Tarih öğretmeni çocuğa sormuş: "Oğlum, Kartaca savaşını kim yaptı?"
Çocuk: "Valla-billâ ben yapmadım hocam..." deyince tarih hocası sinirlenmiş, sınıfın kapısını çarparak çıkmış...
Matematik hocasıyla burun buruna gelmiş...
Matematik hocası: "Hayrola hocam? Bu ne sinir?"... "Sorma..." demiş tarih hocası. "Çocuğa Kartaca savaşını kim yaptı dedim?" ..."Valla-billâ ben yapmadım hocam..." dedi..."
Nasıl sinirlenmeyeyim?"
Matematik hocası: "Bunlar böyledir hocam...Hem yaparlar, hem de inkâr ederler..." deyince, tarih hocası sinirden düşer, bayılır...
Müdür odasında kolonyayla kendine getirilince müdür sorar: "Hayrola hocam? Ne oldu ki fenalaştınız?" "Sormayın müdürüm" der tarihçi...
"Derste çocuğa "Kartaca savaşını kimler yaptı?" dedim. "Valla-billâ ben yapmadım demez mi?" Sinirle sınıftan çıkarken matematik hocamız sordu...Durumu anlatınca: "Bunlar böyledir, hem yaparlar, bir de yapmadım derler..." deyince bayılmışım....
"Hocam, şu üzüldüğün şeye bak..." der müdür...
"İki satır yazı yazarım Milli Eğitim Bakanlığına, kimin yaptığını hemen ortaya çıkartırım..."
Tarih hocası hastanelik olur...15 gün hastanede yatıp tedavi görerek, bir ay raporlu olarak taburcu edilir...
Evinde dinlenirken postacı sarı bir zarf getirir... Tarih hocası merakla açar zarfı... Milli Eğitim Bakanlığından gelmiştir resmi yazı...
"Bu yıl, gerekli tahsisat olmadığından, Kartaca savaşları yapılamayacaktır...
Bilgilerinize..." yazmaktadır.
Alıntı. 😃
40’lı yaşlar gerçekten çok ilginç…
Kimi hâlâ bekâr, kimi çoktan torun sahibi.
Kimi 25 yaşında gibi görünüyor, kimi 55…
Kimi 20 yıllık evli, kimi hâlâ evlenmeye çalışıyor.
Emekli olan da var, yeniden iş kurmanın peşinde koşan da…
Aynı yaş grubunda ama herkes bambaşka bir hayatın içinde.
Demek ki yaş sadece bir sayı;
asıl mesele, hayatın seni hangi noktaya getirdiği…
Herkes evlenmek,
Herkes anne-baba olmak zorunda değil.
Nikahta keramet yoktur,olsaydı boşanma olmazdı.
Evlenince düzelmez,insan istemedikçe hiçbir şey ona fayda sağlamaz.
Çocukla da düzelmez.
İki yetişkinin çözemediğini bir bebek düzeltemez.
Özetle;
Olgunlaşmadan evlenilmez.
Bu devirde evlenmeyi geçtim bir insanla sağlıklı bir uzun ilişki içerisinde olmak neredeyse imkansız. Herkes çıldırmış gibi. Kadını erkeği yok; Herkes dışarıyla yarışıyor, herkesin gözü dışarıda, herkes daha iyisini arzuluyor. Sadık kalanlar bile ayrılırsa kimin kapısını çalacağını biliyor.
Beyinlerinizi erittiler. Tamamen oyuncak oldunuz. Gençler olarak aklımızı başımıza alıp düzelmedikçe ya mutsuz evlilikler yaşayıp boşanacağız ya da akıllı davranıp evlenmeyeceğiz. Erkeklere kadın düşmanlığı, kadınlara da erkek düşmanlığı pompalanıyor. Kimse ben bok gibi insanım demiyor.
Aynaya bakınca Alfa / Diva değil, ahlaklı ve kalbi tüy kadar hafif bir insan görün.
Daha çok şey yazardım fakat tepki çekmek istemiyorum. Kendinize gelin, asimile ediliyorsunuz.
Akıma uyduk.. 😄❤️🎇
Prompt: Bu fotoğrafımı bir doodle tarzı karaktere dönüştürün, kasıtlı olarak çirkin ve komik görünüyor, bir çocuk pastel kalemi çizimi gibi. Pastel kalemi veya kalem gibi kaba siyah bir çerçeve kullanın, dağınık çizgilerle boyanmış.
Kadrolu öğretmenler olarak eğitim sistemini eleştiriyoruz. Haklıyız da. Çünkü bir türlü oturtulamadı. Müfredat değişiklikleri, yeni uygulamalar, bazı insanların tatilimizde, kazandığımız parada, itibarımızda ve en önemlisi canımızda gözü olması hepimizin canını sıkıyor, evet. Ben bile meslekte yeni olmama rağmen zaman zaman tükenmiş hissediyorum kendimi.
Sonra sosyal medyada atanmak için sabırla bekleyen, emekleri ve başarıları görülmeyen, bunalıma girmiş insanları görüyorum. Yine kendimden örnek vermek gerekirse, evin tek çocuğuyum. Aileden yana şanslıyım. Dışarıdan bakıldığında rahat bir hayatım var. Bu yüzden “Okumasa, çalışmasa da olur; her şey onun.” diyenler de oldu, yapamayacağımı düşünüp bırakmamı isteyenler de.
Bu yolu bilerek seçtim. Verdiğim emekleri, iş kaygısıyla evde geçirdiğim seneleri düşünüyorum ve ne olursa olsun şikâyet etmeye hakkım olmadığını hissediyorum. Hâlâ bekliyor olabilirdim. Aynı sıkıntıları tekrar yaşıyor olabilirdim. Kaldı ki yaşadıklarımı rüyamda görmek bile hâlime şükretmeme yetiyor.
İnsanın fıtratında vardır; ulaşamadıklarını yüceltip elindekilerine nankör olmak. O yüzdendir bizdeki memnuniyetsizlik.
Her ne olursa olsun, iyi ki öğretmenim, iyi ki işimi yapabiliyorum. Ve evet, itiraf etmeliyim ki tatil güzel ama öğrencilerim tatilden de güzel…
Gökçe Özsoy