.@NATO was never a club of democracies (see 1949 🇵🇹) & it isn't now (see 🇹🇷). When an authoritarian Gov hosts the summit you get arbitrary media accreditation & >200 people detained in some "preventive" operation. Sadly, none of this seems to be keeping Rutte awake at night.
I have been a journalist for 32 years and spent many of those years as a diplomatic correspondent. I have covered numerous NATO meetings and summits, including those held in Washington and Brussels.
Unfortunately, due to NATO’s accreditation restrictions, I will not be able to cover the NATO Summit taking place in my own city, Ankara.
This shame is yours Allison Hart @NATOpress .
Kemal Kılıçdaroğlu'nun benimsediği ölçüte göre; herhangi bir CHP üyesinin Kılıçdaroğlu hakkında bir isnatta bulunması, kendisinin derhal CHP Genel Başkanlığından ve parti üyeliğinden ayrılmasını; yargıda aklanıncaya (?) kadar da partiye dönmemesini gerektirir.
İspat yükü, Orta Çağ'dan beri bu denli tersine çevrilmemişti.
Gazeteci Alican Uludağ’dan Kemal Kılıçdaroğlu yorumu;
“Kılıçdaroğlu’nun yaptığı koltuk hırsından öte saf kötülük”
Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV yayınını oturup yeniden izliyorum.
Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarının tutuklanmasını resmen iktidardan daha çok savunuyor, operasyonların siyasi olmadığını ifade ediyor. Hatta Akın Gürlek’ten daha çok savunuyor.
Sanki bu operasyonlar bağımsız yargı’nın operasyonuymuş gibi algı yaratıyor. Kendisine savcı rolü biçmiş. İtirafçı ifadelerini bile doğru kabul ediyor.
Bir kişi çıkıp “ben buna para verdim” diyorsa Kılıçdaroğlu için bu yeterli. Arınacağız deyip, belediye başkanlarını peşinen mahkum ediyor.
Ama baktığınızda dosyaları hiç okumamış bile. Hukukçu olmadığını söylüyor ama insanları peşinden mahkum etmesi biliyor. Açıkça belediye başkanlarının rüşvet almadığını ispat etmesini bekliyor. Masumiyet karinesini hiçe sayıyor.
İnsanlar cezaevinde çürütülürken Kılıçdaroğlu’nun yaptığı koltuk hırsından öte saf kötülük.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun bugünkü yayınında bariz hukuki hatalar vardı.
Örneğin:
1-) Geçici 20'nci madde konusundaki beyanları doğru değil.
Selahattin Demirtaş'ın tutuklanmasına giden sürecin önünü açan Anayasa'ya eklenen geçici 20'nci maddenin kabulü için yasamada çoğunluk “zaten” mevcut değildi. AKP ve MHP oyları, (TBMM başkanı dahil) toplam 357 milletvekiliyle referandumu zorunlu kılacaktı. CHP'nin desteği sayesinde iktidar ittifakı halkoylamasından kaçınabildi.
Anayasa'nın dokunulmazlık hükmüne dönük böyle bir istisna olağan anayasal rejim içinde uygulanamazdı. Uygulansaydı Ömer Faruk Gergerlioğlu, Leyla Güven ve Şerafettin Can Atalay kararlarında görüldüğü üzere ihlal sonucu doğardı.
2-) Hâlihazırda delegelerin görevden alındığı iddiası doğru değil.
Mutlak butlan davasındaki tedbir kararında delegeler görevden alınmış değildir. İl kongreleri bakımından İstanbul İl Kongresi dışında bir ihtilaf yoktur ve 2025 delegeleri görevdedir.
3-) Emniyet müdürlüğüne yazı yazılması, mahkeme kararının uygulanması için gerektiğinde kolluk gücünün devreye sokulmasını da içeren bir taleptir. Böyle bir başvuru yapıp ardından “Ben zor kullanılmasına karşıyım, böyle bir talepte bulunmadım” denilemez. Bu söylem tutarlı değildir.
