Sayın Bakanım @mustafaciftcitr , Emniyet Teşkilatı Personelinin hak ettiği fazla çalışma ücreti ile ilgili Cumhurbaşkanı Yardımcımızın Başkanlığında Hazine ve Maliye Bakanlığı,Cumhurbaşkanlığı Bütçe ve Strateji, İçişleri Bakanlığı, AK Parti grubumuzla bir araya geleceğiz." ,diyerek açıklama yaptınız.
Sayın Bakanım, İçişleri Bakanlığımız bundan 14 yıl öncede Emniyet Personeline saat başı fazla çalışma ücreti ödenebilmesi için 486 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 17.maddesi ile Emniyet Teşkilatı Kanunu'na eklenen Ek 21.maddede yer alan " fazla çalışma ücreti " ibaresinin "güvenlik tazminatı " şeklinde değiştirilmesi için hazırlanan mali taslak Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından kabul edilmemişti. Gerekçe olarak ise bütçe imkanları denilmişti.
Sayın Bakanım @mustafaciftcitr, bahse konu Ek 21.maddede yer alan " fazla çalışma ücreti " ifadesi 1993 yılında 3911 sayılı kanundan alınan yetki ile Bakanlar Kurulu tarafından yürürlüğe girmiştir. Bu "fazla çalışma ücreti " TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmeden, TBMM'de görüşülüp onaylanmadan 33 yıldan beri 486 sayılı KHK düzenlemesi olarak durmaktadır. Bu KHK düzenlenmesinin dayandığı 3911 sayılı yetki kanunu, Anayasa Mahkemesi'nin 1993/26 Esas, 1993/28 Karar Sayı ile Anayasanın 2,7,87,91,153.maddelerine aykırılığı nedeniyle iptal edilmiştir. https://t.co/nbRVd40cW6
Bu nedenle ek 21.maddede yazılı " fazla çalışma ücreti" ibaresi Anayasal dayanaktan yoksundur. Sayın Bakanım İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğümüzce hazırlanan taslakta bu husus belirtilirse Maliye Bakanlığımızda bu sefer kabul edecektir diye düşünüyoruz.
Sayın Bakanım, 486 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile mali düzenleme Jandarma ve Sahil Güvenlik Teşkilatı personeli için Asayiş Tazminatı olarak düzenlenmiştir. Aynı KHK kapsamında Emniyet Teşkilatı personeli için ise " fazla çalışma ücreti " ifadesi olarak kalmıştır. Hazırlanan taslak içinde Ek 21.madde için Jandarma ve Sahil Güvenlik personelinde olduğu gibi Polis içinde "Asayiş Tazminatı" olarak düzenlenmesi mevzuat uygulamasıda doğru olacaktır.
Sayın Bakanım, Ek 21.madde ödemesi için Danıştay Başkanlığı da tazminat ödemesidir diyerek karar vermiştir. Ek 21.maddede yer alan "fazla çalışma ücreti " ibaresinin Asayiş Tazminatı olarak değiştirilmesi ile Emniyet Teşkilatı personelinin çalışma hayatı Anayasamızın 50.madde ile "Dinlenme Hakkı " ve Devlet Memurları Kanunu 178.maddde hakkı fazla çalışma ücretinde Anayasamızın 55.maddesinde belirtilen "Ücrette Adalet Sağlanması Hakkı" gerçekleşecektir.
#PolisHukukDavası
“Türkiye’de polis 24 saat görevde, gece gündüz canını ortaya koyuyor. Ama iş haklarına gelince diğer 8/5 çalışan memurlardan bile geri bırakılıyor. Bu adaletsizlik daha ne kadar sürecek?”
#PolisOYalanıyor
EMNİYET PERSONELİNDEN 7 MADDELİK TALEP!
ÖNE ÇIKAN TALEPLER
▪️ Maaşlarda iyileştirme
▪️ Polis Meslek Kanunu çıkarılması
▪️ Sendika hakkı
▪️ Fazla mesai ücreti
▪️ Gece çalışma tazminatı
▪️ 12/36 çalışma sistemine yasal güvence
▪️ 25 yılda emeklilik hakkı
#PolisOYalanıyor
‼️ Son yıllarda yaşanan polis intiharları artık üzerinde ciddi şekilde durulması gereken bir konu haline geldi. Sorunları konuşmadan çözüm üretmek mümkün değil.
@iletisim#PolisOYalanıyor
Sayın Bakanımız açıklama yapmıştı. Ancak herhangi bir gelişme olmadı.
#PolisOYalanıyor
Biz artık açıklamayı Sayın Cumhurbaşkanımız @RTErdogan'dan bekliyoruz.
Her bakan yapacağız edeceğiz diyip gidiyor.
Değerli Meslektaşlarım
Çalışma hayatımızın Anayasaya uygun,kanuni güvenceye dayalı olması için 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 61. maddesinin somut norm denetimi üzerine AYM'ye itiraz başvurum maalesef İlk Derece Mahkemelerince tartışılmadığından dava konusunu AYM'ye bireysel müracaat yapmak zorunda kaldım. Bu bireysel başvurunun bir an önce görüşülmesi,karara bağlanması ve mesai haklarımıza kavuşmak için bildiğiniz gibi mevzutlarda yapısal nedenler varsa, AYM'ye müdahil olunduğunda dosyaya öncelik verilmektedir. Anayasa Mahkemesinde olan davamıza müdahil olarak " Emniyet hizmetleri sınıfı personelinin çalışma saatleri ve dinlenme hakları konusundaki 1937 tarihli ETK 61.madde ilk kez dava edilmiş ve ilk kez AYM'de görüşülüyor. 89 yıldan beri uygulanan bu maddenin İnsan Hakları ve Hürriyetleri üzerine yeniden düzenlenmesi mücadelemiz inşallah hep birlikte gerçekleşecektireceğiz.
Emniyet Teşkilatı Kanunu şöyledir.
Madde 61 – Komiser ve polislere umumi hükümlere göre senelik mezuniyetlerinden başka haftada 24 saat izin verilir. Çok mühim haller müstesna olmak üzere bu mezuniyet kesilemez.
Madde,Polisi bir haftada 6x24=144 saat kesintisiz, karşılıksız çalıştırabilir.Çok mühim bir hal var ise 7x24=168 saat çalıştırabilirsiniz diyor.
Kanun maddesi, polise haftada en az 24 saat (1 gün) istirahat verilmesini zorunlu kılıyor. Ancak norm normlar hiyerarşisinde ve iş hukukunda asıl olan "maksimum çalışma süresinin" belirlenmesidir.
Bu maddede haftalık çalışma süresine bir üst sınır (örneğin 40 ve/veyaya 48-56 saat gibi) konulmadığı için, teorik ve pratik olarak haftanın geri kalan 144 saati amirin/müdürün iki dudağı arasında görevlendirmelere açık hale geliyor.( Meslekte İki dudak arası çalıştırılıyoruz söylemi bu maddeden dolayıdır)
"Çok mühim haller" istisnası devreye girdiğinde ise, bu 24 saatlik izin de kaldırılarak haftalık 168 saatin tamamı görev süresine dahil edilebiliyor.
Anayasa'nın 18. maddesinde yer alan "Angarya yasaktır" hükmüne rağmen, Emniyet teşkilatında fazla çalışmanın karşılığı yoktur. Genel Kanun DMK 99.madde haftalık çalışma süresini 40 saat belirlemiş,40 saatten fazla çalışma ise aynı Kanun'un 178'deki fazla çalışma hükümleridir ama dediğim gibi 178.madde hükümleri emniyet personeli söz konusu olduğunda uygulanmıyor. Sebebi ise maaşa yakın fazla çalışma ücretinin ödenmek istenmemesidir, polisi bedava iş gücü olarak kullanmaktan dolayıdır. İtiraz edende olmadığı için böyle gelmiş böyle gidiyor.
Bu madde 1937 tarihinden önce 1907 tarihli Polis Nizamnamesinin köhne bir mantığın ürünüdür ve günümüz modern hukuk devleti ilkeleriyle, anayasal haklarla açıkça çelişmektedir.
Anayasa Madde 50 (Dinlenme Hakkı): "Dinlenmek, çalışanların hakkıdır. Bilerek ve isteyerek bu haktan feragat edilemez." Maddenin ucu açık yapısı bu anayasal hakkı zedelemektedir.
Avrupa Sosyal Şartı,Türkiye'nin de imzacısı olduğu uluslararası sözleşmeler, çalışanların makul günlük ve haftalık çalışma saatlerine sahip olmasını, fazla çalışmaların ise yüksek oranda ücretlendirilmesini amirdir.
