Ameliyathanede milimetrik hassasiyetle bir damarı açıyorsunuz, hasta nefes alır gibi oluyor. Ama taburcu olduktan sonra onu aynı hayata geri gönderiyoruz. Aynı stres, aynı beslenme, aynı ihmal…
Ve birkaç yıl sonra, o hasta yeniden kapımızda.
Burada durup sormak gerekiyor:
Sorun gerçekten damarda mı, yoksa sistemin kendisinde mi?
⸻
Kalp hastalıkları tedavi edilmiyor, yönetiliyor
Bugün modern tıp, kalp hastalıklarında olağanüstü teknik başarılar elde etti.
Bypass yapıyoruz. Stent takıyoruz. Kapak değiştiriyoruz.
Ama şu gerçeği artık daha yüksek sesle söylemek zorundayız:
Biz hastalığı bitirmiyoruz, sadece erteliyoruz.
Çünkü hasta, hastalığını doğuran koşullardan koparılmıyor.
•Fast food devam ediyor
•Hareketsizlik sürüyor
•Sigara bırakılmıyor
•Stres katlanarak büyüyor
Yani damar açılıyor… ama hayat tarzı aynı kaldığı için yeniden tıkanıyor.
⸻
Sağlık sistemi tedaviye odaklı, korumaya değil
Bugün sistem, hastalık oluştuktan sonra devreye giriyor.
Oysa esas başarı, hastalık hiç oluşmadan müdahale edebilmektir.
Ama ne yapıyoruz?
•Obezite artıyor → ilaç yazıyoruz
•Tansiyon yükseliyor → ilaç başlıyoruz
•Damar tıkanıyor → stent takıyoruz
Bu zincir, kırılmadığı sürece devam eder.
Koruyucu sağlık hizmetleri, hâlâ ikinci planda.
Oysa kalp cerrahisinin en büyük başarısı, ameliyat yapmamak olmalıydı.
⸻
Market rafı, ameliyathaneden daha tehlikeli
Bir cerrah olarak şunu açıkça söylüyorum:
Bugün kalp hastalıklarının en büyük nedeni ameliyathane değil, market rafıdır.
•İşlenmiş gıdalar
•Trans yağlar
•Gizli şekerler
•Aşırı tuz
İnsanlar kalp krizi geçirmiyor…
Adeta yavaş yavaş “beslenerek hasta ediliyor.”
Ve bu sadece bireysel bir sorun değil.
Bu bir gıda politikası meselesi.
⸻
Stres: görünmeyen katil
Hiçbir anjiyoda görünmez.
Hiçbir tomografide net çıkmaz.
Ama damarları en çok o daraltır: stres.
•Ekonomik kaygılar
•İş yükü
•Gelecek korkusu
•Dijital bağımlılık
Kalp, sadece fizyolojik değil, psikolojik bir organdır.
Ve biz stresle mücadeleyi hâlâ “lüks” olarak görüyoruz.
⸻
Genç hastaların artışı: en büyük alarm
Eskiden 60 yaş hastalığı dediğimiz kalp krizi, artık 30’lu yaşlara indi.
Bu bir tesadüf değil.
Bu, sistemin alarmıdır.
Genç bir hastaya stent takmak, bir başarı değil;
bir başarısızlığın ilanıdır.
⸻
Ne yapmalı? (sadece bireye değil, devlete çağrı)
Bu mesele artık bireysel değil.
Bu, toplumsal ve politik bir konudur.
1. Koruyucu sağlık politikaları zorunlu hale gelmeli
•Okullarda beslenme eğitimi
•Zorunlu fiziksel aktivite programları
2. Gıda denetimleri sertleşmeli
•Trans yağ ve şeker regülasyonu
•Etiketler sade ve anlaşılır olmalı
3. Şehir planlaması kalp dostu olmalı
•Yürünebilir şehirler
•Yeşil alanlar
4. Sağlık sistemi “hasta bekleyen” değil, “hastalık önleyen” modele geçmeli
⸻
Son söz: biz damar açıyoruz, ama hayat tıkalı
Bir cerrah olarak elimde bistüri var.
Ama toplumun kalbini açacak olan şey bistüri değil.
Politika, farkındalık ve yaşam tarzı değişimi.
Eğer biz sadece ameliyat yapmaya devam edersek…
Bu savaşta hep geç kalacağız.
Çünkü gerçek sorun şu:
Damarlar değil, sistem tıkalı.