4-) Kamuoyu önüne çıkıp “rüşvetçi olduğunu bildiğim belediye başkanları var” deniyorsa bu bir olgu isnadıdır. Olgu ileri süren kişi, iddiasını ispatla yükümlüdür.
Koşullara göre, elde kanıt olmadan böyle bir isnatta bulunmak hakaret, kişilik hakkı ihlali veya iftira gibi sorumlulukları gündeme getirebilir. Buna karşılık elde gerçekten kanıt varsa, bu kez de bu bilgilerin yetkili makamlarla paylaşılmaması "suçu bildirmeme suçu" bakımından tartışma yaratır.
Bu sözler yalnızca bir değer yargısı olarak söylenmişse, bir genel başkanın kendi parti üyeleri hakkında bu ağırlıkta bir söylemi kamuoyu önünde dile getirmesi parti disipliniyle bağdaşmaz; istifa veya ihraç tartışmasını doğurur.
5-) Kemal Kılıçdaroğlu, kendisi hakkında isnatta bulunulan kişilerin dava açmamasından sonuç çıkarıyor. Fakat kendisi hakkındaki isnatlar karşısında, örneğin bir delegenin “Muharrem İnce'ye verdiğim desteği para karşılığı geri çektim” şeklindeki kendisini zan altında bırakan beyanı bakımından dava açmıyor.
Bir milletvekiline dava açmama gerekçesi olarak da “milletvekili dokunulmazlığı”nı ileri sürüyor. Oysa mevcut içtihada göre dokunulmazlık tazminat davalarına engel değildir. Ceza davaları bakımından ise zamanaşımı durur, vekillik sona erdikten sonra yargılama yapılabilir.
6-) Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığı döneminde CHP'nin girdiği her seçimde oylarını artırdığı iddiası da doğru değildir. CHP'nin oy oranı 2014, Haziran 2015, 2018 ve 2023 seçimlerinde bir önceki seçime göre düşmüştür. Aşağıda grafiği paylaşıyorum.
Tüm bunlar bir yana, Silivri'deki davalarda pek çok iddia belgelerle çürütüldü. Masum insanlar büyük bir trajedinin içinde dertlerini anlatmaya çalışıyor.
İddianameyi okumadan, savunmalardaki belgeleri görmeden ve yaşananlara vakıf olmadan yüksek perdeden bu tür açıklamalar yapılması, hukuk bir yana, ahlaki üstünlük söylemini de boşa çıkarıyor.
Kılıçdaroğlu: İdianameleri okudum dersem yalan söylemiş olurum. Komisyon kurduk o komisyon inceleyecek. Benim bütün iddianameleri okuma şansım yok.
O zaman sorarlar adama: Okumadan neye dayanarak suçlu ilan ettiniz insanları?
@SinanTankutGlhn Haklı bir telaş içindesiniz ve sizi çok iyi anlıyorum. Ancak şu anki istifanızın tek günde gerçekleşen toplu istifa sayısını etkilemeyeceğini düşünürsek, @eczozgurozel’in talimatını beklemek daha doğru. Bence 10 gün daha sabır.
@kilicdarogluk Yorumlara bakıyorum da, söylenmesi gereken her şey söylenmiş. ‘Dahili bedhah’ tanımının içini her gün doldurmaya devam ediyorsunuz. Torununun utandığı bir adam olarak tarihe geçtiniz. Sanıyorum kırabildiğiniz tek rekor da budur hayatınızda..
AKP’nin il danışma kurulunda nelerin konuşulduğu bizi ilgilendirmiyor ama içeride nelerin yaşandığı halkımızı çok yakından ilgilendiriyor. Toplantıda bir vatandaş ayağa kalkıyor ve canı yanmış bir şekilde, "Ben 23 yıl boyunca AKP’ye oy verdim, siz şimdi bana yalan konuşuyorsunuz!" diye haykırıyor. Peki, halkın oylarıyla o koltukta oturan Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ne yapıyor? Vatandaşı dinlemek, derdine derman olmak yerine "Alın bunu dışarıya!" talimatı veriyor ve o emektar vatandaş, korumalar tarafından yaka paça dışarı fırlatılıyor.
