26 Temmuz 1996 öğle vakti...
Adalet bakanı Şevket Kazan şöyle demişti.
" Koğuşlara yiyecek depolamışlar, gizli gizli yiyorlar, ölmezler"
Oysa,
İdil ve bir çok hapishanede direnişi sürdüren tutsaklar terminal döneme girmişti.
İdil ara ara sayıklıyordu.
"Mitralyöz"
Kim Mitralyöz İdil, diye sordu yanından hiç ayrılmayan refakatçi yoldaşlarından biri.
"Benim" dedi.
Temsilci arkadaş Müdürle görüştü. İdil'e bir şey olursa onu törensiz, vedasız kaçırmaya kalkmayın sakın!
Müdür olumsuz laflar etmiş. Burası hapishane, kuralları var, tek başıma sorumluluk alamam vesaire.
Hiç kabulü olmayan gerekçelerdi bunlar. Hapishanelerde mevcut yasalar bile idarenin keyfine bırakılmıştı. Zaten bu keyfiliğe, yasaklara, baskılara karşı başlamıştı direniş.
İdili alıp, kaçırır gibi götürebilirdi.
Bu durumda ne yapabiliriz diye bir kaç arkadaş koğuşun yatakhanesinde toplandık.
Kadınlar koğuşu duvarı ile bizim koğuşun havalandırması aynı idi.
Ve İdil bir duvar arkada direnişini sürdürüyordu.
Çeşitli yollar düşündük. Öneriler üzerine konuştuk.
Yapabileceğimiz çok fazla bir şey olmadığının farkındaydık ama...
Toplantı bitti, bizim Atom Karınca Ahmet koluma girdi.
"Abi ben o duvarı kafamla vura vura yıkar gidip İdilimizi alırız" dedi. Bunu yüzde yüz inanarak söyledi.
Sarıldım Atoma.
Bu konuşmadan bir yıl sonra idare tamirat, tadilat için aynı duvarı yıkmak üzere elinde balyozla üç işçi gönderdi.
Balyozlu üç işçi saatler sonra yıkabildi o duvarı.
Atom ile yanyana izledik kan ter içindeki çalışmayı.
Bir yıl önce koluma girip söylediği söz aklımıza geldi. Benim de, onun da aynı anda.
"Ah be Atom"
"Ah be abi"
26 Temmuz öğlen saatleri kadınlar koğuşundan haber geldi.
İdil... 😞
"İdilcan çiçek olmuş toprak ona tutunmuş"
Daha önce konuştuğumuz gibi törenimizi yapacak, vedasız göndermeyecektik İdilimizi. Tersini kabul edecek, sineye çekecek gram ruh halimiz yoktu.
Akşama doğru Hapishanenin ana maltasına getirdik İdili.
Yemek masasından katafalk yaptık. Çiçeklerle süsledik.
İdil tül kadar incelmişti.
Dudağının kenarında belli belirsiz bir gülümseme vardı.
Hapishanede bütün kapılar demirdendir. Ve bütün kapılar her durum ve saatte büyük gürültü ve abartılı sesle açılır, kapanır.
O satten sonra tek bir ses duyulmadı Çanakkale hapishanesinde. Gardiyanlar dahi neredeyse ayaklarının ucuyla yürüyor, pür dikkat ve sessizce açılıp kapanıyordu kapılar.
Maltanın ortasında saygı ve dayanışma nöbeti başladı. Dönüşümlü ve ertesi güne kadar sürecekti.
Bir yandan da Ölüm Orucuna destek açlık grevi devam ediyordu tüm hapishanelerde.
İki arkadaş İdil'in başına geliyor, alnından öpüyor ve saygı nöbeti başlıyordu. Bir zaman geçiyor yerini diğer iki kişi alıyordu.
Sabah olunca Avukatı, ailesi gelecek ve İdilimizi güvenli ellere teslim edecektik.
Tüm gece İdilimizin başındaydık.
Ertesi gün Avukat geldi.
Tören ve son veda için hapishanedeki tüm tutsaklar Malta'ya çıktı.
Veysel kadife sesiyle metni okudu tane tane.
Kimi yerlerde yutkundu. Bazen boğazı düğümlendi, ağlar gibi oldu, es verdi, devam etti.
Tören bitti.
Dört arkadaş masa üstünden yaptığımız katafalkı omuzumuza aldık. İdil üzerinde bir kuş kadar hafifti.
Dudağının kenarında gülümseyişi duruyordu.
Çıkış kapısına doğru yürümeye başladık.
Tek bir ses çıkmıyordu.
Gardiyanlar duvara sırtlarını vermiş, başları eğik duruyordu.
Arkamızdan bir tutsak bir ağıt söylemeye başladı. Müthiş, etkileyici ve duygu dolu bir ağıttı.
Hep birlikte havalanıp güneşe doğru yükseliyoruz sandım....
İnsan hiç unutur mu?
Ayçe İdil'in
Anısına saygı ve sevgiyle...
@Kahvecibrahim Gezide maske dağıtıyom diye arabayla istiklal turluyordu millet sık bakalım sık bakalım derken 🤣 altı oku say desen bu da kemal de şaşar kalır hele bir de atatürk kimmiş anlatsalar o zaman millet şaşar kalır bunlara 😂
“İnsanlar gözlerini kaybettiklerinde değil, vicdanlarını kaybettiklerinde körleşir. Körlüğün en tehlikeli hali, görmek istememektir. Bu körlük, toplumları felakete sürükler; çünkü görmeyen gözden çok, duymayan vicdan felakettir.”
