Okullar açılıyor, Dar gelirli aile çocuklarının beslenme desteğine ihtiyacı var.
İBB olarak, geçtiğimiz yıl 16 bin çocuğumuza ulaştık, bu eğitim yılında da çocukların yanında olacağız.
Bu yıl yeni başvurular için kayıtları başlattık. Eğer sizin de bu desteğe ihtiyacınız varsa başvurabilir ya da çevrenizde ihtiyacı olduğunu bildiğiniz komşularınızı, yakınlarınızı bize yönlendirebilirsiniz.
Hiçbir çocuğumuzun okula aç gitmemesi için herkesin yapacağı bir şeyler var.
👉 Başvuru ve Bilgi İçin:
🌐 https://t.co/HQuBLAmr1Y
📞 ALO 153 Çözüm Merkezi
#UmutBurada
Yıldızlar SSS Holding derebeyliği!
* Madenciye borcunu, "şirket zorda" bahanesiyle ödemeyen Sebahattin Yıldız'ın yüzlerce gayrimenkulü var.
* Sadece Çeşme'de deniz kıyısındaki 13 bin 197 metrekarelik otel arazisini veya Ataşehir’deki 11 bin 673 metrekarelik arsanı satsa, tüm borçlarını öder!
* Yıldız'ın arazilerinin toplamı 21 km2'yi buluyor:
Ankara 19 milyon m2
Kütahya 739 bin 500 m2
Balıkesir 234 bin 888 m2
Afyonkarahisar 222 bin 595 m2
Tekirdağ 51 bin 955 m2
Eskişehir 30 bin 178 m2
İstanbul 17 bin 833 m2
İzmir 13 bin 668 m2
Trabzon 7 bin 589 m2
ÖYLE BİR HABER Kİ...
@BirGun_Gazetesi muhabiri @Ebrupcelik 'in yaptığı ve haksız yere savcılıkta sorgulandığı haber, yapıldığı andan itibaren bütün safhalarda, "Kendi kendini defalarca doğrulayan" bir haber olarak gazetecilik tarihine geçecek.
En son gelinen noktada, haberin odağındaki kişi "Baskı yaptılar yalanlamaya kalktım. CNN'e çıkıp yalanlarsan ödemeni yaparız dediler. Yalan söyledim. Ama paramı ödemediler..." diyerek "FİGÜRANGATE" olayını bir kez daha doğrulamış oldu.
Skandalın kahramanları ne kadar utanmak zorundaysa, muhabirimiz @Ebrupcelik ve haberi yayınlayan @BirGun_Gazetesi editörleri @GultekinBerkant ve @Ugurkoc_ o kadar gurur duymalıdır.
🗣️Hukukçu Tuba Torun: (Aziz İhsan Aktaş'ın beraat kararı hk.)
"İzleyenler, dinleyenler saçlarını yoluyorlardır.
Bu insan örgüt liderliğinden beraat ettiyse benim belediye başkanlarım neden orada yatıyor?"
Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin’in son savunması ;
‘’Savunmalarımızı yaptık. Ben de son savunmamı yapıyorum.
Bu süreç içerisinde adil yargılanma hakkımız ihlal edildi. Lekelenmeme hakkımız ihlal edildi, masumiyet karinesine uyulmadı. “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi hiçbir zaman uygulanmadı. Sanıkların lehine olan delillerin toplanması yükümlülüğüne uyulmadı.
Tutukluluğun bir tedbir olduğu unutuldu ve tutukluluk, cezalandırmaya dönüştürüldü. Şu anda 15 aylık tutukluluk sürem boyunca bir ön cezalandırmaya maruz bırakıldığımı hissediyorum. Bizler açısından şu an fiilen bir ön cezalandırma uygulanıyor.
Bütün bu aşamalardan geçtikten sonra dosyanın tamamen beyanlardan, etkin pişmanlık beyanlarından oluştuğunu görüyoruz. Bu etkin pişmanlık beyanları; tutukluluk tehdidiyle iradeleri sakatlanmış, mal varlıklarına el konulmuş insanların kendilerini, mallarını ve ailelerini kurtarabilmek için verdikleri itiraflardan ibarettir.