İçeride bu utanç tablosu yaşanırken; Milletvekilleri Adil Karaismailoğlu ile Vehbi Koç ve İl Başkanı Sezgin Mumcu’nun başını öne eğip düşünmesi gerekirdi. Kendilerine, "Bu vatandaş bize neden bu kadar tepkili? Biz bu millete verdiğimiz sözleri neden tutmadık? Neden vatandaşın gözünde yalancı konumuna düştük?" diye sormaları gerekirdi. Ama onlar bunu yapmak yerine, sırayla kürsüye çıkıp algı operasyonlarına, CHP’ye iftira atmaya ve karalama siyasetine sarılmayı tercih ettiler.
Buradan AKP İl Başkanı Sayın Mumcu’ya açıkça söylüyorum. Muhalefete iftira atmayı, suni gündemler yaratmayı bırakın. Bunu söyleyen biz değiliz; sizin 23 yıllık seçmeniniz olan Temel Amca gözünüzün içine baka baka, "Yalan konuşuyorsunuz!" diye haykırıyor. Siz önce dönün bu feryada cevap verin. Alışmışsınız tabii; sandıkta yenemediğinizi içeri atmaya, hakkını arayıp konuşanı da salondan dışarı atmaya! Ancak şunu asla unutmayın: Sırtınızı döndüğünüz, sesini kıstığınız ve yaka paça dışarı attığınız bu aziz millet, ilk seçimde sizi sandıkta öyle bir kapı dışarı edecek ki, sokağa çıkacak yüzünüz kalmayacak!
17 Haziran'da açıklanması beklenen AP taslak raporunda Akın Gürlek ilgili şöyle bir metin bulunmaktadır:
"Yukarıda açıklanan ciddi demokratik gerileme göz önüne alındığında, Komisyon Başkan Yardımcısı/AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi'ne (VP/HR), AB Küresel İnsan Hakları Yaptırımları Rejimi kapsamında, insan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililere karşı, AB'deki varlıkların dondurulması da dahil olmak üzere, kısıtlayıcı tedbirler alınması çağrısını yinelemektedir.
Bu yetkililer arasında, kayyum rolünü üstlenenler ve onları atayan kişiler veya devletin baskıcı mekanizmasında kilit rol oynayanlar, örneğin eski İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek gibi isimler yer almaktadır.
Gürlek, kariyeri boyunca her zaman siyasi bir gündemi takip eden siyasi bir aktör olduğunu göstermektedir." (s.16; Paragraf 21.)
https://t.co/U2vU1j6LOl
@sinemfstk Anlaşılan @UGUR__POYRAZ pek rahatsız olmuş sürekli CHP’nin konuşulmasından. Kendisine verdiğimiz rahatsızlık için çok özür dileriz ama maalesef ana muhalefet partisine ‘çökülmesi’ çok nadir rastlanır bir hukuk katliamı ve bunun halka tüm detayıyla anlatılması şart.
@vekilince Görülen o ki, yakın zamanda tercih edilecek tek yöntem, siz dahil olmak üzere CHP’yi lekelememiş tertemiz insanlarla yeni bir partide devam etmek. Siz genel başkanlığı sinsice beklediğiniz CHP’de kalmaya devam edin. Butlancı sizi yeniden ihraç edene kadar.
🔴 'Gölge raportör' açıkladı; Avrupa Parlamentosu, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in AB yaptırım listesine alınmasını isteyecek
📌 Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda 17 Haziran’da oylanacak Türkiye raporunun taslak metninde Adalet Bakanı Akın Gürlek’in “yaptırım listesi”ne konulması önerisi var
📌 Raporun hazırlanmasında kilit rol oynayan Slovenyalı Parlamenter Vladimir Prebilic, kabul edilse bile tavsiye niteliğinde olan, doğrudan sonuç doğurmayan rapor konusunda Ankara’nın da bilgilendirildiğini, “Bu ismi çıkartmanız için yapabileceğimiz bir şey var mı?” yanıtı verildiğini söyledi
✍️ Cansu Çamlıbel'in söyleşisi...
https://t.co/d8EX9oxdPp
@cansucamlibel
“Yıldırım hızıyla örgütlenilecek.”
“Merkez sağdan ve Atatürk milliyetçisi cenahtan çok tanınan 6 isim yeni partinin kurucusu olacak!”
👉 Sabahattin Önkibar; Özgür Özel, Mansur Yavaş ve İmamoğlu’nun yeni partisini anlattı.
“Dün CHP’den dört önemli isimle konuştum.
Dinlediklerimin özeti şu:
Özgür Özel, belediye seçimi sonrası kendine yumuşama ve normalleşme hatalarını yaptıranları artık yanında tutmuyor, onları dinlemiyor.
Yeni bir siyasi olu��um noktasında da kararlıymış.
Yapılanlar yani direnme olayı, yeni parti kurmaktan başka bir yol olmadığını ve Kılıçdaroğlu’nun gerçek yüzünü topluma, kitlelere göstermek içinmiş.
An itibarıyla değil büyük merkezlerde, Anadolu’da bile yeni parti için binalar aranıyormuş.
Örgüt kadroları da hazırmış.
Bugünkü CHP aynen yeni partiye katılacakmış.
İl başkanları il başkanı olacak, ilçe başkanları ilçe başkanı olarak atanacak.
Bu şekilde hem yıldırım hızıyla örgütlenilecek hem de Kılıçdaroğlu CHP’si çırılçıplak ortada bırakılacak.
Seçime katılabilme bağlamında nerede, nasıl bütünleşileceği de belirlenmiş.
Evet, sevinerek öğrendim.
Özgür-Ekrem-Mansur üçlüsü boş durmuyor.
Yeni siyasi adres için canhıraş çalışıyor.
Yeni partiyle beraber milletvekilleri, bütün belediye başkanları ve meclis üyeleri de hemen CHP’den ayrılacaklar.
Bir başka boyut, Mansur Bey’in yeni parti için yaptığı çalışma.
İsimler bana dün verildi lakin birkaç gün açıklamam istenmedi.
Şu ana kadar merkez sağdan ve Atatürk milliyetçisi cenahtan çok tanınan 6 ayrı isimle yeni parti kurucusu olması için mutabakata varılmış.
Bunun okunması anlamı eşittir:
Yeni parti sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kopyası olmayacak.
Aynı zamanda Cumhur ittifakına karşı demokratik muhalefet cephesi olacak.
Muhalefette yeni bir cazibe merkezi, yeni bir umut adresi inşa ediliyor.
İktidar bu şekilde halk diliyle pirince giderken evdeki bulgurdan olacak.
Zira yeni yapılanma, yeni partiyle CHP’ye oy vermekte tereddüt eden merkez sağ ve milliyetçi kesimin önü açılacak.
Değerli dostlar, artık cümle alem biliyor:
Erdoğan’ın siyasi ömrü Donald Trump’la, Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi ömrü de yapılacak ilk seçimle sınırlı.
Özetle CHP içindeki yargı darbesiyle var edilen paralel CHP projesi, bumerang misali geri tepti ve AKP’yi vurmaya başladı.”
Bu sabah uyandığınızda, yaşadığımız ülkede şunlar oldu:
📌 Muhalefetteki bir ilçe belediyesine yine operasyon düzenlendi ve belediye başkanı gözaltına alındı.
📌 Ülkenin önde gelen gıda şirketlerine operasyon düzenlendi, denetim kayyumu getirildi ve yöneticileri gözaltı alındı.
📌 Ana muhalefet partisinin grup başkanvekillerinin unvanları ellerinden alındı.
Bunlar, yalnızca şu saate kadar gerçekleşenler, akşam ne olacağını öngöremiyoruz.
Aynı hafta içinde yaşanan şunlar:
📌 Yıllık enflasyonun %32,6'ya yükseldiği açıklandı.
