Fransız müziğinin en parlak ve etkileyici isimlerinden, romantik, karizmatik ve benzersiz sesiyle milyonların kalbini fetheden Garou, “Belle”, “Gitan”, “Sous le vent” ve “Seoul” gibi unutulmaz hitleriyle, yeniden Türkiye’ye geliyor! Biletler Bubilet'te 💚
Allah rahmeti ile muamele etsin mekanı cennet olsun inşallah
Türkiye’de Tarih bilgi birikimi ve kullandığı dil gözününde bulundurulunca türünün tek örneği belki de.Böylesi bir daha gelir mi #ilberortaylı
Aşı'lanmayan Çocuklar okula gidemeyecek, eğitim hakkı olmayacak,aileye idari yaptırımlar olacak yasa'sı?
#EpsteinFiles da adı en çok geçen pedofili yamyam bill gates'in ürettiği aşıları,çocuklarımıza zorunlu hale getirmeye çalışan milletvekilleri tutuklanıp yargılanmalı.
Kızımı katleden caninin kendi Instagram hesabında paylaştığı fotoğraf. Bu fotoğrafa iyi bakın.Bu canileri topluma kazandırma amacı güden herkesin vicdanını sorgulamasını istiyorum! Herkesi topluma kazandıramazsiniz.Benim gözümden sakındığım toprak oldu. #HiranurAygarDavası
Kızım Hiranur Aygar 16 yaşındayken 31 Ağustos'ta 3 şahıs tarafından alnından vurularak katledildi. Kızımı katlettikten sonra bir yere bıraktılar saatler sonra kızımı hastaneye götürdüler intihar dediler şaka yaparken oldu dediler üç defa ifade değiştiler
🗣️Turhan Çömez belgelerle konuştu.!
▪️Jeffrey Epstein'in özel jeti Lolita Türkiye'ye 9 defa gelmiş
▪️Özel jet Türkiye'den İsrail'e gitmiş!
▪️Jeffrey Epstein'in özel hesabından çocuk çetelerine para gönderilmiş ve listede de Türkiye de var
Yıl 1996. Yer: Rio de Janeiro.
Michael Jackson, stüdyo dekorları arasında değil, "gerçek" insanların arasında, dünyanın "önemsenmeyen" sokaklarında şarkısını söylemek istiyordu. Yönetmen koltuğunda efsanevi Spike Lee vardı. Gözlerini Rio’nun yoksul gecekondu mahallesi (favela) olan Santa Marta’ya diktiler. Ancak bu istek, Brezilya’da ulusal bir krize dönüştü.
Rio valisi ve Brezilya hükümeti dehşete kapılmıştı. Rio, Olimpiyatlara adaydı ve turizm cenneti olarak pazarlanıyordu. Dünyanın en ünlü yıldızının, şehrin yoksulluğunu ve suç oranının yüksek olduğu bölgeleri tüm dünyaya göstermesi onlar için bir kabustu. Hükümet çekimi yasaklamaya çalıştı, vizeleri iptal etmekle tehdit etti. Polis teşkilatı ise son noktayı koydu: "O tepeye çıkarsanız güvenliğinizi sağlayamayız, orası bizim kontrolümüzde değil."
Devlet kapıları kapatınca, Spike Lee arka kapıyı zorladı. Polisin bile zırhlı araçsız giremediği o mahalleye girmek için tek bir yol vardı: Mahallenin "gerçek" sahibiyle konuşmak.
Ekip, Santa Marta favelasını yöneten uyuşturucu baronu Marcinho VP ile gizlice iletişime geçti. Beklenmedik bir cevap aldılar. Acımasızlığıyla bilinen Baron, koyu bir Michael Jackson hayranıydı. Marcinho, "Michael gelirse bu tepe, dünyanın en güvenli yeri olur" diyerek çekimlere izin verdi.
O Gün: Polis Aşağıda, Çete Yukarıda
Çekim günü geldiğinde tuhaf bir manzara vardı. Tepenin eteklerinde Brezilya polisi bekliyor, yukarıya karışamıyordu. Tepenin içinde, çatılarda ve sokak aralarında ise Baron'un adamları güvenliği sağlıyordu. Michael Jackson, korumaların değil, bir suç örgütünün gözetiminde helikopterle mahalleye indi.
Michael mahalleye adımını attığı anda korku yerini karnavala bıraktı. Üzerinde Olodum grubunun tişörtüyle, Salvador’dan gelen o meşhur davulcuların ritmi eşliğinde halkla iç içe dans etmeye başladı. Klipte gördüğünüz o coşku, figüranların rol yapması değil, favela halkının gerçek sevinciydi.
Hatta klibin bir sahnesinde heyecandan barikatı aşan bir kadın hayranı Michael’a sarılıp onu yere düşürdü. Spike Lee, bu anın doğallığını o kadar sevdi ki, klibin son kurgusunda sahneyi çıkarmayıp olduğu gibi yayınladı.
Çekimler bittiğinde Michael zarar görmeden ayrıldı. Hükümetin utandığı o yoksul mahalle, klip yayınlandıktan sonra turist akınına uğradı. Oraya bir Michael Jackson heykeli dikildi.
Michael Jackson ve Spike Lee; devleti karşılarına alıp, mafyayla anlaşıp, tüm riskleri göze alarak o tepeye çıktılar ve müzik tarihinin en gerçekçi, en isyankar kliplerinden birini yarattılar.
2006 yılında bir Yahudi üniversite öğrencisi Sinagogların bodrumlarına “Goyim”lerin nasıl götürüldüğünü, onların gözleri önünde ölürken kanlarının nasıl akıtıldığını anlatıyordu; etlerinin tüketildiğini ya da hamburger veya sosis yapmak için satıldığını ve böylece “düşmanlarının kendi çocuklarını yemiş olacağını” söylüyordu.
@DemirPusula@BulutGulcuN Son tweete her şeyi anlatacağım oldu. Herşeyi anlatacağım demek beni öldürün demektir. Adam kayboldu kimse ne oldu diye soramıyor bile. Şunu da izleyin.
https://t.co/b9vXjnPvr8