METRUK BİNALARDA SAĞLIK HİZMETİ VERMEYE MECBUR BIRAKILAN SAĞLIK ÇALIŞANLARI CAN GÜVENLİĞİ YOKTUR!
Bugün İstanbul Sultanbeyli Abdurrahmangazi Aile Sağlığı Merkezi’nde büyük bir facia kıl payı atlatıldı.
Merkezin tavanı büyük bir gürültüyle çöktü. Neyse ki meslektaşlarımızın ve vatandaşın ilgili odada bulunmaması olası bir yaralanmayı ve can kaybını önledi.
Olayı duyar duymaz merkeze intikal ederek incelemelerde bulunduk ve kamuoyunu bilgilendirdik.
Ancak olayın kendisi kadar vahim olan başka bir durum daha yaşandı.
Olay üzerine merkeze gelen İlçe Sağlık Müdürlüğü görevlileri, sağlık çalışanlarına “Sendikayı buraya nasıl sokarsınız, hakkınızda soruşturma başlatacağız.” şeklinde tehditlerde bulundu.
İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne soruyoruz:
Bir sağlık çalışanımız o odada olsaydı ve üzerine çöken tavan nedeniyle yaralansaydı veya hayatını kaybetseydi bunun hesabını kim verecekti?
Bu binanın sağlık hizmeti sunumuna uygunluğunun kontrolünden ve gerekli izinlerin verilmesinden sorumlu olan siz değil misiniz?
Sağlık çalışanlarının can güvenliğini sorgulamak yerine, yaşanan faciayı gündeme getiren sendikayı ve çalışanları tehdit etmek hangi anlayışın ürünüdür?
Hiç kimse sağlık çalışanlarını tehdit edemez!
Sendikaların sağlık çalışanlarının yanında olması suç değil, görevidir.
SAĞLIK BAKANLIĞI’NA SESLENİYORUZ!
Cari gider adı altında sağlık hizmetini; standarttan, denetimden ve güvenli fiziki koşullardan uzak metruk binalara mahkûm ederseniz, sonuç işte bu olur.
Bugün Sultanbeyli’de yaşananlar bunun açık bir göstergesidir.
Birinci Basamak Aile Sağlığı Merkezlerinin tüm fiziki altyapısı, sağlık çalışanlarının ve vatandaşlarımızın can güvenliği gözetilerek kamu eliyle sağlanmalıdır.
Sağlık çalışanlarının can güvenliği, cari gider hesabına sığdırılamaz.
Sağlık Bakanlığı’nı ve İlçe Sağlık Müdürlüğü’nü; yaşanan olayı tüm boyutlarıyla araştırmaya, sorumluları tespit etmeye, gerekli tedbirleri almaya ve sağlık çalışanlarının yanında durmaya davet ediyoruz.
@hepsen_2020@ismgovtr@saglikbakanligi
Basına yansıyan Adıyaman Tut Devlet Hastanesi’ndeki vahim tabloyu endişeyle takip ediyoruz. Bir sağlık kurumunda liyakatsiz görevlendirmelerin, çalışma barışını temelden sarsan tehditkar tutumların ve kamu zararına yol açan uygulamaların iddia edilmesi dahi asla kabul edilemez.
Sağlık profesyonelleri, şifa dağıttıkları kurumlarda huzur ve güven içinde çalışmayı, hak ettikleri saygıyı görmeyi sonuna kadar hak etmektedir. HEP-SEN olarak, meslektaşlarımızın onurunu zedeleyen, kurum işleyişini kişisel hırslara veya liyakatsizliğe kurban eden her türlü zihniyetin tam karşısındayız.
Bu vahim iddiaların şeffaflıkla araştırılması için başta @saglikbakanligi olmak üzere tüm yetkili makamları derhal göreve davet ediyor; sürecin idari ve hukuki olarak sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz. Hiçbir meslektaşımız yalnız değildir!
@adiyamanism@saglikbakanligi@drmemisoglu@hepsen_adiyaman@ynsmsek
BUGÜN GAZİANTEP’TE 11 HEMŞİRE… YARIN TÜRKİYE’DE HANGİMİZ?
