Tam 82 Yaşında, 24 Saat Uyumadan 1 böbrek ve 2 Karaciğer Nakli Gerçekleştirerek 3 Hayat Kurtardı
Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli bilim insanlarından biri olan , 82 yaşında olmasına rağmen dur durak bilmiyor.
Prof. Dr. Haberal, tam 24 saat boyunca aralıksız çalışarak 1 böbrek ve 2 karaciğer nakli gerçekleştirdi. Birçok kişinin yeniden hayata tutunmasına vesile olan bu büyük özveri, takdir topladı.
Bazı insanlar mesleklerini yapar...Bazı insanlar ise hayatlarını insan yaşatmaya adar.
82 yaşında bile ameliyathanede umut olmaya devam eden Prof. Dr. Mehmet Haberal, azmi, çalışkanlığı ve insan sevgisiyle örnek olmaya devam ediyor.
Kendisini yürekten tebrik ediyor, sağlıklı ve uzun ömürler diliyoruz.
Karı-Koca Profesör Türkiye'nin İlk Yüz Naklini Yapmışlardı, Şimdi Kanser Tedavisinde Dünyada İlk 8'e Girdiler
Türkiye'nin ilk yüz naklini gerçekleştiren ekipte yer alan Prof. Dr. Özlenen Özkan, eşi Prof. Dr. Ömer Özkan ve ekibi, sağlık alanında bir ilke daha imza attı.
Akdeniz Üniversitesi bünyesinde kurulan İleri Sağlık Araştırma Merkezi ile Türkiye, kanser tedavisinde kullanılan CAR-T hücre teknolojisini üretebilen dünyadaki 8'inci merkez oldu.
Özellikle lösemi ve lenfoma gibi kan kanseri türlerinin tedavisinde umut olan CAR-T yöntemi, bugüne kadar dünyada yalnızca 7 merkezde uygulanabiliyordu.
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, yurt dışında çok yüksek maliyetlerle gerçekleştirilen bu tedavinin artık Türkiye'de yerli ve milli imkanlarla hastalara sunulacağını açıkladı.
Merkezde ilk uygulamaların önümüzdeki dönemde başlaması planlanırken, bu gelişme Türkiye'nin sağlık ve bilim alanındaki gücünü bir kez daha gözler önüne serdi.
Bilim insanlarımızla gurur duyuyoruz.
Prof. Dr. Özlenen Özkan ve emeği geçen tüm ekibi tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz.
Türk tıbbı adına gurur veren bir başarı daha!
Robotik kanser cerrahisi alanındaki çalışmalarıyla uluslararası camiada tanınan Prof. Dr. Oktar Asoğlu, İngiltere’de gerçekleştirilen 10. Portsmouth Colorectal Kongresi’nde seçkin cerrahların katılımıyla canlı ameliyat yapacak.
9-12 Haziran tarihleri arasında düzenlenen kongrede gerçekleştirilecek operasyon, dünyanın farklı ülkelerinden gelen uzmanlar tarafından yakından takip edilecek. Bu önemli görev, Türk sağlık camiası adına dikkat çeken bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Uluslararası başarılarıyla adından söz ettiren Prof. Dr. Oktar Asoğlu, Türkiye'nin tıp alanındaki bilgi birikimini ve uzmanlığını bir kez daha dünyaya göstermiş oldu.
��� 🇹🇷🇹🇷🙏Türk hekimlerinin azmi, bilgisi ve başarıları uluslararası platformlarda takdir görmeye devam ediyor.
ACİL HAREKETE GEÇME ÇAĞRISI!
Daha önce belgeleriyle paylaştığım üzere 7 yaşındaki masum oğlum Litvanya’da annesi ve annesinin kocası tarafından şiddete uğramakta. Uzun zamandır bir baba olarak ona sarılamamak, sesini duyamamak, gözyaşlarını silememek benim için zor olsa da burda önemli olan ben değilim. Çünkü oğlum gözünü intikam ve nefret bürümüş ve kendisine şiddet uygulayan annesinin engellemesi nedeniyle buradaki hiçbir arkadaşı ve sevdiğiyle telefonla bile iletişim kuramıyor. Oradaki yetkililerse çocuğumun şiddete uğradığını defalarca belirtmesine rağmen kıllarını kıpırdatmayarak bu şiddetin giderek artmasına araç oluyor.