Teşkilat içindeki 12/12, 12/24 veya çakma 12/36 ve son dönemde yaygınlaştırılmaya çalışılan 4 gruplu 12/36 çalışma genelgeleri,ne yazık ki bu kanun maddesinin idareye verdiği sınırsız esneklik yüzünden kalıcı ve personeli koruyan bir hukuki güvenceye dönüşemiyor. Genelgeler, bir üst amirin emriyle veya "bölge şartları/personel yetersizliği" gerekçesiyle kolayca askıya alınabiliyor.Gece 15 saatlik mesaiden çıkan personel, çok mühim haller denilerek 4-5 istirahat sonrası tekrar göreve çağrılabiliyor.
Emniyet mensuplarının yıpranma payı, can güvenliği riski ve mesai mefhumu gözetmeksizin yaptığı görevlerin karşılığı, bu maddede ima edilen "haftada sadece 24 saat izin geri kalanı görev" mantığıyla değil; haftalık çalışma saat sınırlarının net olarak çizildiği, aşan her saatin net mesai ücreti olarak ödendiği modern bir Çalışma Kanunu Maddesi " ile çözülebilir.İşte bunun gerçekleşmesi inşallah davalarımız ile mümkün olacaktır.
DEĞERLİ POLİS MESLEKTAŞLARIM
Bir dilekçe ile haftada 40 saatten fazla çalışmaların karşılığının saat başı fazla çalışma ücreti hakkımıza dair sürecin hızlı ilerlemesi için @AYMBASKANLIGI 'na Başvuru yapar mısınız ?
ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
DOSYA NO: 2025/63231 Bireysel Başvuru
TALEPTE BULUNANIN
( ADI SOYADI ) : ………
T.C: ………………...…
ADRESİ :…………
KONU: Sayın Yüksek Mahkemenizin 2025/63231 bireysel başvurulu dosyasında hukuki menfaatimin bulunmasından dolayı dosyanın öncelikli olarak incelenmesi talebimden ibarettir.
AÇIKLAMALAR
1) İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü'nde Emniyet Hizmetleri sınıfı personeli olarak görev yapmaktayım. 4 Haziran 1937 tarihli Emniyet Teşkilatı Kanunu 61.maddesi “Komiser ve Polislere umumî hükümlere göre senelik mezuniyetlerinden başka haftada 24 saat izin verilir. Çok mühim haller müstesna olmak üzere bu mezuniyet kesilemez.” kuralı ile birlikte haftalık çalışma süresi ve dinlenme hakkını düzenlemede yazılı hukukumuzda adı geçmeyen 29.09.1995 tarihli Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personelinin Çalışma Saatlerine İlişkin Esaslar üzerine İdareye sınırsız, belirsiz ve ölçüsüz çalıştırma yetkisi veren OLUR ile ayda 240-300 saat arasında değişen mesai yapmaktayım. 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nu 61.maddesi kapsamında haftada 1 gün izin verilmek suretiyle sınırsız çalıştırmaya benzer, Anayasa Mahkemesi (AYM, E.2020/59, K.2023/53, 22/03/2023, ...) numaralı norm denetimi dosyasında, 7245 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu’nun 12. maddesinde yazılı “haftada bir gün istirahat verilmek kaydıyla bu süre artırılabilir.” cümlesi iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 13. ve 50. maddelerine açıkça atıf yapılarak, haftada 1 gün istirahat vermek şartıyla fazla çalışmaların sınırsız yapılamayacağı, haftalık tatil şartının ihlal edilemeyeceği, çalışma süreleri ve dinlenme hakkının telafi olarak ancak kanunla düzenlenebileceği, bu konuda idareye bırakılan belirsiz ve sınırsız yetkilerin Anayasa’ya aykırı olduğu yönünde verilen karar doğrultusunda Anayasa Mahkemesine 2025/63231 bireysel başvuru bulunmaktadır.
