Kamuya önerim olsun: Evliyseniz ve 2 eviniz varsa mutlaka birinin tapusu size ait olsun. Ev hanımı da olsanız 1 evi eşinizden isteyin. Çünkü evlat şerri diye bir şey var. Eşiniz ölürse kendi evinizin hissedarı olmayın. Çocuklarınızın biri dava açsa tüm evden olma riskine girmeyin
Çağlayan Adliyesindeki makam odasında 10 yıl önce DHKP/C terör örgütü tarafından şehit edilen Cumhuriyet Savcımız Mehmet Selim Kiraz şehadetinin 10’uncu yıldönümünde Adalet Bakanımızın katıldığı törenle bugün anılıyor.
6 çocuklu bir ailenin tek erkek evladı olarak dünyaya gelen Savcımız, Mersin Adliyesinde zabıt kâtibi olan babasının isteğiyle Hukuk Fakültesini kazanıp bitiriyor. Öğrenciyken ayrıca terzilik yaparak harçlığını çıkartıyor. Kız kardeşleri de okuyup öğretmen oluyor. Eşi Yasemin Hanım da saydığımız bir hakimemiz. Ailelerin binbir fedakarlık göstererek yetiştirdiği devletin değerli evlatlarını yok eden karanlık odakların hepsi kahrolsun.
Sayın Savcımızın aziz ruhu şâd olsun.
Ahmet’in annesinin bir programda verdiği demeç bizi derinden etkiledi.
Gözündeki lekeyi sorduklarında, “Peygamber beni gözümden öptü,” dermiş Ahmet. Vefat ettiğinde annesine gösterdiklerinde ise, o lekeden kan akmış…
Ahmet, mekânın cennet olsun kardeşim. Rabbim seni cennet bahçelerinin en güzel yeriyle şereflendirsin.
Açıkça söylüyorum: Cirimleri kadar yer yakarlar.
Ne sokak hareketleri ne kışkırtmalar ne tehditler ne boykot adını verdikleri linç listeleri…
Allah’ın izniyle bunlarla hiçbir yere varamazlar. O eski Türkiye artık yok.
Anarşiyle sokaklarını teslim aldığınız Türkiye çok eskilerde kaldı.
Üniversitelerini işgal edip öğrencileri, hocaları esir aldığınız Türkiye, kötü bir hatıra olarak artık geçmişte kaldı.
Ticareti, üretimi kilitlediğiniz günler çok gerilerde kaldı.
Sanatçıya, gazeteciye, yazara, medyaya arkanıza aldığınız vesayet kurumlarıyla parmak salladığınız, ayar çektiğiniz Türkiye tarihte kaldı.
Yabancı diplomatların arabalarından atları çözüp o arabaları kendiniz de çekseniz size bir kuru teşekkür reva görecek konjonktür, bir daha geri gelmemek üzere tarihin çöplüğüne atıldı.
Artık sadece millet var, milletin muazzez iradesi var.
Bugün Türkiye’de milletin takdirine sahip çıkan güçlü bir iktidar var.
15 Temmuz gecesi meydanlarda kurulmuş bir Cumhur İttifakı var.
Millet adına karar veren bağımsız ve tarafsız bir yargı var.
Her türlü vesayetten kurtulmuş bir Türk demokrasisi var.
Cunta ve darbe girişimlerine göğsünü siper eden cesur bir millet var.
Diplomasisiyle, savunmasıyla, zalimler karşısında dik duran tavrıyla göz dolduran, mazlumların umudu olan bir Türkiye Cumhuriyeti var.
Ne yaparsanız yapın, bunu değiştiremeyeceksiniz.
O başörtüsü için ben ağladım, benim sınıfıma baskın yapıldı defalarca, onlarca soruşturmayı ben geçirdim, Milli Güvenlik hocaları ve 28 Şubat taraftarı hocalar görmesin diye ben arşivde, karton kolilerden seccade yapıp namaz kıldım, benim kütüphanemden dini kitaplar toplanıp çöpe atıldı, her türlü zorbalığa ben maruz kaldım. Şimdi seküler mahalleye yaranmaya çalışan, uzun ve ojeli tırnaklı, bir batman makyajlı ev zencisi kılıklı birkaç yelloz çıkıp da bana başörtüsü konusunda laf edemez. Hele hele insanlık dersi hiç veremez. Onların gücü ele geçirdiklerinde ne yapacaklarını ben biliyorum. Boş yapmayın, bu profil sizi aşar. Hadi anam sağdan sağdan gidin seküler mahalleye, belki bir iki başınızı okşarlar.