Şimdi öğrendim ki o küçük bedeni ve ruhu bu şiddet ortamının yaralarıyla baş edemez hale gelmiş ve kendisine oradaki psikiyatristler eliyle FLUOKSETİN isimli bir antidepresan ile TİAPRİD isimli ağır bir şizofreni ilacı başlanmış. Bu ağır ilaçların başlanmış olması da henüz 7 yaşında olan ve öğretmeninden psikologuna Türkiye’de kendisini tanıyan herkesin dünya tatlısı, mutlusu ve akıllısı dediği çocuğumun, Litvanya’daki şiddet ve ihmal nedeniyle psikolojisinin günden güne bozulmakta olduğunu ve artık o narin ruhu ile bedeninin de bunları taşıyamayarak alarm verdiğinin evrensel bir kanıtı aslında.
Buna rağmen oranın yetkilileri burada onu haksızca teslim eden bizim yetkililerin aksine kendi vatandaşlar��nı koruma güdüsüyle harekete geçmiyor. Bir çocuk psikiyatristi ve baba olarak evladımı koruyamamanın acısıyla yüreğim yanıyor, bu gidişatın artık onun hayatını tehdit ettiğini ve anne ile kocasının bu tutumlarını durdurmazsak oğlumun hayatını kaybedebileceği hususunda gerek Türk gerekse de Litvan yetkilileri uyarmak istiyor, sizleri de küçücük yavrumu korumak için sesinizi yükseltip harekete geçerek destek olmaya davet ediyorum!
Lütfen bu küçük çocuğun masum yüzü, ve yapayalnız kalmış kırılgan yüreğini düşünün ve onu bu karanlıktan kurtarmak için harekete geçin. Bu mecradaki birlik ve berberlik ruhunun nice haksızlıklarla acıları dindirdiğine çok şahit oldum ve gururla vesile olmuş biri olarak şimdi 7 yaşındaki oğlum için de kenetlenmenizi rica ediyorum. Ben 15 aydır haksız yere fiziksel temasım ve 6 aydır telefonla görüşmem bile engellenmiş bir baba olarak çocuğumun psikolojisinin bozulmasına engel olamadım. Ve çocuğumun psikolojik ve duygusal açıdan günden güne daha da kötüye gidişatını engelleyemiyorum.
Çocuk şiddete uğradığını söylüyor, davranış sorunları sergiliyor, yetmiyor kendisine iki tane psikiyatrik ilaç başlanıyor. Orada kötü bakıldığına ikna olmak için daha ne olması lazım. İllaki ölmesi mi lazım?
Ben de yavrum için adaleti, bugüne değin bu mecrada kendilerine ses olmaya çalıştığım değerli anne babalar Nizamettin Kabaiş, Bedriye Doku, Yasemin Minguzzi ve Şaban Vatansever gibi öldükten sonra aramak istemiyor ve onu buradaki cennetinden koparanların o ölmeden onu orada koruyup yeniden buradaki cennetine ulaştırmalarını talep ediyorum.
Çocuğun en temel hakkı olan sevgi, güvenlik ve huzur ortamına kavuşması için sesinizi onun yerine nolur yükseltin.
Oğlum için siz de bir abi, abla, teyze, amca olun; onu orda yalnız bırakmayın!
Şimdiden atacağınız en küçük adım ve ses için sonsuz teşekkürler
@RTErdogan @dbdevletbahceli @LithuanianGovt @GitanasNauseda @IRuginiene @HakanFidan
@LithuaniaMJ @LithuaniaMFA @ABilotaite @IRuginiene @GitanasNauseda @UNICEF @save_children
@LithuaniaME @vaikoteises
Düşünsenize birileri denizimize 15 bin metrekare genişliğinde ağ atıp milyonlarca canlınının ölümüne neden oluyor ve kimsenin ruhu duymuyor.
Bu küçük bir sandalla vs yapılacak bir iş değil, avcılık falan da değil; umarım yapanlar bulunur, hesap verir.
Patara plajının kumlarını çaldılar.
Öyle üç beş kürek değil, 2 bin 168 kamyon dolusu çaldılar.
Göz göre göre talana herkes göz yumuyordu. Bir kişi hariç… Namuslu bir orman muhafaza memuru, sessiz kalmadı, hırsızlığı yargıya taşımak üzere zabıt tuttu.
Akp'nin Kaş ilçe yöneticisi müdahale etti, sakın zabıt tutma, biz bölge müdürünü aradık, sen burnunu sokma dedi.
Orman muhafaza memuru kabul etmedi, “değil bölge müdürü, cumhurbaşkanı bile gelse ben bu zaptı tutarım” dedi.
Vay sen misin bunu diyen…
Kaş kaymakamı derhal devreye girdi, orman muhafaza memuru derhal görevden alındı, cumhurbaşkanına hakaretle suçlandı, apar topar lojmanından bile atıldı.
E yok öyle tabii… Bu defa, Tarım Orman İş Sendikası'nın namuslu yöneticileri müdahale etti, Kaş kaymakamı geri basmak zorunda kaldı, orman muhafaza memuru görevine iade edildi.
Olay medyaya yansıdı.
Patara kumlarının nereye götürüldüğüne dair, hangi özel plaja döküldüğüne dair haberler çıktı.
Vay sen misin bu haberlere sebep olan… Hadi bakalım, müfettiş raporu bile olmadan, orman muhafaza memuru yine görevden alındı.
Bölgedeki diğer muhafaza memurları tehdit edildi, "sesinizi kesmezseniz, sizin sonunuz da aynı olur" filan denildi.
Namuslu orman muhafaza memuru geri adım atmadı, sendika aslanlar gibi direndi. Kaş kaymakamı hakkında suç duyurusunda bulunuldu, olay iyice dallanıp budaklandı, üstü örtülemez hale geldi, mecburen savcılık soruşturması açtılar.
Böylece, hırsızlığın çok daha büyük boyutlarda olduğu ortaya çıktı.
Depolanmış halde 3 bin kamyon kum ele geçirildi.
Namuslu orman muhafaza memuru ikinci defa görevine iade edildi.
Bu memur olmasaydı,dünya varolduğundan beri duran, mitoloji hazinesi, antik çağın başkenti, insanlığın mirası, Türkiye'de eşi olmayan yer, carettaların evi Yağmalanıyordu.
Bu memurun yüreği sayesinde her şey duyuldu ve durduruldu.
Tek başına başkaldıran bu namuslu orman muhafaza memurunun ismi ne biliyor musunuz?
Umut!
Umut Utku.
Vatana millete hayırlı evlat olsun temennisiyle yetiştiren annesi babası, geleceğe dair beklentilerini isim olarak vermişler oğullarına… Oğulları da isminin hakkını vermiş.
Hani bazen karamsarlığa kapılıp soruyorsunuz ya, umut var mı diye? Var dostlarım.
Umut'ları var bu ülkenin. Böyle yiğit, onurlu şerefli insanları hala var bu ülkenin.
Bir kişi bile kalsa, her şeyi değiştirmeye gücü yeten Umut'ları var...
Değerli yol arkadaşlarımız,
“CHP İletişim” hesabımız artık “Özgür Özel İletişim” (@ozgurozeliletsm) adıyla yoluna devam ediyor. Sesimizi daha güçlü duyurmak, dayanışmamızı büyütmek için hep birlikte takip edelim, çevremize de ulaştıralım.
Birlikte daha güçlüyüz.