Saramago’nun ölüm yıldönümü bugün. Doğduğu köy Azinhaga’yı (Arapça’da ‘dar yol’) görmek kısmet olmuştu… #josesaramago #azinhaga
Ferhat Söyü..
17 yaşında..
Manisa Yunusemre Küçük Sanayi Sitesi'nde çalıştığı işyerinde üzerine sanayi tipi cam levha düşmesi sonucu hayatını kaybetti..
Muş Bulanık Olurdere (Kopu) Köyünden..
Bu memleketi, bir avuç insanın çıkar hesaplarına teslim etmeyeceğiz.
Yarın Ankara İl Başkanlığımızın önünde bir arada, omuz omuzayız.
Herkesi bayramlaşmaya bekliyoruz.
Cumartesi | 14.00
Ankara İl Başkanlığımız
Kızılay / Milli Müdafa Caddesi
@e_daktilo@avtugaybek Seçime girip baraj altında kalsalar umurlarında olur mu 🙄 milletvekilliği bir meslek olmadığı için emeklilik hakları butlan olmalı şindiye kadar aldıkları geri tahsil edilmeli 😂 bunları bu da kesmez gerçi 🤣
2011 yılıydı.
Ali Sami Yen stadı yıkılmıştı.
Şişli çevre gönüllüleri ve Çarşı ortaklaşa etkinlik kararı almış ve çağrı yapmıştı;
"Ali Sami Yen Park olsun"
Çarşı bu çağrıyı web sitesinde yayınlamıştı.
Forum sayfasında etkinliğe ilişkin düşünceler paylaşıliyordu :
"Ben geliyorum"
"Ben gelemiyorum ama kalbim sizinle"
"Nefes alacak yer bırakın ulan"
"Deprem olsa Şişlide kaçacak yerimiz yok,haberiniz var mı "
Bir çok Beşiktaşlı bu etkinliğe destek veriyordu.
Ancak biri kızmıştı "Kardeşim Şişli en kıymetli bölge,tabiki plaza veya iş merkezi yapılacak,boş işlerle uğraşmayın"
Bu cümlenin altında başka biri şunu yazmıştı "Sen Londrayı gördün mü "
...
Biz o etkinliğe gittik.
Sayımız azdı.
Çoşkumuz çok.
Bağırdık,çağırdık.
Sesimizi duyan olmadı.Gazeteler hiç yazmadı.
Olsun.
Mesele sadece park değildi.En azından onu biliyorduk.
Benim aklımda "Londrayı gördün mü " cümlesi asılı kaldı.
...
Bir kaç ay sonra Londraya yolum düştü..
Londra'da sayısız park var.Bir çoğu Taksim kadar.
Hyde Park en bilinenidir.
Hyde Park nerede ? Paranın mabedi olan Londranın göbeğinde.
İnsanlar on yıllarca direnmişler,dayanmışlar,karşı çıkmışlar ve bir çevre bilinci oluşturmuşlar.
Şimdi biri çıksın desin ki ; Hyde Park'a AVM yapacağız. O dakika aklını alırlar,akılsız kalır..
İnanın bizde olsa sağından,solundan çoktan betona boğmuştuk Hyde Parkı.
Ve biz ne zaman gitsek Hyde Park'a her defasında yas tuttuk betona boğulmuş canım İstanbula.
...
Gezi'nin üzerinden koca 13 yıl geçti.
GEZİ hala dimdik ayakta. Ruhu her yere sinmiş durumda. Geçen hafta Bilgi Üniverstesindeydi mesela.
Gezi muktedirin en büyük korkusu hala...
...
Ve bir kez daha Gezide,
Direnen ve düşen yiğit kardeşlerimizin anılarına ve elbette ÖLÜMSÜZ Amigo Optik Başkana saygıyla..
Şövalye ruhlu semtin çocuklarına selam olsun.
Mehmet Erbil..
32 yaşında, İstanbul Başakşehir'de trafik polisi..
İntihar etti, kaldırıldığı hastanede sekiz gün sonra hayatını kaybetti..
Biri otizmli iki çocuk babası..
Niğde Ulukışla Emirler Köyünden..
CHP Milletvekili Murat Bakan'ın paylaşımlarına göre:
Ehliyetsiz araç kullanan ('Başakşehir Kaymakamının yakınıyım' diye de tehdit eden) bir sürücüye ceza kesti..
Olayın ardından Başakşehir Kaymakamı'nın İlçe Emniyet Müdürü'nü aradığı, bu görüşme sonrasında ise amirleri tarafından mobbinge uğradığı belirtiliyor..
"Seninle çalışmak istemiyoruz" dendi, arkadaşlarıyla bir kafede otururken amiri geldi, kendisini uyardı, arkadaşlarına GBT yaptı, jet hızıyla görev yerinin Bağcılar olarak değiştirilmesi 'uygun bulundu'..
Değerli yol arkadaşlarımız,
“CHP İletişim” hesabımız artık “Özgür Özel İletişim” (@ozgurozeliletsm) adıyla yoluna devam ediyor. Sesimizi daha güçlü duyurmak, dayanışmamızı büyütmek için hep birlikte takip edelim, çevremize de ulaştıralım.
Birlikte daha güçlüyüz.
#Lider
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
1 Mayıs İşçi Bayramında MESEM'li Çocuk İşçi Cinayeti..
Mahir Buğra Karaön..
16 yaşında, Hatay İskenderun MESEM Yiyecek İçecek Hizmetleri 10. sınıf öğrencisi..
Çalıştığı pastanede elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti..