"Aşksızlık çağı"ndayız. Kimse kimseye aşık değil. Olamaz, olamıyor da. Herkes birbirinin seçeceği, alternatifi, ikâmesi.
Onca flört uygulaması, cinsel içerik, çekici bedenler var ama aşk yok.
Ruh, zihin, kalp, ten, dil, şahsiyet uyumu. Aşk bunların tek kişiyle, eş zamanlı ve şiddetli harmonisi. İnsan bu 5-6 farklı kulvarda eş zamanlı bir şiddette bir deneyimi ömründe en fazla bir, bilemedin iki kez yaşar.
Bedenen belki 10-15 kişi olur, kafaların, şahsiyetlerin uyuştuğu 7-8 kişi olur, ruhun çekildiği 2-3 kişi olur, kalbin güzel hissettiği, attığı 4-5 kişi olur, çok güzel iletişim kurulan 9-10 kişi olur belki ama bunların hepsini eş zamanlı, yüksek şiddetle yaşandığı bir kişi olur. Ve insanın ömrümde en fazla bir kez olur.
Çoğu insan bu ruh, zihin, kalp, ten, dil, şahsiyet harmonisinin en fazla 2-3 ünü buluyor insan bir insanda. Bazısı bu ayrımı dahi bilmiyor, yapamıyor. Binlercesi tensel hazların peşinde, sayısız insan cümbüşüyle yarım yamalak bir şey deneyimliyor sadece. Ruhunu ve aşk istidadını israf ediyor sadece. Bu vasat, ilkel ve vasıfsız doyumla yetinen birincil düzey ilişkiler ve bağlar kurabiliyor sadece.
Çünkü birini estetize etme becerisi, bunu anlamlandırabilme, adını koyabilme ve sadık bir tutku geliştirecek vasfı yok, sabrı yok, seçiçiliği yok.
Tam da bu yüzden aşk yok. Aşıklar yok.