#Lider
İzmir’de yaşayan ortaokul öğrencisi Doruk Sabuncuoğlu Ford (14), Almanya’da düzenlenen German Math Olimpiyatları’nda tüm soruları doğru yanıtlayarak birincilik ödülü ve altın madalyanın sahibi oldu. Küçük yaşlarından itibaren sayılarla yaşadığını belirten Doruk, kürsüde Türk bayrağını dalgalandırarak da gururlandırdı.
#matematik #doruksabuncuoğluford
https://t.co/xWCew0D2uw
ECE ÜNER ASLINDA KİM? (Sadece Bir Spiker Sanıyorsanız Yanılıyorsunuz) 🇹🇷
Gazeteci Erdem Cırık yazdı: "Biz onu ekranda tanıdık.
Düzgün vurgusuyla, keskin sorusuyla, hiç titremeden kurduğu cümlesiyle.
Ama o ekrana ilk çıktığında çoğu kişi fark etmedi: bu sesin arkasında iki kıtanın ağırlığı var.
Annesi Makedonya'dan gelmiş.
O aileleri tanırsınız. Fazla konuşmazlar, çok çalışırlar. Şikayet etmezler, taşırlar. Kök söküp yeni topraklara tutunmak nasıl bir şeydir, o anneler bilir.
Babası Dinç Üner Şanlıurfa'dan çıkmış.
Anadolu'dan büyük şehre gelmiş, emekle, alın teriyle Türkiye'nin en büyük haber kanallarından birini kurmuş.
"CNN Türk genel müdürünün kızı" diyenler çıktı tabii.
Ama torpil olsaydı, ifadeye çağırıldığında sustardı.
Korksaydı, o soruları sormaz; o haberleri yapmazdı.
Koç Üniversitesi'nde sosyoloji ve tarihi aynı anda okudu. Paris'te Fransızca öğrendi, Brüksel'de Avrupa'yı anlamaya çalıştı.
Sonra döndü. Kaldı.
Kızına "Güneş" koydu.
NTV... CNN Türk... Habertürk... Halk TV...
Her değişimde biraz daha kendisi oldu.
Geçen ay "Türkiye'nin En İyi Kadın Haber Sunucusu" seçildi.
Ödülü aldı.
Haber bile olmadı.
Bazı sesler tanınmak için değil, duyulmak için çıkar.
Şanlıurfa'dan getirilen azim, Makedonya'dan getirilen kök tutma inadı... Ece Üner bunların hepsini o ekrana taşıdı. Hâlâ taşıyor.
Bu ülkenin sahibi kimler dersiniz? 🧿"
DÜNYA HAYMANALI DOKTORU KONUŞUYOR! 👇👇😍Haymana'dan Harvard'a!
Haymana’nın ayazında, bozkırın tam kalbinde bir çocuk büyüyordu. O zamanlar kimse bilmiyordu; o küçük ellerin gün gelip tıp literatürünü baştan yazacağını…
Antalya’da bir ameliyathane. Saat sabahın dördü. Dışarıda dünya uyurken, içeride "imkânsız" denilen bir mucize için iğneyle kuyu kazılıyordu.
İnsan saçından daha ince damarları birbirine dikmek... Kopan umutları yeniden hayata bağlamak... Herkesin "vakit çok geç" dediği yerde, o sessizce neşteri eline aldı.
Prof. Dr. Ömer Özkan.
O, sadece bir cerrah değil; bu toprakların yetiştirdiği bir deha.
Dünyada ilk kez kadavradan rahim nakli yaparak "anne olamazsın" denilen kadınlara umut oldu. Türkiye’nin ilk tam yüz nakliyle, aynalara küsen bir gencin kaderini değiştirdi.
Harvard Üniversitesi ayakta alkışladı, BBC ve CNN "Türk Mucizesi" diye manşet attı. National Geographic belgesellerine konu oldu ama o mütevazılığından hiç ödün vermedi.
Bozkırın evladı, bugün dünyanın en saygın kürsülerinde parlıyor.