2) Emniyet Hizmetleri sınıfı olarak haftada 40 saatten fazla çalışmaların karşılığında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 178.maddeden doğan fazla çalışma ücreti veya izin hakkı taleplerine İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'na, 486 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 17.maddesi ile eklenen Ek 21. maddeeye göre aylık sabit ücret ödendiği belirtilmektedir. Oysa Danıştay 11.Dairesi tarafından verilen 23.06.2009 tarihli ve E;2006/6559, K:2009/6677 nolu kararı ile söz konusu Ek 21.madde aylık sabit ücret tazminat ödemesidir. Ayrıca Ek 21.madde birinci fıkrasını ihdas eden 486 sayılı KHK'nın dayanağı olan 3911 sayılı Yetki Kanunu, Anayasa'nın 2,7,87,91,153.maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'nin 1993/26 Esas, 1993/28 Kararı ile iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi 3911 sayılı Yetki Yasası'nı iptal etmesiyle birlikte Anayasamızın 153.maddesi uyarınca 3911 sayılı yetki yasasına dayanılarak çıkarılan 491, 493, 494, 501, 502, 503, 508, 509, 510, 511, 512, 513, 514, 515, 516, 517, 518, 519, 520, 521 ve 524 sayılı KHK'ler Anayasa'ya aykırı görülerek iptal edilmişlerdir. Anayasa Mahkemesi içtihadına göre, dayanağı iptal edilen KHK’ler anayasal dayanaktan yoksundur ve dava açıldığında iptal gerekir. Anayasadaki düzenlemeye göre, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasanın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de, hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerekmektedir. (Danıştay 10. Daire 2001/2335 Esas 2004/319 Karar Sayılı İlamı)
++
Değerli Polis Meslektaşlarım, Değerli Memurlar
Haftada 40 saatten fazla çalışma karşılığının Devlet Memurları Kanunu'nu 178.maddenin A bendi ( yok hükmünde) nedeniyle Tokat İdare Mahkemesi ve Danıştay’ın bu madde içerisinde "Emniyet Hizmetleri Sınıfı bu kapsamda değildir" yönündeki kararına karşı Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) dilekçe taslağı hazırladım.
Bu metinde, yargı kararlarının "maddi bir hata" üzerine inşa edildiği, karara dayanak olan normun aslında bir "kanun" olmadığı vurgulanmaktadır.
KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMUNA (OMBUDSMANLIK)
ANKARA
BAŞVURAN: Ahmet AKSÖZ
ŞİKAYET EDİLEN İDARELER:
....
....
....
KONU:
657 Sayılı DMK m. 178/A düzenlemesinin Anayasal "Kanunilik İlkesi" ve AYM iptal kararları çerçevesinde incelenmesi; söz konusu maddeye ilişkin hatalı yargı içtihatlarının dayanağı olan "yasal boşluğun" tespiti ve ilgili idarelere tavsiye kararı verilmesi talebi hakkındadır.
AÇIKLAMALAR:
1. İptal Süreci ve Hukuki Boşluk:
657 sayılı Kanun’un 178/A maddesi, 527 sayılı KHK ile düzenlenmiş; ancak bu düzenlemenin dayanağı olan 3990 sayılı Yetki Kanunu AYM’nin E.1994/50 sayılı kararıyla, KHK’nın kendisi ise AYM’nin E.1997/20 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
2. Hatalı Yargı İçtihatları Hakkında:
Emniyet Hizmetleri Sınıfı personelinin haftalık 40 saati aşan çalışmaları karşılığında 178/A maddesinden yararlanma talepleri; Tokat İdare Mahkemesi (2011/804 E., 2012/656 K.) ve Danıştay 2. Daire (2014/2413 E., 2014/10507 K.) kararları ile reddedilmiştir. Söz konusu kararların gerekçesi, polisin 178/A maddesi kapsamına girmediği" varsayımıdır.
3. Yeni ve Somut Delil - TBMM Başkanlığı Beyanı:
Yukarıda anılan yargı kararları, 178/A maddesinin hukuken var olan ve usulüne uygun yürürlüğe girmiş bir "Kanun" olduğu ön kabulüyle verilmiştir. Oysa TBMM Bütçe Başkanlığı'na yaptığım başvuru neticesinde alınan 05.08.2025 tarihli ve E-1676900 sayılı resmi cevapta; "bahsi geçen konuya yönelik bir kanun teklifi bulunmadığı" açıkça bildirilmiştir. (Ek-1)
4. Değerlendirme:
TBMM’nin bu resmi itirafı göstermektedir ki; yargı organlarının "Emniyet teşkilatını kapsam dışında bırakmak" için kullandığı 178/A maddesi, teknik olarak bir "Kanun" vasfı taşımamaktadır. İptal edilen KHK sonrası yasalaşmayan bir metin üzerinden kapsam belirlemesi yapılması, Anayasa'nın 128. maddesindeki "mali hakların kanunla düzenlenmesi" ilkesine ve hakkaniyete aykırıdır. Mevcut yargı içtihatları, "yok hükmündeki" bir norma dayandığı için maddi hata ile maluldür.