Gaziantep Abdulkadir Yüksel Devlet Hastanesi’nde görevli 11 hemşire, sırf mevzuata uydukları için haksız bir "yer değişikliği" dayatmasıyla karşı karşıya!
❌ Görev tanımı dışındaki işleri yapmayı REDDETTİLER!
✅ Sadece yasal sınırları içinde çalışmak İSTEDİLER!
Görev tanımına uygun çalışmak bir tercih değil, hukuki bir zorunluluktur. Meslek onurunu koruyan sağlık emekçilerine bugün sessiz kalırsak, yarın bu haksızlık başka hastanelerde hepimizi bulacak.
Bu hukuksuz duruma karşı sessiz kalmıyor, omuz omuza duruyoruz!
Sen yoksan bir eksiğiz!
📅 30 Temmuz 2026
🕗 Saat 20.00
Hashtag etkinlik saatinde açıklanacaktır!
HEP-SEN, HepSen’inle!
Türkiye'nin En Genç ve Dinamik Yeni Nesil Sağlık Sendikası @hepsen_2020
🌐 https://t.co/5De2NnFS9S
☎️ 0216 759 44 14
🎥 Medya Ağımız:
👉 https://t.co/ApGyCSurPg
@drmemisoglu@saglikbakanligi@sagliklicozum@gantepvaliligi@kemalcebervali@gaziantepism@ayukseldh@drbeytullahsahn@Yilmazer_Cihat@memo_haber@OzyZehra@lmaz_ozy32812@GundemiAntep27@GaziantepOlay@Gazianteppusula@Gaziantep__27
#AbdulkadirYükselDevletHastanesi #Gaziantep #sağlıkçalışanları #sağlıkbakanlığı #SağlıkEmekçileri #tatil #sondakika #NedenHepsen #Hepsen2026
SAĞLIKTA GEÇİCİ GÖREVLENDİRMELER ve SÖZLEŞMELİ YÖNETİCİLİK SİSTEMİ İLE OLUŞTURULAN YAN YAPILANMAYA SON VERİLMELİDİR!
Zorunlu mazeretler nedeniyle yapılan geçici görevlendirmeler dışında, yıllardır sağlık kurumlarında geçici görevlendirmeler üzerinden oluşturulan masa başı kadrolaşması, kamu yönetiminin tarafsızlığına ve liyakat ilkesine ciddi zarar vermektedir.
Bazı sarı sendikaların; yasa, yönetmelik ve kamu yönetim sisteminin önüne geçerek, kurumlar içerisinde fiili bir etki alanı oluşturduğu tüm taraflarca bilinmektedir. Sorumluluk görevlerinden; gözetmen hemşireliğe, sözleşmeli yöneticiliklerden; il ve ilçe sağlık müdürlüklerindeki çeşitli görevlendirmelere kadar birçok alanda sarı sendika yapılanması güvenlik zaafiyetidir.
Sahada çalışanlara “Seni şu birime aldırırız, seni şu göreve getiririz.” söylemleriyle baskı kurulması, çalışanların iradelerinin sendikal nüfuz altında bırakıldığı yönündeki şikâyetler ve bazı yerlerde bu süreçlerde rüşvet alındığına dair dile getirilen iddialar vahim bir tablodur.
Kamu kurumlarında hiçbir yapı, devletin hiyerarşisinin ve hukukun üzerinde olamaz. Sağlık hizmetlerinin yönetimi; sendikal nüfuzla değil, hukuk, liyakat ve kamu yararı ilkeleriyle yürütülmelidir.
Talebimiz nettir:
✅ Sağlık kurumlarında birim görevlendirme ve atama kriterleri açık, şeffaf ve denetlenebilir hâle getirilmelidir.
✅ Sözleşmeli yöneticilik sistemi ivedilikle kaldırılarak tüm yönetici atamalarında liyakat ve objektif ölçütler esas alınmalıdır.
✅ Geçici görevlendirmeler gerçek ihtiyaç ve belgeli mazeretler dışında keyfîliğe son verilmelidir.
Devlet kurumlarında tarafsızlık, bilgi güvenliği ve kurumsal disiplin taviz verilemeyecek temel ilkelerdir. Sağlık Bakanlığının bu doğrultuda liyakati güçlendirecek, keyfî görevlendirmeleri sona erdirecek ve kamu yönetiminde adaleti tesis edecek her adımını desteklediğimizi kamuoyuna saygıyla ifade ediyoruz.
