ÖNCE ZİHNÎ İŞGALDEN KURTULMAK ŞART!
“Müslüman” ülkeler, “Müslüman” devletler, diye bir şey yok.
Hepsi köle!
Tek bir “Bağımsız Müslüman Arap devleti” yok. Türkiye dâhil bağımsız tek bir Müslüman ülke de yok!
Hiçbiri İslâm ülkesi, İslâm’ın şekillendirdiği bir ülke değil. Batılı emperyalistlerin şekil ve yön verdikleri ülkeler hepsi de! Köle hepsi de!
Özetle: “Müslüman” ülkeler yok. Müslümanların yaşadığı ülkeler var!
Bunu göremiyorsanız, hiçbir şeyi göremezsiniz tam olarak!
MİT, teşkilat tarihinin sessiz kahramanlarından birini ilk kez kamuoyuyla paylaştı.
Milli İstihbarat Teşkilatı, 1950 yılında Bulgaristan’da kurulan pusuda şehit edilen MAH mensubu Arif Necip Kaskatı’nın fotoğrafını yayımladı.
Bulgaristan’da yaklaşık 20 yıl boyunca Türkiye adına kritik görevler yürüten Kaskatı, 1950’de Edirne’ye geçmeye çalışırken aracına kurulan pusuda şehit edildi. Bulgaristan’daki Türkler arasında “Bay Hristo” lakabıyla tanınan Kaskatı, MİT’in resmi arşivinde yerini aldı.
“Kristrún Frostadóttir”
Kaşalotlar mukayese etmişler;
"Bi' Külliyeye bakın, bi'de Frostadóttir'in başbakanlık binasına bakın.
Ne kadar mütevazı değil mi?.." demişler.
Efendim koruması da çok azmış.
İzlanda'nın nüfusu 390 bin, neredeyse bizim Bağcılar'ın yarısı!
Bir çoğu AB ülkesi vatandaşı.
Düşmanları yok. Balıkçılık ve turizm ile geçinip gidiyorlar. Volkanları, gayzerleri bir de Kuzey Işıkları var.
Sorun şu ki, böyle saçma bir gönderi (mukayese) milyon kere paylaşılmış X’te!
Bin defa söyledik, "muhalefet etmek için dangalak olmak zorunda değilsiniz" diye.
Ama faydası yok. Bunlar kafayı sıyıralı çok oldu. Ve günbegün kötüye gidiyorlar.
Yıllarca Halk tv Tele1 izlersen, Sözcü, Cumhuriyet, Birgün, Evrensel, Cinsel.., vesaire okursan böyle şakulün kayar işte!
Ulan ibni bidoni bunlar hep senin işlerin..!?
.
https://t.co/XhrvRJ2Yhl
.
(1993, Zenica) Bosna’yı savunmak için dünyanın birçok ülkesinden gelen müslümanların oluşturduğu “Odred el Mudzahedin” (Mücahitler Birliği) içerisinde bulunan Türk şehitlerden Abdulmetin Çakmak, birliğin toplantısı sırasında “Şehid Tahtında” ezgisini söylüyor.
📍Sadece 2 yılda inanılmaz bir değişim!
Suriye Ordusu, kaostan disipline, düzensizlikten profesyonel bir yapıya geçti.
📍Bu muazzam dönüşümde Türkiye’nin stratejik desteği, eğitim yardımları ve tecrübesi büyük rol oynadı.
📍Kardeş iki ordunun güç birliği, bölgenin geleceğini yeniden şekillendiriyor.
Bir kaç kez önüme düştü.
Avrupa yüzlerine tükürse yağmur yağıyor diyecek Ezikler, Erdoğan’ın İngilizcesiyle ilgili yorum yapıyor fakat Erdoğan’ın dosta düşmana Türkçe öğretmesini görmezden geliyor.
NATO’yu mehter ile uğurladık! | Murat Bardakçı
Bende birkaç takıntı mevcuttu: Meselâ, imparatorluk zamanından kalma sarayların devlet geleneğimizin asırlar öncesine uzandığını gösterdikleri için kullanmamız gerektiğine inanırdım.
Başka bir takıntım da, Türkiye’ye gelen yabancı devlet adamları için yapılan karşılaşma törenlerinde yeniçerilerin yer alması ve mehter müziğinin çalınmasıydı.
Ankara’da, yabancı konukların organizasyona hayran kaldıkları, çok üst düzey bir NATO yetkilisinin “Ağırlamada zirve yaptınız. Bundan sonraki toplantılara ev sahibi edeceklerin işleri bir hayli zor” dediği anlatılıyor...
Atatürk’ün, İsmet İnönü’nün ve Celal Bayar’ın cumhurbaşkanlığı dönemlerinde Topkapı haricindeki saraylar ve kasırlar her zaman birer protokol mekânı idiler.
Yabancı misafirler burada ağırlanır, Dolmabahçe’nin muayede salonunda kalabalık davetler verilir, daha küçük davetler de Şale’de yapılırdı…
Mehter hayalim, NATO ülkelerinin liderleri için Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde önceki gün düzenlenen karşılama töreninde hakikat oldu.
A Bosnian Srebrenica survivor breaks down while participating in the Peace March along the same trails where thousands of Bosnians tried to escape the 1995 genocide. 🇧🇦💔
Gazzeli şampiyon sporcu Hüseyin O'de, katil İsrail'in saldırılarında annesini, üç kardeşini ve dört çocuğunu kaybetti.
Dünyaya gelen bebeğiyle yeniden umut bulan O'de, yaşadıklarını Gazze'deki tek Türk televizyonu TRT'ye anlattı...
Zulüm ne kadar gizlenirse gizlensin, doğa sessiz kalmaz...
Bosna’da saklanan toplu mezarlar, topraktaki kimyasal değişimle ortaya çıkan yavşan otları ve onların peşinden giden Mavi Kelebekler sayesinde bulundu. Ölümün saklandığı yerden filizlenen bir adalet sembolü...
Sırp askeri lider Ratko Mladić, Srebrenitsa Soykırımı’nın baş sorumlusuydu. 1995’in 11-22 Temmuz'u arasında 8.000’i aşkın Müslüman Boşnak erkek ve erkek çocuğunun otobüslerle infaz alanlarına taşınıp, toplu mezarlara gömülmesi emrini verdi. Hâlen, toplu mezarlarda cesetlerine yeni ulaşılan kurbanlar var.
Aliya İzzetbegoviç'in “Unutulan soykırım tekrarlanır.” sözü tarihi bir uyarıydı. Soykırımı, faillerini unutmamalıyız.
Bosna Savaşında on binlerce sivilin katledilmesinde de rolü olan Ratko Mladić, ömür boyu hapis cezası almıştı, yakın bir zamanda sağlık sorunları sebebiyle geçici tahliyesini istedi.
Bugün, 11 Temmuz 1995 Srebrenitsa Soykırımı’nı Anma Günü. Şehitlerimizi rahmetle yad ediyoruz. Ve biliyoruz ki; Bosna kasabı Ratko Mladić gibi câniler dünyada bugün de var.
Bosna Savaşı sırasında, savaş bitmek üzereyken, Boşnak askerler Aliya’ya gelirler ve “bize yapılanların aynısını biz de onlara yapacağız,” derler. Aliya, “hayır” der ve tarihe kayıt düşen şu tarihî sözleri söyler:
“Sırplar bizim öğretmenimiz değildir. Ne yapmamız gerektiğini biz Sırplardan öğrenemeyiz.
Bizim öğretmenimiz Hz. Peygamber’dir. O bize savaşta nasıl davranılması gerektiğini en iyi şekilde öğretmiş, savaşta çocuklara, kadınlara ve yaşlılara aslâ dokunulmamasını emretmiştir.
Biz de aynen öyle yapacağız. Biz onlara, onların bize yaptığı aşağılık muameleyi yapmayacağız. Ancak bu zulmü de aslâ unutmayacağız!”
#SrebrenitsaKatliamı değil #SrebrenitsaSoykırımı #Aliyaİzzetbegoviç
Çok kıymetli dostum, Katar Devleti Baba Emîri Şeyh Hamad bin Halife El Sani'nin vefat ettiğini büyük bir üzüntüyle öğrendim.
Başbakanlığım döneminde uluslararası alanda birlikte mesai yaptığım; Türkiye ve Katar Devleti arasındaki siyasi, ticari, askerî, beşerî ve kültürel ilişkilerin bugünkü seviyesine ulaşmasında büyük emeği bulunan; İslam dünyasının huzuru, bölgemizin istikrarı ve Katar halkının refahı için samimi çabalarına şahit olduğum Şeyh Hamad bin Halife El Sani'ye Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyorum.
Başta değerli kardeşim Katar Emîri Şeyh Temim bin Hamad El Sani olmak üzere merhum Baba Emîr'in ailesine, dost ve kardeş Katar halkına ve İslam dünyasına şahsım, ailem ve milletim adına başsağlığı dileklerimi iletiyorum.
HERKES BİRİNE BAĞLI,
HERKES BİRİNİN KAYDI
(Üyelik, örgüte zimmetlenmektir)
FETÖ’de kimse gerçekten yalnız değildir.
Fakat bu yalnız olmama hâli kardeşlikten değil, denetimden doğar.
Her unsurun üzerinde bir abi, bir imam, bir öğretmen, bir mesul, bir bölgeci, bir birimci bulunur.
O kişinin üzerinde başka bir sorumlu, onun üzerinde başka bir yönetici vardır. Zincirin aşağısındaki, yukarıdakinin gerçek kimliğini çoğu zaman bilmez; fakat emrini bilir, toplantı saatini bilir, teslim edeceği raporu bilir.
Gizlilik, hücre tipi yapılanma, kurumların içinde örgütlenme, itaat ve teslimiyet esaslarına göre hareket etme özellikleri taşıyan Fetö; anayasal kurumları ele geçirerek devleti ve toplumu oligarşik bir zümrenin iradesine göre şekillendirmeyi amaçlamışdır.
“Her bireyin kesin olarak iki ayrı kişi tarafından denetlendiği” şeklinde bütün örgüt birimlerine uygulanabilecek değişmez kurallar söz konusudur. Ancak ortaya çıkan yapı, en az iki katmanlı bir kontrol mantığını açıkça göstermektedir:
Birincisi, dikey denetimdir.
Alttaki unsur, üstündeki örgüt sorumlusuna bağlıdır. Emir yukarıdan aşağı iner; bilgi, rapor, para ve personel değerlendirmesi aşağıdan yukarı çıkar.
İkincisi, yatay gözetimdir.
Aynı evde kalanlar, aynı sohbet grubuna girenler, aynı devrede bulunanlar ve aynı hücre içinde görevlendirilenler birbirlerinin devamlılığını, sadakatini ve örgütsel tutumunu gözler. Toplantıya kim geldi, kim gelmedi, kim koptu, kim şüphe gösterdi, kim daha kullanışlı, kim daha riskli; bunların tamamı örgütün görünmez hafızasına işlenir.
Böylece kişi yalnızca bir sorumluya bağlanmaz.
Bir gruba bağlanır.
Bir rapora bağlanır.
Bir kategoriye bağlanır.
Bir kodlamaya bağlanır.
Bir dosyaya bağlanır.
Örgüt, insanı insan olarak değil; takip edilecek, yönlendirilecek, korunacak, saklanacak veya gerektiğinde harcanacak bir unsur olarak görür.
Bu nedenle FETÖ’de üyelik yalnızca aidiyet değildir.
Üyelik, örgüte zimmetlenmektir.
SAHTECİLİK BU ÖRGÜTÜN KARAKTERİDİR
FETÖ’nün karakterindeki sahtecilik, tek tek yalanlardan daha büyüktür.
Sahtecilik bu örgütte bir çalışma metodudur.
Dışarıda eğitim, içeride kadrolaşma…
Dışarıda hizmet, içeride hâkimiyet…
Dışarıda diyalog, içeride sınıflandırma…
Dışarıda kardeşlik, içeride denetim…
Dışarıda gönüllülük, içeride itaat…
Dışarıda sivil toplum, içeride mahrem hiyerarşi…
Dışarıda hukuk, içeride örgüt talimatı…
Dışarıda devlet memuru, içeride örgüt elemanı…
FETÖ’nün bütün yapısı çift katmanlıdır.
Görünen başka, işleyen başkadır.
Söylenen başka, hedeflenen başkadır.
İsim başka, kod başkadır.
Makam başka, bağlılık başkadır.
Bu nedenle takiye FETÖ için yalnızca bir savunma biçimi değildir.
Takiye, paralel devletin kamuflajıdır.
🟤 #ARŞİV | Srebrenitsa Katliamı sırasında 17 yaşında olan Nedžad Avdić, soykırım günü yaşadıklarını anlattı.
▪️"Erkekleri kamyonlara doldurup götürüyorlardı."
▪️"Kamyon durduktan sonra beşerli gruplar hâlinde inmemizi istediler."
▪️"İnen her grubun ardından silah sesleri duyuluyor, ardından tekrar beş kişilik başka bir grup çağrılıyordu."
▪️"Ellerimiz kelepçeliydi. Sıra bize geldiğinde asker bize yere yatmamızı emretti. Ancak yatamadan ateş etmeye başladılar."
▪️"O şok anında hiçbir şey anlayamadım, sadece büyük bir acı hissediyordum."
▪️"Koluma bir, göğsüme ise üç kurşun isabet etti. Buna rağmen mermiler hayati organlarıma zarar vermedi."
▪️"Sadece kan ve barut kokusu alıyordum."
▪️"Yere düştükten sonra bir kurşunun daha isabet edeceğinden korkuyordum."
▪️"Komutan askerlere, 'Kimin vücudu hâlâ sıcaksa kafasına sıkın.' talimatını verdi. Gözlerimi kapatıp ölü numarası yaptım. Yanımda inleyen yaralı bir adam vardı. Askerler başına birkaç el ateş etti."
▪️"Çok acı çekiyordum. 'Neden ölmüyorum?' diye düşünürken, caniler gülüp eğleniyordu. Bir an içimden, 'Beni öldürün!' diye bağırmak geçti. Daha sonra öldürecekleri diğer insanları getirmek için yeniden kamyona binip gittiler."
▪️"Ümidimi kaybetmişken cesetlerin arasında birinin hareket ettiğini gördüm. 'Yaşıyor musun?' diye sordum. 'Evet' diye cevap verdi. 'Beni çözmeye gel' dedi. Kımıldayamıyordum. Bana defalarca seslendi. Yuvarlana yuvarlana yanına kadar gittim."
▪️"Onunla birlikte yürüyerek bir Boşnak köyüne ulaşmayı başardık."