bugün kız ögrencim diyo ki "hocam yemin billah olsun sizi sevdiğimden demiyorum ama kombinleriniz cok güzel" ahahahahaha tatlımm zamanlaman mükemmel tamam söz hocalarla konuşup sınıfı geçirticem sana
otizmli bir öğrencim var anime hayranı geçenlerde geldi hevesle baska bir öğretmenin ona manga hediye ettiğini söyledi ben de diğer seriyi de ben alabilirim istersen deyince ohhhhhh ikinci kitabı da sana kitledikkkk dedi xjsjdjkahdjsjs bu küçük adama bayılıyorum
Son dönemde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan korkunç okul saldırıları, bireysel silahlanma ve güvenlik ihmallerini yeniden gündeme taşıdı. İşte videodaki çarpıcı gerçekler
Anne babaların “çocuğumu yarın okula göndermeyeceğim” tarzında çok fazla paylaşımını son birkaç saattir görüyorum. Burada gözden kaçırılan önemli bir nokta var.
Çocuğunuzu okula göndermemeyi, onun arkadaşlarıyla bu konuyu konuşup olayı zihninde büyüteceği, korkup endişeleneceği ve güvensizlik hissine kapılacağı için düşünüyor olabilirsiniz. Ya da kendi psikolojinizin ve çocuğunuzun psikolojisinin buna şu an uygun olmadığını hissediyor olabilirsiniz. Bu anlaşılabilir bir durum. Ve doğruluk payı olan bir gerekçe,
Ama şunu unutmamak gerekiyor: Bu karar ülke genelinde alınmış bir durum değil, bu sizin evinizde aldığınız bireysel bir karar. Bu yüzden eğer böyle bir şey yapacaksanız, lütfen çocuğunuzu karşınıza alın.
Ona önce şunu net bir şekilde söyleyin:
“Sen güvendesin. Bu çok nadir görülen bir durum.”
Sonra da şu seçeneği sunun:
“Eğer kendini iyi hissetmeyeceğini düşünüyorsan, istersen yarın okula gitmeyebilirsin. Çünkü arkadaşlarınla bu konuyu konuşmak seni üzebilir ya da kafanı karıştırabilir.”
Yani kararı doğrudan siz vermek yerine, bunu bir teklif olarak sunun. Bırakın çocuk da bu sürecin içinde söz sahibi olsun. Gitmek istemiyorsa göndermeyin; ama bunu onunla konuşarak, onu anlayarak yapın.
Çünkü siz “hayır, sen yarın okula gitmiyorsun” dediğinizde, aslında farkında olmadan şunu da vermiş oluyorsunuz: “Orası güvenli değil.”
Oysa siz bir yetişkin olarak kendinizi güvende hissetmezken, 18 yaş altındaki bir çocuğun kendini güvende hissetmesini beklemek zaten mümkün değil.
Bu yüzden önce güven duygusunu kurmak, sonra kararı birlikte almak çok önemli. Aksi halde çocuk uzun vadede hiçbir ortamda kendini güvende hissedemeyen bir hale gelebilir.
Bu konularda biraz daha hassas ve bilinçli olmak zorundayız. Bu metni okuyan, düşünen herkesin; çocuğunu okula gönderme konusunda kararsız olan birine bunu anlatmasını da ayrıca çok kıymetli buluyorum.
Çünkü mesele sadece bugün değil, çocuklarımızın uzun vadeli psikolojisini korumak.
O psikolojik eşiklerden biri bu mesela. Şu zımbırtılara dokununca ne olacağını, ne ceza alacağını bilen var mıydı? Yoktu. Herkes "elleyemeyiz" diye düşünüyordu ve ellemiyordu. Bu kadar.
Kimsenin, dokunsa ne olacağına dair bir öngörüsü de yoktu. Korku desen tam olarak büyük bir korku sebebi yoktu yani. Sadece "elleyemeyiz" düşüncesi vardı tüm çocuklarda. Kimse kimseyi neden yapmaması gerektiği konusunda eğitmiş ya da ikna etmiş filan da değildi. Görünmez bir engel, kaç nesli bu zımbırtılardan uzak tutmayı başarmıştı.
O görünmez engel -bence- okulun bir "kurum" olması idi her şeyiyle. Disiplin, ast-üst ilişkisi, devletin elinin varlığı, düzen, intizam... Dışarıdaki psikopatları okuldan uzak tutan da buydu. Yabancı kimse okula girmezdi. Güvenlik olduğundan mı? Hayır. Devletin eli orada olduğundan sadece. İçerde takım elbiseli adamlar, düzgün giyimli kadınlar, üniformalı çocuklar olduğundan.
Her şey için senelerce sürecek bir psikolojik çözümleme süreci ya da çok caydırıcı, ibretlik cezalar ve kanunda inanılmaz değişiklikler gerekmeyebilir yani.
ilk ehliyet sınavımda dikiz aynasını çarpıp kırdığımı fark etmediğim için arabadan inmemi söyleyen görevli beni heyecanlandırmak için şaka yapıyo sanmıştım xjjsidjsjj