6 Temmuz Pazartesi günü hem sözde casusluk hem de diploma davasında 2 ayrı mahkemede yargılamam var. İBB Davası’nın hakimi ise aynı gün benim İBB Davası’nda savunma yapmamı istiyor. Üstelik daha önce en son savunma yapmamı kabul ettiği halde.
Bir insan aynı gün 3 ayrı mahkemede savunmaya zorlanmasının insani bir yönü yok. 110 gündür süren dava sürecinin sonlarına gelmişken mahkeme başkanının 9 Temmuz’da duruşmayı sonlandırma ısrarı düşündürücüdür.
Neden 9 Temmuz ısrarı?
Bu ani kararın sebebi ne?
3 eylemi olan sanıklar 1 tam gün savunma yaparken, 142 eylemden suçladıkları Ekrem İmamoğlu’nun savunması neden kısıtlanıyor?
Bu soruların yanıtı yok. 9 Temmuz sonrası Türkiye’de ne olacak?
Deniz Göktaş Kılıçdaroğlu tarafının yalanladığı “CHP’yi salın” cümlesini söylediğini açıkladı. İşte Göktaş’ın sözleri: “Sabah Kemal Bey'in burada olduğu ve görüşmek istediği haberi geldi. Görüşmek istemediğimi söyledim. Sulh Cezaya çıkmadan önce emrivaki bir şekilde görüştük. Geçmiş olsun dedi, teşekkür ettim. Bir ihtiyacım olup olmadığını sordu, yok dedim. Aslında kendisiyle görüşmek istemediğimi söyledim. Madem geldiniz milyonlarca gencin bir ricası var; lütfen CHP'yi salın dedim. Ben bunu söyledikten sonra başını salladı, sonra da gitti.
( Bu görüşme yaşanırken Twitter'da bahsedildiği gibi ortamın çok kalabalık olmadığını Kılıçdaroğlu hariç birkaç kişi olduğunu hatırladığını belirtti.)
2023'te Cumhurbaşkanlığı için oy verdiğim insan, 2026'da yüz yüze nezaketsizlik yapmak zorunda kaldığım ilk insan oldu. Avukatımın söyledikleri doğrudur.”
https://t.co/68aeARcWzz
Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan da Çorlu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde.
Mahkemedeki beyanında ‘kuyu tipi hapishane’yi şöyle anlatmıştı:
“‘Kuyu tipi hapishane' deniyor ya hiç duydunuz mu kuyu tipi hapishaneyi Sayın Başkan? Beş metrekare avlusunu 13 metre çevreleyen yükseklikte duvarlar var. Yani güneş en dik zamanda, temmuz ayında bile avluda zemine düşmüyor, sadece duvara yaslanıyor. Etrafındaki o uzun duvarlar nedeniyle kendinizi hep kuyunun dibinde hissediyorsunuz. Akşam olduğunda da o kuyunun kapağı kapatılmış gibi hissediyorsunuz. Yani güneşten yararlanma imkanınız, güneşin en çok ve en dik açıyla geldiği yerde bile yalnızca duvardan nasiplenerek günde sadece bir saat Sayın Başkan. O etki size kuyu hissiyatı verdiği için oraya da kuyu tipi hapishane deniyor. Ben orada kalıyorum. Bu salonda orada kalan, kuyu tipi hapishanede kalan dört tutukluyuz, ben, Murat Ongun, Elçin Karaloğlu ve Hüseyin Köksal. Ben öyle bir yerden geliyorum”
Şimdi Deniz Göktaş da orada!
#DenizGöktaşYalnızDeğildir
#MizahıHapsedemezsiniz
Gözaltına alınan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Başkanı Eren Edebali’nden Bakan Yusuf Tekin’e çağrı:
“Yaptığınız yanlışlar bu sonuçlara yol açıyor. Öğretmenler sadece onurunu ve haklarını istiyor. Bırakmıyoruz, bitirmiyoruz, Ankara’yı terk etmiyoruz.”
Anayasa mahkemesinin ışıkları yanığında “ halkın iradesine darbe” , ama bir partiye yasada olmamasına rağmen ve yasaya aykırı olarak mutlak butlan “iradeye darbe “ değil öyle mi ?