📌 1 milyar dolar teşvik verilen yabancı şirket yatırımdan vazgeçti.
📌 Artık bir rutin haline gelen ünlülere yönelik operasyonlar devam ettirildi.
📌 Vize randevularında vurgunculuk ve soygun iddialarının üzeri AKP ve MHP oylarıyla kapatıldı.
📌 Gözaltında kötü muamele ve işkence iddiaları yeniden gündem oldu.
📌 Terör örgütü elebaşı için özgürlük mitingleri düzenleneceği açıklandı.
Otokrat tek adam yönetim anlayışının sonuçları; hemen her alanda başarısızlık, rezillik, kayırmacılık, skandal ve vurgunculuk!
Bir hafta içerisinde bunca rezalete maruz bırakılan bir toplumun sağlıklı kalabilmesi, düşünebilmesi ve geleceği öngörerek kararlar alabilmesi mümkün değil.
Olağanüstülüğün normalleştiği bu rejim, bir olağanüstü hâl rejimidir!
Tekrar ediyorum. Partiye dönmesi hatalı bir karardı. Sıkışınca FETÖcü kartını kullanan, tescilli piyon Ahmet Hakan’ı muhatap alan, hala ‘Özgür Özel genel başkanımdır’ diyemeyen birini kendi safınızda görmeyin @eczozgurozel. Şartlar olgunlaştığı anda size de muhalif olacaktır.
Muharrem İnce, Ahmet Hakan'a konuştu:
"FETÖ’cüler, CHP’nin tartışmasına müdahil oluyorlar. Geçmişte ‘Hain Muharrem’ diyorlardı. Şimdi başka hain buldular. Bu hain hep değişiyor. Ben FETÖ’cülerle ilişki içindeler demiyorum. Ben bunlardan uzak durmak lazım diyorum. Kardeşler arası ihtilafta bu FETÖ’cülerin ne işi var? Bunlara “bizden uzak durun” demek gerekir."
KURULTAY KONUSUNU SON KEZ HERKESİN ANLAYACAĞI ŞEKİLDE TEKRAR ANLATALIM.
CHP’nin 38. olağan, 21. ve 22. olağanüstü, 39. olağan kurultaylarının İstinaf mahkemesince mutlak butlan sebebiyle ve bütün sonuçlarıyla birlikte iptaline karar verildi.
Bu karar temyiz edildiği için kesinleşmedi. Tedbir kararında ise bu kurultaylar hakkında herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bu duruma göre karar yargıtayca onanıp kesinleşinceye kadar 2025 yılı Kasım ayında yapılan olağan kurultay bütün sonuçlarıyla hukuki varlığını devam ettiriyor.
Öte yandan tedbir kararında olağan ya da olağanüstü kurultay yapılıp yapılmayacağı konusunda da bir sınırlama da yoktur.
Ancak 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunun 14. maddesi hükmüne göre büyük kongre (kurultay) son olağan büyük kongrenin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe büyük kongre yapılamaz.
CHP’de kurultay süreci başlatılmasında hiç bir hukuki engel yoktur. Ancak karar henüz kesinleşmediği için Kasım 2025 de yapılan kongre halen geçerli olduğundan yukarıdaki madde hükmü gereğince bu tarihten sonraki iki yıldan önce yani Kasım 2027 den önce kurultay toplanamaz.
Kasım 2027 yılına kadar Yargıtay, butlan kararını onarsa karar kesinleşir ve 2025 yılındaki kurultay hükümsüz kalacağından iki yıllık süre sınırı ortadan kalkar.
Olağanüstü kurultay toplamak için süre sınırı yoktur, hiç bir hukuki ve yasal engel de yoktur, tedbir kararında da bu konuda bir düzenleme bulunmamaktadır. Butlan kararının kesinleşmesini bekleme zorunluluğu da yoktur. İstenildiği zaman usulüne uygun çağrı yapmak suretiyle olağanüstü kurultay toplanabilir.
Konu bu kadar basit ve nettir.