SONUÇ VE İSTEM:
Arz edilen nedenlerle;
657 sayılı Kanun’un 178/A maddesinin usulüne uygun bir yasama tasarrufu (kanun) olmadığının ve yargı kararlarının bu yasal boşluk nedeniyle sakatlandığının tespitine,
İdarenin, yasama organınca teyit edilmemiş ve AYM tarafından iptal edilmiş KHK hükümlerini "kanunmuş gibi" uygulayarak personel aleyhine hak kısıtlaması yapmasının sonlandırılması için ilgili Bakanlıklara,TBMM'ye Cumhurbaşkanlığına TAVSİYE KARARI verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.
EKLER:
TBMM Bütçe Başkanlığı'nın 05.08.2025 tarihli resmi cevap yazısı.
Atıf yapılan mahkeme ve Danıştay kararlarının örnekleri.
İlgili AYM İptal Kararları özeti.
Değerli Meslektaşlarım KDK'ya şunu söylemiş oluyoruz. "Mahkemeler bugüne kadar 'bu madde polise uygulanmaz' dedi ama o mahkemeler bu maddenin aslında bir kanun olmadığını bilmiyordu. İşte elimde TBMM'den gelen kanıt: Bu madde aslında yok!" Bu yaklaşım, KDK'nın dosyayı "yeni bir hukuki durum" olarak ele almasını sağlayacaktır. Polisin angarya mesaide çalışmasına neden olan 178/A maddenin yok olduğunu, kanunlaşmadığını, Mahkemelerin eksik ve hukuki hata ile eksik inceleme yaptığı gerçeğini Kamu Denetçiliği Kurumu'na dilekçeyle belirtmek istiyorum.
Değerli Memur Arkadaşlarım, saatlik ücret ödenmesine dair DMK 'da yer alan 178/A bendi, TBMM'de kanunlaşma aşamalarından geçmediği için bugün hukuken yoktur. Ancak fiili olarak uygulanmaktadır. Bu durumu bildirmeliyiz.
Değerli Meslektaşlarım,Kıymetli Dava Arkadaşlarım
Polisin (kolluğun) ifade özgürlüğü ( tweet atma dahil) hakkını engelleyen,ayrıca geçmişte disiplin cezaları almasına neden olan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Kanunu, Meslekten çıkarmaya dair;
"Mesleğin onur ve saygınlığını zedeleyici veya amir ya da üstlerinin eylem ve
işlemlerini olumsuz yönde eleştirici nitelikte tek başına veya topluca bildiri dağıtmak ya da
basın, haber ajansları, radyo ve televizyon kurumları ve diğer iletişim kanalları vasıtasıyla
kamuoyuna yönelik bilgi, yazı ve demeç vermek," hükmü somut norm denetimi talepli için İlk Derece Mahkemelerine dava açılmış, disiplin cezası iptal edilmesine rağmen AYM'ye itiraz başvuru gerçekleşmediği için dava amacından vazgeçmeyen Polis meslektaşımız,( kendisi Avukatlık ruhsatnamesine sahip) hepimizi ilgilendiren bu meseleye dair Anayasa Mahkemesine bireysel başvurusunu gerçekleştirmiştir. Emniyet, Jandarma Teşkilatı mensupları için hayırlı uğurlu olsun. Anayasal hak mücadelesinde bu gibi davalar çok kıymetlidir. Buradan kendisine teşekkürlerimi sunuyorum.
Mücadele mücadele gerektirir. Hep birlikte başaracağız, hep birlikte kazanacağız.
#PolisHukukDavası
Değerli Polis Meslektaşlarım, Kıymetli Polis Aileleri, Polis Dostları
Polislerin (tüm rütbe ayırt etmeksizin) haftada 40 saatten fazla çalışmalarının karşılığını alabilmeleri adına Değerli @avukathasanemre Bey ile birlikte Danıştay'a duruşma ve yürütmeyi durdurma talepli davamızı açmış bulunmaktayız.
Bu dava duruşmasında davalı olarak Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü Avukatlarına ya da Yetkililerine son savunma hakkımızı vermiş olacağız.
Hayırlı Olsun.