@hepsen_2020
EKONOMİ KÖTÜYE GİDİYOR, FATURA EMEKÇİYE KESİLİYOR
Merkezi Yönetim Bütçesi büyük açık vermeye devam ediyor. 2026 yılının ilk altı ayında bütçe açığı 500 milyar liraya yaklaşırken, yıl sonu itibarıyla bu rakamın 2,7 trilyon liraya ulaşması beklenmektedir.
Türkiye, tarihinin en büyük bütçe açıklarından biriyle karşı karşıyadır.
Nüfusun yaklaşık yüzde 80’ini oluşturan işçi ve emekçiler, her geçen gün daha da ağırlaşan ekonomik koşullar altında yaşam mücadelesi vermektedir. Ücretlerin belirlenmesinde esas alınan ve hayatın gerçekleriyle örtüşmeyen enflasyon verileri, çalışanların alım gücünü her geçen gün daha da eritmektedir.
Gelir vergisi yükünün önemli bir kısmı ücretli çalışanların omuzlarındadır. Bunun yanında KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergiler de doğrudan halkın cebinden çıkmaktadır.
2026 Yılı Bütçe Gelirleri
●Gelir Vergisi: 3,5 trilyon lira
●Kurumlar Vergisi: 1,6 trilyon lira
●Katma Değer Vergisi (KDV): 4 trilyon 42 milyar lira
●Özel Tüketim Vergisi (ÖTV): 2 trilyon 531 milyar lira
Şirketlere yönelik vergi istisnaları ve aflar devam ederken, vergi yükünün büyük bölümü emekçilerin omuzlarına yüklenmektedir.
Dış Borç ve Kamu Borcu Büyüyor
Türkiye’nin toplam dış borcu 520 milyar doları aşmıştır. Bunun yaklaşık 298 milyar doları özel sektöre, 222 milyar doları ise kamu ve Merkez Bankası’na aittir.
Devletin toplam borcu ise 2024 yılı sonunda 9,3 trilyon lira iken, 2026 yılı Şubat ayında 14,4 trilyon liraya yükselmiştir.
Buna karşın memura, işçiye, sözleşmeli personele ve emekliye kaynak bulunamadığı ifade edilirken; 2026 yılının ilk üç ayında faiz ödemeleri 876 milyar liraya ulaşmıştır. Yıl sonunda faize ödenecek toplam tutarın 2 trilyon 742 milyar lira olması beklenmektedir.
Vatandaş Borçla Ayakta Kalmaya Çalışıyor
Geçim sıkıntısı yaşayan milyonlarca vatandaş, kredi ve kredi kartlarına yönelmek zorunda kalmaktadır.
●Tüketici kredileri 2025 yılı Ocak ayında 2 trilyon lira iken, 10 Nisan 2026 itibarıyla 3 trilyon 172 milyar liraya yükselmiştir.
●Kredi kartı borçları ise aynı dönemde 1 trilyon 840 milyar liradan 3 trilyon 32 milyar liraya çıkmıştır.
2024 yılında yaklaşık 1,2 milyon kişi tüketici kredisi borcunu, 1,4 milyon kişi ise kredi kartı borcunu ödeyememiştir.
Gelir Adaletsizliği Derinleşiyor
TÜİK verilerine göre;
●En yoksul yüzde 20’lik kesim, milli gelirin yalnızca yüzde 6,4’ünü almaktadır.
●En zengin yüzde 20’lik kesim ise milli gelirin yüzde 48’ine sahiptir.
Avrupa Birliği İstatistik Bürosu verilerine göre ise Türkiye’de en zengin yüzde 1’lik kesim milli gelirin yüzde 14,6’sını almaktadır. Bu tablo, gelir dağılımındaki adaletsizliğin her geçen gün daha da derinleştiğini göstermektedir.
ÇAĞRIMIZDIR!
Ekonomik krizin bedelini üretenler, çalışanlar ve emekliler ödememelidir. Nüfusun yaklaşık yüzde 80’ini oluşturan işçi ve emekçilerin sırtına yüklenmeye çalışılan bu ekonomik tablonun sorumlusu emekçiler değildir.