14 ve 15 Yaşlarındaki Bu Çocuklar, YPG/Pkk Tarafından Silah Altına Alınarak Münbiç Cephesine Gönderilen Çocuklar..
Bugün Yapılan REHİNE Takasında Serbest Bırakıldılar.
▪︎Eli Kalem Tutması Gereken Çocukları Silah Altına Almayı bırakın!
▪︎Çocukları Rahat Bırakın Artık !!!
Murat Ongun’un avukatı bile tanık olup vurgunları anlatmış,
Özgür Özel hala “19 Mart Cuntası” falan deyip saçmalıyor!
Bitti Özgür Bitti
Yolun sonu geldi…
Boykot sürecekmiş, boyutlarını merak ediyorum.
Kendisini öne atan 3-5 zavallı ünlü ile alakası olamaz.
Boykotlulara, mesela Doğuş grubuna Belediyelerime işin düşerse yapmam, boykotlusun, ruhsat vermem sana tehdidi
ve belediyelerine bunların işini yapmayacaksın talimatı vermek türü bir boykot mu?
Umarım giderek belediyelerin boykotluların çöplerini toplamamasına dek ulaşmaz boyutlar.
Zamanla Nazi Almanyasındaki gibi boykotlu vatandaş isim listeleri mahalle duvarlarına asılmasın da.
Beğenmediklerim başka parti belediyelerinin olduğu yerlere taşınsına bile varabiliriz.
Gücü kimin eline verdiğimiz çok önemli.
Dipnot: İmla hatalarımla ilgilenen gönüllü editörüm var, düzeltilmiş versiyonu ondan edinebilirsiniz. Tavrı pek hoş değil ama napcan, görevini canla başla yerine getiriyor.
Geçtiğimiz aylarda İstanbul’da hunharca katledilen evladımız Mattia Ahmet Minguzzi’nin kıymetli ailesiyle bugün bir araya geldik.
Adalet Bakanımızın da katıldığı görüşmede, Mattia Ahmet’in hayatını kaybetmesinin ardından yürütülen hukuki süreci ayrıntılı şekilde ele aldık.
Bu acının tarifi yok. Evladımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, ailesine sabır ve metanet diliyorum.
Adaletin tecellisi için sürecin yakından takipçisi olmaya devam edeceğiz. Bu tür elim olayların bir daha yaşanmaması için kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz.
İsrail Savunma Bakanı Katz;
"Suriye’nin yöneticisi el-Julani’yi uyarıyorum: Eğer düşman güçlerin Suriye’ye girmesine ve İsrail’in güvenlik çıkarlarını tehdit etmesine izin verirsen, çok ağır bir bedel ödeyeceksin."
"Düşman güç" dediği Türkiye.
Türkiye'yi Suriye'den çıkarmaya çalışıyor.
Türkiye gelmesin Suriye'de istediğim yapayım diyor.
1948'den bu yana en büyük restleşme.
Böylesi hiç yaşanmadı.
İsrail'in tek korkusu Türkiye..
Korkuyor.
Korkacak!
İki gündür İsrail her kademeden Türkiye karşıtı açıklamalar yapıyor.
"Türkiye Suriye'de askeri üs kurmasın yoksa Sıriye'yi vururuz,
Türkiye ile savaşırız,
Türkiye Lübnan'a karışmasın..."
Ve daha bir çok tehdit cümlesi kuruyor.
Türkiye cevap vermeye bile tenezzül etmiyor.
Jeopolitik adımlarını dikkatle atıyor, yoluna devam ediyor.
Büyük devlet vakarı budur.
İsrail ne kadar konuşup saldırıyorsa o kadar korkuyor demektir.
Öyle görünüyor ki, bu korku ile yüzleşecek...
Göz göre göre
Silahsız
Susuz ekmeksiz
On binlerce insan
Son sistem ağır tonajlı bombalarla
Canlı yayında
KATLEDİLİYOR!
Nasıl olur nasıl müdahale edilmez nasıl ümmet bu kadar çerçöp olur nasıl tüm uluslararası sistem felç olur!
Türkiye'deki tüm kesimlere sesleniyorum!
İçerde oyalanmayı, birbirinizle uğraşmayı bırakın! Her şey çözülür.
Dışarıda ciddi bir tehlike yaklaşıyor. Suriye'ye odaklanmak lazım!
Birlik olma zamanı!
Vatanını seven için gerçek bir duruş gösterme zamanı!