Self hatred is just narcissism wearing a cheap disguise. You think your failures are uniquely catastrophic, your awkwardness is unprecedented, your face is the most embarrassing anyone has ever seen. That is not humility. Humility means thinking about yourself less, not thinking worse of yourself. What you are doing is inverted grandiosity.
It could be said the same about self pity too. It is just narcissism disguised as depth. It feels deep but it is mostly entitlement in a sad mask. You tell yourself you expect nothing, that you are worthless, yet the theatrical despair betrays a quiet demand. You want someone to disagree. You want the universe to finally acknowledge your hidden value.
It is not that your pain is fake. It is that ordinary discomfort feels unbearable when you have no other way to feel special. The daily frictions of life a rude email, a canceled plan, a mild embarrassment are not enough. So you upgrade them to tragedies. You need a storyline with real weight because a storyline with no weight would reveal the terrifying possibility that you are just another person having a normal Tuesday.
That is the deeper narcissism. You would rather be a tragic hero than a nobody. You would rather be broken in a unique and beautiful way than admit that your problems are mostly the same boring problems everyone has. Self hatred becomes the costume you wear to avoid the plain face of ordinary life. And the joke is that ordinary life, with all its small annoyances and small joys, is where actual peace lives. But you cannot get there as long as you need your suffering to be special. The hard truth is that pain is ordinary and no one is coming to certify your suffering as specially tragic.
The real distinction is between wanting to take responsibility and wanting to be the reason. Taking responsibility fixes what you broke and moves on. Wanting to be the reason clings to guilt like a trophy because being the cause means you still matter. That is the trap. Your self hatred is not a moral position. It is just another way of keeping yourself at the center of every story.
@fbmendelssohn@SalpiOzgur yakınlık duyduğun insanların yanında kendin olmaktan çekinmemek ilişkileri başlatıyor. içinde büyük bir direnç varsa kaygı bozukluğu vs psikiyatrik/psikolojik yardım al bu durumu değiştirmek için çabala mutlaka. gençliğini depresyonla yitirmek kadar kötüsü yok
Saçını ördüğü için bir süre tutuklu kalan 16 yaşındaki A.K:
"Adlilerle aynı koğuşa konuldum. Koğuştaki üç kişi, bana tekme ve yumruklarla saldırdı, örgülü saçlarımdan tutup kafamı fayansa, duvara vurdu, düşmanlarını döver gibi dövdüler beni."
İşte salt kültürel aktivizmin sınırları. İnsan hakları söylemi tek başına bir siyaset değildir. Eğer güç ilişkilerini ve emperyal politikayı hesaba katmazsa, bir ideolojik hatta sahip olmazsa insan şıp diye büyük güçlerin propaganda aracına dönüşebilir. Özgürlük fetişi ile siyasal körlük birleşince insanlar kendi ülkelerinin bombalanmasını bile alkışlayabilir. Ağzımı yüzümü ovuşturarak gözlerimi kısarak izliyorum bu kadını 4 gündür. Çok iyi tanıdğımız bir profil.
kadının kişi olarak varlığının yok sayıldığı bu dönemde bir ana ve çocuğunun ölümünü psikiyatrikleştiren biri;
ya kendiyle ilgili bir ruhsal meselesi vardır, olaya aktarıyordur,
ya mesleğini yaşamda hegemonya kurmak için istismar ediyordur,
ya da görevlidir ‘işini’ yapıyordur.
Anladığımız kadarıyla tecavüze uğradığı, yalnız bırakıldığı, çocuğuyla beraber maruz kaldığı duygusal ve fiziksel şiddetten dolayı Fatma Nur mezarından çıkıp gelmeli ve hepimizden özür dilemeli. Devletten özür dilemeli, bakanlığı zan altında bırakıp sanki onu
Çok üzgün çok kızgın çok kırgınım.
Annenin patolojisini harlayarak Aile Bakanlığının koruma kararını uygulamasına engel olan herkes bu çocuğun ölümünden sorumlu.
Derhal hesap vermeliler
@VeysiCe@bacaru_ai Olumune yol acan babasina, koruyamayan devlete on paragraf yazi dosemeyip tum sorumlulugu yine magdur edilmis anneye bindirmek de pek teraziyi adil tartmak olmuyor.
Sosyal medyada “tipik tablo” diye neredeyse kesin hükme çevirmen, tartışmayı tehlikeli bir yere taşıyor.
Bu ülkede tanıyı koyan da devlet, dosyayı kapatan da devlet, korumayı uygulamayan da devlet. Böyle bir düzende devletin sunduğu “kayıt” ve “açıklamalar” üzerinden bu kadar rahat kanaat üretmek bana güven vermiyor.
Diyelim ki senin ihtimalin doğru. O zaman bile devletin yükümlülüğü bitmiyor. Tam tersine büyüyor.
Risk varsa çocuk korunur.
Anne tedaviye ikna edilemiyorsa mekanizmalar devreye girer.
“Anne reddetti” cümlesi, devletin sorumluluğunu sıfırlayan sihirli bir anahtar de��il.
Davayı takip eden avukatlar ve kadın-çocuk örgütleri var. Neden onların açıklamalarını aynı ciddiyetle merkeze almıyorsun? Neden kamusal hafızayı “anne patolojisi” üzerinden kurup, cezasızlık ve kurumsal ihmal hattını arka plana itiyorsun?
Yargıtayın cinsel suçlara bakan dairesinin üyesinin, "ilçeye bi 14 yaşında kız gelmiş fettanlığıyla ortalığı karıştırmış" diyerek ilçedeki polis müdür kaymakam ne kadar kamu görevlisi varsa hepsinin karıştığı cinsel istismar vakasını anlatan sesi bugün de kulaklarımda çınlıyor.
Bu haberi neredeyse iki buçuk yıl önce yapmışız. Haberde adını kodladığımız kadın Fatmanur Çelik’ti.
İsmini açıklıyoruz çünkü 8 yaşındaki kızıyla birlikte Zeytinburnu sahilinde ölü bulundu
"Başıma bir şey gelirse intihar demeyin" demişti. Yetkililer Fatmanur’u yalnız bıraktı!