#Polis
Değerli Meslektaşlarım,
Artık öğrenilmiş çaresizlik duygusunun içinden çıkmanızı istiyorum.Bunu bir kardeşiniz,abiniz, meslektaşınız olarak istiyorum. Bunu isterken davamıza dair paylaştığım belgeler,deliller bunun göstergesi kabul edilirse sürecin lehimize olacağı inşallah herkes tarafından da kabul edilecektir. Yıllardan beri sürekli karşı karşıya kaldığımız Polis için özlük haklarında çalışmalar devam ediyor, sözünün bir türlü gerçekleşmemesi geçmişten günümüze derin bir hayal kırıklığına, küskünlüğe neden oldu. Bu da böyle gelmiş böyle gider anlayışının kültürleşmesi ile sonuçlandı. Şimdi bu kabullenişi sona erdirmek için çırpınıyorum,heyacan ile inanç ile ve azim,kararlılıkla çırpınıyorum. Çünkü Anayasa,Anayasa Mahkemesi ve Danıştay İçtihatları bizi haklı buluyor.
Değerli Meslektaşlarım, Polis Kanun adamıdır, görevi gereği delil, iz, belge adamıdır. Bizim de kendi özlük kanunumuza dair bilmemiz gereken hususları uzun zamandır anlatıyorum, yazıyorum. Şimdi şöyle bir örnek vererek, belge ile anlatmak istiyorum.
501 sayılı KHK ile Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesine B fıkrasının c bendinden sonra ,
" Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarı ile Hazine ve Dış ticaret Müsteşarı için..................9 yıllık süre hesabında dikkate alınır diye alınır. " diye kural getiriliyor.
501 sayılı KHK ile getirilen bu düzenleme 3911 sayılı yetki kanununa dayandığı için ve bu yetki kanunu AYM ile iptal edildiği için DMK 68.maddenin B fıkrasının c bendinden sonra getirilen düzenleme AYM ( 1993/32 Esas,1993/32 Karar ile iptal ediliyor.
Bahse konu düzenleme DMK 68.madde B fıkrasının c bendinden sonra idi.AYM 1993/32 Esas, 1993/32 Karar iptal ile kanuna işleniyor.
Şimdi bunun aynısını 3911 sayılı yetki kanununa dayanılarak çıkarılan 486 sayılı KHK ( ETK Ek 21.madde ) için düşünün. Bizim içinde aynısı olacak. Bu Ya Yargı kararı ile olacak, Ya TBMM kararı ile olacaktır.
Allah'ın izniyle bu iş tamamdır. Sadece zamanını bilemiyorum. Umudunuz daim olsun. ☺
3201 SAYILI EMNİYET TEŞKİLATI KANUNU EK 21. MADDE DÜZENLEMESİNİN HUKUKİ ANALİZİ
Emniyet Hizmetleri Sınıfı personelinin mali haklarını doğrudan etkileyen Ek 21. madde düzenlemesi, aşağıda belirtilen dört ana hukuk unsuru çerçevesinde sakatlıklar barındırmaktadır.
1. Yetki Yönünden Sakatlık (Anayasal Dayanaktan Yoksunluk):
Söz konusu düzenleme, 486 sayılı KHK ile ihdas edilmiştir. Bu KHK’nın dayandığı 3911 sayılı Yetki Kanunu, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Hukuk devleti ilkesi gereği, dayanağı (yetki kanunu) iptal edilen bir düzenleyici işlemin anayasal geçerliliği kalmamıştır.
2. Şekil Yönünden Sakatlık (Kanunilik İlkesinin İhlali):
Anayasa’nın 128. maddesi uyarınca, kamu görevlilerinin mali ve sosyal hakları ancak "şekli bir kanun" ile düzenlenebilir. Ek 21. maddede ödemenin usul ve esaslarının "Bakan Onayı"na bırakılmış olması, yasama yetkisinin devredilmesi ve mali hakların idari tasarrufla belirlenmesi anlamına gelir ki bu durum anayasaya açıkça aykırıdır.
3. Konu Yönünden Sakatlık (Hukuki Tavsif Hatası):
İdare, yapılan ödemeyi "Fazla Çalışma Ücreti" olarak adlandırsa da; Danıştay ve İdare Mahkemelerinin yerleşik içtihatları bu ödemenin fiili çalışmaya bağlı olmayan, aylık maktu bir "Tazminat" olduğunu tescil etmiştir. Tazminat niteliğindeki bir hakkın "ücret" gibi gösterilmesi, personelin gerçek fazla mesai haklarını talep etmesini engelleyen bir hukuk tavsif hatasıdır.
4. Amaç Yönünden Sakatlık (Kamu Yararı ve İnsan Onuru):
Düzenlemenin amacı personelin emeğinin karşılığını vermek olmalıdır. Ancak maktu bir ödeme adı altında, haftalık 40 saatlik yasal sınırın çok üzerinde (12/12 - 12/24 sistemleri) çalışma dayatılması, Anayasa’nın 18. maddesindeki **"Angarya Yasağı"**na ve 41. maddesindeki "Ailenin Korunması" ilkesine aykırıdır. Personelin dinlenme hakkının "sabit ücret" içinde eritilmesi, hizmetin sağlıklı yürütülmesi amacından sapılmasına neden olmaktadır.
Ek 21. maddede yer alan "Fazla Çalışma Ücreti" ibaresi; yetki, şekil, konu ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırı olup, anayasal denetim ve iptal gerektirmektedir.
Devletin Polisi sadece bu konu üzerine 33 yıldır ciddi Anayasal hak ihlali yaşıyor, ciddi hukuksuz kural üzerine görev yapıyor.
@TBMMresmi@tcbestepe@AYMBASKANLIGI , @TC_Danistay
Polis memuru buna izin vermeseydi başına ne gelecekti ve onu kim koruyacaktı? Bu soruna neden olan hukuki çözüm mümkün, çaresi var.
Anayasa ve yasalar gereği alınan kararı doğru buluyorum.Ancak kanunsuz bir emre uymayacak olan polis memurunun hukukunu koruyacak sendika güvencesi olmaması Polisin en büyük sorunlarından biri olarak kalmaya devam edecektir.Sendika gibi güvencesi olmayınca göründüğü gibi, hukuka aykırı görev içinde de olabiliyor. Sebebi arkasında hakkını savunacak bir güvencesi olmaması. Ama polislerin bir güvencesi olsaydı yanlışa hayır dediğinde arkasında bir güç olduğunu bilselerdi, hiç birşey böyle olmazdı. O yüzden Türk Milleti'nin özellikle polis sendikası diye idarecileri zorlaması lazım. Bu olay sadece buzdağının görünen yüzü , polisin sendika gibi bir güvencesinin olmaması ,Allah bilir diğer konularda neleri örtbas ediyor neye göz yumulmasına sebep oluyordur , bilemeyiz.
Bu durum aslında bir "sistem güvenliği" meselesidir. Mevcut yapıda, kanunsuz emre karşı duran bir kamu görevlisinin karşılaştığı en büyük engel, hukuki dayanaktan ziyade kurumsal ve ekonomik yalnızlıktır.Anayasa’nın 137. maddesi (Kanunsuz Emir) memura bir zırh sunsa da, bu zırhın "sahada" ne kadar koruyucu olduğu tartışmaya açıktır. Bahsettiğim gibi, bir güvence mekanizması (sendika gibi) olmadığında süreç şu şekilde işliyorEğer bir memur, kanuna aykırı bir emre direnirse kağıt üzerinde haklıdır; ancak uygulamada şu "dolaylı" yaptırımlarla karşı karşıya kalabilir:
1) "Hizmet gereği" veya "personel ihtiyacı" gibi ucu açık kavramlarla, memur ailesinden uzak, dezavantajlı bölgelere tayin edilebilir.
2) Amirlerin takdir yetkisindeki düşük sicil notları veya performans puanları, memurun mesleki gelişimini yıllarca durdurabilir
.
3) Çalışma arkadaşları ve üstleri tarafından baskı altına alınarak istifaya veya hata yapmaya zorlanabilir.
4) Kanunsuz emre direnç, bazen "emre itaatsizlik" kılıfıyla disiplin soruşturmasına dönüştürülebilir. Memur haklılığını kanıtlayana kadar geçen süreçte ciddi maddi ve manevi kayıplar yaşar.
Sendika ve Kurumsal Güvencenin Eksikliği
Güçlü bir sendika olmadığında; Memur, "Ben hayır dersem çocuklarımın geleceği ne olur?" korkusuyla baş başa kalır. Sendika, bu korkunun karşısına kolektif bir savunma koyar. Bireysel bir dava açmak hem pahalı hem de yorucudur. Sendikalar, profesyonel hukuk bürolarıyla memurun arkasında durarak idarenin keyfi kararlarına karşı bir denge unsuru oluşturur.Sendikal yapı, bu tür sistemik sorunları Meclis ve Kamuoyu gündemine taşıyarak "denetlenme" mekanizmasını kurar.
Memurdan, her zaman kahramanlık yapmasını beklemek sistemik bir hatadır. Asıl olan, memurun kahraman olmasına gerek kalmadan kanunu uygulayabildiği bir sistem inşa etmektir.
Evet " Sendika Güvencesi Polisin Hakkıdır. Avrupa'da 35 Polis Sendikası, Avrupa Polis Konfederasyonu var. Dünya'da yüzlerce polis sendikası örneği var. Türkiye' ise @AYMBASKANLIGI nda karara bağlanmasını beklediğimiz Polis Sendikası #EmniyetSen var. Sendika yasağının sona ermesi için Polisin yüzlerce sebebi var. Umarım ölçülü bir Polis sendika ülkemizde de olur.
Dava konusu işlem, 3911 sayılı Yetki Kanunu’na dayanılarak çıkarılan KHK ile Emniyet Teşkilat Kanunu’na eklenen Ek 21. madde uyarınca tesis edilmiştir. Ancak, söz konusu işlemin temel dayanağı olan 3911 sayılı Yetki Kanunu, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.
Anayasa’nın üstünlüğü ilkesi gereği, dayanağı (Yetki Kanunu) hukuk sisteminden silinmiş bir düzenlemenin (Ek 21. Madde) uygulanmaya devam edilmesi "Hukuk Devleti" ilkesiyle bağdaşmaz.
Yerleşik ve İstikrarlı Danıştay İçtihatları
Anayasa Mahkemesi'nce bir kanun veya KHK hükmünün iptal edilmesi halinde, bu iptal kararının henüz kesinleşmemiş (derdest) davalara etkisi konusunda yüksek yargı organları arasında tam bir görüş birliği mevcuttur.
✅Danıştay 4. Dairesi (E.2011/2546, K.2011/3384): "İptal edilen hükümler esas alınarak uyuşmazlığın çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği" açıkça hüküm altına alınmıştır.
✅ Danıştay 4. Dairesi (E.2011/2428, K.2011/3386): İptal kararının Resmi Gazete’de yayımlanmamış olmasının veya yürürlük tarihinin ertelenmiş olmasının, derdest davalarda iptal sonuçlarından yararlanmaya engel teşkil etmeyeceği vurgulanmıştır.
✅Danıştay 2. Dairesi (E.2004/1545, K.2005/1886): Görülmekte olan davada iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanılmasının anayasal bir zorunluluk olduğu belirtilmiştir.
✅ Danıştay 5. Dairesi (E.2008/4294, K.2011/4933): AYM iptal kararlarının "tespit edici" nitelikte olduğu, yani kuralın başından beri sakat olduğunun tescili anlamına geldiği, bu sebeple derdest davalarda davacı lehine uygulanması gerektiği karara bağlanmıştır.
✅Güncel İçtihatlar (İDDK E.2017/2012, K.2018/3120 ve 12. Daire E.2019/3412, K.2021/450):
Danıştay'ın en üst kurulu ve uzmanlık daireleri, iptal kararının derdest davalara "derhal" uygulanması gerektiğini 2021 yılına kadar uzanan kararlarıyla tescil etmiştir.
Anayasa Mahkemesi, Danıştay Yüksek yargının tüm daireleri,
Anayasa’ya aykırılığı saptanmış bir kuralın yargı organı eliyle uygulanmaya devam edilmesini "Anayasal İhlal" olarak nitelendirmektedir.
Anayasa Mahkemesine ,somut norm denetim başvurusunun gerçekleşmesi üzerinde durmak ve İptal davasının öncülüğümde açılması; bu dava ile birlikte , bu kuraldan dolayı da sıkıntı içinde olan her bir meslektaşım "hukuki şemsiyemizin altına girebilir ve nihayetinde de Allah'ın izniyle hak arama mücadelemiz lehimize zaferle sonuçlanacaktır.
Bu dava Anayasamızın 153.maddesine göre de Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.
Evet meslektaşlarım siz gerçek kişiler olarak bu dava sizi de bağlar. İlgilenmeyenleri de bağlar. 😇😀