Aynı isnatlarla yargılanmamıza ve iddianamenin kendi mantığına göre aynı delillerin bulunduğu suçlamalarla karşı karşıya olmamıza rağmen, bazı sanıkların tutuklu yargılanmasına son verdiniz, tahliye kararları verdiniz. Ancak bizim tutukluluğumuzu ısrarla devam ettirdiniz.
Biz bir de kendi ailelerimize, çocuklarımıza, bize güvenerek oy veren halka, milletimize ve ülkemize karşı masum olduğumuzu ispatlama çabasına girdik. Tüm ülke bu duruşmaları izliyor ve genel süreç içerisinde bu davaları tartışıyor. Biz de onların karşısında masumiyetimizi kanıtlama çabasına girdik.
Sağlık durumlarına başından itibaren çok hassasiyet gösterdiniz ve bu konuda hassas olduğunuzu söylediniz. Ancak ben de sağlık raporu sunmama rağmen raporumu dikkate almadınız Sayın Başkan.
On beş aydır her üç ayda bir rutin kontrollerimin yapılması, kan değerlerimin normal değerlere getirilmesi ve ilaçlarımın buna göre ayarlanması gerekiyor. Bunlar yapılmadığı takdirde bütün vücudumun, hatta kalp sağlığımın tehlikeye gireceğini belirten hastalığımla ilgili bir rapor sundum.
Bu anlamda kırgınım. Hukuka, adalete kırgınım. Gerçekten kırgınım ama bunun düzeleceğine inanıyorum. Güvencimi kaybetmek istemiyorum tabii ki.
Seyhan halkı bana güvenerek oy verdi. Benim de onlara verdiğim sözler vardı. On beş aylık süre içerisinde o sözlerimi gerçekleştiremedim. Bu insanlar da hayal kırıklığına uğradı. Onların da benimle birlikte cezalandırıldığını düşünüyorum.
Dolayısıyla vicdanlar yaralı Sayın Başkan, Sayın Heyet. Bir ülkede hukuka duyulan güven zedelenmişse insanlar hukuka güvenmekte zorlanır. Sözlerime başlarken de ifade ettim: Ben bu hayatı hukuka inanarak yaşadım. Hâlâ da inanıyorum.
Bunu düzeltmek hepimizin elinde. Bugün vereceğiniz kararla birlikte bunu hep birlikte düzeltebileceğimizi düşünüyorum. Bu vicdani yaranın giderilmesi, biraz da vereceğiniz karara bağlı.
Bu anlamda öncelikle tahliyemi talep ediyorum. Tutuksuz yargılanmayı, ardından da beraatimi talep ediyorum.
Ancak bunlara bir hususu daha eklemek istiyorum: Ortada suç yok, suçun kanıtı da yok Sayın Heyet. Bu yargılama sonucunda vicdanen de hukuken de müsterihim.
Bugün vereceğiniz karar benim kim olduğumu değil, yargının delil ve adalet karşısında nerede durduğunu gösterecektir. Kararınız, milletimizin hukuka, adalete ve demokrasiye olan inancının açık bir ifadesi olarak tarihe geçecektir.
Bu anlamda tekrar beraatimi talep ediyor, saygılarımı sunuyorum.’’
Patronlar iyice azdı! Adi birer suçlu gibi gaspçılığa başladılar.
Sıradaki Mehmet Ulusoy...
İstanbul Kadıköy’de faaliyet gösteren Melek Hotels Moda’da çalışan işçilere, 13 aylık birikmiş maaşlarını, tazminatlarını ve diğer işçilik alacaklarını ödemiyor.
İşçiler ekmek bile alamazken Ulusoy dünyanın en lüks tatil yerlerinde yaz keyfi yapıyor.
Cenazemiz var.
Bugün cenazemiz var. Bugün slogan atmıyoruz.
Kaybettiğimiz madenci kardeşimiz ve yaralı kardeşlerimiz için sessizce metroya giriyoruz.
Kaybettiğimiz kardeşlerimiz için yas tutacak, kalanlar için mücadele edeceğiz ve mutlaka biz kazanacağız.
#MadenciMutlakaKazanacak