Peki, biz kendi öz evlatlarımızı ne kadar tanıyoruz? Başkalarının sahte kahramanlarını konuşmaktan, bu sessiz devleri unutuyor muyuz?
Bu başarı sadece tıbbın zaferi değil; bu, bir Anadolu insanının dünyaya attığı imzadır. 🇹🇷
Sizce de bu gururu daha yüksek sesle konuşmamız gerekmiyor mu? 🧿
Aziz Yıldırım’dan açıklama:
"Kamuoyunun Dikkatine,
Galatasaray Spor Kulübü yönetim kurulunun ve iletişim birimlerinin yapmış olduğu açıklamada, başarılarını ön plana çıkarmak ve kendilerine odaklanmak yerine, Fenerbahçe Spor Kulübü’nü hedef almaları ve kulübümüze yönelik “şike” imasında bulunmaları, bu camianın halen içindeki Fenerbahçe kompleksini atamadığını bizlere göstermektedir.
Fenerbahçe Spor Kulübü’ne yönelik yapılan bu çirkin ve haddini aşan imaları şiddetle kınıyoruz.
Fenerbahçe’ye dil uzatmaya çalışanların önce kendi tarihlerine bakmalarını tavsiye ederiz. Fenerbahçemizin tarihte hiçbir zaman şike yapmadığı mahkeme kararıyla ve tescilli resmi yayınlarla ortadadır.
Tarihi boyunca elde ettiği başarıların ardında alın terinden çok lobilerin, kapalı kapılar ardında kurulan karanlık ittifakların ve menfaat ilişkilerinin gölgesi bulunan bir zihniyetin, bugün "şike" kelimesini ağzına alması, arsızlığın Türk spor tarihindeki vücut bulmuş halidir.
Fenerbahçe’ye “şike” imasında bulunmaya çalışanlara şunu açıkça ifade etmek isteriz, sizler için geçmişte söylediklerimiz ve mahkemelerde beraat ettiğimiz sözlerimiz aşağıdadır ;
“Fenerbahçe Spor Kulübü başkanı Aziz Yıldırım’ın, 26.05.2016 tarihinde, Galatasaray-Fenerbahçe arasında oynanan Ziraat Türkiye kupası finali sonrasında yapmış olduğu basın toplantısında, “Aziz Yıldırım şike yapmadı. Ama Galatasaray şike yaptı. Hepimizin gözü önünde” , “Bu ülkeye şikeyi sokan Galatasaray’dır. 8-0’ı unuttu mu herkes… Arabalar…” , “Ama 2000 yılında Fethullah Gülen‘in dua ederek, Galatasaray’ı şampiyon yaptığı söyleniyor. Bende böyle bir şey yok” , “Onların Strum Graz maçında son 5 dakikayı izleyin. Şike var mı yok mu?” , “Ama Galatasaray hep şike yapıyor. Beni daha fazla konuşturmasınlar, altından kalkamazlar. Hiçkimse kalkamaz” , “ Önce herkes edepli olacak, adam olacak”
Kamuoyunun özellikle şunu bilmesini isteriz; 2026-2027 sezonu itibariyle, artık karşısında bölünmüş, parçalanmış bir camia değil, gerektiğinde tek yumruk olmayı bilen büyük Fenerbahçe camiasını bulacaksınız.
Bizim Fenerbahçemiz…
Aziz Yıldırım"
Acil Paylaşıyoruz ❗️
ACİL KAYIP İLANI ‼️
Çocuğumuz Tuğba Ergişi kayıptır.
• Yaşı: 16
• Doğum Yeri: Tokat / Erbaa
Dün sabah saat 10:00’da Silivri Ortaköy’deki evinden “Arkadaşımın doğum gününe gidiyorum” diyerek çıkmış ve o saatten beri kendisinden haber alınamıyor.
Gören, bilen veya herhangi bir bilgisi olanlar lütfen aşağıdaki numarayı arayın:
📞 0538 096 81 25