Dayanışma esastır!
Sarı sendikalar hariç, emekten yana tavır alan tüm sendikalara çağrımızdır:
Emek için…
Hak için…
Adalet için…
Gelin, aynı masa etrafında buluşalım.
Ortak taleplerimizi birlikte yükseltelim, emeğin ortak mücadelesini birlikte büyütelim.
Kurtuluş yok tek başına!
Ya hep beraber, ya hiçbirimiz!
@kaskkonf
SAĞLIK ÇALIŞANLARININ EK ÖDEME KATSAYILARINDAKİ ADALETSİZLİĞE KARŞI HUKUK MÜCADELEMİZİ KARARLILIKLA SÜRDÜYORUZ!
Ek ödeme sisteminde unvanlara göre belirlenen taban ve teşvik katsayılarının hangi objektif kriterlere göre belirlendiği hâlâ açıklanmış değildir.
Hukuki dayanağı ve gerekçesi ortaya konulmayan bu katsayıların sağlık çalışanları arasında oluşturduğu adaletsizliğe karşı açtığımız davaları yakından takip ediyoruz.
Adil ücret, şeffaf yönetim ve eşitlik ilkesinden vazgeçmeyeceğiz.
HEP-SEN
Türkiye’nin En Genç ve Dinamik Yeni Nesil Sağlık Sendikası @hepsen_2020
🌐 https://t.co/5De2NnFS9S
☎️ 0216 759 44 14
🎥 Medya Ağımız:
👉 https://t.co/ApGyCSurPg
@tcbestepe@RTErdogan@drmemisoglu@saglikbakanligi@sagliklicozum@csgbakanligi@HMBakanligi
#Hepsenmevzuat #Hepsenhukuk #SağlıkBakanlığı #SağlıkÇalışanları #EkÖdeme #TabanEkÖdeme #TeşvikEkÖdeme #SağlıkEmekçileri #NedenHepsen #Hepsen2026
Şu ülkede hemşireler çok değil bir gün görevi olmayan işleri yapmayı reddetsin sağlık sistemi çöker.
Burada ahkam kesmek kolay, alanda kendi görevini baskıyla hemşireye yığacaksın; burada sahte hesaplar üzerinden ahkam keseceksin!
Hastalıklı grubun ve azmettirici ruh hastalarının inadına konuşacağız!
Taban ve Teşvik Ek Ödeme Sistemi Ahlaksız bir sistemdir.
Hekim Bakanlığı, hemşireleri temsil etmemektedir!
Tek çare: Hemşireler Birliği!
@hepsen_2020
Ayrıştırıcı dil ve uygulamaların tamamı, yalnızca sağlık alanından değil, hayatın her alanından silinip atılmalıdır.
Beraber çalıştığı ekip üyelerine (hemşire, ebe, tekniker) kendi görevlerini yığanı, üç kuruş verilen ek ödemelere dahi göz dikenlerin vaziyeti acınacak durumdadır ve kıymetiharbiyesi yoktur!
Tüm boyutlarıyla katılımcı sağlık yönetim reformu şarttır.
Bugün 15 Temmuz, hain darbe girişiminin 10. yıl dönümü.
Aşağıdaki kamuda sözde yetkili konfederasyonun genel başkanı.
Bakmayın şimdi edebiyat yaptığına. Vaziyeti aşağıdadır.
Tüm üyeleri görsün.
#15TemmuzDemokrasiVeMilliBirlikGünü
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü, milletimizin demokrasiye, bağımsızlığına ve millî iradesine sahip çıktığı tarihi bir dönüm noktasıdır.
Bu anlamlı günde, demokrasiye sahip çıkan kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.
🇹🇷 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü kutlu olsun.
#15Temmuz #DemokrasiVeMilliBirlikGünü #KASK
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Çocuk Yoğun Bakım Ünitesinde görev yapan 21 hemşireye verilen disiplin cezalarına ilişkin Genel Başkanımız Sn. Yunus Şimşek'in kamuoyuna yönelik gündem açıklamasıdır.
#Ankara#hepsengelir