Bugün 18 Kasım. Çok özel bir gün benim için.
Bana hayatımın en güzel duygusu olan aşkı yaşatan sevgili eşime; evimizin, ailemizin kahramanına, gücünü, iradesini, varlığını, tutkusunu her zaman hissettiren kadınıma:
Seni çok seviyorum, doğum günün kutlu olsun.
Çok genç yaşta evlendik Dilek’le. Yuvamız huzurlu, mutlu, sağlıklı olsun diye büyük bir gayret gösterdik.
Vatanına, milletine faydalı iyi insanlar olması umuduyla üç pırlanta evlat yetiştirdik. Halen büyük bir mücadeleyle yolumuza devam ediyoruz. Cesur yürekli oğlum, evimizin bilim insan Selim’in de doğum gününü kutluyorum.
Sonbahar, müjdelerin, bereketin tohumlarının atıldığı mevsimdir. Bizim yaşamımızın bereketi de sonbahardır. Aslan oğlum Semih Kasım’da; biricik kızımız, kutup yıldızımız Beren Eylül’de doğdu.
Ayrıca bugün evlilik yıldönümümüz.
Canım Sevgilim, evlilik yıldönümümüz de kutlu olsun.
Başta üç evladımı kucağıma aldığım anda yaşadığım tarif edilemez o duygu olmak üzere, unutamayacağım birçok güzelliği seninle yaşadım.
Kocaman ailem, Allah’a emanet olun. Sizi çok seviyorum.
Bütün ailelere mutluluk, huzur ve sağlık diliyorum.
Bologna Belediye Başkanı Matteo Lepore:
"Bugünden itibaren Ekrem İmamoğlu bu binada yer alacak.
O birkaç kez yüz yüze geldiğim değerli bir insan ve demokratik olarak seçilmiş biri. İstanbul'da 1 milyon kişi onun serbest bırakılmasını talep ediyor."
Bu ülkede yalanın sesi çok, doğrunun sesi kısık. Halkın haber alma hakkı var ama gerçekler karanlığa gömülüyor. İşte tam da bu yüzden yola çıktık.
#onlartv’yi kurduk.
Ne patron arkasına sığındık, ne güç odaklarına yaslandık.
Sırtımızı halka dayadık.
Dün ilk yayınımızı yaptık.
Sonuç?
İlk gün: 1 milyon izlenme.
451 bin abone.
Ne büyük reklamlar verdik, ne para saçtık.
Sadece doğruyu söyledik.
Halk da sahip çıktı.
Bu bizim değil, hepimizin başarısıdır.
Destek olan herkese teşekkür borcumuz var.
Yorulmadan, yılmadan, susmadan yanımızda duran herkese…
Duymayanlara da buradan duyuralım:
Biz geldik.
Zaten buradaydık.
Ama artık susmak yok.
Sözümüz var, cesaretimiz tam.
#onlartv yayında.
Ve bu daha başlangıç.
Kanalımıza abone olup takip etmek için link :👇
https://t.co/pOpyDP35Li
@aydinsule1@timursoykan@baristerkoglu@barispehlivan@tvOnlar
Genel Başkanımız Özgür Özel:
“Ben daha Ekrem Başkan’la bir telefon görüşmesi yapamadım. Ama o arkadaş o sabah kimi aradıysa hemen serbest...
Hadi HTS kayıtlarını çıkaralım, o sabah kimle görüşmüş... Sonra Akın Gürlek’i kim aramış? Akın Gürlek kime talimat vermiş?”
Bu ülkede 46 kişiyi katleden bir katil olursanız birkaç yıl yatıp çıkarsınız.
Uyuşturucu ticareti yaparsanız ceza almazsınız veya en fazla infaz düzenlemesiyle kurtulursunuz.
Vergi kaçırırsınız, af gelir yırtarsınız.
Adam yaralarsınız, tutuksuz yargılanırsınız.
Ama Tayfun Kahraman gibi aldığı eğitim gereği şehrini,doğanı,yeşilliği korursanız veya bir tweet atarsanız ya da düşüncenizi söylerseniz, ömrünüzü cezaevinde geçirirsiniz.
Adaletin adı bu mudur?